Dünya Kadınlar Gününde Türk kadını ve kadın erkek eşitsizliği – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______08.03.2018_______

Dünya Kadınlar Gününde Türk kadını ve kadın erkek eşitsizliği

Sadık Rıdvan Karluk
Halide Edip Adıvar
Halide Edip Adıvar

Dünya Kadınlar Günü, (Dünya Emekçi Kadınlar Günü)  Birleşmiş Milletler tarafından  onaylanmış, insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmış bir gündür. 8 Mart 1857 tarihinde  New York’ta  grev sonucunda çıkan kargaşa ve yangında  129 kadın işçi  hayatını kaybetmiştir.

26 Ağustos 1910 tarihinde Kopenhag’da  toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin’in  yangında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın Internationaler Frauentag (International Women’s Day, Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisi, oybirliğiyle kabul edilmiştir.

1921 yılında  Moskova’daki 3’ncü Komünist Partiler Toplantısı’nda etkinliğin adı Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak belirlenmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu  16 Aralık 1977’de  8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını onaylamıştır.

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk  defa  1921 yılında Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı programının da etkisiyle 1975 yılında Türkiye Kadın Yılı Kongresi yapılmış, 1984 yılından sonra  her yıl Dünya Kadınlar Günü  kutlanmaya  başlanmıştır.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, “Bir toplum aynı amaca, bütün kadınları ve erkekleri ile beraber yürümez ise o toplumun ilerlemesine teknik olarak imkan ve bilimsel olarak ihtimal yoktur”   diyerek yıllar önce Türk toplumunda kadına verdiği değeri göstermiştir.  Atatürk’ün  çabalarıyla  Türk kadını 1934 yılında  seçme ve seçilme hakkına kavuşurken, kadınlar İtalya ve Fransa’da 1946 da, İsviçre’de ise ancak 1971 yılında  bu hakkı elde edebilmiştir.

Tıpkı Ataürk gibi Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev de Kazakistan Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada  “Biz Kazak’ız, halkımız göçebe hayatı süresince at üzerinde bugünlere kadar, kadın erkek ayrımı yapmadan geldi. Kadınlarımız, erlerinin yanında veya ardında değil; aksine önünde yürürdüdemiştir.

Dünya Kadınlar Günü kutlanırken kadına  toplumda verilen önem, kadın erkek arasındaki eşitsizlik  giderilebilinirse önem taşır.

Dünyada ilk defa  2006 yılında  yapılan kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlik oranı araştırmasının  Dünya Ekonomi Forumu (WEF) tarafından Kasım 2017’de açıklanan araştırmasına göre dünyada  kadın erkek eşitliği konusunda ilerleme   sağlanamazken,  Türkiye’de durum daha da  kötüye gitmiştir. Forum’un  raporuna göre Türkiye geçen  yıla  göre 1  sıra  gerilemiştir. Cinsiyet eşitliğinin en kötü olduğu alanlar ise siyaset ve kadın istihdamıdır.

Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda  (The Global Gender Gap Report)  144 ülkenin verileri kullanılmıştır.  WEF’a göre bugünkü koşullar aynı şekilde devam ederse dünyada kadın-erkek ücret eşitliği 217 yıl sonra sağlanabilecektir. Araştırma sağlık, siyaset, eğitim ve ekonomi alanlarında yapılmıştır. 2017 yılında sağlık ve eğitime ulaşabilme eşitliği artarken ekonomiye ve siyasete katılımda eşitsizlik oranı yüksek çıkmıştır. Geçen yıla göre 60 ülkede cinsiyet eşitsizliği artarken 82 ülkede azalmıştır. Türkiye, eşitsizliğin arttığı ülkelerden biridir.

2017 raporuna göre eşitsizliğin en az olduğu ülke İzlanda iken en fazla olduğu ülke Yemen’dir. 2016 raporunda da144 ülke arasında ilk sırada İzlanda, son sırada Yemen vardı. Bu yılki raporda İzlanda’yı Norveç ve Finlandiya izlemiştir. Bir Afrika ülkesi olan Ruanda cinsiyet eşitliği sıralamasında 4’ncü olurken, dünya genelinde parlamentoda en fazla kadının bulunduğu ülke olmuştur.

Türkiye  cinsiyet eşitsizliği oranında 144 ülke arasında Kuveyt ve Katar gibi Müslüman Arap ülkelerinin de gerisinde kalmış ve  131’nci sırada yer alabilmiştir.

Türkiye 2015 ve 2016 yıllarında 130’uncu sıradaydı.  2006’da hazırlanan ilk raporda 115 ülke arasında 105’inci sırada yer alırken aradan geçen 10 yılda cinsiyet eşitsizliğini giderme konusunda başarılı olamamıştır. 2017 raporunda Türkiye 13 sıra kaybetse, 144 ülke arasında sondan birinci olacaktı.

Rapor’un Eğitimdeki Kazanım başlığındaki sonuçları, Türkiye’nin kadın-erkek eşitliği açısından eğitimde bir ilerlemede bulunamadığını göstermektedir. Türkiye eğitimli kadınların oranıyla 2015 raporunda 105’inci sırada yer alırken, 2016 raporunda 109’ncu sıraya gerilemiş, 2017 yılında ise 101’nci olmuştur. Raporun Sağlık ve Yaşam Süresi başlığı,  Türkiye açısından diğer 3 başlığa göre en olumlu  olanıdır.  Türkiye sağlık alanında 1 puan üzerinden 0,977 puan alarak kadın-erkek arasındaki eşitsizliği neredeyse kapatmıştır.

Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 33’den yüzde 36’ya yükselmiştir. İş gücüne katılım oranı arttığı halde cinsiyet eşitsizliği sıralamasında gerilememizin sebebi, kadınların ev ve bakım işlerinde yer almasıdır. Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin yüzde 18’i kadın olup, uzman meslekler ve teknik elemanlar arasındaki kadınların oranı yüzde 39’dur.

En iyiler: Kadın-erkek eşitsizliğinde en düşük puanlı, en eşitlikçi ülkeler.
En kötüler: Kadın-erkek eşitsizliğinde en yüksek puanlı, en eşitsiz ülkeler.

Kaynak: http://www3.weforum.org/docs/WEF_GGGR_2017.pdf

Türkiye’de kadın erkek arasındaki eşitsizlik kapanmazken, kadına yönelik şiddet   giderek artmaktadır.  Son 10 yılda 2337 kadın şiddet görerek hayatını kaybederken, en çok boşanmak istedikleri ve kendi hayatlarına dair karar almak istedikleri için öldürülmekteler. Bu konuda alınan önlemler yetersiz kalmaktadır.

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’na göre Türkiye’de her 10 kadından 4’ü şiddetle karşı karşıyadır. Nüfusun yarısı kadın olduğuna göre  10 üzerinden 4 oranlaması yaptığımızda 14 milyon kadının şiddetle karşı karşıya olduğu görülmektedir. “Cennet annelerin ayakları altındadır” mealindeki hadis maalesef Türk toplumunda yeterince anlaşılmamıştır.

Dünya Kadınlar Günü kutlanırken Halide Edib Adıvar’ı anmadan geçemeyeceğim. 23 Mayıs 1919 Cuma günü Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen ve yaklaşık 200 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen o mitingde yaptığı konuşma, toplumda büyük yankı uyandırmıştır:

“Kardeşler, vatandaşlar, Yedi yüzyılın şerefi, göğe yükselen bu minarelerin tepesinden Osmanlı tarihinin yeni faciasını seyrediyor, bu meydanlardan çok zaman alay halinde geçmiş olan büyük atalarımızın ruhuna hitap ediyor, başımı bu görünmeyen ve yenilmez ruhlara kaldırarak diyorum ki, ben İslamiyet’in bedbaht bir kızıyım ve bugünün talihsiz fakat aynı derecede kahraman devrinin anasıyım. Atalarımızın ruhları önünde eğiliyor, onlara bugünün yeni Türkiye adına hitap ediyorum ki, silahsız olan bugünkü milletin kalbi de onlarınki gibi yenilmez kudrettedir. Allah’a ve haklarımıza iman ediyoruz.

Kardeşler, evlatlar, size dünyanın verdiği hükmü dinleyiniz: Avrupalı itilaf devletlerinin tecavüz siyaseti bazen hıyanetle ve daima haksız olarak Türkiye’ye çevrilmiştir. Eğer ayda ve yıldızlarda da Türk’le Müslüman bulunduğunu söyleseler oralara da istila orduları gönderilirdi. Nihayet hilali parçalamak için ellerine bir fırsat geçmiştir. Bu kararlarına karşı bizi tutacak hiçbir garplı kudret yoktur. Bu meselede, bu insani olmayan karara katılmayanlar da aynı derecede belki de daha da melüldürler.  

Onların hepsi insan haklarını ve millet haklarını müdafaa için bir mahkeme kurmuşlar fakat orada yenilenlerin parçalanması hükmünü vermişlerdir. Türklere günahkar diyen bu kimselerin kendileri o kadar günahkardırlar ki okyanusların suları onları temizleyemez. Bir gün gelecektir ki daha büyük bir mahkeme, milletleri tabi haklarından mahrum bırakanları mahkum edecektir. O mahkeme bugün bizim aleyhimize olan devletlerin fertlerinden teşekkül edecektir. Çünkü her ferdin içinde ezeli bir hak duygusu vardır ve milletleri meydana getirenler de fertlerdir.

Kardeşler, evlatlar, beni dinleyiniz. Sizin iki dostunuz vardır: Müslümanlar ve haklarımız için sesini her gün yükseltecek olan medeni milletlerin fertleri. Birincisi bugün sizinle beraberdir. ikincilerse bizim şaşmaz gayemizin hakkını er geç anlayacak olan fertlerdir. Hükümetler düşmanımız, milletler dostumuz ve kalbimizdeki haklı isyan kuvvetimizdir. Bütün milletlerin haklarını kazanacağı gün çok uzak değildir. O gün geldiği zaman bayraklarınızı alınız, bu maksat için canlarını veren kardeşlerimizi ziyaret ediniz. Şimdi yemin edin ve benimle birlikte tekrarlayın: Yüreğimizdeki mukaddes heyecan, milletlerin hakları ilan edilinceye kadar devam edecektir.”

Cumhuriyetimizin modern ve çağdaş günlere gelmesinde önemli görevler başarmış olan emekçi Türk kadınları ile birlikte tüm kadınlarımızın (kadınlarımızın tamamı emekçidir) 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor,  sağlık ve mutluluk dolu günler  diliyorum.

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları