ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti dönemindeki Ermeni politikaları – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______01.01.2018_______

ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti dönemindeki Ermeni politikaları

Ömer Lütfi Taşçıoğlu

Ermeni sorunu ve Ermenilerin I. Dünya Savaşı dönemindeki isyanları ele alınırken Ermeni isyanlarının çıkarılmasında rol alan ülkeler olarak İngiltere, Fransa ve Rusya sayılmakta, ancak ABD’nin rolü adeta görmezden gelinmektedir. Oysa söz konusu isyanların çıkarılmasında ve Ermenilerin günümüzde de devam eden soykırım iddialarının ve Türkiye Cumhuriyetinden tazminat ve toprak taleplerinin arka planında ABD’den aldıkları desteğin de çok önemli rolü bulunmaktadır.

ABD’nin Ermeni isyanları üzerindeki etkileri “ABD’nin Osmanlı Devleti’ndeki Faaliyetleri ve Ermeni Politikası” adlı makalede ele alınmıştır. Bu çalışmada ABD’nin Cumhuriyet dönemindeki Ermeni politikaları ele alınmak suretiyle ABD’nin Ermeni politikalarının tamamının incelenme ve değerlendirmesine imkân sağlanmış olmaktadır.

Çalışmada Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki genel durumun ve Lozan Konferansında ABD’nin izlediği Ermenistan kurulmasına ilişkin politikaların kısa bir özeti verildikten sonra, ABD’nin 1923-1964 döneminde, 1965-1990 döneminde, 1991-2000 döneminde, 2001-2008 döneminde ve 2009 yılından sonra izlediği Ermeni politikaları ayrı başlıklar halinde ele alınarak incelenmiş ve sonuç bölümünde tüm bu bölümlerde ele alınan konuların genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı Sonrasındaki Genel Durum ve Lozan Konferansı

Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı coğrafyası yeniden şekillenirken Kafkasları terk etmek zorunda kalan İngiltere bölgede bıraktığı boşluğu ABD’nin doldurmasını ve bu kapsamda ABD mandasında bir Ermenistan kurulmasını arzu ediyordu. ABD yönetimi ise İngiltere’nin de teşviki ile Anadolu topraklarında bir Ermenistan kurulmasına sempati ile bakıyordu.

Bu ortam içinde 22 Nisan 1920’de Paris Konferansı’na çağırılan Osmanlı Devleti’ne Ege bölgesinin Yunanistan’a, Akdeniz bölgesinin İtalya’ya, Güneydoğu Anadolu bölgesinin Fransa’ya bırakılması, Doğu Anadolu bölgesinde bir Ermeni devleti kurulması ve Ermenistan’ın sınırlarının ABD Başkanı Wilson tarafından belirlenmesi 10 Mayıs 1920’de ön şart olarak bildirilmiştir.

San Remo Konferansı’nda alınan kararlar gereğince Ermenistan’ın sınırlarını belirleme görevini kabul eden ABD Başkanı Wilson, 24 Mayıs 1920’de Ermenistan’ın mandaterliği için Kongre’ye müracaatta bulunmuş, ancak ABD Senatosu 29 Mayıs 1920’de Ermenistan’ın mandaterliğini kabul etmediğini açıklamıştır[1].

Amerikan senatosu mandayı kabul etmese de Türk-Ermeni sınırını uygun bulduğu biçimde yeniden çizmeye davet edilen ABD Başkanı Wilson, 22 Kasım 1920’de Ermenistan’ın sınırlarını çizmiş[2], böylece kâğıt üzerinde bir Birleşik Ermenistan Devleti çizilmiştir[3]. Ancak İstiklâl Savaşının kazanılmasıyla İngiltere ve ABD’nin Türk topraklarında Ermenistan kurma planı hayal olmaktan öteye geçememiştir.

Millî mücadelenin kazanılmasını müteakip 20 Kasım 1922’de başlayan ve 4 Şubat-23 Nisan 1923 tarihleri arasında verilen aradan sonra 24 Temmuz 1923’e kadar devam eden Lozan Konferansı’na ABD, yetkili temsilcileri olarak; Roma Büyükelçisi Richard Washburn Child, İstanbul’daki Yüksek Komiseri Amiral Mark I. Bristol ve Bern Büyükelçisi Joseph C. Grew’u atamış, dolayısıyla konferansa gözlemci statüsü ile katılmıştır.

Konferansta Ermenilerle ilgili tüm oturumlarda İngiliz temsilciler ile birlikte Türk karşıtı bir tutum izleyen[4] ABD temsilcilerinin 30 Aralık 1922’de Azınlıklar Alt Komitesi’ne Ermeniler için ulusal yurt talebini içeren bir muhtıra vermesi üzerine Türk heyeti oturumu terk etmiştir[5].

1923-1964 Döneminde ABD’nin Ermeni Politikaları

24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması ile Türkiye Cumhuriyeti savaştığı ülkelerle diplomatik ilişki kurmuştur. 1925 yılına gelindiğinde Türkiye’nin normal diplomatik ilişki içerisinde olmadığı tek ülke ABD idi. 1923 yılında Lozan Barış Konferansı sırasında Türk ve Amerikalı yetkililer arasında görüşmeler yapılmış ve Lozan’ın imzasından iki hafta sonra 6 Ağustos 1923’te Türk-ABD İkili Antlaşmaları imzalanmıştır.

ABD’deki Lozan Antlaşması tartışmaları 1926 yılı sonuna kadar sürmüş ve nihayet 18 Ocak 1927’de Amerikan Senatosu Lozan Antlaşması’nı reddetmiştir[6].

ABD’nin Lozan Antlaşması’nı reddetmesinin gerekçesi ret kararından daha önemlidir[7]. ABD’nin Lozan Antlaşması’nı reddetme gerekçesi Lozan’ın kapitülasyonları kabul etmemesi ve “Ermeni Soykırımını” tanımamasıdır[8].

1923 yılında ABD’de “Lozan Antlaşması’na hayır” kampanyalarıyla yürütülen faaliyetler 1923-1965 yılları arasında da devam etmiştir. Bu yıllar arasında Ermeni Propagandası pasif olarak nitelendirilemeyecek bir dönem geçirmiştir. Söz konusu tarihler arasında okullar ve kiliseler hariç ABD’nin çeşitli eyaletlerinde 34 kuruluş ve bunlara bağlı yüzlerce büro ile Türkiye aleyhine çalışmalar yürütülmeye devam edilmiştir[9].

1923-1965 dönemi, ABD Ermeni politik aktivitelerinin veya daha geniş bir anlamda ABD’de Türkiye aleyhtarı propagandanın Amerikan halkına telkin edildiği yıllar olarak değerlendirilebilir. Zira 1930’lardan 1960’lara, hatta günümüze kadar Yunanlılar ve Ermeniler belli başlı Amerikan üniversitelerinde vakıf ve kürsüler kurmuşlar ve üniversite bünyesindeki Ortadoğu Enstitüleri’nin yönetimini ele geçirmişlerdir. Bunun sonucu olarak Türk tarihinin, Amerikalı öğrencilere Yunan ve Ermeni asıllı kişilerce öğretilmesi gibi son derece garip bir durum ortaya çıkmıştır. Bu suretle bir taraftan Amerikan halkında kötü bir Türk algısı oluşturulurken, diğer taraftan anılan grupların etkisiyle birçok Amerikan üniversitesi Türkiye hakkında olumsuz çalışmaların yürütüldüğü ve Türk düşmanlığının aşılandığı kurumlar haline getirilmiştir[10].

SSCB’nin 19 Mart 1945’te Türkiye’ye bir nota vererek Türk-Sovyet sınırında kendi lehine düzeltmeler yapılmasını ve Türk Boğazlarından kendisine kara ve deniz üssü verilmesini talep etmesinin ardından Türk hükümeti Sovyet tehdidine karşı sığınacağı bir güç arayışı içine girmiş ve 1947 Truman doktrini ve bunu takip eden Marshall yardımı kapsamında 12 Temmuz 1947’de ABD ile imzalanan yardım anlaşmasından ve takip eden süreçte NATO’nun Kore harekâtına katılmasından sonra Türkiye, ABD’ye her yönüyle bağımlı hale getirilmiştir. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde balayı havası yaşanan bu dönemde iki ülke arasında Ermeni sorunundan dolayı herhangi bir kriz yaşanmamıştır.

Ancak Kıbrıs krizi sırasında 1964 yılında Türkiye ile ABD arasında yaşanan Johnson mektubunu ve İnönü’nün cevabını takiben iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmiş ve bu gerginlikten ABD’deki Rum ve Ermeni lobileri yararlanmıştır.

1965-1990 Döneminde ABD’nin Ermeni Politikaları

Ermeniler tarafından sözde soykırımın ellinci yılı olarak kabul edilen 1965 yılından itibaren dünya üzerindeki Ermeni lobilerinin ve Diasporasının çabalarına paralel olarak ABD’deki Ermeni lobisi de faaliyetlerine hız vermiştir.

Bu döneme damgasını vuran en önemli olay 27 Ocak 1973 tarihinde Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir’in ABD’nin Kaliforniya Eyaleti’nin Santa Barbara şehrinde yaşlı bir Ermeni tarafından katledilmesi olmuştur. Bu dönemde ABD yönetiminin kendi vatandaşı olan Ermenilerin cinayetlerine engel olacak tedbirler almak yerine, Ermeni seçmenleri tatmin etmek üzere soykırım söylemlerine ve Ermenilerin haklılığına vurgu yapan açıklamalar yapmayı tercih ettiği, Amerikan basınının da bu tür açıklamalara destek olduğu müşahede edilmiştir.

1974 yılında Yunanlı Albay Nickos Sampson’un Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak üzere darbe girişiminde bulunması üzerine Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak başlattığı Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ABD’nin Türkiye’ye ambargo uygulamaya başlaması üzerine Türkiye buna cevap olarak 13 Şubat 1975’te Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ilan etmiş, 25 Temmuz 1975’te ise Türkiye-ABD Savunma İşbirliği Anlaşmasını feshederek ortak savunma tesislerindeki faaliyetleri askıya almıştır. Türkiye’nin ülkesindeki tüm ABD üslerini askıya alması iki ülke arasındaki ilişkileri tekrar gerginleştirmiş ve bu olaydan sonra ABD’deki Rum ve Ermeni lobilerinin Türkiye aleyhindeki faaliyetleri ivme kazanmıştır. Türk-ABD ilişkilerinin gerginleşmesinden kısa bir süre sonra ilginç bir şekilde Lübnan’da ASALA (Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia-Ermenistan’ın Kurtuluşu İçin Gizli Ermeni Ordusu) örgütü kurulmuştur. ASALA terör örgütünün kuruluşunda ABD’deki Diaspora Ermenilerinin maddi destek sağladığı artık bilinen bir gerçek haline gelmiştir.

ASALA ile PKK (Partiya Karker Kurdistan -Kürdistan İşçi Partisi)’nın 8 Nisan 1980’de Lübnan’ın Sidon kentinde ortak bir basın toplantısı düzenleyerek Türkiye’ye karşı ortak eylem kararı aldıklarını açıklamalarını takip eden süreçte Türkiye’nin yurt dışı temsilciliklerine düzenlenen saldırılar, PKK ve ASALA terör örgütleri tarafından ortaklaşa üstlenilmiştir. Ancak 1984 Eruh-Şemdinli baskınından sonra ASALA ilginç bir şekilde ortadan kaybolmuş, başka bir deyişle görevini PKK’ya devretmiştir.

ABD’de Türkiye Cumhuriyeti aleyhine faaliyette bulunan Ermeni örgütleri arasında en önemli iki örgüt Amerikan Ermeni Milli Komitesi (ANCA) ve Amerikan Ermeni Asamblesi (AAA)’dir. 1980’li yıllardan itibaren ABD Parlamentosu’nda etkin bir şekilde lobi faaliyeti yürüten ANCA ve AAA, Washington’un Ankara politikaları üzerinde oldukça etkili olmuş ve çeşitli aralıklarla Kongre’ye taşıdıkları “Ermeni tasarıları” ile Ankara-Washington ilişkilerinde gerginliklere yol açmışlardır[11]. Bu iki örgüt kontrol ettikleri Ermeni seçmenlerin oyları sayesinde ABD’li politikacılar üzerindeki oldukça etkili bir konuma sahip olmuşlardır. ABD’nin belirli bölgelerinde toplu olarak bir arada yaşayan Ermenilerin oyları hem başkanlık seçimlerinde başkan adaylarını hem de 100 üyeli Senato ve 435 üyeli Temsilciler Meclisi seçimlerinde yarışan Parlamento adaylarını cezbeder bir hal almıştır. Örneğin California eyaletine bağlı Pasadena, Burbank ve Glendale bölgelerinde Ermeni oylarını alacak kişi Temsilciler Meclisi’ne girmeyi garantilemiş olmaktadır. Bu üç bölge ve özellikle “Küçük Ermenistan” olarak adlandırılan Glendale bölgesindeki oylar, 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’ne 50’nin üzerinde milletvekili gönderen California eyaletinin seçimlerdeki kaderini belirlemektedir[12]. Bölgedeki Ermeni kiliselerinin de katkısıyla Ermenilerin oylarını toplu olarak tek bir partiye yönlendirmesi bölgenin seçim sonuçlarını etkilediğinden seçimler sırasında ABD’li oy avcıları için Ermeni toplumu önemli bir kitle haline gelmiştir. Bu nedenle 1980’lerin sonunda “Baba Bush” döneminden başlayarak günümüze kadar ABD’nin tüm başkan adayları başkanlık seçimleri öncesinde ABD’de yaşayan Ermenilere yönelik özel politikalar geliştirmiş ve başkan seçildikleri takdirde “Ermeni soykırımını” tanıma sözü vermişlerdir[13]. Ermeni seçmenlerinin başkanlık ve parlamento seçimlerinde sahip olduğu etkiyi çok iyi değerlendiren Ermeni ileri gelenleri yönetim kademelerine geldiklerinde bu gücü sınırsız şekilde kullanmaktadır. Bu konuda somut bir örnek verecek olursak; California valisi George Dökmeciyan, 24 Nisan’ı “Ermeni soykırım” günü ilan eden bir açıklama yapmış ve 24 Nisan 1985’te eyaletteki tüm bayrakları yarıya indirtmiştir[14]. Benzer uygulamalara ABD’nin çeşitli eyaletlerinde hemen her gün rastlanmaktadır.

ABD’deki Ermeni lobisinin çalışma taktiklerinden birisi de Parlamento senatörlerini sık sık Ermenistan’a kısa gezilere götürmeleridir[15]. Bu gezilere katılan senatörler Ermeni sempatizanı haline gelmekte ve dönüşlerinde gerek kamuoyunda gerekse senato toplantılarında Ermeni Diasporasına destek veren açıklama ve faaliyetlerde bulunmaktadır[16].

7 Aralık 1988’de “Sovyet Ermenistan’ında” meydana gelen depremde ABD Başkanı Bush, kendisi deprem bölgesine gitmese de oğlu Jeb Bush ile 12 yaşındaki torunu George Bush’u yardım malzemesi götüren uçaklardan biriyle 23 Aralık 1988’de Ermenistan’a göndermiştir. Amerikan televizyonları Jeb Bush’u gözyaşlarını silerken görüntülemiş ve Jeb Bush’un ABD’ye dönüşünde Baba Bush; “Bu belki benim oğluma verebileceğim en büyük Noel hediyesi oldu” sözleriyle Ermenilerin sempatisini kazanmaya çalışmıştır[17].

Benzer şekilde 1990 yılında Ermenistan’a götürülen ABD’li Senatör Pell gezi dönüşünde 24 Nisan’da bölgeye gittiğini, Ermeni mültecilerle konuştuğunu ve onların ne kadar acılar çektiğini gördüğünü ABD basınına ve Senatosuna anlatmıştır[18].

Yukarıda örnekleri verildiği üzere ABD’de çok sayıda politikacı Ermeni oylarını alabilmek için Ermeni Diasporasını destekledikleri halde ABD’li bazı bilim adamları Ermeni sorununda daha gerçekçi ve tarafsız bir tutum izlemektedir. Ermeni Diasporasının ABD’deki faaliyetlerinde gerçek dışı beyanlarda bulunarak Amerikan halkını yanılttığını, bu amaçla ABD’li parlamenterleri kullandığını ve Ermenilerin zorunlu göçten önce yaşadıkları topraklara geri dönebilmek üzere soykırım yalanına başvurduklarını tespit eden bazı ABD’li bilim adamları ABD Başkanı’na ve Ermeni lobisine destek veren parlamenterlere mektuplar göndererek Türklerin haksız yere suçlanmasını önlemeye çalışmaktadır. Bunlardan ABD’li Psikoloji Profesörü Sarabehar Kosnik, Nisan 1985’te ABD Başkanı Ronald Reagan’a ve Kongre’de Ermeni lobisinin ileri gelen isimlerinden Senatör Carl Levil’e birer mektup göndererek tarihi bir yanılgı içinde bulundukları uyarısında bulunmuştur[19]. Ancak söz konusu mektuplar muhatapları üzerinde beklenen etkiyi sağlayamamıştır.

ABD’deki Ermeni lobisi soykırım iddialarıyla ilgili olarak sadece 1985 yılında Kongre’den dört tez tasarı çıkartma teşebbüsünde bulunmuştur[20].

Bunlardan birincisi Robert Roe tarafından sunulan H.J.R. 37 sayılı tasarı, ikincisi mart ayında California Milletvekili Tony Coelho tarafından sunulan 192 sayılı tasarı, üçüncüsü yine mart ayında Cari Levin tarafından sunulan S.J.R. 101 sayılı tasarı, dördüncüsü ise nisan ayı sonunda Ermeni kökenli California Milletvekili Charles Paşhayan tarafından sunulan H.R. 142 sayılı ABD dış politikasının Ermeni soykırımını dikkate almasını isteyen tasarıdır.

192 sayılı tasarıya karşı çıkan aralarında Bernard Lewis, Justin Mc Carthy, Dankward Rustow, Heath W. Lowry, J.J. Hurewitz’in de bulunduğu ABD’li 69 akademisyen bir bildiri hazırlayarak ABD Temsilciler Meclisine göndermiştir. Bildiride; “zorunlu göç sırasında hayatını kaybedenlerin acılarının paylaşıldığı, ancak bu acıların toplumlar arası mücadeleler, hastalık, açlık ve karşılıklı kıyımlar gibi nedenlerle meydana geldiği, her iki tarafın da olaylardan zarar gördüğü, bu dönemde yaşananların faturasının Türkiye Cumhuriyetine çıkarılamayacağı ve arşiv araştırmaları sonucunda belirlenebilecek olaylar hakkında ABD Parlamentosu tarafından karar alınmasının ABD yasama usullerinin güvenirliğine zarar vereceği” belirtilerek yasa tasarısının geri çekilmesi istenmiştir[21].

ABD’deki Ermeni lobisi Kongreye yasa tasarıları sunmanın yanı sıra Türkiye aleyhine faaliyet gösteren diğer gruplarla da işbirliğinde bulunmaktadır. ASALA ve PKK’nın 8 Nisan 1980’de Lübnan’ın Sidon kentinde ortak bir basın toplantısı düzenleyerek Türkiye’ye karşı ortak eylem kararı aldıklarını açıklamasından[22] ve özellikle ASALA’nın görevini 1984’te PKK’ya devretmesinden sonra ABD’deki Ermenilerin Rumlarla ve bölücü Kürtlerle ilişkileri yoğunlaşmıştır. Bu kapsamda 22 Mart 1986’da New York’ta Ermeniler ve Rumlar bölücü Kürtlerle “Strateji ve Eylem Birliği” adı altında bir toplantı düzenlemiştir. Toplantıyı müteakip Ermeni ve Yunan lobisince sağlanan maddi destekle New York’ta bir “Kürt Kütüphanesi” kurulmuştur. Kütüphanede yapılan toplantıya Bonn’daki Kürt Enstitüsü yöneticilerinden Yekta Geylani de katılırken, Amerikan Helenik Enstitüsü Halkla İlişkiler Müdürü Dean Lomis, toplantıda yaptığı konuşmada ayrılıkçıları her bakımdan destekleyeceklerini söylemiştir. Kütüphanede yapılan toplantıya katılan Ermeni Ulusal Kongresi yöneticileri ise; “Kürtlerin, Ermeniler, Rumlar ve Yunanlılarla strateji ve eylem birliği yapmasını istemiş, böylece Amerikan kamuoyunu Türkiye aleyhinde yönlendirme çabalarının hız kazanacağını” belirtmiştir[23].

1987 yılında bölücü terör örgütü PKK ile Ermeniler arasında yeni bir anlaşma daha yapılmıştır. Söz konusu anlaşmada Ermenilerin PKK terör örgütü içinde eğitim faaliyetlerinde bulunması, bu kapsamda PKK terör örgütüne her yıl için eğiteceği adam başına 5.000 ABD Doları ödenmesi ve eğitilen Ermenilerin küçük çaplı eylemlere katılması kararlaştırılmıştır[24].

1987 yılının Nisan ayında ise Ermeni lobisinin California’da yaptığı çalışmalar sonucunda California Eyalet Senatosu, 24 Nisan’ı “Ermeni Soykırımını Anma Günü” ilan eden kararı çıkarmıştır. ABD Kongresi’nde de 23 Nisan’da Temsilciler Meclisi’nde, 24 Nisan’da ise Senato’da “Ermenileri Anma Günü” etkinlikleri düzenlenmiş, aynı yıl Ermeni lobisi “sözde soykırım” karar tasarısını tekrar Temsilciler Meclisi’ne sunmuştur. 1987 yılında ABD Temsilciler Meclisi’nce Genel Kurul’a sevk edilen 132 sayılı tasarının oylanması öncesinde dönemin Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ’ın yoğun çabaları sonucu tasarı 201 evet oyuna rağmen 2/3 çoğunluk sağlanamadığından reddedilmiştir[25].

1989 yılından itibaren Ermeni lobisi, “sözde soykırımın” 75. yılı olan 1990 yılı için büyük hazırlıklar yapmış ve 29 Eylül 1989’da Kansas Senatörü Robert Dole tarafından Senato Genel Kurulu’na sunulan “Ermeni Tasarısı” 1990 yılının şubat ayının üçüncü haftasında görüşülmeye başlanmıştır[26].

Temsilciler Meclisi ve Senato’da yapılan tartışmalardan sonra, Adalet Komisyonu’na sevk edilen Senatör Dole’un 1990 yılının “Ermeni Soykırımı’nın 75. Yılını Ulusal Anma Günü” olarak anılmasını öngören 212 sayılı karar tasarısı Adalet Komisyonunda kabul edilerek Genel Kurul’a gönderilmiştir. 22 Şubat 1990’da ABD Senatosu’ndaki yoğun tartışmalardan sonra yapılan ilk tur oylamada 49 evet oyuna karşı 49 hayır oyu kullanılmış, ancak gerekli oy sayısı olan 60 oya ulaşılamadığından Ermenilerin istediği karar çıkarılamamıştır, Ermenilerin ve Senatör Dole’un yoğun çabaları sonucunda tasarının tekrar ele alındığı ve kabulü için 51 evet oyunun gerektiği ikinci tur oylamada ise tasarı 48’e karşı 51 oyla reddedilmiştir[27].

1991- 2000 Döneminde ABD’nin Ermeni Politikaları

SSCB’nin dağılmasının ardından 1991 yılında Ermenistan’ın bağımsızlığını ilan etmesi ABD tarafından memnuniyetle karşılanmış ve ABD, Ermenistan’ı ilk tanıyan ülkelerden biri olmuştur. Şubat 1992’de ise Erivan’da büyükelçilik açmıştır.

Uluslararası güvenlik penceresinden bakıldığında ABD’nin, Ermenistan’ı Kafkasya ve genel olarak Ortadoğu ve Orta Asya çerçevesinde ele aldığı görülmektedir[28].

ABD bu kapsamda daha çok ekonomik ve diplomatik araçları kullanmayı tercih etmiştir. 1992 yılında Ermenistan ile ABD arasında ticaret alanında üç anlaşma imzalanmıştır. Ermenistan parlamentosunda onaylanan anlaşmaların uygulanması ancak 1995 yılında mümkün olabilmiştir. Bu anlaşmalar “Ticari ilişkiler Anlaşması”, “Yatırım Anlaşması” ve “Yatırımların Korunması Anlaşmasıdır”. Anlaşmaların oluşturduğu yasal zemin üzerinde bugün Ermenistan’da 70 kadar ABD firması iş yapmaktadır[29]. Ancak ticari ilişkilerin ve yabancı yatırımların önemli bir kısmı Amerikalı Ermeniler tarafından gerçekleştirilmektedir.

ABD-Ermenistan ilişkilerinin önemli bir boyutunu da ABD’den Ermenistan’a yapılan ekonomik yardımlar oluşturmaktadır. 1992 yılından 2002 yılına kadar geçen süreçte ABD’nin Ermenistan’a yapmış olduğu toplam yardımların miktarı 1,2 milyar dolar, aynı dönemde Azerbaycan’a yaptığı yardımların toplamı ise sadece 165 milyon dolardır. 2004 yılına gelindiğinde ise ABD’den Ermenistan’a bağımsızlık sonrası yapılan toplam yardımların miktarı 1,5 milyar doları aşmıştır[30]. Bu miktar her geçen yıl artarak devem etmektedir. ABD 2016 mali yılı bütçesinde Ermenistan’a yaptığı ekonomik yardımı % 22 oranında artırmıştır[31].

ABD Ermenistan’la sürdürdüğü ticari ilişkilerin yanı sıra siyasi alanda da bu ülkeye destek olmakta ve Ermenistan’ın dış politikadaki saldırgan tutumunu da görmezden gelmektedir. 1992 yılında Ermenilerin 366. Rus Motorize Alayı’nın desteğinde Hocalı’ da yaptıkları katliama rağmen ABD Temsilciler Meclisi’nde Ermenileri kınayan tek bir oturum bile yapılmamış, tersine ABD’li milletvekilleri Türkiye ve Azerbaycan’ı suçlayan konuşmalar yapmıştır.

1993, 1994, 1995, 1996, 1997 ve 1998 yıllarında ABD Kongresi’nde Ermeni soykırımını anma toplantıları düzenlenerek gerek Temsilciler Meclisi’nde gerekse Senato’da önceki yıllarda öne sürülen “Türk aleyhtarı” tezlerin tekrarı yapılmış ve ABD tarafından Türkiye ve Azerbaycan’a karşı baskı politikası izlenmiştir. 1998 yılında Ermeni lobisi yeni bir karar tasarısı girişiminde daha bulunmuş, Temsilciler Meclisi’ndeki Ermeni lobisi milletvekillerinden David Bonior ve George Radnovich tarafından imzaya açılan 55 sayılı karar tasarısı ile soykırım iddiaları tekrar gündeme taşınmış, ancak başarılı olamamıştır[32].

1999 yılının Kasım ayında biri Cumhuriyetçi diğeri ise Demokrat kanada mensup iki milletvekili tarafından 134 üyenin imzasıyla “Ermeni Soykırımı Konusunda Eğitim ve Anma Kararı” adını taşıyan yeni bir Ermeni tasarısı Kongre’ye sunulmuştur[33]. Tasarıda 1915-1923 yılları arasında Anadolu’da 2.000.000 Ermeni’nin tehcire tabi tutulduğu ve bunlardan 1.500.000’inin öldürüldüğü ileri sürülmüş ve ABD Dışişleri Bakanlığı ve konuyla ilgili diğer kamu görevlilerinin konu üzerine eğilmeleri talep edilmiş, ayrıca ABD başkanlarının her yıl 24

Nisan’da yayınladıkları ve “katliam” sözcüğü ile ifade ettikleri olayları “soykırım” olarak tanımaları istenmiştir.

Tasarıda yer alan rakamlara bakıldığında Anadolu coğrafyasında yaşayan 750.000 Ermeni’den zorunlu göçe tabi tutulan 438.758[34] Ermeni’nin sayısının 2.000.000’a, göç sırasında hayatını kaybeden 56.610[35] Ermeni’nin sayısının ise 1.500.000’e çıkarıldığı görülmektedir. Söz konusu çarpıtmayı yapanların; zorunlu göç öncesi yıllarda açtıkları misyoner okulları[36] ve hastaneleri ile Ermeni isyanının çıkarılmasında önemli rol oynayan[37] bir ülkenin Parlamentosu’nun üyesi olmaları konuyu daha ilginç kılmaktadır.

Kasım 1999’da Kongre’ye sunulan 398 sayılı Ermeni tasarısı 14 Eylül 2000’de görüşülmeye başlanmış ve görüşmeler öncesinde 28 Haziran 2000’de Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan Ermeni lobisi faaliyetlerini yürüten ABD’li parlamenterlerle bir toplantı yapmıştır[38]. Toplantıyı müteakip 398 sayılı Ermeni tasarısı ABD Temsilciler Meclisi’nin Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin 14 üyeli “Uluslararası Operasyonlar ve İnsan Hakları Alt Komitesinde” görüşülmeye başlanmıştır.

398 sayılı tasarının Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin Uluslararası Operasyonlar ve İnsan Hakları Alt Komitesi’nden geçerek Uluslararası İlişkiler Komitesi’ne taşınması üzerine konu 29 Eylül 2000 tarihinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK)’nda ele alınarak tartışılmıştır.

MGK toplantısı sonucunda; Ermeni lobisinin iddialarıyla ilgili gelişmelerin esefle karşılandığı belirtilmiş ve Ermeni sorununa karşı daha etkin tedbirlerin alınması kararlaştırılmıştır. Ermenistan’ı uyaran ve ABD’ye karşı sitemde bulunulan açıklamada, girişimlerin militan Ermeni çevrelerin yönlendirmesiyle gündeme getirildiği ifade edilmiş, “sübjektif yargılar, sahte belgeler, dâhili ve harici politik kazanımlar esas alınarak yürütülmek istenen gayretlerin, bölge ve dünya barışına olumlu katkısının olmayacağı düşünülmektedir” denilmiştir. MGK’nın açıklamasında; “Tarihi gerçekler, resmî belgeler, kilise kayıtları ve şahitler ortada oldukça aynı coğrafi bölgede birlikte yaşamak zorunda olan iki halkın arasına aslı olmayan konular yaratarak, nifak tohumları sokmanın ve buna itibar etmenin taraflara kazanç sağlamayacağının bilinmesi, başta komşu ülke Ermenistan yönetimi ve halkı ile herkesin yararına olacaktır” ifadesine yer verilmiştir[39].

Cumhurbaşkanı Sezer başkanlığında yapılan MGK toplantısında konu üzerinde alınabilecek tedbirler de tartışılmıştır. Görüşülen bu tedbirler doğrultusunda Türkiye, ilk olarak H-50[40] numaralı hava koridorunu kapatmayı ve Erivan’a yapılan charter seferlerini durdurmayı düşünmüştür[41]. Dışişleri Bakanlığı’nın yapmış olduğu çalışmalarla belirlenen tedbirler arasında ise, Erivan’ın Ankara’nın toprak bütünlüğünü tanımamasının oldukça önemli olduğu ve söz konusu durumla ilgili bir kampanyanın başlatılması gereği üzerinde durulmuştur. Bu amaçla, ilk olarak 23 Ağustos 1990’da Ermenistan Cumhuriyeti’nin yayınlamış olduğu Bağımsızlık Bildirgesi’nde vurgulanan konuların üzerine gidilmesi kararlaştırılmıştır.

Konuya ilişkin açıklamada; “23 Ağustos 1990 tarihli Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’nin bildirgesinin 11. maddesinde yer alan “Ermenistan Cumhuriyeti, 1915’te Osmanlı Türkiye’sinde ve Batı Ermenistan’da işlenen Soykırımın uluslararası alanda kabul edilmesi için sürdürülecek çabaları destekleyecektir” ifadesi ve Türkiye’nin Doğu Bölgesi’ni Batı Ermenistan olarak tanımlaması, düzenlenecek bu kampanyada üzerinde hassasiyetle durulması gereken öncelikli konular arasında yer almıştır. Ermenistan’la sınırları belirleyen 1921 tarihli Kars Antlaşmasının tanınması çağrısında bulunulması gibi uygulamaların yapılması da kararlaştırılmıştır” ifadelerine yer verilmiştir[42].

Bilindiği gibi Ermenistan Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Akdeniz ve Doğu Karadeniz bölgelerinin bir bölümünü Batı Ermenistan olarak adlandırmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti topraklarından 19 ili içine alan[43] söz konusu bölge Ermenistan ve ABD okul atlaslarında[44] ve Ermenistan Dışişleri Bakanlığı web sitesinde de Batı Ermenistan olarak gösterilmektedir[45].

ABD’de Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin Uluslararası Operasyonlar Dış Operasyonlar Alt Komitesi’nde 398 sayılı karar olarak kabul edilen Ermeni tasarısı 3 Ekim 2000’de Uluslararası İlişkiler Komitesi’nde tartışılmaya başlanmış ve görüşmeler sonunda tasarı H.R.596 olarak Temsilciler Meclisi’ne havale edilmiştir[46].

Tasarının ABD Temsilciler Meclisi Alt Komitesi’ne sevkini müteakip Türkiye Cumhuriyeti’nin izlediği kararlı tutum ve MGK’ da ele alınan kriz yönetim senaryosu kapsamında Ermenistan’a hava koridorunun kapatılması, Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesi’nde Türkiye’den “Batı Ermenistan” olarak söz edilmesine karşı gerekli girişimlerin başlatılması ve özellikle “Çekiç Güç’ün görev süresinin uzatılmaması konularında alınması düşünülen tedbirler, Türkiye’nin bu konudaki kararlılığının gösterilmesi açısından ABD yönetimi üzerinde beklenen etkiyi sağlamış ve ABD Başkanı Bill Clinton Temsilciler Meclisi Başkanı nezdinde girişimde bulunmak zorunda kalmıştır. Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert’e bir mektup gönderen Clinton; tasarının Temsilciler Meclisi’nden geçmesinin Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin onarılamayacak şekilde bozulmasına neden olacağını ifade ederek tasarının Genel Kurul’a getirilmemesi talebinde bulunmuştur[47]. Bu gelişmeler üzerine Dennis Hastert 20 Ekim 2000’de Ermeni tasarısını geri çekmek zorunda kalmıştır.

 2001-2009 Döneminde ABD’nin Ermeni Politikaları

İkinci ABD-Irak savaşının başlamasını takip eden süreçte, Amerikan yönetiminin bölgede Türkiye’ye olan ihtiyacı nedeniyle Ermeni tasarıları bağlamında Türkiye için önemli bir sıkıntı yaşanmamıştır. Ancak 2005 yılının haziran ayında Ermeni lobisinin kongredeki temsilcisi California milletvekilleri Cumhuriyetçi George Radanovich ve Demokrat Adam Schiff ile Ermeni Dostluk Grubu Eş Başkanı Joe Knollenberg ve Frank Pallone tarafından H.RES. 316 sayılı tasarı ABD Temsilciler Meclisi’ne sunulmuş ve Senato’ya S.RES. 320 numarası ile aynı amaçla sevk edilen tasarı Uluslararası İlişkiler Komitesi’nden 40 evet, 7 hayır oyu alarak geçmiştir[48].

Haziran 2005’te ABD Temsilciler Meclisi’ne ve Senatosu’na eşzamanlı olarak sunulan ve her ikisinde de kabul edilen 195 Sayılı Kararda; “Kongre 1915-1923 Ermeni Soykırımını anmakta ve Türkiye Cumhuriyeti’ni, öncül devleti olan Osmanlı İmparatorluğunun işlediği Ermeni Soykırımı suçunu tanımaya ve Ermenistan Cumhuriyeti ve Ermeni halkı ile yakınlaşma içine girmeye zorlamaktadır. Kongre, Türkiye’nin belirli koşulları yerine getirmesi şartıyla Avrupa Birliği’ne üyeliğini desteklemektedir” ifadelerinin yer almasının yanı sıra 2.000.000 Ermeni’nin tehcir edildiği ve bunlardan 1.500.000’inin öldüğü iddialarına da yer verilmiştir.

ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu’nun ortak kararı incelendiğinde akıl almaz suçlamalar ve hatalarla dolu olduğu görülmektedir.

ABD Kongresinin; “1915-1923 Ermeni Soykırımı” ifadesi ile ne soykırım olarak ne de katliam olarak adlandırılması vicdanen ve hukuken mümkün olmayan Ermeni zorunlu göçünü “soykırım” olarak nitelendirmesinin yanı sıra, 27 Mayıs 1915 tarihinde çıkartılan kanunla başlanan ve 15 Mart 1916 tarihinde son verilen zorunlu göç sürecini Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılına kadar uzattığı yani Türk İstiklal Harbi dönemini de soykırım olarak nitelendirdiği görülmektedir.

“Temsilciler Meclisi; Türkiye Cumhuriyeti’ni, Ermeni Soykırımı suçunu tanımaya ve Ermenistan Cumhuriyeti ve Ermeni halkı ile yakınlaşma içine girmeye zorlamaktadır” cümlesi; Türkiye Cumhuriyeti’ne işlemediği bir suçu kabul etmeyi ve Türkiye topraklarını “Batı Ermenistan” olarak kabul eden bir ülke ile yakınlaşmayı dayatan, uluslararası diplomatik teamüllere uymayan, nezaketsizliğin de ötesinde hakaret içeren bir ifadedir.

“Temsilciler Meclisi, Türkiye’nin belirli koşulları yerine getirmesi şartıyla AB (Avrupa Birliği) üyeliğini desteklemektedir” ifadesi ise Türkiye’nin AB üyeliğini AB’nin Türkiye’ye dayattığı “Türkiye’nin Ermenilere soykırım uyguladığı iddiasını kabul etme” şartına bağlamaktadır.

Kararda geçen “Teşkilatı Mahsusa’nın Ermeni nüfusunu imha etmek için hapishaneden serbest bırakılmış zorba suçlulardan oluşan “kasap taburları” oluşturduğu” ifadesi ise hiçbir somut delile dayanmadan bir ulusu insan kasaplığı ile suçlayan kabul edilemez bir hakarettir.

Kararda İstanbul’dan “Konstantinopolis” olarak söz edilmesi, ABD yönetiminin, 550 yıldır Türklerin elinde bulunan İstanbul’u Türk toprağı olarak kabul etmeyi içine sindiremediğini göstermektedir.

Kararda; 24 Nisan 1915’te tutuklanan Komite liderlerinden “Ermeni aydını ve cemaat lideri” olarak söz edilmekte ve bu kişilerin çoğunun kısa süre sonra öldürüldükleri iddia edilmektedir ki bu iddia bütünüyle gerçek dışıdır.

24 Nisan 1915’te haklarında tutuklama emri çıkarılan 235 Ermeni komite liderinden 226’sı yakalanabilmiş ve bunlar Ayaş ve Çankırı cezaevlerine nakledilmiştir[49]. Ermeni yazar Peter Balakian ise 24 Nisan 1915’te İstanbul’da tutuklanıp daha sonra Fransa’ya göç eden ve bir rahip olan amcası Grigoris Balakian’ın hatıralarına dayanarak İngilizceye çevirdiğini belirttiği 2009 basımlı Armenian Golgotha adlı kitabında Ayaş’ta hapis bulunan Ermeni komitecilerin sayısını 62, Çankırı’da hapis bulunan komitecilerin sayısını ise 69 olarak göstermiştir[50]. Söz konusu tutuklu Ermeniler katledildi ise Grigoris Balakian’ın hapisten çıktıktan sonra Fransa’ya gitmesi nasıl açıklanabilecektir?

Diğer yandan söz konusu komite liderlerinin tamamı hapishaneye konulmamış, Çankırı’ya gönderilenler ikişer-üçer kişilik gruplar halinde yazlık evlere yerleştirilmiş ve şehir/kasaba içinde serbest olarak dolaşmalarına müsaade edilmiş, sadece günde bir kez polis karakoluna uğrayarak bölgeyi terk etmediklerini göstermeleri mecburiyeti getirilmiştir[51]. Hatta bunlardan Arşak oğlu Mardiros ile Arşak Diradoryan adlı Ermeniler maddi durumlarının iyi olmadığını belirterek kendilerine maddi yardım yapılması talebinde bulunmuş ve talepleri kabul edilmiştir[52].

Yapılan tahkikat sonucunda Çankırı’da denetimli serbestlik cezasında bulunan Ermenilerden 35’inin suçsuz olduklarına karar verilerek İstanbul’a dönmelerine izin verilmiş, 25’i suçlu bulunarak Ayaş’a nakledilmiş, 57’si ise Zor bölgesine sevk edilenlerle birlikte Zor’a gönderilmiştir. Yabancı uyruklu komite lideri 7 Ermeni’den 3’ü sınır dışı edilmiş, 4’ü ise hapiste tutulmaya devam edilmiştir. Kalan Ermenilerden 31’i af edilmiş, bunlardan 13’ü İzmit’e, 10’u Eskişehir’e, 2’si Kütahya’ya, 2’si Bursa’ya, 2’si Kastamonu’ya, 1’i Geyve’ye, 1’i[53] ise Kayseri’ye gönderilmiştir.

Ayaş’ta tutulan komitecilerden Taşnak lideri Serkis Bağdıkyan 9 Mart 1918’de ölmüş[54], Mondros Mütarekesinin imzalanmasından sonra Karnik Madukyan, Kirkor Hamparsumyan ve Pantuvan Parzisyan serbest bırakılmış[55], kalanlar ise İngiliz işgal kuvvetlerinin İstanbul’u işgalinden sonra salıverilmiştir[56].

Kararda; “2.000.000 Ermeni’nin tehcir edildiği, bunlardan 1.500.000 kadın, erkek ve çocuğun katledildiği, canını kurtaran 500.000 kişinin ise evlerinden kovulduğu” öne sürülmektedir.

Oysa Osmanlı Devleti Dahiliye Nezareti Sicil Umum Müdürlüğünce 1914 yılında yapılan nüfus sayımına göre Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin tamamının sayısı 1.294.851 kişidir[57]. Ancak bu rakama zorunlu göçle hiçbir ilgisi bulunmayan ve Osmanlı Devleti’nin Suriye, Filistin gibi diğer topraklarında yaşayan Ermeniler de dahidir. O dönemdeki yabancı yazarlar da Ermeni nüfusunu 780.750- 1.330.000 arasında göstermektedir Bunlardan Trotter Ermeni nüfusunu 780.750, Rolen Jakmen 1.330.000, Cuinet 838.125, Zelenof 921.000, Vamberi 1.131.000, Lynch ise 1.058.484 olarak vermektedir. Osmanlı Ermenileri için bağımsızlık talebinde bulunulan vilayetler için Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan’ın verdiği rakam da 1.150.000 kişidir[58]. Zorunlu göç kararının uygulandığı Anadolu coğrafyasındaki Ermeni nüfusu ise 736.000 kişi olup bu nüfusun 438.758’i için göç kararı uygulanmış ve bunlardan 382.148’i göç yerlerine varmıştır. Aradaki fark sadece 56.610 kişi olup bunlardan 25.000-30.000 kadarı Tifo, Dizanteri gibi hastalıklardan ölmüştür[59].

ABD Kongresi’nin kararına göre ise Anadolu’da yaşayan toplam Ermeni sayısının iki katı Ermeni göç ettirilmiş, göç ettirilen 438.758 Ermeni’nin üç katı Ermeni ölmüştür. Hiçbir mantık kuralına uymayan böyle bir hesaplamayı yapabilmek gerçekten maharet isteyen bir iştir ve bu mahareti Ermenilere sempatik görünerek oy toplamak için Ermenilerin hazırladıkları tasarıyı mantık süzgecinden geçirmeden imzalayan ABD Kongre üyeleri göstermiştir.

2007 yılında Ermeni lobilerinin etkisiyle ABD Temsilciler Meclisi’ne yeni bir Ermeni tasarısı daha getirilmiştir. 30 Ocak 2007’de Temsilciler Meclisi’nin 110. oturumunda Ermeni lobisinin önde gelenlerinden Demokrat Parti milletvekilleri Adam Schiff ve Frank Pallone ile Cumhuriyetçi Parti milletvekilleri George Radartovich ve Joe Knollenberg tarafından sunulan H.RES.106 numaralı tasarıda yine 2005 yılında kabul edilen karar metninde geçen ifadeler tekrarlanmış ve “Osmanlı İmparatorluğu’nun 1915-1923 yılları arasında Ermenilere soykırım uyguladığı, yaklaşık 2.000.000 Ermeni’nin sınır dışı edildiği, bunlardan 1.500.000 kadın, erkek ve çocuğun öldürüldüğü, kurtulan 500.000 Ermeni’nin de evlerinden kovulduğu” iddiaları tekrarlanmıştır[60].

ABD Temsilciler Meclisi’nin Dışişleri Komitesi, tehciri soykırım olarak nitelendiren H.RES.106 numaralı tasarıyı 21’e karşı 27 oyla kabul etmiştir. Oylamayı, Ermeni tasarısına karşı Türkiye’nin tezlerini anlatmak üzere Washington’a giden, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Egemen Bağış başkanlığındaki TBMM heyeti ile Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy da izlemiş, ancak karara karşı gereken tepki gösterilmemiştir.

ABD, Temsilciler Meclisinde ve Senatosunda alınan Ermeni yanlısı kararların yanı sıra Ermenistan’a yapılan yatırımlar ve ekonomik yardımlar yoluyla Ermenistan ekonomisini desteklemekte ve Türkiye ile Ermenistan’ın iyi ilişkiler kurmaları suretiyle Rusya’yı güneyinden çevrelemeyi ve Ermenistan üzerindeki Rus etkisini kırmayı da planlamaktadır.

Bu kapsamda Washington 2004-2008 döneminde Ermenistan sınır kapısını açması için Türkiye’ye baskı yapmaya başlamıştır. Amerikalıların bu konudaki isteklerinden biri de KarsTiflis demiryolu hattının onarılarak, Türkiye ile Ermenistan arasında doğrudan kara ve demiryolu bağlantısının sağlanması hususudur[61]. ABD, daha önce Kars-Gümrü-AyrumMarneuli-Tiflis yolu ile Gürcistan’a ve Kars-Gümrü-Erivan-Nahcivan-Meğri-Bakü yolu ile Azerbaycan’a bağlantısı olan Ermenistan demiryolu hattının yeniden işletmeye açılması suretiyle Türkiye ile Ermenistan’ın birbirine bağlanarak Karabağ’ın işgalinden sonra kapatılan Türkiye’nin Ermenistan hududunun dolaylı yoldan açılmasına ve Türkiye ile Ermenistan’ın yakınlaştırılmasına çaba harcamaktadır. Ancak Türkiye’deki temeli 2008’de 3 cumhurbaşkanı tarafından atılan hat Ermenistan’ı dışarıda bırakarak Kars-Tiflis-Bakü hattı olarak planlanmış ve hattın inşasına başlanmıştır. Böylece daha başlangıçta ABD’nin demiryolu hattı üzerinden Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladığı ambargoyu kırma ve Türkiye ile Ermenistan’ı yakınlaştırma planı suya düşmüştür. 30 Ekim 2017’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Gürcistan Başbakanı Giorgi Kvirikaşvili ile Kazakistan Başbakanı Bakıtcan Sagintayev ve Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov’un katılımıyla açılan Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının Çin’i Avrupa’ya bağlayacağı hususu ön plana çıkarılmakla birlikte ABD açısından konunun önemi halen Asya ve Uzakdoğu ile Avrupa arasındaki tek seçenek olan Rusya güzergâhının tekelinin sona erdirilmesi ve ileride Ermenistan’ın da bu hatta bağlantısının yapılması suretiyle Ermenistan’a uygulanan ambargonun kırılması noktalarında kendini göstermektedir. Ancak Ermenistan Cumhurbaşkanı Serkisyan’ın Ağrı’nın Ermenilere ait olduğuna ilişkin demeçleri ortadayken projenin Ermenistan’a da bağlanmasının sadece Ermenistan’ın saldırgan politikalarına ve ABD’nin bölgedeki çıkarlarına hizmet edeceği, Türkiye’nin ise somut hiçbir kazanımı olmaksızın karşılıksız taviz veren ülke durumuna düşeceği açıktır[62].

2009 Yılından Sonra ABD’nin Ermeni Politikaları

ABD Temsilciler Meclisinde ve Senatosuna sunulan ve Türkleri soykırımla suçlayan karar tasarıları 2009 yılından itibaren hız kazanarak devam etmiştir. H.RES.106 numaralı tasarıdan iki yıl sonra 17 Mart 2009’da 2005 ve 2007 yıllarındaki Ermeni tasarılarının mimarı California Milletvekili Adam Schiff, bu defa 252 sayılı tasarıyı hazırlayarak ABD Temsilciler Meclisine sunmuştur. Tasarının Temsilciler Meclisi’ne sunulmasından bir ay sonra Nisan 2009’da Türkiye’yi ziyaret eden ABD Başkanı Barak Obama TBMM’nde yaptığı konuşmada Heybeliada Ruhban Okulunun açılması, farklı etnik grupların kültürel haklarının artırılması ve Kıbrıs konusundaki taleplerinin yanı sıra Türkiye’nin Ermenistan hududunu açması talebini de   dile getirmiştir[63].

252 sayılı tasarıda yer alan hususlar 2005 yılında Kongre’ye getirilen HCON 195 IH numaralı kararla ve 2007 yılında Kongre’ye getirilen H.RES. 106 numaralı kararla büyük ölçüde örtüşmektedir:

252 sayılı tasarı 4 Mart 2010’da ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde görüşülerek 22’ye karşı 23 oyla kabul edilmiştir.

Kararda; 27 Mayıs 1915 -15 Mart 1916 tarihleri arasında uygulanmış olan zorunlu göçten söz edilirken “Ermeni tehciri 1915’ten 1923’e kadar uygulanmıştır ve yaklaşık 2.000.000 milyon Ermeni’den 1.500.000 erkek, kadın ve çocuk öldürülmüş, hayatta kalan 500.000 kişi evlerinden sürülmüştür” denilmek suretiyle bir yandan 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile çizilen sınırların “Wilson tarafından çizilen haritada yer alan Ermenistan ve Kürdistan’ı ihtiva etmemesi nedeniyle” ABD açısından kabul edilemez olduğuna dolaylı olarak vurgu yapılmakta ve Ermeni göçü ile hiçbir ilgisi bulunmayan İstiklal Harbi dönemi de sözde soykırım tarihi içine alınmakta, diğer yandan Anadolu’da yaşayan 736.000 Ermeni’nin sayısı önceki iki kararda olduğu şekilde 2.000.000’a çıkarılmak suretiyle yaşayandan çok Ermeni’nin üstelik tasarlanarak öldürüldüğü iddia edilmekte ve zorunlu göç sırasında Osmanlı Devleti tarafından alınan insani tedbirler görmezden gelinmektedir.

Oysa 1919 Paris görüşmelerinde Bogos Nubar Paşa yaklaşık 600.000-700.000 kadar Ermeni’nin tehcir edildiğini bildirmiştir. Ayrıca Patrikhane savaş sonunda Anadolu’daki toplam Ermeni sayısını en az 644.000 olarak vermektedir[64]. Cemiyet-i Akvam ise 1922 yılında dünyadaki Türkiye Ermenilerinin sayısını 817.873 olarak açıklamaktadır. Üstelik aynı belgeye göre Müslüman olan veya Türkiye’de kalan 281.000 Ermeni bu rakama dâhil değildir[65]. Diğer yandan savaş sonrasında Ermeni Patrikhanesi tarafından İngiltere ve Fransa büyükelçilerine gönderilen bir memorandumda 1914-1918 yılları arasında “200.000 Ermenin öldürüldüğü” iddia edilmektedir. Bu memorandum, Paris Barış görüşmeleri öncesinde Amerikan delegasyonuna verilen bir rapora (Report Presented to the Preliminary Peace Conference by the Commission on the Responsibility of the Authors of the War and on the Enforcement of Penalties, March 29, 1919) da aynen yansımıştır. Bu kararda da görüldüğü üzere 1919’da Ermeni Patrikhanesi Ermeni kayıp sayısını 200.000 olarak tahmin etmektedir[66].

ABD’li tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy zorunlu göç kararı öncesinde Anadolu’da yaşayan Ermenilerin sayısının 750.000 kadar olduğunu belirterek, bunların büyük bir kısmının daha savaş çıkmadan başka ülkelere göç ettiğini, bunların yok sayılması ve Türklerin Anadolu’da yaşayan Ermenilerin tamamını katlettiğinin varsayılması halinde bile Türklerin iddia edildiği gibi 1.500.000 Ermeni’yi katledebilmesi için her bir Ermeni’yi 2 kez öldürmesi gerektiğini, bunun ise imkânsız olduğunu söylemektedir[67].

4 Haziran 2009’da Huffpost World’te bir makale yazan ABD eski Başkanı Ronald Reagan’ın hukuk danışmanı Bruce Fein’in I. Dünya Savaşında ve göçler sırasında Ermeni ve Türklerin kayıplarına ilişkin tespitleri ise şu şekildedir:

“Ermeni papazı Vahan Vardapet Osmanlı Ermenilerinin sayısını 1.200.000 olarak vermektedir. Bogos Nubar Paşa ise Anadolu’dan 700.000 Ermeni’nin savaşta başka ülkelere göç ettiğini, 280.000 Ermeni’nin ise geride kaldığını ifade etmektedir. Bunların tamamı bile ölmüş olsa ölen Ermeni sayısı 280.000 kişi olur. Ermeni- Amerikan Asamblesi’nden George Montgomery ise Ermeni kayıplarının 500.000 kadar olduğunu belirtmektedir. Aynı dönemde Anadolu’da ölen Türklerin sayısı ise 2.400.000 kişidir. Ancak bundan hiç kimse söz etmemektedir. Beyaz Saray 1981’de araştırma yaptı, Ermenilerin 2 milyonun üzerinde Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı. Ermeniler, kendi arşivlerini açmıyor, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor”[68]. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun azınlıklara karşı “müthiş” sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü. Ermeni terör çeteleri Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlıları öldürdü. Bu rakamın 2 milyon civarında olduğu bir gerçek. Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. Burada asıl önemli konu, Ermenilerin ihanetidir. Osmanlı da kendisini savundu. Özellikle ABD’de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük menfaat sağlıyor. ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermenileri karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak” [69] .

Bruce Fein’in yukarıdaki ifadeleri ABD yönetimi tarafından yapılan arşiv araştırmaları sonucunda asıl katliamın Ermeniler tarafından Türklere uygulandığının ortaya çıkarıldığını, ancak Ermenilerin gerçeklerin açıklanmasını önlediklerini göstermektedir. Bütün bu belge ve açıklamalar ortadayken 252 sayılı kararda 1.500.000 Ermeni’nin katledildiğinin belirtilmesi bilgisizlikle açıklanabilecek bir durum değildir. Bu ifadenin kararda nasıl yer aldığının cevabı ancak ABD yönetiminin Ermeni Diasporasına alet olmasıyla açıklanabilecek bir husustur.

Kararda 24 Mayıs 1915 tarihinde, İttifak Güçleri, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın bir başka devleti “insanlık suçu işlemekle” itham eden ortak bir açıklama yayımladıklarına vurgu yapılmakta, ancak Osmanlı Devleti’nin bu ortak açıklamaya verdiği aşağıda özet olarak sunulan cevaptan söz edilmemektedir.

“Osmanlı Hükümeti sözü geçen bildirinin kapsadığı ifade ve maddeleri kesinlikle reddeder. Osmanlı ülkelerinde Ermenilere karşı katliam yapıldığı yalandır. İngiltere, Fransa ve Rusya Ermenileri isyana kışkırtmıştır. Bab-ı âli, kara ve deniz hudutlarının korunması, güvenliği için gerekli göreceği her çeşit tedbirleri uygulamayı milli görevlerinden sayar ve bundan dolayı hiçbir yabancı hükümete hesap vermek zorunda değildir. İngiliz ve Fransız deniz kuvvetleri kumandanları Çanakkale’de gezici ve sabit hastaneleri topa tutarken ve Rusya hükümeti Ermeniler vasıtasıyla Kars yakınlarında oturan binlerce Müslümanı kılıçtan geçirir ve Kafkasya’da aldığı Osmanlı esirlerini yine aynı Ermeniler vasıtasıyla yok eder ve bunları açlık ve susuzluk içinde merhametsizce öldürürken; İngiltere, Fransa ve Rusya hükümetlerinin insanî duygulardan dem vurmaları garip değil midir? Kafkasya’da, Fas’ta, Mısır’da, Hindistan’da ve başka yerlerde çıkan isyanlar sırasında, bunları bastırmak için son derece şiddet göstermiş ve tamamen insanlığa aykırı hareketlerden geri durmamış olan İngiltere, Fransa ve Rusya hükümetlerinin, alınması gerekli ve son derece adaletle uygulamış olduğu tedbirlerden dolayı Osmanlı Hükümetini suçlamaları doğru olamaz. Osmanlı Hükümeti, bu olaylarda en basit devlet haklarını kullanmaktan başka bir şey yapmamışken, Osmanlı Hükümeti ileri gelenleri ile bastırma tedbirleriyle ilgili bulunan memurların sorumlu tutulacaklarına dair yayınlar, hiçbir karşılığa lâyık değildir.

Şikâyet etmeye mecbur olduklarını sandıkları olayların bütün sorumluluğu söz konusu ihtilal hareketlerini kendileri tertip ve idare ettikleri için daha çok üçlü itilâf hükümetlerine aittir”[70].

ABD kararında; Savaş Bakanı[71] Enver Paşa[72], İçişleri Bakanı Talat Paşa[73] ve Denizcilik Bakanı[74] Cemal Paşa’nın[75], Ermeni Soykırımı’nın baş düzenleyicileri oldukları ve suçlarından dolayı idam cezasına mahkûm edildikleri, ancak bu kararların infaz edilmediği iddia edilmekte ve Osmanlı Devleti’nin bakanlarından bahsedilirken unvanları kullanılmadan sadece isimleri verilerek aşağılamada bulunulmaktadır.

Oysa bu üç kişi, “Ermeni halkına karşı katliamlar organize etmek ve uygulamaktan” değil, ülkeyi yenilgiyle sonuçlanan bir savaşa sokmak gibi siyasi bir suçtan dolayı gıyaplarında yargılanarak mahkûm edilmişlerdir.

Enver Paşa, 4 Ağustos 1922’de Tacikistan’da, Belçivan yakınlarında Ermeni kökenli Rus Agop Melkovian komutasındaki Ruslarla çarpışırken üzerine düşen havan topuyla şehit olmuş ve Çeğen köyüne gömülmüş, cenazesi Türkiye’ye getirilerek 4 Ağustos 1996’da Şişli’deki Abidei Hürriyet Şehitliğine defnedilmiştir.

Talat Paşa 15 Mart 1921 tarihinde, Almanya’da bir Ermeni komiteci olan Soghomon Tehlirian tarafından suikasta uğrayarak şehit edilmiş, cenazesi 1943 yılında alınan Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye’ye geri getirilmiş ve Abide-i Hürriyet şehitliğine gömülmüştür.

Cemal Paşa ise 21 Temmuz 1922’de, Tiflis’te Karakin Lalayan ve Sergo Vartanyan adlı iki Ermeni komiteci tarafından şehit edilmiş, cenazesi Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa tarafından Erzurum’a getirilerek Kars Kapı Şehitliğine defnedilmiştir.

TBMM, 27 Haziran 1926’da yürürlüğe giren bir kanunla, Ermeniler tarafından şehit edilen Talat Paşa, Cemal Paşa, Bahattin Şakir, Sait Halim Paşa ve Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in ailelerine yardım yapılmasını kararlaştırmıştır. Yani Osmanlı Devleti işgal altındayken işgal kuvvetlerince kurulan özel mahkemelerde yalancı şahitlerin tanıklıklarıyla yargılanarak haklarında idam kararı verilen Osmanlı Devlet adamlarının tamamının naaşları Türkiye Cumhuriyeti döneminde şehitliklere nakledilmiş ve ailelerine şehit maaşı bağlanmıştır. Dolayısıyla ABD Temsilciler Meclisi kararında söz konusu devlet adamlarının Ermenilere soykırım uyguladıkları için idama mahkûm edildiklerinin iddia edilmesi gerçekleri yansıtmamaktadır.

Kararda; “Ermeni Soykırımının ve ülke içindeki hukuki noksanlıkların, Avusturya, Fransa, Almanya, Büyük Britanya, Rusya, Birleşik Devletler(ABD) , Vatikan ve daha birçok ülkenin ulusal arşivlerinde kuşkuya yer bırakmayacak kanıtlarla belgelendiği ve bu geniş kanıt birikimindeki olguların, olayların ve sonuçların birbirinin aynısı olduğunun görüldüğü” iddia edilmektedir.

Oysa İstanbul’un işgalini müteakip İttihat ve Terakki’nin ileri gelenlerini Malta’ya süren itilaf devletleri İstanbul ve taşradaki büyükelçilik ve konsolosluklarında görev yapan Ermeni tercümanlar ile İngiliz, Fransız ve Amerikalı tarihçi ve hukukçularını seferber ederek Ermeni iddialarını kanıtlayacak delil arayışı içine girmişler, ancak ne kendi denetimlerindeki Osmanlı arşivlerinde ne de Paris, Londra ve Washington’daki arşivlerinde buna dair en küçük bir belge bile bulamamışlardır[76]. Nitekim bu husus Washington’daki İngiliz büyükelçiliğinden İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na 13 Temmuz 1921’de gönderilen belgede de özet olarak şu şekilde bildirilmiştir:

 “….Bu durum karşısında ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda mevcut raporlarda Türkler aleyhinde majesteleri Hükümetinin elinde esasen bulunmakta olan bilgiyi teyit etmek amacıyla dahi kullanılabilecek nitelikte hiçbir delile rastlanmadığından korkarım ki, bu konuda yeni bir soruşturma yapmak için Amerikan Hükümeti’ne müracaat edilmesinden herhangi bir şey elde etme umudu yoktur. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın yakın bir tarihte durumu açıklığa kavuşturmak çaresini görememesinden üzüntü duyuyorum.

Büyükelçi R. C. Craigie”[77]

Bu rapor üzerine İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Kraliyet Başsavcılığı’ndan Malta’daki Türkler aleyhine “hukuki bir dava açılamıyorsa siyasi bir dava açılmasını” istemiş, ancak Başsavcılığı ikna edememiştir. İngiliz Kraliyet Başsavcılığı, 21 Temmuz 1921 tarihli bir yazıyla, “eldeki kanıtlarla” Malta’daki Türklerden hiçbirinin Ermeni katliamı gerekçesiyle cezalandırılamayacağını İngiliz Hükümeti’ne kesin bir dille bildirmiş, bunun üzerine İngiliz Hükümeti, Malta’daki tutuklu Türkleri serbest bırakmak zorunda kalmıştır[78].

Nitekim Türk Hükümeti tarafından Ermenistan Cumhuriyetine önerilen zorunlu göç olaylarının araştırılması için ortak bir tarih komisyonu kurulması ve çalışma sonuçlarının her iki tarafça kabul edilmesi teklifi Ermenistan tarafından reddedilmiştir. Ermenistan’ın teklifi reddetmesinin sebebi Osmanlı Devleti’ni suçlamaya imkân verecek hiçbir belge bulunmamasından kaynaklanmaktadır[79].

Kararda ABD’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Sefiri Morgenthau’ın ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği raporda “Osmanlı İmparatorluğu hükümetinin politikasını “bir ırkı yok etme kampanyası” olarak tanımladığı” belirtilmektedir.

Hâlbuki ABD’nin Mersin konsolosu Edward Natan’ın büyükelçi Morgenthau’a gönderdiği 30 Ağustos 1915 tarihli raporda; “Osmanlı devletinin zorunlu göçü son derece intizamlı şekilde sevk ve idare ettiği ve muhtaç Ermenilere yardım yaptığı” bildirilmiştir. Ancak büyükelçi Morgenthau gerçekler yerine, yanında kâtip olarak çalışan Agop S. Andonian ile hukuk müşaviri ve tercüman olarak çalışan Arshag K. Schmavonian adlı Osmanlı Ermeni’si iki kişinin kaleme aldığı raporları ülkesine göndermeyi tercih etmiş ve bu belgeler daha sonra James Bryce, Alman Lepsius ve tarihçi Arnold Toynbee tarafından Türkiye aleyhinde propaganda aracı olarak kullanılmıştır[80].

Morganthau’ın anılarını konu eden kitap esasen kendisi tarafından değil, 15.000 Dolar karşılığında Burton J. Hendrick tarafından kaleme alınmıştır[81]. Kitapta yazılanlar ile Morgenthau’ın kendi tuttuğu “Günlük Hatıra Defteri” karşılaştırılınca kitapta yer alan saptırmalar açıkça ortaya çıkmaktadır. Heath Lowry kitapta yer alan bilgilerin gerçekleri nasıl saptırdığını “The Story Behind Ambassador Morgenthau’s Story” (Büyükelçi Morgenthau’ın Hikâyesinin Perde Arkası) adlı kitabında detaylı olarak anlatmaktadır[82].

Morgenthau’dan sonra İstanbul’da görev yapan Amiral Bristol de raporlarında Morgenthau’ı taraf olmakla ve katliam haberlerini abartılı olarak bildirmekle suçlamıştır. Diğer yandan Morgenthau’ın eserinin 1918 yılında Paris Barış Konferansında Ermenistan delegasyonunun devlet kurma taleplerini desteklemek üzere yazılmış bir propaganda eseri olduğu kanaati bilim çevrelerinde hâkimdir[83].

Kararda; ABD Senatosu’nun 11 Mayıs 1920 tarihli 359 numaralı kararının, General Harbord’ın Raporu’nda yer alan “kesme, şiddet, işkence ve ölüm olaylarının 100 güzel Ermeni vadisi üzerindeki etkisi sürüyor” ifadelerinin ardından alındığı bildirilmiştir.

Oysa General Harbord’ın Anadolu’da yaptığı incelemelerin sonucunda sunduğu raporunda “Ermeni soykırımı diye bir olayın meydana gelmediği ve Ermenilerin çok sayıda Türk’ü katlettiği” belirtilmiştir[84]. Ancak raporda yer alan bilgilere rağmen ABD Senatosu, 11 Mayıs 1920 tarihinde Ermenilere mezalim yapıldığına ilişkin 359 numaralı Kongre kararını çıkarmıştır[85].

ABD’nin ACRNE (American Committee for Relief in the Near East-ABD Yakın Doğu’ya Yardım Komitesi) adlı kuruluşu ise Doğu Anadolu’daki insan kayıplarını araştırmak amacıyla 1919’da Yüzbaşı Emory H. Niles ve Arthur E. Sutherland Jr.’ı bölgeye göndermiş, bu ikili Bitlis’ten Trabzon’a kadar geçtikleri tüm noktalarda Ermenilerin Müslümanlara çok büyük saldırı ve zulümlerde bulunduklarını, köylerde ve kasabalarda meydana gelen yıkımlardan büyük oranda Ermenilerin sorumlu olduğunu, Ermeni saldırıları sonucunda, ülke halkından geriye eski nüfusunun sadece dörtte birinin kaldığını ve ülkede bulunan binaların sekizde yedisinin Ermeniler tarafından talan edildiğini tespit etmiştir[86].

Amiral Mark L. Bristol’ün, Türkiye’de görev yaptığı sırada 12 Mart 1926 tarihinde yazdığı aşağıda yer alan hususlar da Ermeni iddialarının hayal mahsulü olduğunu ve “katliama maruz kalanın Türkler olduğunu” göstermektedir[87]:

“…Ermeni ve Süryanilerin kuvvetlerini Rusya ordusu ile birleştirdikleri güneye doğru olan bölgede, Amerikalılardan aldığım raporlara göre, Hıristiyanlar Müslüman nüfusu tamamen imha etmişler, o kadar ki, yörede “yaşayan tek bir canlı hatta köpek, kedi, tavuklar bile kalmamıştır”. Ne var ki raporların bu kısımları Ermeni yazarlar tarafından özenle gizlenmektedir[88] .

Kararda; “Ermeni nüfusunun yarısından fazlasına tekabül etmesi muhtemel en az 1.000.000 Ermeni’nin öldürüldüğü veya sürüldüğü ve bu durumun, Amerikan, Alman ve İngiliz arşivlerinde yer alan belgelerle ve o dönemde görev yapan diplomatların raporlarıyla da desteklendiği” öne sürülmüştür.

Bu madde; kararın 1. maddesinde geçen “1.500.000 Ermeni’nin öldürüldüğü” ifadesi ile ayrıca ABD’nin Mersin konsolosu Edward Natan’ın büyükelçi Morgenthau’a gönderdiği 30 Ağustos 1915 tarihli raporunda yer alan “ Osmanlı devletinin Ermeni göçünü son derece intizamlı şekilde sevk ve idare ettiği ve muhtaç Ermenilere yardım yaptığı” ifadesiyle ve Almanya’nın Trabzon konsolosu Bergfeld’in 25 Temmuz 1915 tarihli raporunda yer alan “Ermenilere karşı yapıldığı iddia edilen gaddarlıklar hakkındaki iddiaları mesnetsiz buluyorum ve yolda ölen Ermenilerin intihar veya hastalıktan olabileceğini kabul ediyorum” ifadesi ile de çelişmektedir[89].

Kararda Adolf Hitler’in Polonya’ya saldırısına karşı çıkanlara cevaben Hitler’in “Tüm yaşananlara rağmen bugün kim Ermenilerin yok edilmesinden bahsediyor ki?” dediği iddia edilmektedir.

 Böyle bir ifadenin Hitler tarafından hiçbir zaman kullanılmadığını ve bu sözün bir sahte alıntı olduğunu, Ermeni bilim adamı Dr. Robert John, Amerikalı bilim adamı Heath Lowry ve Türk bilim adamı Türkkaya Ataöv ispatlamışlardır[90]. Ermeniler Hitler’in 2. Dünya Harbi’ni başlatan 1 Eylül 1939’daki Polonya saldırısından bir hafta önce Obersalzberg’te Alman generallerine Alman dilinde yaptığı konuşmadaki sözlerinin İngilizce çevirisine konuşma metninde bulunmayan “Ermenilerle ilgili” ekleme yapmıştır. Hitler konuşmasında “ölüm kıtalarıma Polonyalıları çoluk-çocuk, genç-ihtiyar ortadan kaldırma emri verdim” demiş ve Ermenilerin iddiasına göre sözlerine devamla “zaten Ermenileri kim hatırlıyor ki” ifadesini kullanmıştır. Oysa Hitler’in yaptığı konuşmanın orijinal metninde Ermenilerle ilgili böyle bir ifade yoktur[91]. Nitekim savaştan sonra savaş suçlularının yargılandığı Nüremberg Mahkemesi Hitler’in bu konuşma metnini USA-29/786 PS ve USA-30/1014 PS biçiminde numaralayarak onaylamıştır. Ancak bu metinlerde Hitler’in sarf ettiği iddia edilen Ermenilere ait cümle yer almamakta ve her iki belgede de Ermenilerden söz edilmemektedir. Maalesef pek çok bilim adamı, benzeri saptırmaları tespit etmelerine rağmen dile getirememekte, eleştirememektedirler[92]. Çünkü Ermeni Diasporasının fanatikleri Atatürk’e atfedilen bir yalan röportajı ortaya çıkardığı ve eleştirdiği için, The Armenian Review dergisinin editörünü işten attırmıştır[93] .

Kararda; “Soykırımla ilgili ilk karar BM tarafından Lemkin’in önerisi üzerine 11 Aralık 1946’da benimsendi. BM Genel Kurul kararı (96) ve BM Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi, BM’nin mevcut hükümlerini yasalaştırarak benzer suçları önleme ve cezalandırma amacıyla Ermeni soykırımını bir suç olarak tanımladı” ifadesi yer almaktadır.

Ermenilerin hemen her tasarıda yer verdiği bu iddia etkileyici olmakla birlikte asılsızdır. “Ermeni soykırımı” BM tarafından asla kabul edilmediği gibi 1948 sözleşmesinin geriye işlemediği hem sözleşmede hem de Ermeni yanlısı olarak hazırlanıp BM’ye sunulan raporlara karşı yapılan eleştirilerde dile getirilmiştir. 1985’te toplanan Alt Komite, soykırım iddialarına karşı ortaya konulan deliller ışığında raporu kabul etmeyi reddetmiş ve “not” etmekle[94] yetinmiştir

 Kararda; “1985 yılının ağustos ayında, ABD Ayrımcılığı Önleme ve Azınlıkları Koruma Alt Komisyonu’nun 14/1 oyla, “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve cezalandırılması Sorunu” adlı bir çalışma raporunu kabul ettiği ve bu raporda “Nazi sapkınlığı 20. yüzyıldaki tek soykırım olayı değildir. Diğer örnekler arasında 1915-1916’da Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermenileri katliamı gösterilebilecek örnekler arasına girebilir” ifadesinin yer aldığı” iddia edilmektedir.

Kararda geçen en tutarsız iddia; BM İnsan Hakları Komitesinin bir raporunun 1915-1916 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından katledilmesini kabul ettiğine dair bir raporu kabul ettiğidir. Mr. Whitaker raporu olarak hazırlayanın adıyla anılan bu rapor alt komitede kabul edilmemiştir. Tam tersine komite raporu teslim almayı, “alındı” sözcüğünü taslaktan silerek reddetmiş (Dosya E/CN.4/1986/5-E/CN.4/Sub. 2/1985/57; Para.57), bunun yerine “not alındı” şeklinde özel rapora not düşmüştür (E/CN.4/1986/5 E/CN.4/Sub.2/1985/57 sayfa 99. para 1).

Ayrıca taslak 10 lehte, 6 karşı ve 6 çekimser oy ile İnsan Hakları Komitesine sunulmamıştır. Diplomatik ve hukuki açıdan bakıldığında Mr. Whitaker raporu kabul edilmemiş “not” edilmiş ve daha yüksek karar organına transferi reddedilmiştir[95] .

 ABD Kongresi’nin kararı çıkmadan kısa süre önce Ankara ABD’ye adeta bir son dakika heyeti göndermiş ve yapılmaya çalışılanlar son dakikaya sıkıştırılmaya çalışılmıştır90. ABD yönetimi ise Kongre kararının önlenmesinde isteksiz davranmış ve güçlü bir müdahalede bulunmamıştır. Obama belki başkan seçilmeden önce Ermenilere verdiği sözün ağırlığı altında,[96] belki de samimi olarak Ermeni iddialarına destek verdiği için Temsilciler Meclis Dış İlişkiler Komitesi’ni kendi haline bırakmıştır [97].

Ermenistan ise Türkiye’yi açıkça suçlayan ve hakarete varan ifadelerin kullanıldığı ABD Kongresi’nin kararının kabulü için büyük bir çaba harcamış ve oylamadan hemen sonra Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbantyan, “kararı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını” açıklamıştır.

Son dönemde ABD, Ermeniler açısından Türkiye aleyhine siyasi kararlar çıkartılan bir merkez olmanın ötesine geçmiş ve Ermeni terör örgütlerinin teşkilatlandığı ve eğitildiği bir ülke haline de gelmiştir. Eylül 2011’de, ABD’deki Diaspora Ermenilerinin, terör örgütü ASALA’nın bir benzerini canlandırmak için ABD’de “Amerikan Ermeni Lejyonu” adlı bir örgüt kurdukları ve örgüt üyelerine askeri eğitimi verdiklerine ilişkin bir haber basında yer almıştır[98].

Militanlarının fotoğraflarını “www.americanarmenianmilitia.com” adlı internet sitesinde ve Facebook gibi popüler sosyal medya sitelerinde yayınlayan “Amerikan Ermeni Lejyonu” adlı örgüt, internet sitesinde “örgütün amacının; Ermenistan’ın düşmanı addedilen ülke ve gruplara karşı mücadele etmek ve ABD’yi de iç ve dış düşmanlara karşı korumak” olduğunu belirtmektedir. Haberde PKK’ya alternatif olarak kurgulanan örgüt tarafından; komando eğitiminden, bombalı suikast ve keskin nişancılığa kadar pek çok konuda eğitim verildiği, Kaliforniya’nın kırsal bölgelerinde tabanca, tüfek, sniper (keskin nişancı) tüfeği ve ağır silahlarla atış talimi yaptırıldığı ve örgüt içinde suikast benzeri özel operasyonlarda kullanılacak 2 ila 5 kişiden oluşan ateş timleri oluşturulduğu, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), örgütün çalışmaları hakkında bilgi topladığı, Türk Dışişleri Bakanlığı’nın ABD makamlarını, yasadışı faaliyet gösteren silahlı grup konusunda uyardığı bildirilmektedir.

NEO-ASALA yanlısı grupların, ABD’nin yanı sıra Rusya ve Lübnan’da da örgütlendiği, özellikle Lübnan’da çocukların ve gençlerin “İzci” ve “Yaz Kampları” vesilesiyle Türkiye’den intikam almak için Taşnak Partisi’nin ilgili birimleri tarafından Anjar bölgesinde eğitildiği, keskin nişancılık, asfalt altına bomba yerleştirme, uzaktan patlatma ve yakın koruma konularında eğitim verilen Ermeni kamplarının Bourj Hamoud, Fanar, Baabda, Roumieh, Anjar, Beka ve Zghorta’da bulunduğu, ayrıca Mavi Marmara krizinden ötürü son dönemde Türkiye ile ilişkileri bozulan İsrail’in de Neo ASALA projesini perde arkasından desteklediği, örgütün uluslararası aktörlerce (ABD ve AB), PKK’nın bitirilmesi durumunda “B” planı olarak tezgâha sürülecek yeni bir terör örgütü olarak kurgulandığı belirtilmektedir[99].

Konu, 6 Ekim 2011’de Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez tarafından da gündeme taşınmıştır. Eğilmez; “Amerika’da faaliyet gösteren “American Armenian Militia” isimli örgütün “Ermeni, Kürt, Süryani Özgürlük Savaşçıları” adı altında bir şube oluşturarak üyelerine silahlı eğitim verdiğini, zamanı geldiğinde gerçekleştirecekleri silahlı mücadeleyle, Türk topraklarını bölüp kendi aralarında paylaşmayı amaç edinen örgütün sistematik bir şekilde çalışmalarına devam ederek militan sayısını çoğaltmaya çalıştığını, söz konusu çalışmaların internet üzerinden gerçekleştirildiğini, sanal ortamda kendilerine katılanları, çok geçmeden kamplara alıp başta askeri eğitim olmak üzere bir dizi eğitime tabi tuttuğunu ve uygulanan eğitimin zamanla unutulmaması için sistematik bir şekilde devam ettirildiğini, organizasyonun başında ise Amerika’daki Ermeni Diasporasının bulunduğunu, örgütün bütün masraflarının Diaspora Ermenileri tarafından finanse edildiğini” açıklamıştır.

ASALA ve PKK’nın simgelerini taşıyan bu örgütün ambleminin ve Amerikan topraklarındaki silahlı eğitim görüntülerinin ASİMED derneğine ait sitede kamuoyunun bilgisine sunulduğunu belirten Savaş Eğilmez; örgütle ilgili bilgileri bir dosya halinde ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiklerini, Amerikan federal kaynaklarının bu konuyla ilgili mutlaka detaylı bilgileri bulunduğunu, dosyanın gönderilmesindeki amacın, bu tür teröre hazırlık faaliyetlerinden Türk kamuoyunun da haberdar olduğunu hatırlatmak olduğunu ve Türk kamuoyunun beklentisinin, her fırsatta dost ve müttefik bir ülke olduğunu belirten Amerika Birleşik Devletleri’nin en kısa zamanda bu faaliyetlerin önüne geçmesi olduğunu belirtmiştir[100].

Diğer yandan ABD başkanları her yılın 24 Nisan tarihini Ermeni seçmen kitlelerine mesaj aktarmak ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nden Türkiye’nin ulusal çıkarları ile örtüşmeyen tavizler almak için bir araç olarak kullanmaktadır. Bu nedenle her yıl 24 Nisan tarihi yaklaşırken Türk kamuoyu ABD başkanının sözde soykırım için ne diyeceğinin ve muhtemel söyleminin nasıl yumuşatılabileceğinin beklentisi içine girmekte ve ABD başkanlarının Türk milletini suçlarken soykırım yerine başka bir terim kullanmaları adeta bir teselli vesilesi yapılmaktadır. Bu yaklaşım biçimi, değil soykırım, tarihinin hiçbir döneminde en küçük bir katliam bile yapmamış bulunan Türkler için son derece rencide edicidir.

Bundan daha vahimi ABD Başkanı Obama’nın Türkiye’yi ziyareti sırasında 6 Nisan 2009’da TBMM’nde yaptığı konuşmada Türkiye’yi dolaylı olarak soykırım yapmakla suçlayan ve Ermenistan hududunu açmasını isteyen konuşmasının TBMM’nin milletvekilleri tarafından ayakta alkışlanması olmuştur. Kendi ulusuna hakaret eden bir yabancı devlet başkanının ayakta alkışlanması herhalde dünya diplomasi tarihinde başka örneği bulunmayan bir ibret vesikasıdır.

ABD 1918 yılında o dönemdeki başkanı Woodrow Wilson’ın açıkladığı haritayı Türkiye’nin NATO’ya girmesinden sonra uzun yıllar dillendirmemiş, ancak 2. Körfez savaşı yıllarında ABD’li E. Yb. Ralph Peters’a çizdirilen BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) haritası ile yeniden gündeme taşımıştır[101]. Söz konusu haritada Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir bölümü Kürdistan, diğer bir bölümü ise Ermenistan olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla ABD’nin Türk toprakları üzerinde Ermenistan’a bağlı bir Batı Ermenistan oluşturma projesi yeni bir şey değildir. Ancak bunun son yıllarda artık açıkça telaffuz edildiği görülmektedir.

Bu kapsamda son yıllarda ABD düşünce kuruluşlarının ve fikir adamlarının Ortadoğu bölgesindeki gelişmeler kapsamında ABD’nin dış politika seçeneklerini değerlendirirken Ermenistan’ın Türkiye üzerindeki taleplerine de gönderme yaptıkları ve bunları destekleyen kitap ve makaleler kaleme aldıkları gözlemlenmektedir. Bunlardan biri olan ve Amerikan Silahlı Kuvvetlerine bağlı çeşitli akademik birimlerde öğretim üyeliğinin yanı sıra Senato’da da konferanslar veren “Thomas P.M. Barnett” adlı strateji uzmanının; Amerikan ulusal çıkarlarına ilişkin değerlendirmelerini içeren “Pentagon’un Yeni Yol Haritası” adlı kitabında yer alan Türkiye’ye ilişkin tespitleri son derece dikkat çekicidir.

Thomas P.M. Barnett’ın, Pentagon tarafından verilen sipariş[102] üzerine yazdığı kitabında yer alan bilgileri[103] konuya ilişkin makalesinde değerlendiren Ergun Özgen; kitapta yer alan bilgilerin ABD’nin Ortadoğu bölgesini yeniden şekillendirme konusundaki niyetlerini açığa çıkardığını, bu kapsamda ABD yönetiminin kurulacak yapay bir Kürt Devletinin yanında Türkiye’den koparılması düşünülen bölgenin bir bölümünün de Ermenistan’a verilmesi suretiyle güçlenen Türkiye ile Türkistan Türk Devletleri arasındaki coğrafi bağlantıyı koparacak şekilde bir tampon bölge oluşturmak istediğini ve Türkiye ile bu devletlerarasındaki ekonomik, politik ve kültürel dayanışmanın önüne geçmeye çalıştığını belirtmektedir[104].

ABD yönetiminin büyük bölümü Karabağ’da kullanılmak üzere 2017 yılı için Ermenistan’a 22.412 Dolar daha yardım yapmasının bu kapsamda değerlendirilmesi uygun olacaktır[105].

ABD yönetiminin Türkiye üzerindeki hedeflerini açığa çıkaran bir diğer kitap ise CIA Türkiye Masası eski şefi Graham E. Fuller tarafından kaleme alınan “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı kitaptır[106].

Kitapta Türk-Ermeni ilişkileri konusundaki ABD politikalarına da vurgu yapan Graham E. Fuller, Türkiye’nin Ermenistan’a karşı uyguladığı ambargoyu kaldırması ve Ermenistan’la yeniden diplomatik ilişki kurması için ABD’nin ve AB’nin Türkiye’ye baskı yaptığını, esasen Türkiye’nin Ermenistan’a ambargo uyguluyormuş görüntüsü altında hava yoluyla iki ülke arasındaki ticaretin sürdürüldüğünü belirtmektedir[107]1.

Son dönemde ABD ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin arttığı ve özellikle ABD’li senatörlerin Ermenistan’ı sıkça ziyaret ettikleri ve Ermeni tezlerine destek veren açıklamalar yaptıkları görülmektedir. Bu kapsamda Ermeni asıllı Kongre üyesi bayan Jackie Speier Kanchelian’ ın inisiyatifiyle ABD Konre üyelerinden oluşan özel bir heyet 17-22 Eylül 2017 tarihleri arasında Ermenistan’ı ziyaret etmiştir. ABD Kongresine sunulan Ermeni tasarılarını hazırlamak ve desteklemekle ün yapan kongre üyeleri Frank Pallone, Ermeni asıllı Anna Eshoo, David Valadao ile Havai Kongre üyesi Tulsi Gabbard ve Visconsin Kongre üyesi Jim Sensenbrenner de aralarında bulunduğu ve ABD’nin Erivan Büyükelçisi ile Ermenistan’ın Washington Büyükelçisinin de refakat ettiği heyetin ziyaretini değerlendiren Jackie Speier-Kanchelian; “ziyaretin Kongre üyelerinden oluşan en büyük heyetin Ermenistan Cumhuriyetini ziyareti olduğunu açıklamış ve ziyaretin amacının ʺiki ülke arasındaki dostluğu pekiştirmek, Ermenistan’ın içinde bulunduğu yolsuzluk batağından kurtulmasına yardımcı olmak ve Ermenistan’a yapılacak ABD yardımı için yeni olanaklar yaratmakʺ olduğunu belirtmiştir[108].

Takip eden günlerde ABD’nin Kaliforniya eyaletinin Meclis ve Senato temsilcilerinden oluşan bir grup uluslararası hukuka aykırı olarak işgal altında tutulan ve bağımsızlığını ilan ederek Artsakh adını aldığını açıklayan Karabağ yönetimine destek olmak için 8 Ekim 2017’de Karabağ’ı ziyaret etmiştir[109].

Ermenistan Diasporası ABD’li parlamento üyelerinin Ermenistan’a ve soykırım iddialarına desteğini karşılıksız bırakmamış ve 8 Ekim 2017’de Amerikan Ulusal Ermeni Komitesi – Batı Bölgesi (ANCA – WR)’ nin “Yılın Meclis Üyesi – 2017” ödülü Ermeni tezleri ve soykırım tasarılarına desteği ile tanınan ABD’nin Kaliforniya senatörü Anthony J. Portantino’ ya verilmiştir[110].

Sonuç

Kapitülasyonları kabul etmemesi ve Ermeni soykırımını tanımaması nedenleriyle ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi olan Lozan Antlaşmasına paralel imzaladığı ikili antlaşmayı onaylamaması ile ortaya çıkan Ermeni yanlısı politikaları Kore harbini müteakip Türkiye’nin NATO’ya kabul edilmesi döneminde bir süre için kesintiye uğramış, ancak Ermeni zorunlu göçünün ellinci yılı olan 1965 yılından başlayarak ABD yönetiminin Ermeni tezlerine yeniden destek vermeye başladığı gözlenmiştir. Özellikle ABD’ye göç ederek yerleşen Ermenilerin üniversitelerde, düşünce kuruluşlarında ve medyada önemli yerlere gelmeleri Ermenilerin tezlerini ABD yönetimine kabul ettirmelerini kolaylaştırıcı bir rol oynamıştır.

Bu kapsamda özellikle California eyaletine bağlı Pasadena, Burbank ve “Küçük Ermenistan” olarak adlandırılan Glendale bölgelerindeki Ermeni oylarını alacak kişilerin Temsilciler Meclisi’ne girmeyi garantilemiş olmaları ve üç bölgenin California eyaletinin seçimdeki kaderini belirlemesi 1980’lerden başlayarak günümüze kadar ABD’li milletvekilleri ve senatörlerin yanı sıra tüm başkan adaylarının da başkanlık seçimleri öncesinde ABD’de yaşayan Ermenilere yönelik özel politikalar geliştirmelerine neden olmaktadır. Söz konusu politikalar Ermenilerin ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu’nda görüşülen karar tasarılarını Ermeni talepleri doğrultusunda yönlendirmelerine de imkân sağlamaktadır. Bu kapsamda ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu’nda görüşülen Ermenilerle ilgili tüm tasarıların Ermeni görüşlerini yansıttıkları ve tasarıların Türkleri suçlayıcı ifadeler taşıdıkları görülmektedir.

ABD Başkanları ise göreve gelmeden önce seçim sürecinde Ermeni seçmenlere verdikleri soykırımı tanıma sözünün gereğini yapma konusunda Başkanlık koltuğuna oturduktan sonra zora düşmekte ve ABD ulusal çıkarları ile Ermeni seçmenlerinin istekleri arasında sıkışmaktadır. Söz konusu sıkışıklığı Ermenileri tatmin ederken Türkiye’yi de incitmeyecek bir ortak yol bularak aşmayı deneyen ABD başkanları ve yönetimi yaptıkları bazı açıklamalarla ve Kongre’den geçen bazı kararlardan sonra Türkiye ile karşı karşıya gelmektedir.

Bu kapsamda ABD Kongresinden çıkan kararlar Ermeni zorunlu göçü konusunda yeterli derinliğe ve bilgi düzeyine sahip olmayan sadece Ermeni iddialarını yansıtan belgeler izlenimini vermektedir.

ABD yönetimi bir yandan Kongreden Ermeni yanlısı karar tasarıları geçirirken diğer yandan ABD düşünce kuruluşlarının ve Pentagon’un planları doğrultusunda uzun vadeli ABD çıkarları için Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Kürdistan ve Ermenistan oluşturmaya yönelik eylemlere de destek vermektedir.

Gerek Emekli Yarbay Ralph Peters’ın, gerekse halen Pentagon danışmanı ve Askeri Akademi Öğretim üyesi olan Thomas Barnett’ın ve CIA’nın Türkiye masası eski şefi Graham E. Fuller’ın bölgede yeniden yapılanma kapsamında öne sürdükleri alternatiflerin tamamında Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının değiştirilerek federasyona dönüştürülmesini önermelerinin yanı sıra ABD’nin Irak’ta Barzani’ye ve PKK’ya, Suriye’de ise PYD (Partiya Yekîtiya Demokrat-Demokratik Birlik Partisi) ve YPG (Yekîneyên Parastina Gel – Halk Koruma Birlikleri)’ye verdiği açık destek ABD’nin bu konudaki niyetlerinin açık göstergesidir.

Türkiye’yi federasyona dönüştürerek Türkiye’den ayrılacak topraklarda yeni kurulacak küçük devletçikler üzerinden Ortadoğu bölgesindeki su ve enerji kaynaklarını kontrol etmek ve Rusya’yı güneyinden, İran’ı batısından, Türkiye’yi ise kuzeyinden ve doğusundan kontrol etmeyi hesaplayan ABD’nin Ermenistan’a desteği artarak devam etmektedir.

ABD’deki Ermeni lobisinin seçimler üzerindeki etkisi devam ettiği müddetçe ABD Başkanlarının ve Temsilciler Meclisi ile Senatosunun Ermeni yanlısı tutumlarının süreceği ve ABD yönetimlerinin Türk-Ermeni sorunlarında Ermenileri daha çok gözeten politikalar izlemeye devem edeceği görülmektedir.

KAYNAKLAR

1. Arşiv Belgeleri

A. Osmanlı Arşivi

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA.) Hariciye Siyasi Kısmı (HR. SYS). 2886/38-40-45-47-48.

BOA. Dâhiliye Emniyet Umum Müdürlüğü (DH. EUM). 2. Şube, 10/73, 63/54, 68/71-80-8184-101, 69/5-6-7-8-9

BOA. DH. ŞFR. No: 54-A/366, 93/120

B. Türkiye Cumhuriyeti Arşivi

Lozan Barış Konferansı, Tutanaklar-Belgeler, 2001.

C. ABD arşivi

NARA 867.4016/816

NARA 767. 90 g15

USA-29/786 PS

USA-30/1014 PS

U.S. Congressional Records, April 24, 1990

D. İngiliz Arşivi

British Foreign Office Papers, Public Record Office Nu: 371/6504/E.8515: Craigie, British

Chargé d’Affaires et Washington, to Lord Curzon, No:722 of July 13, 1921

2. Kitaplar

Arı, Tayyar (2009), “Amerika’da Siyasal Yapı, Lobiler ve Dış Politika”, MKM Yayıncılık, Bursa

Armaoğlu, Fahir (1991), “Belgelerle Türk-Amerikan Münasebetleri”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara

Aya, Şükrü Server (2013), “Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau”, Belfast

Başak, Tolga (2008), İngiltere’nin Ermeni Politikası (1830-1923), IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul

Balakian, Peter, G. (2009), “Armenian Golgotha”, Alfred A. Konoff, New York

Barnett, Thomas P.M. (2005), “Pentagon’un Yeni Yol Haritası, Çeviren Cem Küçük, 1001 Kitap, İstanbul

Bostanoğlu, Burcu (1999), “Türkiye-ABD İlişkilerinin Politikası”, İmge Kitabevi, Ankara

Er, Turgut ( 2010), “Azaldıktan Tiranlığa”, Sarkaç Yayınları, Ankara

Fuller, Graham E. (2008), Yükselen Bölgesel Aktör; Yeni Türkiye Cumhuriyeti”, Çeviren: Doç. Dr. Mustafa Acar, TİMAŞ Yayınları, İstanbul

Goode, J. Paul (1948), Goode’s School Atlas Physical, Political and Economic for American Schools and Colleges revised and enlarged by J. Paul Goode, Ph. D. Late Professor of Geography University of Chicago

General Harbord Raporu (16 Ekim 1919), ABD Senatosu 66. Kongre, 2. Dönem, Belge No:266, Washington Devlet Matbaası, 1920, Türkçeye çeviren: Lale Akalın, Kırkdokuzellibir/Kitap 3, Kayhan Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti., İstanbul, Nisan 2015

Gürkan, Uluç (2014), “Malta Yargılaması, Özgün İngiliz Belgeleriyle” Kaynak Yayınları, İstanbul

Halaçoğlu, Yusuf (2001), “Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918)”, Türk Tarih Kurumu Yayınları Sayı 90, Ankara

Kantarcı, Şenol (2004), “Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi” Aktüel Yayınları

Kantarcı, Şenol (2007), “Tarih ve Uluslararası İlişkiler Boyutuyla Ermeni Dosyası”, Lalezar Yayınları, Ankara

Kocabaşoğlu, Uygur (1989), Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, İmge Kitabevi Yayıncılık, İstanbul

Laçiner, Sedat (2011), “Hangi Ermeni Sorunu”, USAK Yayınları, Ankara

Laçiner, Sedat (2004), “Türkler ve Ermeniler, Bir Uluslararası İlişkiler Çalışması”, Kaknüs Yayınları, İstanbul

Mirak, Robert (1983), Torn Between Two Lands: Armenians in America 1890 to World War I, Cambridge

Süslü, Azmi (1990), “Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı” Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayın No:5, Ankara

Lowry, Heath W. (2001), “The Story Behind Ambassador Morgenthau’s Story” The Isisi Pres, Istanbul

Selvi, Haluk (2006), “Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa”, Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya

Şimşir, Bilal (1989), British Documents on Otoman Armenians”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara

Taşcıoğlu, Ömer Lütfi (2009), “ABD’nin Küreselleştirme Politikaları, Ortadoğu’da Türkiye’ye Biçilen Rol”, Nobel Yayın, Ankara

Taşcıoğlu, Ömer Lütfi (2015), “Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler” Nobel Yayın, Ankara

Uras, Esat (1987), Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul

3. Makaleler

Ataöv, Türkkaya (1984), “Hitler and the Armenian Question”, Ankara University Faculty of Political Science, Ankara

Avrasya İncelemeleri Merkezi Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı Sayı: 765, 06.10.2011

Barnett, Thomas P.M. (February 16, 2016), “Pentagon’un Yeni Yol Haritası-Entegre Olmamış Boşluk Alanı İçinde Kalan Unsurlar”, Media Watch

Çiçek, Kemal (2006), “Ermeni Yasa Tasarısı’nın İçeriği ve İddialara Verilen Cevaplar”, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı: 23-24, Ankara

Fein, Bruce (June 4, 2009), “Lies, Damn Lies and Armenian Deaths”, Huffpost World

İskefiyeli, Zeynep (2006),” İngiliz Diplomasisinin Ermeni ve Ermenistan Politikaları”, “Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa”, Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, (Editör Haluk Selvi), Sakarya

Orly Saldırısı Davası (19 Şubat-2 Mart 1985), Şahit ve Avukat Beyanları, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Ankara, 1985

Özgen, Ergun (February 16, 2016), “Pentagon’un Yeni Yol Haritası-Entegre Olmamış Boşluk Alanı İçinde Kalan Unsurlar”, Media Watch

Peters, Ralph (June 1, 2006), Blood Borders, How a Better Middle East Would Look, Armed Forces Journal

Sarınay, Yusuf (2008), “What Happened On April 24, 1915?” International Journal of Turkish Studies (Ed. Kemal H. KARPAT), University of Wisconsin-Madison

Uzgel, İlhan, (2001) “ABD ve NATO’yla İlişkiler”, (Ed. Baskın Oran), Türk Dış Politikası, Cilt II, İstanbul

4. Tezler

Elnur Jamilli, ABD’nin Güney Kafkasya Politikası (1991-2001), Ankara Üniversitesi Sosyal

Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2004

5. Uluslararası Konferans

McCarthy, Justin, “Turkish-Armenian Relations”, TASAM 3. Dünya Türk Forumu, Trakya Üniversitesi, Edirne, 29 Mayıs 2014

6. Gazeteler ve İnternet Kaynakları

ABD,       Ermenistan’a       Verdiği       Maddi       Desteği       %22       Oranında       Artırdı,

https://www.ermenihaber.am/tr/news/            2016/02/11/     ABD-Ermenistan-maddidestek/76070

Almemmedov Rasul, “Türkiye Ermenistan Sınır Sorunu”, https://siyasalbilimler. wordpress. com/2014/02/04

Artsakh’s    Foreign    Minister    Receives    Members    of    California    State    Legislature,

https://armenpress.am /eng/news /908230/artsakh’s-foreign-minister-receives-membersof-california-state-legislature.html, October 9, 2017

Asbarez 4 Ekim 2000

Chouldjian, Elizabeth S., ANCA (Armenian National Committee of America) Presses for

Increased Artsakh Aid; Expanded U.S.-Armenia Trade in Face of President Obama’s FY2017 Budget Request, https://anca.org/pressrelease/, February 9, 2016

Cumhuriyet, 6 Nisan 1986

Ermeni Sorunu, İddialar, Gerçekler, PKK-Ermeni İşbirliği, http://www. Ermenisorunu. gen.tr /turkce /teror /pkk.html, Erişim:11.02.2011

Historical Map of Armenia, http://www.armeniaforeignministry.com, Erişim: 5 Haziran 2014

Hürriyet 2 Nisan 1987

Milliyet 30 Eylül 2000

Neo ASALA Üyelerinin Askeri Eğitim Kampı, Sabah,19 Eylül 2011

Nerdun Hacıoğlu/Moskova, Karabağ’ı Biz Aldık Ağrı’yı Size Bıraktık, Hürriyet, 26 Temmuz 2011

Portantino     to     Receive     2017     ANCA-WR     Legislator     of     the     Year     Award,

http://asbarez.com/166097/    portantino-to-receive-2017-anca-wr-legislator-of-the-yearaward/ September 6, 2017

Sabah,19 Eylül 2011

The Washington Times, 12 Ekim 1989

US Congress’ Representative Delegation to Visit Armenia, https://armenpress.am/eng/news

/905543/hayastan-kayceli-amn-kongresi-nerkayacucchakan-bacarik.html,            September 16, 2017

Washington Post, 19 Mayıs 1985

 

 

 

 

[1] Tolga Başak, İngiltere’nin Ermeni Politikası (1830-1923), IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2008, s.222, s.511-

[2] 2 Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA.) Hariciye Siyasi Kısmı (HR. SYS). 2886/38-40-45-47-48

[3] Zeynep İskefiyeli, “İngiliz Diplomasisinin Ermeni ve Ermenistan Politikaları”, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa, Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, (Editör Haluk Selvi), Sakarya, 2006, s.196

[4] Lozan Barış Konferansı, Tutanaklar-Belgeler, 2001, s.242, s.246-279

[5] İskefiyeli, agm, s.202-203

[6] Bilal Şimşir, British Documents on Otoman Armenians, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1989, s.36-53

[7] Fahir Armaoğlu, Belgelerle Türk-Amerikan Münasebetleri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1991, s.89-90

[8] Burcu Bostanoğlu, Türkiye-ABD İlişkilerinin Politikası, İmge Kitabevi, Ankara, 1999, s.328-329

[9] Şenol Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, Aktüel yayınları, İstanbul, 2004, s.151

[10] Kantarcı, age, s.151-152

[11] Şenol Kantarcı, Tarih ve Uluslararası İlişkiler Boyutuyla Ermeni Dosyası, Lalezar Yayınları, Ankara, 2007, s.191

[12] Kantarcı, age, s.211

[13] Kantarcı, age, s.211

[14] Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, age, s.216

[15] Elnur Jamilli, ABD’nin Güney Kafkasya Politikası (1991-2001), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2004, s.294

[16] S. Congressional Records, April 24, 1990

[17] Kantarcı, Tarih ve Ulusla arası İlişkiler Boyutuyla Ermeni Dosyası., age, s.191

[18] Jamilli, ABD’nin Güney Kafkasya Politikası (1991-2001), agt, s.294

[19] Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, age, s.216

[20] Kantarcı, Tarih ve Uluslararası İlişkiler Boyutuyla Ermeni Dosyası, age, s.219-260

[21] Washington Post, 19 Mayıs 1985

[22] Turgut Er, “Azaldıktan Tiranlığa”, Sarkaç Yayınları, Ankara, 2010, s.68

[23] Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, age, s.263; Cumhuriyet, 6 Nisan 1986

[24] Ermeni Sorunu, İddialar, Gerçekler, PKK-Ermeni İşbirliği, http://www.Ermenisorunu.gen.tr/turkce /teror/pkk.html, Erişim:11.02.2011

[25] Kantarcı, age, s.270-275; Hürriyet 2 Nisan 1987

[26] The Washington Times, 12 Ekim 1989

[27] Kantarcı, age, s.279-291

[28] Sedat Laçiner, Türkler ve Ermeniler, Bir Uluslararası İlişkiler Çalışması, Kaknüs Yayınları, İstanbul, 2004, s.247-248

[29] Laçiner, age, s.248

[30] Laçiner, age, s.250

[31] ABD, Ermenistan’a Verdiği Maddi Desteği %22 Oranında Artırdı, https://www.ermenihaber.am/tr/news/ 2016/02/11/ ABD-Ermenistan-maddi-destek/76070

[32] Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, age, s.310-315

[33] Kantarcı, age, s.321; İlhan Uzgel, “ABD ve NATO’yla İlişkiler”, (Ed. Baskın Oran), Türk Dış Politikası, Cilt II,

İstanbul, 2001, s.299

[34] Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918), Türk Tarih Kurumu Yayınları Sayı 90, Ankara, 2001,,

  1. 72-77; BOA Dahiliye Nezareti Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube Arşivi 68/71, 68/80-84 ve 69/5-6-7-8-9 ve 68/101

[35] Halaçoğlu, age, s.77; BOA Dahiliye Nezareti Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube Arşivi, 68/81

[36] Robert Mirak, Torn Between Two Lands: Armenians in America 1890 to World War I, Cambridge, 1983, s.26.

[37] Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, İmge Kitabevi Yayıncılık, İstanbul, 1989, s.68.

[38] Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, age, s.322-323

[39] Kantarcı, age, s.329; Milliyet 30 Eylül 2000

[40] H-50 İstanbul ile Erivan arasında uçak seferlerine imkân veren hava koridorudur.

[41] Rasul Almemmedov, “Türkiye Ermenistan Sınır Sorunu”, https://siyasalbilimler. wordpress. com/2014/02/04

[42] Kantarcı, age, s.329-330; Milliyet 30 Eylül 2000

[43] Ömer Lütfi Taşcıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, Nobel Yayın, Ankara, 2015, s.273

[44] J. Paul Goode, Goode’s School Atlas, Physical, Political and Economic for American Schools and Colleges revised and enlarged by J.Paul Goode, Ph.D. Late Professor of Geography University of Chicago, 1948

[45] Historical Map of Armenia, http://www.armeniaforeignministry.com, Erişim: 05. 06. 2014

[46] Kantarcı, age, s.335-337; Asbarez, 4 Ekim 2000

[47] Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, age, s.337-340

[48] Tayyar Arı, Amerika’da Siyasal Yapı, Lobiler ve Dış Politika, MKM Yayıncılık, Bursa, 2009, s.297-298

[49] Yusuf Sarınay, What happened on April 24 1915? The Circular of April 24, 1915, and the Arrest of Armenian Committee Members in Istanbul, International Journal of Turkish Studies (Ed. Kemal H. Karpat), University of Wisconsin-Madison, 2008, s.78-79

[50] Peter Balakian, G., Armenian Golgotha, Alfred A. Konoff, NewYork, 2009, s.62-70

[51] Sarınay, agm, s.79

[52] Sarınay, agm, s.79

[53] BOA. DH. EUM. 2. Şube, 10/73

[54] BOA. DH. ŞFR. No: 54-A/366

[55] BOA. DH. EUM. 2. Şube, 63/54; BOA. DH. ŞFR. No: 93/120

[56] Sarınay, agm, s.82

[57] Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Türkiye Matbaacılık ve Gazetecilik A.O., Belge Yayınları, İstanbul, 1987, s.136-143

[58] Esat Uras, age, s.135

[59] Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918), age, s.77

[60] Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, age, s.340

[61] Laçiner, Türkler ve Ermeniler, age, s.249

[62] Nerdun Hacıoğlu / Moskova, “Karabağ’ı Biz Aldık Ağrı’yı Size Bıraktık” Hürriyet, 26 Temmuz 2011

[63] Ömer Lütfi Taşcıoğlu, ABD’nin Küreselleştirme Politikaları, Ortadoğu’da Türkiye’ye Biçilen Rol, Nobel Yayın, Ankara, 2009, 2. Baskı, s. 46

[64] Kemal Çiçek, “Ermeni Yasa Tasarısı’nın İçeriği ve İddialara Verilen Cevaplar”, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı: 23-24, Ankara, 2006, s.105-106; NARA 867.4016/816

[65] Çiçek, agm, s.105-106

[66] Çiçek, agm, s.106

[67] Justin McCarthy, “Turkish-Armenian Relations”, TASAM 3. Dünya Türk Forumu, Trakya Üniversitesi, Edirne, 29 Mayıs 2014

[68] Bruce Fein, “Lies, Damn Lies and Armenian Deaths”, Huffpost World, June 4, 2009

[69] Bruce Fein, agm

[70] Uras, age, s.606-612

[71] Harbiye Nazırı ve Baş Komutan Vekili

[72] Kararda “Enver” olarak geçmektedir

[73] Kararda “Talat” olarak geçmektedir

[74] Bahriye Nazırı

[75] Kararda “Cemal” olarak geçmektedir

[76] Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayın No:5, Ankara, 1990, s.140-160

[77] British Foreign Office Papers, Public Record Office Nu: 371/6504/E.8515: Craigie, British Chargé d’Affaires et Washington, to Lord Curzon, No:722 of July 13, 1921

[78] Uluç Gürkan, Malta Yargılaması, Özgün İngiliz Belgeleriyle, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014, s.89-90

[79] Çiçek, “Ermeni Yasa Tasarısı’nın İçeriği ve İddialara Verilen Cevaplar”, agm, s.109

[80] Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918), age, s.70-71

[81] Şükrü Server Aya, Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau, Belfast, 2013, s. 11-15-182

[82] Heath Lowry, The story Behind Ambassador Morgenthau’s Story, The Isis Press, İstanbul, 1990

[83] Çiçek, agm, s.110

[84] General Harbord Raporu (16 Ekim 1919), ABD Senatosu 66. Kongre, 2. Dönem, Belge No:266, Washington Devlet Matbaası, 1920, Türkçeye çeviren: Lale Akalın, Kırkdokuzellibir/Kitap 3, Kayhan Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti., İstanbul, Nisan 2015.

[85] Kantarcı, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ermeniler ve Ermeni Lobisi, age, s.150

[86] Brian Johnson, “Americans Investigating Anatolia” The Journal of Turkish Studies, Cilt: 34, No: 2, Ankara, 2010, s. 129-147; The Report of Emory Niles & Arthur Sutherland in U.S. National Archives, 184.021/175.

[87] Çiçek, “Ermeni Yasa Tasarısı’nın İçeriği ve İddialara Verilen Cevaplar”, agm, s.112; NARA 767.90 g15

[88] Çiçek, agm, s.113

[89] Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918)., age, s.70-71

[90] Çiçek, agm, s.113; USA-29/786 PS, USA-30/1014 PS

[91] Türkkaya Ataöv, “Hitler and the Armenian Question”, Ankara University Faculty of Political Science, Ankara, 1984, s.3-11

[92] Orly Saldırısı Davası (19 Şubat-2 Mart 1985), Şahit ve Avukat Beyanları, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Ankara, 1985, s. 46

[93] Çiçek, agm, s.113

[94] Çiçek, agm, s.115

[95] Çiçek, agm, s.116

[96] Sedat Laçiner, Hangi Ermeni Sorunu, USAK Yayınları, Ankara, 2011, s.92-93

[97] Laçiner, Hangi Ermeni Sorunu, age, s.92-93

[98] Neo ASALA Üyelerinin Askeri Eğitim Kampı, Sabah, 19 Eylül 2011

[99] Neo ASALA Üyelerinin Askeri Eğitim Kampı, Sabah, 19 Eylül 2011

[100] Avrasya İncelemeleri Merkezi Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, Sayı: 765, 06.10.2011

[101] Ralph Peters, “Blood Borders, How a Better Middle East Would Look”, Armed Forces Journal, June 1, 2006

[102] Söz konusu kitabın ABD Hava Akademisi’nin siparişi üzerine kaleme alındığı Wikipedia tarafından “The Pentagon’s New Map: War and Peace in the Twenty-First Century”, başlığı altında 10 November 2015 tarihli yazıda açıkça dile getirilmektedir; https://en.wikipedia.org/wiki/The_Pentagon%27s_New_Map,

[103] Thomas P. M . Barnett, Pentagon’un Yeni Haritası, Çeviren: Cem Küçük, 1001 Kitap, İstanbul, 2005

[104] Ergun Özgen, “Pentagon’un Yeni Yol Haritası-Entegre Olmamış Boşluk Alanı İçinde Kalan Unsurlar”, Media Watch- February 16, 2016

[105] Elizabeth S. Chouldjian, ANCA Presses for Increased Artsakh Aid; Expanded U.S.-Armenia Trade in Face of President Obama’s FY2017 Budget Request https://anca.org/pressrelease/ancapressesforincreasedartsakhaidexandedusarmeniatradeinfaceofpresidentobamasfy2017budgetrequest/, February 9, 2016

[106] Graham E. Fuller, Yükselen Bölgesel Aktör; Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Çev. Doç. Dr. Mustafa Acar, TİMAŞ Yayınları, İstanbul, 2008, s. 198

[107] Fuller, age, s.253

[108] US Congress’ Representative Delegation to Visit Armenia, https://armenpress.am/eng/news /905543/hayastankayceliamnkongresinerkayacucchakanbacarik.html, September 16, 2017

[109] Artsakh’s Foreign Minister Receives Members of California State Legislature, https://armenpress.am /eng/news

/908230/artsakh’s-foreign-minister-receives-members-of-california-state-legislature.html, October 9, 2017

[110] Portantino to Receive 2017 ANCA-WR Legislator of the Year Award, http://asbarez.com/166097/ portantino-toreceive-2017-anca-wr-legislator-of-the-year-award/ September 6, 2017

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları