Davos: Adaletsiz Bir Dünyada Yaşıyoruz |                                       Davos: Adaletsiz Bir Dünyada Yaşıyoruz – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______26.01.2018_______

Davos: Adaletsiz Bir Dünyada Yaşıyoruz

Sadık Rıdvan Karluk

En Yoksul Yüzde 20 Günde 1.90 Dolarla Geçiniyor

Birleşmiş Milletler’in mevcut eğilimlere göre hesapladığı Dünya Nüfus Tahmini Raporu’nun 2017 güncellemesine göre dünyada  7,6 milyar kişi yaşamaktadır. Dünya nüfusunun 2030’da 8,6, 2050’de 9,8 ve 2100’de 11,2 milyarı geçmesi beklenmektedir. 7,6 milyar kişi arasında en zengin 8 kişisinin serveti, dünyadaki en yoksul 3.6 milyar insanın toplam servetine eşittir. Bu gerçek karşısında irkilmemek mümkün değildir. Bunun anlamı, dünyada 7,6 milyar insan adaletsiz bir dünyada yaşamaktadır. Böyle bir dünyada barış, huzur ve güvenliği sağlamak çok zordur.

Forbes’in Mart 2016’da yayınladığı rapora göre dünyanın en zengin 8 milyarderi şunlardır: Bill Gates 75  milyar, Amancio Ortega İspanyol, Inditex ve  Zara’nın kurucusu 67 milyar, Warren Buffett, Berkshire Hathaway’in büyük ortağı, 60.8 milyar,  Carlos Slim Helu, Meksikalı, Grupo Carso sahibi 50 milyar, Jeff Bezos,  Amazon’un kurucusu, 45.2 milyar, Mark Zuckerberg,  Facebook ortak kurucusu 44.6 milyar, Larry Ellison, Oracle’ın ortak kurucusu 43.6 milyar, Michael Bloomberg, Bloomberg’in kurucusu 40  milyar dolar. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetinin toplamına eşittir.

Dünyada dolar milyarderlerinin sayısı
2000 yılından sonra dünyada dolar milyarderlerinin sayısı

İsviçre’nin Davos kentinde devam eden 48’nci Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) dünyadaki servet ve gelir dağılımındaki bu dengesizlik, tartışılacak konular arasındadır. Parçalanan Dünyada Ortak Gelecek Oluşturmak temasıyla düzenlenen Davos Zirvesi’nde, 400’ün üzerinde oturum gerçekleştirilecektir. Zirve’nin ana konuları arasında küresel ekonominin durumu ve refah paylaşımı da vardır.

100’den fazla ülkeden 3 bine yakın iş adamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katılımıyla başlayan Zirve’ye Türkiye’den Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya  katılmıştır. Ekonomik Gelişmelerden Sorumlu Kurul’a bu yıl üye olarak giren Mehmet  Şimşek  belirli ülkelerin yer aldığı kurulun gerçekleştireceği toplantıda Türkiye’yi temsil edecektir.

Zirve’nin açılış konuşmasını Hindistan Başbakanı Modi yapmış, kapanış konuşmasını  ABD Başkanı Trump yapacaktır. Davos Zirve’sine   geçen yıl Çin damga vurmuştu. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping zirvenin açılış konuşmasında  küreselleşmeyi savunarak korumacı ekonomi politikalarına karşı çıkmıştı. Bilindiği gibi  Cumhurbaşkanı Erdoğan 29 Ocak 2009 tarihinde  Başbakan sıfatıyla katıldığı Davos Zirvesi’ne  “one minute” çıkışıyla damga vurmuştu.

Dünya Ekonomik Forumu öncesi 16 Ocak’ta Oxfam’ın Berlin’de açıkladığı  rapora göre dünyadaki gelir ve servet dağılımındaki eşitsizlik hızla  artmaktadır. Rapor’da,  eşitsizlik konusunda harekete geçme uyarısında bulunulmuştur. İngiltere’nin Oxford Üniversitesi bünyesinde 1942 yılında kurulan Oxfam, 90 ülkede faaliyet gösteren 17 uluslararası  kuruluşu  çatısı altında bir araya getirmekte ve  yoksulluğun ortadan kaldırılması, kıtlık, felaketzedelere yardım gibi alanlarda çalışmalar yürütmektedir. Oxfam’ın raporunda Credit Suisse’in Ekim ayı ile Forbes’in verileri kullanılmıştır.

Davos Zirvesi’nde yeryüzündeki adaletsiz gelir ve servet dağılımına dikkat çekmek isteyen raporda, dünyadaki gelir ve servet dağılımı adaletsizliğiyle ilgili çarpıcı sonuçlar yer almıştır. Bu eşitsizlik, dünya ekonomisi ve halkları için  önemli bir sorundur. Oxfam’ın Başkanı Max Lawson, Brexit kararı ya da dünyada yükselen popülist siyasetin  temelinde itekleyeci gücün, artan gelir dağılımı adaletsizliği olduğuna inanmaktadır: “Kapitalizmi çoğunluğun daha fazla yararına olacak şekilde çalıştırmanın birçok yolu var”.

Rapor’a göre en zengin 8 kişinin serveti 426 milyar,  en yoksul 3,6 milyar kişinin sahip olduğu varlıkların toplamı ise  409 milyar dolardır. Gelir ve servet dağılımındaki adaletsizliğin giderek artığına dikkat çekilen raporda, 1988- 2011 yılları arasında küresel gelir 11.9 trilyon dolar artarken, en zengin yüzde onluk dilimin bu artışın yüzde 45’ini elde ettiği  belirlenmiştir. 2010 yılında en zengin 43 kişinin serveti en  yoksul yüzde 50’nin servetine eşitti. Oxfam, açılan bu farkı korkunç olarak tanımlamıştır. 2009 krizinden bu yana ücret artışları büyük bir durgunluk içinde iken, süper zenginlerin serveti her yıl ortalama yüzde 11 artmıştır. Dünyanın en zengin kişisi olan Bill Gates’in serveti 2006’dan bu yana yüzde 50 oranında artarak 75 milyar dolara ulaşmıştır.

Oxfam, daha öncede  zenginlerle  yoksullar arasındaki gelir ve servet eşitsizliğinin artarak devam ettiğini belirtmiş, 2016 yılında dünyanın yüzde 1’lik nüfusuna denk gelen 70 milyon kişinin dünyanın geri kalan yüzde 99’undan (yaklaşık 7 milyar insan) daha fazla servete sahip olacağını açıklamıştı.  Oxfam, 62 süper zenginin toplam servetinin, dünya nüfusunun en yoksul olan yarısından daha fazla olduğunu  belirlemişti.

En yoksul yüzde yirmi günde 1,90 doların altında bir gelirle geçiniyor
En yoksul yüzde yirmi günde 1,90 doların altında bir gelirle geçiniyor

Oxfam’a göre dünya nüfusunun yüzde 20’si aşırı yoksulluk sınırı olan günlük 1.90 dolar gelir ile yaşamını sürdürmektedir. Bu rakam 1988 – 2011  döneminde değişmemiştir. Servet piramidinin  tepesinde yer alan yüzde 10’luk kesimin geliri bu dönemde yüzde 46 artmıştır. Buna engel olmak için maaşlarda cinsiyet ayrımına son verilmeli, ilaç fiyatları düşürülmeli ve tüketimden çok varlıklar vergilendirilmelidir. Oxfam,  2016 yılında da dünya nüfusunun yüzde  1’ini oluşturan en zenginlerin toplam mal varlığının, kalan yüzde 99’nun toplam gelirine eşit hale gelmesinin beklendiğini açıklamıştı.

En fakirlerle en zenginlerin servetinin yıllar içinde değişimi
En fakirlerle en zenginlerin servetinin yıllar içinde değişimi (Kaynak: Oxfam Forbes)

Aynı  dönemde dünyanın en zengin 62 kişisinin varlıkları da 500 milyar dolardan 1.76 trilyon dolara çıkmıştır. Rapor’da 2010 yılında dünyanın en zengin 388 kişisinin varlıklarının en yoksul yüzde 50’ye denk geldiği belirtilirken, bu oranın 2014 yılında 80’e düştüğü, 2015 yılında da düşmeye devam ettiği  açıklanmıştır. Oxfam, geçen yılda  en zengin yüzde 1’lik kesimin servetinin geri kalanların toplam varlığından daha fazla olacağı öngörüsünde bulunmuş, “Herkesin refahı için işleyecek bir ekonomi yerine, gelecek kuşaklar ve gezegen için, yalnızca yüzde 1’lik kesim için bir ekonomi yarattık” denilmiştir.

Oxfam,  işçilerin geçinebilecekleri bir maaş almaları  üzerinde durmuş, gelir dağılımdaki eşitsizliğin daha da büyümesinin önüne geçmek için  ülkelerin daha fazla önlem almaları gerektiğini açıklamıştır. Bunun için;  vergi kaçakçılığının önüne geçilmeli, emeğin yerine sermaye vergilendirilmeli, asgari ücret uygulaması benimsenmeli ve kamusal hizmetlerin iyileştirilmesi teşvik edilmelidir.

Dünya ekonomisinde servet dağılımındaki eşitsizlik, Hurun Report’un 2015 yılında hazırladığı raporda da tespit edilmiştir.

Küresel Zenginler Listesi’ne göre dünyadaki dolar milyarderlerinin sayısı 2014 yılında 414 kişi artarak (68 ülke) 1867’e çıkmıştır. ABD, 72 kişiyle listede birinci, Çin 41, İngiltere 22 kişiyle üçüncü sıradadır. Sektörel olarak listenin tepesinde teknoloji yer almıştır. Üretim ve perakende bu iki sektörü izlemiştir. Listede 32 Türk milyarderi de  bulunmaktadır. Dünya milyarderlerinin toplam serveti 6.9 trilyon dolara çıkarak Japonya’nın milli gelirini geride bırakmıştır.

Türk milyarderlerin ilk sırasında 3,7 milyar dolarlık servetiyle Ferit Şahenk gelmektedir. Şahenk dünyada  451’nci sıradadır. İkinci 3.4 milyar dolarla Murat Ülker’dir. Üçüncü sırada 3.3 milyar dolarla Hüsnü Özyeğin bulunmaktadır. Ülker ve Özyeğin’in dünya listesindeki yeri ise sırasıyla 493 ve 510’dur. İsviçre merkezli UBS adlı finans kuruluşunun raporuna göre 2014 yılında 38 dolar milyarderi bulunan Türkiye, dünya üzerinde en fazla dolar milyarderine sahip 14’ncü  ülkedir ama IMF verilerine göre kişi başı gelir bakımından 67’nci sıradadır.

Türklerin ortalama serveti 2014 yılında yüzde 6 düşmüştür. Bunun sebebi, gelişme yolunda olan ülkelerdeki yerel para birimlerindeki değer kaybıdır. Döviz kurundaki artış  yüzde 19 olarak alındığında Türkiye’de servetteki düşüş  yüzde 6’dır. Benzer ülkelerden Endonezya’da kur  yüzde 20 artarken, servet  yüzde 12 gerilemiştir.

Dünyadaki en zengin yüzde 1’lik kesimin varlığı, 2009’da yüzde 44 iken, 2014 yılında  yüzde 48’e yükselmiştir.  2014 yılında zengin kesimde  kişi başına düşen servet 2.7 milyar dolardır. Oxfam, 2016 yılında dünyanın yüzde 1’lik nüfusuna denk gelen 70 milyon kişinin dünyanın geri kalan yüzde 99’ndan (yaklaşık 7 milyar insan) daha fazla servete sahip olacağını açıklamıştır. Rapor’da, servetin giderek küçülen bir insan grubunun elinde toplandığı belirtilerek, dünyanın en yoksul yüzde 50’sinin toplam servetinin 2010’da en zengin 388 kişinin servetine denk geldiği ve geçen yıl bu sayının 80’e, bu yıl da 62’ye düştüğü  belirtilmiştir.

Oxfam raporunda 62 süper zenginin toplam serveti, dünya nüfusunun en  yoksul olan yarısından daha fazla olduğu  yer almıştır.  Bir yıl önce dünya nüfusunun en  yoksul olan yarısının serveti  80 süper zenginin  servetine denk gelirken, 2010-2015 yıllarında dünyanın en yoksul yarısının nüfusu 400 milyon artmasına rağmen servetleri yüzde 41 oranında (1 trilyon dolar civarında)  gerilemiştir.

Oxfam, gelir eşitsizliğindeki patlamanın  yoksulluğa karşı verilen savaşı olumsuz yönde etkilediğini  açıklamıştır. Küresel servetin  son 14 yılda 2 kat artarak 263 trilyon dolara ulaştığı  tahmin edilmektedir.

Küresel dünya ekonomisinde  gelir ve servet dağılımındaki bozukluk yoksulların sayısını arttırırken, yolsuzlukların da giderek çoğalmasına ortam hazırlamaktadır. Ekonomide gelir ve servet  dağılımında eşitsizlik  büyük ve yoksulluk yaygın ise, o toplumda yoksulların sayısı artarken, yolsuzluklar da fazlalaşır.  Dağılımının adaletsiz olduğu bir ülkede toplumsal huzursuzluğun olması kaçınılmazdır.

Var olan eşitsizlikleri azaltma ve gelir seviyesi düşük kesimlerin gelirlerini ekonomik gelişmeye paralel olarak arttırmak önemlidir. Servet ve özellikle gelir dağılımı  ülkedeki tüketimi, tasarruf hacmini ve tüketimin bileşimini etkilemektedir. Bu sebeple gelir dağılımındaki bozulmanın derecesinin ve nereden kaynaklandığının bilinmesi gerekir. Etkin bir gelir dağılımı politikasının uygulanmaması  mevcut durumu daha da kötüleştirir. Bölüşüm sorunu sadece var olanı paylaşmak olarak görülmemelidir.  Ülkede toplam kaynakların dengeli dağılması sonucunda piyasa genişlemesinin sağlanacağı, ekonomide üretim potansiyelinin artacağı unutulmamalıdır. Gelir ve servetin adil dağılmadığı bir dünyada gerçek bir demokrasiden de söz edilemez.