Bilgi Toplumu olmak yeter mi? |                                       Bilgi Toplumu olmak yeter mi? – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______08.02.2018_______

Bilgi Toplumu olmak yeter mi?

Mümtaz Afşın Esi

TDK sözlüğüne bakarak irdelemeye çalışalım;

Bilgi:

1. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
2. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf.
3. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
4. fel. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler.
5. Bilim: Doğa bilgisi.
6. bl. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.

Düşünen, araştıran ve okuyan bireyin kazanabileceği değerlerdir “Bilgi”. Son yıllarda genel bir söz vardır; “Bilgi en büyük güçtür.” Peki ama bu gerçek mi?

Örneğin karbon fiberi üretmeyi bilmek bunu bize yaptırabilir mi? Peki ya motor yapmayı bilmek bize araba yaptırabilir mi? Telefon? Uydu? Uzay roketi? Peki ya nükleer santral? Peki ya kağıt? Nohut ekip biçmek ?

Bilgi, üretime aktarılamaz ise sadece entelektüel bir küme olarak kalır akıllarda. Bilgi sahibi olmak önemlidir, bir basamaktır gelişmekte ancak yetmez. Unutmayalım ülkemizde Britannica Ansiklopedileri gazeteler tarafından kupon karşılığı bile verildi. Hemen hemen her sokakta bir evde en az 22 cilt bilgi tomarları vardı. Genel olarak ürünlerimize baktığımızda, kazandığımız bilimsel ödüllere baktığımızda veya patent sayılarına baktığımızda pek verimli kullanmadığımız aşikâr bu bilgi tomarlarını.

Bilgi Toplumu kavramına bu noktadan bakmalıyız. Yine TDK sözlüklerinde “Bilgiyi araştıran ve incelemeye önem veren, bilgi teknolojilerini kullanmayı öne çıkaran toplum” tanımı yapılmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak üretmek, tasarlamak, kodlamak değil de kullanmak öne çıkarılmamış mı?

Ülkemizde Kalkınma Bakanlığı bünyesinde Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanmakta ve ülkemiz için belli dönemlerde ülkemiz içinde bilgiyi araştırmayı bir plan olarak sunmaktan sorumlu çalışmalar yapılmaktadır. 2015-2018 seneleri arasında bu plan dahilindeki eksenler ilgi çekicidir;

Kalkınma Bakanlığı Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı

– Bilgi Teknolojileri Sektörü
– Nitelikli İnsan Kaynağı ve İstihdam
– Bilgi Güvenliği ve Kullanıcı Güveni
– İnternet Girişimciliği ve e-Ticaret
– Geniş Bant Altyapısı ve Sektörel Rekabet
– BİT (Bilgi Teknolojisi)’in Topluma Nüfuzu
– BİT Destekli Yenilikçi Çözümler
– Kamu Hizmetlerinde Kullanıcı Odaklılık

Bu maddeler ışığında bilginin nasıl araştırılacağı ve nasıl katma değere çevrileceği koca bir soru işaretidir. Peki ya Bilgi Toplumu nasıl olacağız? Bu eksenler eğer bir planda yer almışsa bu planı uygulayanlar mutlaka kendi yazılımlarını kullanan kendi bilgi ağlarına sahip, kendi bilgi sayan donanımlara da sahip olması gerekmez mi?

2018 senesi içinde yukarıda eksenlerini verdiğim Bilgi Toplumu Stratejisi içinde mevcut pazarın mali hacmi nedir? Yine Kalkınma Bakanlığı verilerine göre mevcut pazarın boyutu 23 milyar $’dır. Bilgi Teknolojileri yazılım ve hizmetlerin de 8,05 milyar $ mali hacmi vardır. Bilgi Teknolojileri sektöründe ihracat ise sadece 2 milyar $’dır.

Şimdi tarihi geriye sararak bazı bilgilerimizi tazeleyip “Bilgi Toplumu” ferdi olalım. 2017 senesi sonunda Apple firmasının toplam geliri 52,58 milyar $’a yükseldi. Bu mali boyut ülkemiz BİT pazar boyutunun yaklaşık 2 katıdır. Firma ilk telefonunu 2007 senesinde çıkarmıştır. Şimdi 10 sene daha önceye gidelim; 1997 senesi Ankara’da büyük heyecan ASELSAN firması ASELSAN 1919 model telefonunu çıkardı, arkasından ASELSAN 1920 ve hatta ASELSAN 1923 model telefonları üretildi. Telefonun iç tarafında CE sertifikasının yanında büyük punto ile yazılmış TÜRK MALI ifadesi “BİLGİ TOPLUMU” olmaya doğru bizi itiyordu. 120 saatlik pil ömrü, 117 gram ağırlığı, ince ve zarif görünümü ile pazarda ciddi bir pay sahibi oldu. Sahi ne oldu bu Türk Malı Cep Telefonlarımıza?

2000’li yıllarda “Bilgi Toplumu” tanımı kutsanmaya başlandı. Bilgi Toplumu kutsanırken Sanayii Toplumu kötüleniyordu. Bilgi toplumu kavramında sermaye insan ve bilgiydi; bilgisayar önemliydi; beyin gücü birinci sırada; bilgi sektörü revaçtaydı. Sanayii toplumlarında sermaye maddiydi; makina önemliydi; kol gücü birinci sıradaydı; tarım ve sanayii hizmetleri revaçtaydı. Bunların ışığında bizim Sanayii Toplumu olmamamız ve Bilgi Toplumu olmamız anlatılıp duruldu. Peki ya gerçekler neydi? Bugün dünyanın sanayide ilk 10 ülkesinde Sanayii Toplumu-Bilgi Toplumu ayrımı yoktur. Hatta bunlar birleşmiştir. “Drone” ile tohum ekimi yapılmakta, çiftçi akıllı telefonundan kamerasıyla tarlasını izlemekte, sulama sistemini bilgi ağına girerek aktif hale getirmekte ve hatta ürününü toplamadan e-ticaret ile telefonundan pazarlamaktadır. Hani sanayii toplumu kötüydü?

Dünyada mevcut trendler Bilim Toplumlarını ortaya çıkartmaktadır. Bilgiyi kullanıp katma değer yaratan firmalar tekelleşmektedir. Bilişim Teknolojileri hiç durmadan gelişmekte. Muhtemelen bu satır bitmeden yeni bir kod veya ürün piyasaya bile çıkmış olabilir.

1980’ler Analog Dönem – 1G
1990’lar Dijital Dönem – 2G
2000’ler Multimedya- 200 kbit/sn veri hızları- 3G
2011’ler Ultra Geniş Bant – Gigabit hız – 4G
2020’ler…

Güney Kore hükümeti 5G teknolojisini geliştirmek ve 2020’ye kadar yaygınlaştırmak için 1,5 milyar $ başlangıç yatırımı yapacağını açıklamıştır. 5G yukarıda hızı verilen 4G’nin yaklaşık 1000 kat hızında veri transferini anlatmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse bir çağrı merkezini aradığımızda hologram bir görüntü ile muhatap olup müşteri temsilcisine sorunu anlatabileceğiz veya öğretmenler hologram olarak herkesin evinde ders verebilecektir.

Peki bu teknolojideki artış hep çözüm mü üretecek? Elbette hayır. Yapay zeka da yaygınlaştıkça 10 kişiden 7’sinin en geç 2050’ye kadar işini kaybedebileceği öngörülmektedir. Bazı üretim ve hizmet sektörlerinde 2025 yılında ABD çalışanlarının yarının işlerini robotlara devredebileceği öngörülmektedir.

World Robotics raporlarına göre endüstriyel alanda robot satışı ve kullanımı her yıl artıyor. En çok robot satın alan ülke sıralamasında Çin, Güney Kore, Hindistan ve Rusya ilk sıralardadır.

Dünya eş zamanlı olarak dört devrim yaşamakta

1- Dijital devrim
2- Robot devrimi
3- Enerji devrimi
4- Yeni uzay devrimi

Gelecek şekilleniyor. Yani 40 yıl sonrası bugünden tasavvur ediliyor. Yukarıda Kalkınma Bakanlığı’nın bir eksen listesi vermiştim. Şimdi başka bir liste vermek isterim. Dünyadaki eksenleri belirleyen trendler;

A- Hipertrendler:

1- NANO Bilim

2- GENETİK

B- Megatrendler

1- DİJİTALLEŞME
2- MOBİL
3- ROBOTLAŞMA
4- YENİLENEBİLİR ENERJİ
5- UZAY TEKNOLOJİLERİ

Gerçekler maalesef çok acı; üretemediğimiz bilimden toplum yaratmaya, üretemediğimiz teknolojiyi yönetmeye kalkıyoruz. Bundan dolayı gelecekte söz sahibi olmasını hayal ettiğimiz Türk nesilleri bizi suçlayacaklardır. O yüzden 21. yüzyılda KIZILELMA’ya bilim ve teknoloji üreterek ulaşabileceğimizi anlamamız için daha ne dememiz lazım? Sahi 2018 yılı Türkiye’sinde Bilgi Toplumu olmak yeterli mi?

Yazarın MİSAK'taki yazıları