Kim kimi katletmiş? – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______03.04.2018_______

Kim kimi katletmiş?

Ömer Lütfi Taşçıoğlu

Birinci dünya harbindeki Türk ve Ermeni kayıpları

Giriş

Birinci Dünya Harbi döneminde Osmanlı Devleti beşi asli, üçü tali cephe olmak üzere sekiz ayrı cephede savaşırken Ermenilerin çıkardığı isyanlar devleti zayıf düşürmüş ve Osmanlı orduları bir yandan bu cephelerde savaşırken, diğer yandan isyanları bastırmak ve asayişi sağlamak için cephe gerisine de kuvvet ayırmak zorunda kalmış, bu durum Türk ordusunun askerî harekâtını zaafa uğratmıştır.

Bu dönemde Ermeniler silahlı çeteler kurmuş ve erkekleri askerde olduğu için sadece kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan Türk köylerinde katliama başlamıştır. Bölgenin nüfus yapısını değiştirerek bağımsız bir Ermenistan kurma amacına yönelen Ermeniler katliamın yanı sıra Osmanlı Ordusu’na zarar verecek pek çok girişimde de bulunmuştur. Silahaltındaki Ermeniler silahları ile birlikte Osmanlı Ordusu’ndan firar ederek düşman ordularının saflarına katılmış, geride kalan Ermenilerin bir bölümü ise düşman orduları lehine casusluk yapmış, Türk ordusunun ikmal konvoylarına saldırmış ve Ermeni fırıncılar yaptıkları ekmeklerle Osmanlı askerlerini zehirlemiştir[1]. Söz konusu fiiller gerek o dönemdeki gerekse günümüzdeki devletlerin ceza yasalarında vatana ihanet suçunu oluşturmakta[2] ve bu suç için bu ülkelerin yasalarında idam[3] ya da müebbet hapis cezası öngörülmektedir. Buna rağmen Osmanlı Devleti isyancı Ermenileri çoğu kez yabancı ülkelerin de baskıları nedeniyle affetmiş, ancak affedilenler yeniden isyan ederek düşman orduları lehine faaliyetlerine ve sivil halkı katletmeye devam etmiştir.

Osmanlı Devleti, tüm ikazlara rağmen Ermenilerin masum sivil halkı katletmeye ve ordunun askerî harekâtını sekteye uğratmaya devam etmesi üzerine 24 Nisan 1915’te Ermeni Komite Merkezlerinin kapatılarak evrakına el konulması ve komite liderlerinin tutuklanması kararını almış, bu kapsamda 77.735 Ermeni’nin yaşadığı İstanbul’da 235 Ermeni komite liderinin tutuklanması kararlaştırılmıştır. Ermeniler tarafından Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığı tarih olarak kabul edilen 24 Nisan tarihi esasen zorunlu göç kararının alındığı tarih olmayıp, bu tarihten 1 ay 3 gün öncesine rastlayan, Ermeni komite liderlerinin tutuklanarak silah ve evrakına el konulduğu ve komite merkezlerinin kapatıldığı tarihtir.

24 Nisan tarihi sadece Ermeni komite liderlerinin tutuklandığı tarih de değildir. Bu tarih aynı zamanda Türk milletinin kaderinin tayin edileceği çok önemli bir savaşı başlatmak üzere Gelibolu yarımadasına çıkarma yapacak İngiliz, Fransız, Hint ve Anzak birliklerinin çıkarma bölgelerine intikal halinde olduğu ve ertesi sabah alacakaranlık başlangıcından itibaren çıkarma yapmaya başlayacakları günün bir gün öncesidir.   24 Nisan’da İstanbul’daki Ermeni komite liderleri tutuklanarak silahlarına el konulmamış olsaydı Ermeni komite liderlerinin düşman birliklerinin çıkarma harekâtı ile koordineli olarak İstanbul başta olmak üzere Osmanlı coğrafyasında iç kalkışmayı başlatacağı ve çıkarma kuvvetlerine karşı savaşacak Osmanlı birliklerinin harekâtını da zora sokarak düşman kuvvetlerine destek sağlayacağı gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır.

24 Nisan 1915’te Tutuklanan Ermenilerin Akibeti ve Zorunlu Göç Kararı

Osmanlı arşiv belgelerine göre 24 Nisan 1915’te haklarında tutuklama kararı verilen 235 Ermeni komite liderinden yakalanabilenlerin sayısı 226 kişidir. Tutuklananlarla birlikte 19 Mavzer, 74 Martini, 111 Winchester, 96 Manliher, 78 Gıra, 358 Filovir, 3591 tabanca ve 45221 adet mühimmat ele geçirilmiştir[4]. Tutuklananlardan 155’i Çankırı’ya, 71’i ise Ayaş’a  gönderilmiştir.[5]

Ancak söz konusu komite liderlerinin tamamı hapishaneye konulmamış, Çankırı’ya gönderilenler ikişer-üçer kişilik gruplar halinde yazlık evlere yerleştirilmiş, bunların şehir/kasaba içinde serbest olarak dolaşmalarına müsaade edilmiş ve sadece günde bir kez polis karakoluna uğrayarak bölgeyi terk etmediklerini göstermeleri mecburiyeti getirilmiştir[6]. Hatta bunlardan Arşak oğlu Mardiros ile Arşak Diradoryan adlı Ermeniler maddi durumlarının iyi olmadığını belirterek kendilerine maddi yardım yapılması talebinde bulunmuş ve talepleri kabul edilmiştir.[7]

Yapılan tahkikat sonucunda İstanbul’da göz altına alınarak Çankırı’ya gönderilen Ermenilerden 35’inin suçsuz olduklarına karar verilerek İstanbul’a dönmelerine izin verilmiş, 25’i suçlu bulunarak Ayaş’a nakledilmiş, 57’si ise Zor bölgesine sevk edilenlerle birlikte Zor’a gönderilmiştir. Yabancı uyruklu komite lideri 7 Ermeni’den 3’ü sınır dışı edilmiş, 4’ü ise hapiste tutulmaya devam edilmiştir. Kalan Ermenilerden 31’i affedilmiş, bunlardan 13’ü İzmit’e, 10’u Eskişehir’e, 2’si Kütahya’ya, 2’si Bursa’ya, 2’si Kastamonu’ya, 1’i Geyve’ye, 1’i ise Kayseri’ye gönderilmiştir.[8]

Ayaş’ta tutulan komitecilerden Taşnak lideri Serkis Bağdıkyan 9 Mart 1918’de ölmüş,[9] 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesinin imzalanmasından sonra Karnik Madukyan, Kirkor Hamparsumyan ve Pantuvan Parzisyan serbest bırakılmış[10], kalanlar ise İngiliz işgal kuvvetlerinin İstanbul’u işgalinden sonra salıverilmiştir.[11]

Ermeni komite liderlerinin tutuklanması kararından sonra da Ermenilerin isyan ve katliamlarını sürdürmeleri üzerine Osmanlı Devleti 27 Mayıs 1915’te Ermenilerden isyan edenlerin ve çete kurarak sivil halkı katledenlerin bulundukları bölgelerden çıkarılarak Osmanlı Devleti toprakları içinde yer alan ancak savaş bölgesinden uzakta olan Şam ve Musul gibi vilayetlere nakledilmelerini kararlaştırmıştır. Bununla beraber Anadolu’daki Ermenilerin tamamı göçe tabi tutulmamış, tutulanların ise daha sonra yerlerine dönmelerine izin verilmiştir.

Osmanli Devletindeki Ermeni Sayısı ve Göç Ettirilen Ermenilerin Miktarı

Osmanlı Devleti Dahiliye Nezareti Sicil Umum Müdürlüğünce yapılan 1914 yılı sayımlarına göre Osmanlı coğrafyasının tamamında yaşayan Ermeni sayısı 1.294.851 kişidir[12].  Bu rakam sadece zorunlu göç uygulamasının yapıldığı Anadolu topraklarındaki Ermenilerin sayısını göstermemektedir. Bu rakama o dönemde Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde yer alan ancak göç uygulamasıyla hiçbir ilgisi bulunmayan diğer bölgelerde yaşayan Ermeniler de dâhildir. Göç uygulamasının yapıldığı Anadolu topraklarında yaşayan Ermenilerin sayısı ise farklı kaynaklar tarafından 736.000-872.000   kişi arasında verilmektedir[13].   Bunlardan bir bölümü kendi istekleriyle başka ülkelere göç etmiş, bir bölümü göç kararına tabi olmamak için din değiştirerek Müslüman olmuş, diğer bir bölümü ise göçten muaf tutulmuştur.

Cemiyet-il Akvam (CA) Mülteciler Komitesi Başkanı Fridtjof Nansen harpten önce başka ülkelere göç eden Ermenilerin sayısına ilişkin olarak Osmanlı topraklarından 400.000 Ermeni’nin Ermenistan’a, 40.000 Ermeni’nin İran’a geçtiğini rapor etmiştir[14]. CA’ın 21.9.1929 tarihli Resmî Gazetesine göre Türkiye’den Rusya’ya geçerek Rus ordusunda Türkiye’ye karşı savaşırken hayatını kaybeden Ermenilerin sayısı ise 200.000’dir[15].  Ermenistan Taşnak Cumhuriyeti (28.5.1918–2.12.1920) idaresinde Ermenistan’da hastalıktan ölen 200.000[16] Ermeni de bu rakama ilave edildiğinde Kafkaslarda zorunlu göç nedeni dışında ölen Ermenilerin sayısı 400.000 kişiye ulaşmaktadır.

Göçten muaf tutulan ve Ermenistan’a geçen Ermenilerin sayıları konusundaki bilgiler Almanya’nın Halep konsolosu ile Near East Relief’in raporlarında ve tanınmış Alman siyaset yazarı Paul Rohrbach ve arkadaşlarının Alman Kayser’ine yazdıkları mektupta da yer almaktadır. Almanya’nın Halep konsolosu “Batı Anadolu’da 27.200, İstanbul ve Edirne’de 164.000, Suriye, Filistin ve Bağdat’ta 13.500 olmak üzere toplam 204.700 kişinin sürgünden muaf tutulduğunu[17] bildirmektedir. Bu miktara zorunlu göçten kurtulmak için din değiştirerek Müslüman olan 95.000 Ermeni[18] de ilave edildiğinde göç ettirilenlerden sonra Anadolu’da 300.000 kadar Ermeni’nin sağ olarak bulunduğu ortaya çıkmaktadır. American Near East Relief’in raporunda da Ekim 1920 tarihi itibariyle Ermenistan’da Türkiye’den gelen 350.000 Ermeni göçmenin bulunduğu bildirilmektedir[19]. Bu durum savaş nedeniyle Ermenistan’a geçen Ermenilerin bir bölümünün geri dönüş kararnamesiyle tekrar Anadolu’ya döndüklerini ve diğer ülkelere gidenleri saymasak bile Osmanlı Devletindeki Ermenilerden 650.000’inin Türkiye’de ve Ermenistan’da bulunduklarını ve hayatta olduklarını göstermektedir.

Paul Rohrbach ve arkadaşlarının 6 Ocak 1918’de Berlin’den Kayser’e yazdıkları mektupta ise İstanbul, İzmir ve Kafkaslara kaçan toplam 700.000 Ermeni’nin zorunlu göçten kurtulduğu ve Batı Anadolu’da 300.000 Ermeni bulunduğu[20] bildirilmiştir.

İngiliz ve Fransızlar tarafından Mısır’a nakledilen Musa Dağındaki 4049 Ermeni[21],  ABD’ye göç eden 10.000 Ermeni[22], Yunanistan’a göç eden 50.000 Ermeni, Fransa’ya göç eden 40.000 Ermeni ve diğer ülkelere göç eden 60.000 Ermeni[23] de dikkate alındığında Ermenilerin önemli bir bölümünün diğer ülkelere salimen ulaştıkları ve savaş sona erdikten sonra Ermeni nüfusunun büyük bölümünün hayatta oldukları görülmektedir.

Yukarıda verilen bilgiler Osmanlı Devletindeki Ermenilerin önemli bir bölümünün harpten önce başka ülkelere göç ettiklerini, bir bölümünün ise göçe tabi tutulmayarak Anadolu topraklarında kaldığını göstermektedir.

Zorunlu göçe tabi tutulan Ermenilerin miktarı konusunda gerek Osmanlı arşivlerindeki bilgiler gerekse o döneme ait yabancı kaynaklarda yer alan bilgiler büyük ölçüde örtüşmektedir. Bu konudaki önemli araştırmacılardan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu Osmanlı arşiv belgelerine dayanarak göçe tabi tutulan Ermeni sayısını   438.758[24], göç noktalarına ulaşan Ermeni sayısını ise 382.148[25]  olarak vermektedir.

Prof. Dr. Kemal Çiçek ise, Halaçoğlu’nun verileri sadece Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü 2. Şubesi kaynaklarına dayandırıldığından göç ettirilen Ermenilerin sayısının Halaçoğlu tarafından verilen miktarlardan biraz daha yüksek olduğunu ve ABD kaynakları dikkate alındığında göç ettirilen Ermenilerin sayısının 500.000’i geçtiğini[26] ifade etmektedir.

Halep’teki Amerikan konsolosu Jackson 3 Şubat 1916 tarihli sürgün edilenler listesinde 486.000 Ermeni’nin bulunduğunu, 8 Şubat 1916 tarihli raporunda ise göç bölgesinde 500.000 civarında sürgün Ermeni bulunduğunu rapor etmiştir[27]. Söz konusu raporlar göç ettirilen Ermenilerin büyük bölümünün göç yerlerine ulaştığını göstermektedir.

Diğer yandan Osmanlı Devleti’nin göç kafilelerinin güvenliğinin sağlanabilmesi için kafilelere genellikle jandarmalardan teşkil edilen emniyet müfrezeleri refakat ettirmesine rağmen kafilelere bazı bölgelerde eşkıyalar tarafından saldırılar yapılmıştır. Saldırganlar önce kendilerine engel olabilecek emniyet müfrezelerine saldırarak onları ortadan kaldırdıktan sonra göç eden Ermeni kafilelerini hedef almıştır. Eşkıya saldırıları sonucunda 500 kişinin Erzurum-Erzincan arasında, 2000 kişinin Urfa-Halep arasında Meskene’ de, 2000 kişinin Mardin civarında katledildikleri, 5000 kişinin de Dersim bölgesinden geçen kafilelere yapılan saldırılar sonucunda öldürüldüğü[28] Osmanlı arşiv belgelerinde kayıtlıdır. Ayrıca yollarda açlıktan da ölümler olduğu[29], bunun dışında göç ettirilen Ermenilerden 25.000-30.000 kadarının Osmanlı askerleri ve halkında da önemli kayıplara neden olan tifo, dizanteri gibi hastalıklardan öldüğü[30] tahmin edilmektedir. Osmanlı arşiv belgelerine göre eşkıya saldırıları, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle göç yerlerine ulaşamadan hayatını kaybeden Ermenilerin sayısı 56.610’dur.[31]

Göçler sırasında Ermenilere yapılan saldırılar ya da kötü muamele nedeniyle çok sayıda kişi Divan-ı Harb-î Örfi Mahkemelerinde yargılanmış, yargılananlardan 1397 kişi idam dahil çeşitli cezalara çarptırılmış[32] ve yargılamalar bizzat Talat Paşa tarafından takip edilmiştir. Ancak cezalandırılanlar arasında gerçekten suçlu bulunanlar olduğu gibi İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinden sonra iç ve dış baskılar[33] ve özellikle Ermeni kilisesinin telkinleriyle cezaya çarptırılan birçok masum insanın da bulunduğu gerçeği dikkatten uzak tutulmamalıdır.

Göç Ettirilen Ermeniler İçin Alınan Tedbirler

Osmanlı Devleti zorunlu göçe tabi tutulan şahısların geride bıraktıkları mallarının düzenlenmesi hususunda da tedbirler almış ve Hükûmet 26 Eylül 1915 tarihli geçici bir kanun çıkararak söz konusu malların korunmasını[34] üstlenmiştir.

Taşınabilir mallardan bozulabilecekler oluşturulan heyetler tarafından müzayede ile satılmış ve bedelleri sahipleri adına emaneten mal sandıklarına aktarılmıştır. Satılan malların cinsi, miktarı, değeri, kime satıldığı gibi bilgiler özel defterlere kaydedilerek heyet tarafından onaylandıktan sonra tutanak tutularak tutanağın aslı Hükûmete, resmi kopyası ise Geride Bırakılan Mallar Komisyonu’na verilmiştir.[35]

Osmanlı Hükûmeti zorunlu göç uygulamasına başlamadan önce bütün vilayetlere yazılar yazarak, bölgelerinden geçecek kafilelerin bütün ihtiyaçlarının karşılanması için gereken tedbirlerin alınması ve yiyecek stoklanması talimatını vermiştir.[36] İhtiyaçların tespit ve temini için İskȃn-ı Aşair ve Muhacirin Müdürü Şükrü Bey (Kaya) bizzat görevlendirilmiş ve sevkiyat sırasında kafilelerin ihtiyaçlarının karşılanması için sancak ve vilayetlere ödenek tahsis edilmiştir.[37]Nakledilecek Ermenilerin mal ve can güvenliğinden mahalli idareler, iskânlarına kadar iaşelerinden ve mesleklerinin icrası için gerekli ödeneğin tahsisinden ise Hükûmet sorumlu tutulmuştur.

İçişleri Bakanlığı göçe tabi tutulan Ermenilerin emniyetle yerlerine ulaşmalarını temin etmek üzere de tedbirler almıştır.  Göçe tabi olan Ermenilerin naklinde esas taşıma vasıtası olarak tren ve nehir yolu kullanılmıştır. Batı Anadolu’dan iskân mahalline gönderilenlerin tamamına yakını trenlerle nakledilmiştir. Cizre yolu ile sevk edilenler de trenle ve “şahtur” denilen nehir kayıklarıyla taşınmıştır. Tren ve nehir nakliyatının bulunmadığı yerlerde kafileler hayvan ve arabalarla belli merkezlere toplanmış ve buradan trenlere bindirilmiştir.

Zor şartlara ve imkânsızlıklara rağmen Hükûmetin, göçe tabi tutulan Ermenileri bir intizam içerisinde yeni yerleşme alanlarına sevk ettiği yabancı misyon görevlileri tarafından da doğrulanmaktadır. Amerika’nın Mersin Konsolosu Edward I. Natan, 30 Ağustos 1915’te Büyükelçi Henry Morgenthau’a gönderdiği raporda: “Tarsus’tan Adana’ya kadar bütün hat güzergâhının Ermenilerle dolu olduğunu ve Adana’dan itibaren bilet alarak trenle seyahat ettiklerini, kalabalık yüzünden sefalet ve çektikleri zahmete rağmen Hükûmetin bu işi son derece intizamlı bir şekilde idare etmekte olduğunu, şiddete ve intizamsızlığa yer vermediğini, göçmenlere yeteri kadar bilet sağladığını, muhtaç olanlara yardımda bulunduğunu” [38]  belirtmiştir.

Edward I. Natan’ ın, 11 Eylül 2015 tarihli raporu ise şu şekildedir:

“478 sayılı gönderimden beri (30 Ağustos 1915 tarihli rapor) yüz binlerce Ermeni daha buraya ulaştı ve Halep’ e sevk ediliyorlar. Şam’daki kampta hastalar için bir hastane oluşturulmuş ve ziyaretim sırasında 50 hasta tedavi görüyordu. Aldığım bilgilere göre kampta ölen yok ve Hükûmet bütün sürgünlere yiyecek dağıtıyor.” [39]

Osmanlı Devleti göç ettirilen Ermenilere göç yolunda sağladığı yardımları göçten sonra da sürdürmüş ve bunlara yeni gittikleri yerlerde tapulu ev, tarıma elverişli arazi, mesleklerinin icrası için alet, sermaye ve tohumluk vermiştir. Ayrıca zorunlu göçe tabi tutulan Ermenilerin devlete ve şahıslara olan borçları ertelenmiş ya da tamamen silinmiş ve suçlu ve zanlılar hakkındaki takibat da ertelenmiştir[40].

Göçün Durdurulması ve Geri Dönüş Kararnamesi

Göç sırasında zaman zaman sevkiyat durdurulmuş ve henüz iskân yerlerine varmamış, yani yollarda olan Ermenilerin bulundukları vilayet dahiline yerleştirilmeleri talimatı[41] verilmiştir. 25 Kasım 1915’ten itibaren vilayetlere gönderilen emirlerle de kış mevsimi dolayısıyla sevkiyatın geçici olarak durdurulduğu bildirilmiş[42],  21 Şubat 1916’da bu emir, Ermeni sevkiyatına son verilmesi şeklinde bütün vilayetlere tebliğ edilmiştir[43]. Osmanlı Hükûmeti, ilk emirden yirmi gün sonra, yani 15 Mart 1916 tarihinde vilayetlere ve sancaklara gönderdiği ikinci bir genel emirle, Ermeni sevkiyatının durdurulduğunu ve bundan sonra hiçbir sebeple sevkiyat yapılmamasını[44]  bildirmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra Osmanlı Hükûmeti 4 Ocak 1919 tarihinde göçe tabi tutulan Ermenilerden isteyenlerin tekrar eski yerlerine dönmelerine imkân veren bir kararname çıkarmıştır.  Ermenilerden dönmek isteyenlerin eski yerlerine nakledilmeleri konusunda ilgili yerlere talimat verilmiş ve gereken tedbirler alınmıştır[45]. Bu kapsamda tıpkı zorunlu göç kararı alındığında yapıldığı gibi, geri dönecek mülteciler için ödenek tahsisi yapılmıştır.

Hükûmetin geri dönüş kararnamesi azınlık basını tarafından kamuoyuna duyurulmuş ve geri dönüş kararı Ermeniler tarafından sevinçle karşılanmıştır. Bu kapsamda Verçinlor adlı gazetenin 5 Ağustos 1918 tarihli nüshasında Ermeni halkının Hükûmete ve padişaha müteşekkir oldukları yazılmıştır[46]. Ermeni Patrik Vekili Cevahirciyan Efendi de Sadrazam İzzet Paşayı ve diğer devlet erkânını ziyaret ederek alınan karardan dolayı cemaati adına Hükûmete teşekkürlerini sunmuştur.[47]

Karardan sonra daha önce göç ettirilmiş olan çok sayıda Ermeni ve Rum Osmanlı topraklarına dönmeye başlamıştır. Geri dönerek yerleştirilen Ermeni ve Rumların sayısı 1919 yılı şubat ayında 145.000 kişiye, nisan ayında 270.000 kişiye, 3 Şubat 1920 tarihinde ise 335.883 kişiye ulaşmış[48], muhtaç muhacirlerin sevk, iaşe ve iskân masrafları da seferberlik tahsisatından karşılanmıştır.

İstanbul’a gelen muhacirler için Muhacirin Müdüriyet-î Umumiyesi tarafından iki otel, bir misafirhane kiralanmış ve 35 çadır kurulmuş, binden fazla kimseye yemek hazırlayabilecek kapasitede dört baraka Almanlardan satın alınarak muhacirlerin hizmetine sunulmuş, muhacirler düzenli olarak sağlık kontrolünden geçirilmiş ve muhacirlere sıcak çorba ve yemek çıkarılmıştır[49].

Geri dönen gayr-ı Müslim muhacirlerin cemaatlerine ait kilise, okul ve gelir getiren gayrı menkulleri kendilerine iade edilmiş[50], zorunlu göçe gönderilmeden önce kendi rızası ile mallarını satanlar dahi istedikleri takdirde aldıkları parayı iade edip mallarını geri alabilmişlerdir[51].  Geri dönen Ermenilere emval-ı menkul ve gayr-ı menkullerinin %98’i iade edilmiştir[52]. Ancak Doğu Anadolu’dan Rus istilası ve Ermeni çetecilerden kaçmak için göç etmek zorunda kalan muhacir Türklerin bir bölümü göç ettirilen Ermenilerin geride bıraktıkları evlerine yerleştirildiğinden Ermeniler geri dönünce Türklerin yerleştirildikleri evleri terk etmeleri emredilmiş, bu durum mülteci Türklerin ortada kalmasına neden olmuştur.

Geri Dönen Ermenilerin Düşmanla İşbirliği

Geri dönüş kararnamesi ile Anadolu topraklarına dönen Ermeniler Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde bağımsız bir Ermenistan kurma hayali ile bu defa da Fransız işgal kuvvetleriyle işbirliği yapmışlardır. Türk İstiklal Harbi sırasında özellikle Fransızlar tarafından Antep, Maraş ve Adana’da önemli miktarda Ermeni iskân edilmiş; Mısır’a gitmiş bulunan Musa Dağı Ermenilerinden toplanan gençler, “Kıbrıs Monarga Ermeni Lejyonu Kampı’nda” eğitilerek Fransız üniformasıyla Anadolu’ya sevk edilmiştir[53]. Ermenilerin Fransız işgal kuvvetlerine sağladığı destek Boghos Nubar Paşa tarafından da şu sözlerle ifade edilmektedir:

….1919 ve 1920’de ise Kemalistler Fransız askerlerine taarruz ettiklerinde, Ermeniler Fransa için savaştılar. Maraş, Haçin(Saimbeyli), Pozantı ve Sis (Kozan)’de de durum bu idi. Fransızlar Antep’i Ermeniler sayesinde geri almayı başarmışlardır. Bu yüzden Ermeniler Kilikya’da Fransa’nın müttefikidirler”[54].

Savaş sırasında Fransız idaresindeki Ermenilerin Anadolu’daki Türk nüfusun yok edilmesi hedefine yöneldiği Rus tarihçi İrandust’un “Kemalist Devrimin İtici Güçleri” adlı eserinde aşağıdaki sözlerle ifade edilmektedir:       “Fransızların oluşturduğu Taşnak’lardan müteşekkil jandarma birlikleri Türk nüfusa karşı kitlesel cinayetlere giriştiler. ….. Ermeni çeteleri sırayla köylerin bütün halkını kılıçtan geçirdi. Türk nüfusunun fiziksel olarak ortadan kaldırılması programı tamamen bilinçli şekilde işgalcilerin yönetiminde yürütüldü”[55].

Ermeniler Fransız ordularında olduğu gibi, İngiliz ordularında da Osmanlı Devleti’ne karşı savaşmıştır. Bununla ilgili olarak İngiliz mareşali Allenby, Şam’ın güneyinde Türkler ile yaptığı savaşta, yanında 8.000 Ermeni savaşçının mevcut olduğundan[56] bahsetmektedir.

Esasen tarihin hangi döneminde Türkler’ e karşı yapılmış bir savaş varsa, Ermeniler düşman devletin saflarında yer alarak Türkler’ e karşı savaşmış ve sivil Türkleri de katletmiştir: Balkan Savaşları sırasında Antranik Ozanyan komutasında Bulgar Ordusu’nun öncü birlikleri olarak[57], 1. Dünya Savaşı’nda Doğu cephesinde Ermeni Kolordu Komutanı Nazarbekyan ve 1. Ermeni Gönüllü Alayı Komutanı Antranik Ozanyan komutasında Rusların öncü birlikleri Olarak,[58] Filistin-Suriye cephesinde İngilizlerin öncü birlikleri olarak, İstiklal Harbi’nde ise Fransızların öncü birlikleri olarak Osmanlı Devleti’ne karşı savaşmışlardır. Mondros Mütarekesi’nden sonra da Karadeniz’de İngiltere ve Yunanistan’ın desteğiyle Rum Pontus Devleti’ni kurmak için isyan eden Rumlarla işbirliği yaparak bölgedeki Türk nüfusunu yok etmeye çalışmışlardır.[59]

Rus ve Ermeni Devlet Adamlarının İfadeleri

Osmanlı Devleti’nin göç kararını almakta haklı olduğu değerlendirmesi sadece Türklere ait değildir. Ermenilerin düşman ordularına katılarak kendi devletine karşı savaştığına ilişkin yüzlerce resmi rapor bulunmaktadır. Rusya’nın Kafkasya Valisi Kont Varontsov Daşkov’un Rus Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği, aşağıda bir bölümü verilen 6 Şubat 1915 tarihli resmi rapor[60] bunlara bir örnektir:

“Zeytun Ermenileri temsilcisi Kafkas orduları karargâhına geldi. Yaklaşık 15.000 Ermeni’nin Türk ordusunun ikmal yollarına saldırmaya hazır olduğunu bildirdi”.

Birçok yabancı tarihçinin yanı sıra o dönemde yaşayan bazı Ermeni devlet adamları da Osmanlı Devleti’nin aldığı zorunlu göç kararının haklılığını kabul etmektedir. 1918 yılı temmuz ayında kurulan Ermenistan Devleti’nin ilk başbakanı Ovanes Kaçaznuni tarafından 1923 yılı nisan ayında Bükreş’te yapılan Taşnaksutyun Partisi’nin toplantısında sunulan ve aşağıda özeti verilen raporda[61] da Osmanlı Devleti’nin haklılığına vurgu yapılmaktadır:

“1914 kışı ve 1915 yılının ilk ayları, Taşnaksutyun da dahil olmak üzere, Rusya Ermenileri açısından bir heyecanlanma ve umut dönemiydi. Biz kayıtsız şartsız Rusya’ya yönelmiş durumdaydık. Herhangi bir gerekçe yokken zafer havasına kapılmıştık; sadakatimiz, çalışmalarımız ve yardımlarımız karşılığında Çar Hükûmeti’ nin Güney Kafkasya Ermenistan’ı ile Türkiye’nin Ermeni eyaletlerinden oluşan Ermenistan’ın bağımsızlığını bize armağan edeceğinden emindik.    Aklımız dumanlanmıştı.  Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin boş sözlerine büyük önem vererek ve kendimize yaptığımız hipnozun etkisiyle gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık. …… Türkler ise ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.”[62]

“The Armenian Revolutionary Federation (Dashnaksoution) Has Nothing To Do Any More” adıyla Ermeni İstihbarat Servisi tarafından 1955 yılında bazı bölümleri basılan Kaçaznuni’nin raporunun yer aldığı kitap daha sonra içerdiği bilgilerin gerçekleri ortaya koyması nedeniyle Ermenistan’da yasaklanmış, ayrıca kitabın çeşitli dillerde basılmış olan nüshaları Taşnaklar tarafından Avrupa kütüphanelerinden toplatılmıştır. Kitabın toplatılması 1915’te yaşanan olayların dayandığı gerçeklerin dünya kamuoyundan saklanmaya çalışıldığını göstermektedir.

Ermeniler Tarafindan Katledilen ve Mülteci Durumuna Düşürülen Türkler

Birinci Dünya harbi yıllarında ve takip eden süreçte kendi devletine ihanet ederek düşman tarafına geçtiği ve geride kalanlarla da çeteler teşkil ederek düşman kuvvetleri ile birlikte kendi ülkesinde yaşayan masum sivil halkı katlettiği için göç ettirilen Ermenilerin kayıplarına ilişkin olarak her gün birçok haber, kitap, film gündeme taşınarak Osmanlı Devleti’nin başvurduğu göç uygulaması bir soykırım olarak sunulurken,  göç kararının alınmasında en önemli neden olan Ermenilerin, Türklere ve özellikle masum sivil halka karşı uyguladıkları ve soykırım olarak adlandırılabilecek toplu katliamdan hiç söz edilmemesi dikkat çekicidir.

Prof. Dr. Justin McCarthy’nin tespitlerine göre 1912-1922 yılları arasında Ruslar ve Ermeniler tarafından Türkiye’nin doğu vilayetlerinde öldürülen Türklerin sayısı 1.189.132 kişi olup bunların illere göre dağılımı şu şekildedir[63]:

Vilayet             Katledilen Nüfus Kat. Nüf. Oranı
Van             194.167 % 62
Bitlis             169.248 % 42
Erzurum             248.695 % 31
Diyarbakır             158.043 % 26
Mamurat-il Aziz               89.310 % 16
Sivas             186.413 % 15
Halep               50.838 % 9
Adana               42.511 % 7
Trabzon               49.907 %4
Toplam           1.189.132 %  24

Yukarıda adı verilen vilayet isimleri Osmanlı Devleti’nin o döneme ait idari taksimatındaki vilayet isimleridir. O dönemdeki vilayetler günümüz idari taksimatında birden fazla ili ihtiva etmektedir. Osmanlı idari taksimatında Van vilayetine Hakkâri ili, Bitlis vilayetine Siirt ve Muş illeri ile Ardeşen ve Genç ilçeleri, Diyarbakır vilayetine Mardin ili,   Mamurat-ül Aziz vilayetine Malatya ve Tunceli illeri, Sivas vilayetine Amasya ve Tokat illeri, Halep vilayetine Urfa ili, Adana vilayetine Mersin ili, Trabzon vilayetine Gümüşhane ve Rize illerinin de dahil olduğu dikkate alındığında Rus ve Ermenilerin günümüz idari taksimatındaki 20 il hudutları içinde kalan Türk ve Müslüman ahaliyi katlettikleri ortaya çıkmaktadır.[64]

Öldürülen Türklerden 518.105’ inin[65] Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’nda detaylı belgeleri bulunmaktadır.McCarthy tarafından verilen rakamlar incelendiğinde Erzurum vilayetinin Müslüman halkının %31’inin, Bitlis vilayetinin Müslüman halkının %42’sinin, Van vilayetinin Müslüman halkının ise %62’sinin Rus ve Ermeniler tarafından katledildiği ortaya çıkmaktadır.

Türkiye coğrafyasındaki katliamın yanı sıra, Trans Kafkasya’da (Bakü, Gence, Tiflis, Kutaisi, Kars ve Erivan (Revan) bölgelerinde) Ruslar ve Ermeniler 413.000 Türk ve Müslümanı daha katletmiştir. Halen Ermenistan’a başkentlik yapan ve 1828 yılına kadar Revan Türk Hanlığının merkezi olan Erivan bölgesinde 1914 yılı itibariyle 270.000 Türk yaşarken bu rakamın 1926’da SSCB’nin yaptığı resmi nüfus sayımlarında 89.000’e indiği[66] tespit edilmiştir. Yani bölgedeki Türk nüfusunun %67’si yok olmuştur. Günümüzde ise Erivan’da yaşayan tek bir Türk bile yoktur.  Benzer şekilde 1897 yılı itibariyle 145.582 Türk’ün yaşadığı Kars ilinin nüfusu 1922 yılı sayımlarında 73.959 kişiye düşmüştür. Yani bölgedeki Türk nüfusunun %51’i yok edilmiştir[67].

1914-1922 yılları arasında Anadolu coğrafyasında katledilen 1.189.132 Türk ve Müslümana, Trans Kafkasya’da katledilen 413.000[68] Türk ve Müslüman eklendiğinde Rus ve Ermeniler tarafından katledilen Türk ve Müslümanların sayısı 1.602.132’ye ulaşmaktadır. Justin McCarthy “Ölüm ve Sürgün” adlı eserinde resmi istatistiklere dayalı olarak Türk ve Müslüman halkın kayıplarını hesaplama yöntemini açıklarken aşağıdaki ifadeyi kullanmaktadır:

“Ben Müslümanların yüksek oranda ölüm telefatına uğradığını ortaya koymak isterken, abartmalı hesaplamalara dayandığım yolunda eleştirilere fırsat vermemek için daima kendi tezimin aleyhine olacak sayıları esas tutmak ilkesini kabullendiğimden; metinde verdiğim, Müslümanların ölüm telefatına ilişkin sayıların, gerçek ölüm telefatına göre düşük kaldığı varsayılabilir.”[69]

Nitekim 4 Haziran 2009’da ABD’nin Huffpost World’te bir makale yazan ABD eski Başkanı Ronald Reagan’ın hukuk danışmanı Bruce Fein: “Ermeni papazı Vahan Vardapet Osmanlı Ermenilerinin sayısını 1.200.000 olarak vermektedir. Bogos Nubar Paşa ise Anadolu’dan 700.000 Ermeni’nin savaşta başka ülkelere göç ettiğini, 280.000 Ermeni’nin ise geride kaldığını ifade etmektedir. Bunların tamamı bile ölmüş olsa ölen Ermeni sayısı 280.000 kişi olur. Ermeni-Amerikan Asamblesi’nden George Montgomery ise Ermeni kayıplarının 500.000 kadar olduğunu belirtmektedir. Aynı dönemde Anadolu‘ da ölen Türklerin sayısı ise 2.400.000 kişidir. Ancak bundan hiç kimse söz etmemektedir. Beyaz Saray 1981’de araştırma yaptı, Ermenilerin 2 milyonun üzerinde Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı. Ermeniler, kendi arşivlerini açmıyor, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor”[70] ifadesiyle yukarıdaki rakamların da üzerinde Türk ve Müslümanın Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ermeniler tarafından katledildiğini teyit etmiştir.

Beyaz Saray araştırması sonucunda Ermeni iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini ifade eden Bruce Fein, tespitlerine şunları da eklemektedir:

“Osmanlı İmparatorluğu’nun azınlıklara karşı “müthiş” sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü. Ermeni terör çeteleri Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlıları öldürdü. Bu rakamın 2 milyon civarında olduğu bir gerçek. Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. Burada asıl önemli konu, Ermenilerin ihanetidir. Osmanlı da kendisini savundu. Özellikle ABD’de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük menfaat sağlıyor. ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermenileri karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak.” [71]

Birinci Dünya Savaşı yıllarında 2 milyon Türk ve Müslümanın katledilmesinin yanı sıra şehirler, kasabalar ve köyler de Ruslar ve Ermeniler tarafından haritadan silinmek istenmiştir. Savaştan önce Van’da bulunan 3.400 Müslüman evinden sadece üçü ayakta kalabilmiş, Bitlis’te bulunan 6.500 Müslüman evinin ise tamamı yok edilmiştir[72]. Köylerin durumu da şehir merkezlerinden farklı değildir. Savaştan önce Van’da bulunan 1.373 Müslüman köyünden sadece 350’si kullanılır durumda idi. Diğer 1023 köy ise Rus ve Ermeniler tarafından yerle bir edilmiştir[73].

Üstelik katledilen Türk ve Müslümanların durumu zorunlu göç sırasında hayatını kaybeden Ermenilerin durumundan çok farklıdır. Ermenilerden ölenlerin çok büyük bir bölümü salgın hastalıklar, yol şartları gibi sebeplerle hayatını kaybederken, Ermeniler tarafından katledilen Türk ve Müslümanlar ırkçı bir saldırının kurbanı olarak ve bir etnik gurubu yok etmek kastıyla ve ağır işkenceler altında yok edilmiştir.

Diğer yandan Türk ve Müslümanların Ermeniler tarafından katledilmesi fiillerinin planlayıcılarının ve icracılarının Osmanlı Devlet bürokrasisi içinde yer alan üst düzey Ermeni devlet adamları ve Patrikhane mensupları olması, olayların kendiliğinden meydana gelen karşılıklı kırım olayları olmadığını, önceden planlanmış cinayetler olduğunu da kanıtlamaktadır.  Osmanlı Devleti’ndeki Ermeni milletvekilleri, devlet kademesindeki diğer Ermeniler, Patrikhane ve kilise papazları, yabancı konsolosluk mensuplarının da desteği ile gizliden gizliye Ermenileri teşkilatlandırma ve silahlandırma faaliyetlerini bizzat yönetmiştir. Komiteciler, bunların teşkil ettiği çeteler, gönüllü alayları, öğretmenler, papazlar, ticaret ve sanayi erbabı ve Ermeni halkının önemli bir kısmı isyan ve katliama bizzat katılmıştır[74].   İsyan ve katliam öncesinde Komiteler tarafından köylere kadar iletilen 16 maddelik talimatın 6. Maddesinde; “Cephe gerisinde 2 yaşına kadar olan bütün Müslümanlar görüldükleri yerde katledileceklerdir” [75] ifadesi yer almaktadır. Ermeniler tarafından Türk ve Müslümanlara uygulanan katliam örneklerine bakıldığında Ermenilerin uygulamada bu talimatın bile ötesine geçerek kundak bebeklerini, hatta anne karnındaki ceninleri bile katlettikleri görülmektedir.  Söz konusu fiillerin önceden talimata bağlanmış olması bu fiillerin “insanlığa karşı suç” kavramı içinde yer alan “savaş öncesi ve savaş sırasında sivil halkın kasıtlı olarak öldürülmesi, toplu olarak yok edilmesi” fiilleriyle ve soykırım suçunun tanımında yer alan “bir grubun veya mensuplarının kasıtlı bir biçimde öldürülmesi, imhası veya yok edilmesi” fiilleriyle bire bir örtüştüğünü göstermektedir.

Soykırım fiilinin oluşup oluşmadığının belirlenmesinde en önemli ayraç olan maddi ve manevi unsurlarının yani planlı bir cürüm kastının olup olmadığının en kolay ispatı; suçu işleyenin iletişim organları aracılığı ile yaptığı konuşmaları ve açıklamaları ile plan, parti programı gibi yazılı belgeler[76] yani kaydedilmiş metinler ve/veya görüntüler gibi kanıtların bulunmasıdır[77]. Yukarıda 6. Maddesi verilen ve Ermeni komite liderleri tarafından şehirlere kadar gönderilen 15 maddelik talimat, Ermenilerin Türk ve Müslümanlara karşı giriştikleri eylemlerin önceden hazırlanmış plana göre icra edildiğini göstermektedir ve bu yönüyle soykırım suçu tanımı ile tamamen örtüşmektedir.

Buna karşılık bir grubun zorla göç ettirilmesi; soykırım sözleşmesinde bu suçu oluşturan eylemler arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla Ermeni zorunlu göçünün soykırım olarak tanımlanması hukuken mümkün değildir. Ayrıca bir fiilin soykırım suçu olup olmadığını belirleme ve yargılama yetkisi fiilin işlendiği ülke mahkemeleri ile Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkisindedir. Nitekim AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) Büyük Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli Perinçek-İsviçre davası kararının gerekçeli hükmünde; “1915’te yaşanan Ermeni zorunlu göçünün uluslararası hukuka göre soykırım olarak nitelendirilemeyeceği ve bu konuda AİHM’nin yetkisinin de bulunmadığı”[78]  ifade edilmiştir.

Diğer yandan zorunlu göçe tabi tutulan Ermeniler devlet tarafından katledilmemiş, işkenceye tabi tutulmamış, bunların ırzına geçilmemiş ve aç bırakılmamıştır. Oysa Ermeniler tarafından katledilen Türk ve Müslümanlar planlı olarak katledilmiş, 7 yaşından küçük kız ve erkek çocuklarının[79] ve 80 yaşındaki ihtiyarların bile ırzlarına geçilmiş[80] ve bunların büyük bir bölümü işkence ile öldürülmüştür.

Zorunlu göçe tabi tutulan Ermenilere devlet yemek çıkartırken, Ermeniler bölgedeki yabancı devlet temsilcilerinin baskısı nedeniyle katletmeye muvaffak olamadıkları için esir almak zorunda kaldıkları Türk ve Müslümanlara zehirli buğdaydan yapılmış ekmek yedirmek[81] suretiyle zaman içinde katletmişlerdir.

Osmanlı Devleti göç ettirilen Ermenilere karşı ırkçı bir nefret saikıyla hareket etmemiş, nitekim Katolik ve Protestan Ermeniler ile kamu hizmetlerinde çalışan ve menfi faaliyetleri görülmeyen Ermenileri göç kapsamı dışında bırakmıştır. Oysa Ermeniler Türk ve Müslümanları camilere doldurarak camileri ateşe vermek suretiyle yakarak katletmiş, öldürdükleri Türk ve Müslümanların cesetlerini köpeklere yedirmiştir[82].  Söz konusu fiil soykırım suçu içinde yer alan dinsel ve ırkçı nefretin varlığını açıkça ortaya koymaktadır.

Yukarıda yapılan incelemeler kapsamında Ermenilerin 1. Dünya Harbi öncesinde ve harp sırasında Türk ve Müslümanlara karşı işlediği fiiller, o dönemde soykırım fiilinin tanımı yapılmamış olduğundan “katliam ve mezalim” sözcükleriyle ifade edilmekle birlikte BM Soykırım Sözleşmesi’ndeki soykırım tanımı ile tamamen örtüşmektedir.

Diğer yandan katledilen Türk ve Müslümanların yanı sıra yörenin Müslüman nüfusunun önemli bir bölümü de katliamdan kurtulabilmek için topraklarını terk etmek zorunda kalmış ve mülteci durumuna düşürülmüştür. Justin McCarthy’nin nüfus istatistiklerinden yaptığı tespitlere göre göç ettirilen Türk ve Müslümanların bölgelere göre durumu aşağıda gösterilmiştir[83]:

 

Bulunduğu Bölge Göç Ettiği Yer Göç Eden Nüfus
Trabzon-Erzurum Doğusu Samsun 79.100
Erzurum Sivas 300.000
Erzurum Doğusu-Güneyi ve Van Mamurat-ül Aziz 80.000
Van-Bitlis Diyarbakır 200.000
           Ara Toplam 659.100
Çeşitli Bölgelerden  Diğer İllere 43.800
Genel Toplam  702.900

O dönemde bölgenin Müslüman nüfusunun 2.300.000 kişi olduğu dikkate alındığında bölgedeki Müslüman nüfusunun %30,5’inin Rus ve Ermeniler tarafından mülteci durumuna düşürüldüğü ortaya çıkmaktadır.

Osmanlı Devleti Muhacirin Nezareti’nin raporu ise 1. Dünya Harbi’nin son günlerindeki Müslüman göçmenlerin sayısını 868.962[84] olarak göstermektedir. Bu rakam bölgedeki Müslüman nüfusun %37,78’ine karşılık gelmektedir.

Göçe maruz kalan Türk ve Müslümanların sayısı konusunda son dönemde önemli bir belge daha ortaya çıkarılmıştır. Erzincan ili Kemah ilçesine bağlı Kerer köyünün tarihi konusunda araştırma yapan Kenan Mutlu Gürses ve Emin Kutluğ’un Başbakanlık Arşivleri Genel Müdürlüğü Arşivinde bulduğu 7 Haziran 1919 tarihli belgede;

“Erzurum, Trabzon, Bitlis, Van vilâyetleriyle Erzincan sancağı ahalisinden bir milyonu geçen Türk ve Müslümanın her türlü sağlık ve hayat şartlarından mahrum olarak iç bölgelere doğru göçmek mecburiyetinde kaldığı, her geçen gün şiddetlenen saldırılar ve göçler sonucunda İslâm mültecilerden 701.166 kişinin öldüğü, söz konusu miktarın Hükûmetin resmî kayıtlarına dayandığı, resmî kayıt dışında kalan tahminen 300.000’e yakın Müslüman nüfus da ilave edildiğinde yukarıda belirtilen dört vilâyetle bir sancak halkından ölenlerin sayısının bir milyona ulaştığı” belirtilmekte ve İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’na hem Türk hem de Ermeni ve Rum göçmenlerin savaştan önceki yerlerine geri dönebilmeleri için demiryollarından ücretsiz olarak istifade etmeleri önerilmektedir[85].

Dikkat edilirse bunlar sadece 4 vilayet ile bir sancak halkından göç edenlerin sayısıdır. Tasvir-i Efkȃr Gazetesi’nin 11 Mayıs 1919 tarihli nüshasında Rus istilasına uğrayan vilayetlerden göç edenlerin sayısı 1.604.031 kişi olarak verilmiş ve bunlardan resmi kayıtlara göre 701.166’sının yani %43,7’sinin göç yollarında hayatını kaybettiği belirtilmiştir[86]. 701.166 rakamı yukarıda belirtilen Başbakanlık Arşivleri Genel Müdürlüğü Arşivindeki 7 Haziran 1919 tarihli belgede geçen miktarla birebir örtüşmekte ve göç etmek zorunda kalan miktar bölgedeki Müslüman nüfusun %69,5’ini oluşturmaktadır.

Bunlar Rus ordusunun ve Ermeni çetelerinin saldırılarından canlarını kurtarabilmek için göç etmek zorunda kalan insanlardır ve bunların çok büyük bölümü göç sırasında Ermeni çetelerinin saldırıları sonucunda işkenceyle katledilmiştir. Söz konusu fiiller Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsünün 7/1. maddesinde;” İnsanlığa Karşı Suç” tanımı içinde yer alan ve “halkın sürülmesi, ya da zorla nakli ve öteki insanlık dışı muameleler” şeklinde sayılan fiillerle ve “Savaş Suçları” kapsamında yer alan “hukuka aykırı biçimde sürgün ya da nakil” fiiliyle örtüşmektedir.

Bunlara bulundukları bölgelerde katledilen ve Osmanlı belgelerinde katil ve maktullerin kimlik bilgileri ile katledilme şekilleri ayrıntılı olarak verilmiş bulunan 518.105[87] Müslüman da eklendiğinde Ermeniler tarafından katledilen Müslüman nüfus 1.931.105 kişiye ulaşmaktadır. Yukarıda yapılan incelemeler sonucunda 1. Dünya Harbi yıllarında zorunlu göçe tabi tutulan Ermenilerle, Rus işgali ve Ermeni katliamı nedeniyle ölen Türk ve Müslüman kayıplarının mukayese sonuçları aşağıda sunulmuştur:

Ermenilerin 1. Dünya Harbindeki Kayiplari
George Montgomery’ye Göre 500.000[88]
Kara Schemsi’ye Göre 250.000-300.000[89]
Papaz Vahan Vardapet’e Göre 280.000[90]
Osmanlı Devleti Arşiv Belgelerine Göre 56.610[91]
Türk ve Müslümanların 1. Dünya Harbindeki Kayıpları
Bruce Fein’e Göre 2.400.000[92]
Kara Schemsi’ye Göre 2.000.000[93]
Osmanlı Devleti Arşiv Belgelerine Göre 1.931.105[94]
Justin McCarthy’ye Göre 1.602.132[95]

SONUÇ: Türk kayıpları fazla

Osmanlı Ermenileri Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında Anadolu coğrafyasının büyük bir bölümünde isyanlar çıkararak düşman saflarına geçmiş; Bulgar, Rus, İngiliz ve Fransız ordularının öncü birlikleri olarak Türk ordusuyla savaşmış, bir bölümü ise silahlı çeteler teşkil ederek masum sivil halkı katletmiştir. Söz konusu fiiller gerek o dönemdeki gerekse günümüzdeki devletlerin ceza yasalarında vatana ihanet suçunu oluşturmakta ve bu suç için bu ülkelerin yasalarında idam ya da müebbet hapis cezası öngörülmektedir. Buna rağmen Osmanlı Devleti isyancı Ermenileri yabancı devletlerin de baskıları sonucunda çoğu kez affetmiş, ancak affedilenler yeniden isyan ederek düşman orduları lehine faaliyetlerine ve sivil halkı katletmeye devam etmiştir.  Ermeni isyanları savaşın sonucunu etkileyecek boyuta erişince ve masum sivil halka karşı girişilen katliamlar bölgenin nüfus yapısını değiştirmeye başlayınca Osmanlı Devleti bağımsız bir Ermenistan kurmak için belli bölgelerde çoğunluk sağlamak amacında olan isyancı Ermenileri kendi toprakları içindeki savaş yaşanmayan bölgelere göç ettirmek zorunda kalmıştır.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde Anadolu’daki Ermenilerinin bir bölümü kendi istekleriyle başka ülkelere göç etmiş, bir bölümü ise göç kararına tabi olmamak için din değiştirerek Müslüman olmuştur.  Göç ettirilen 438.758 Ermenin %87’si salimen göç yerlerine ulaşmıştır. Göçler sırasında büyük bölümü salgın hastalıklardan olmak üzere 56.610 Ermeni hayatını kaybederken Anadolu’da 518.105, Trans Kafkasya’da ise 413.000 Türk ve Müslümanın Rus ve Ermeniler tarafından katledildikleri belgelerle kanıtlanmıştır.

Ermeni zulmünden kaçmak için göç etmek zorunda kalan Türk ve Müslümanların sayısı (1.604.038) ise zorunlu göçe tabi tutulan Ermenilerin (438.758) 3,5 katından fazladır ve bunların üçte ikisi (1.000.000) yollarda hayatını kaybetmiştir. Bu miktar Ermeniler tarafından bulundukları bölgelerde katledilen Türk ve Müslümanların sayısına eklendiğinde öldürülen Türk ve Müslümanların sayısı 2 milyona ulaşmaktadır.

Ermenistan asılsız soykırım iddialarını ısrarla savunmanın yanı sıra zaman zaman Türkiye’den toprak taleplerine varan isteklerde bulunmakta[96],  konuyu dünya kamuoyunda sürekli canlı tutmaya çaba harcayan aktif bir politika izlemektedir.

Diğer yandan son yıllarda Türkiye topraklarında Kürdistan kurmak isteyen ayrılıkçı unsurlarla Ermeniler arasındaki işbirliğinin de giderek güçlendiği gözlemlenmektedir.  Bu kapsamda BDP ve HDP ile Ermenistan Taşnak Partisi arasında peş peşe toplantılar yapılmakta ve bu toplantılar sonucunda; “Batı Ermenistan ile Kürdistan toprakları konusunda Ermeni–Kürt işbirliği imkânlarının araştırılmasının yanı sıra iki millet arasında diğer işbirliği konularının ele alındığına” ilişkin açıklamalar[97]  yapılmaktadır. Bu gelişmeler Ermeni sorununun ayrılıkçı Kürt sorunu ile birlikte Türkiye açısından bir beka sorunu haline geldiğini göstermektedir.

Yukarıdaki tespitler; Ermeni sorununda Türkiye Cumhuriyeti tarafından bugüne kadar uygulanan savunma stratejisinin değiştirilmesinin ve Ermeni katliamları nedeniyle topraklarını terk etmek zorunda kalan Türklerin durumları ile 1. Dünya Harbindeki Türk ve Müslüman kayıplarını ön plana çıkaracak araştırma ve çalışmalara ağırlık verilmesinin Türk tarafı açısından gerekli bir yöntem olduğunu göstermektedir.

KAYNAKÇA

A. Arşiv Belgeleri

  1. Osmanlı Arşivleri:

Başbakanlık Osmanlı Arşivi Hariciye Nezareti Siyasi Kısmı: 2487/10, 8 N.1337 (7 Haziran 1919)

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’nın “Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri Cilt-I (1914-1919) ve Cilt-II (1919-1921), Ankara, 2001

Başbakanlık Osmanlı Arşivi Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi: No. 53/305, 54-A/226, 54-A/366, 55-291, 54/406, 54-A/73, 54-A/248, 55-341, 55-A/17, 55-A/77, 55-A/135, 55-A/144, 56/140, 57/110, 55-A/17, 57/51, 57/71, 57/273, 58/124, 58/161, 59/123, 60/190, 59/244, 62/21(EK-30)

Başbakanlık Osmanlı Arşivi Dahiliye Nezareti Emniyet Umum    Müdürlüğü 2. Şube Arşivi No: 2D/13, 68/71, 10/73 Ek.2-3, 68/71, 68/80- 81-83-84, 68/101, 63/54, 93/120

Başbakanlık Osmanlı Arşivi Bab-ı ȃli Evrak Odası, Şifre No:341055

Başbakanlık Osmanlı Arşivi Hariciye Nezareti, Mütareke No: 43/17(EK-XX)

Başbakanlık Osmanlı Arşivi Hariciye Nezareti, Hazine-i Evrak, Karton 178, Dosya:23.

  1. Genelkurmay Arşivi:

Genelkurmay ATASE Arşivi, No: ½, Kls:528, Dos:2061, Fih:21-18, No: 4/3671

  1. Amerikan Arşivi:

Amerikan Milli Arşiv ve Araştırma İdaresi (US Archives NARA) 867.48/271: Ek 310, 867.4016/193, Copy No: 484, T1192, Roll 4, 860J.01/431, 867.4016/2007

Annual Report of the Commissioner General of Immigration of the Secretary of Labor, Government Printing Office, Beginning1895-1932

  1. Rus Arşivi:

Rusya Federasyonu Devlet Arşivi: RGVİA, Fond 2100, liste 1, dosya 558, yaprak 172

B. Diğer Resmi Dokümanlar

League of Nations (Cemiyet-i Akvam) Resmi Gazetesi, 21.9.1929

Decision of Grand Chamber of the European Court of Human Rights; ECHR 325 (2015) 15.10.2015

C. Kitaplar

Ata, Ferudun, “İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları”, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2005

Ataöv, Türkkaya, “An Armenian Source: Hovannes Katchaznouni”, Ankara University Faculty of Political Science, Ankara, 1985

Bakar, Bülent, “Ermeni Tehciri”, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2009

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’nın “Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri Cilt-I (1914-1919) ve Cilt-II (1919-1921), Ankara, 2001

Brune, Horst, Hochverrat und Landesverrat, in rechtsvergleichender Darstellung auf Grund der neuesten strafrechtlichen Entwicklung, Breslau Neukirsch, 1937

Çiçek, Kemal, “Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2005

Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara 2003

Halaçoğlu, Yusuf, “Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918)”, Türk Tarih Kurumu Yayınları Sayı 90, Ankara, 2001

İrandust, “Dvijuşie Silı Kemalistskoy Revolyutsii, Gosudarstvenoe İzdatelstvo”, Moskova-Leningrad, 1928

Kaçaznuni Ovanes, “Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok”, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2005

Kara Schemsi, “Les Turcs et La Question D’arménie”, Ceneve, 1918.

Karpat, Kemal, “Osmanlı Nüfusu (1880-1914) Demografik ve Sosyal Özellikleri”, İstanbul, 2003.

Mc Carthy Justin, “Muslims and Minorities”, The New York Press, New York and     London, 1983.

McCarthy, Justin, “Ölüm ve Sürgün”, Çeviren: Bilge Umar, İnkılap Yayınları, Ankara, 1995

Öğün, Tuncay, “Unutulmuş Bir Göç Trajedisi Vilayat-ı Şarkiye Mültecileri (1915-1923)”, Babil Yayıncılık, Ankara, 2004

Özdemir Hikmet, Çiçek Kemal, Turan Ömer, Çalık Ramazan, Halaçoğlu Yusuf, “Ermeniler: Sürgün ve Göç”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2004.

Perinçek, Mehmet “Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi”, Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, 2012

Schabas, William A., “Genocide in International Law: The Crimes of Crimes”, National University of Ireland, Galway, Cambridge University Press, 2000.

Süslü, Azmi, “Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı”, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayın No:5, Ankara, 1990

Şimşir, Bilal, İngiliz Belgelerinde Atatürk, Ankara, 1978.

Taşcıoğlu, Ömer Lütfi, “Belgelere Göre Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler”, Nobel Akademik Yayıncılık, Ankara, 2015

Taşcıoğlu, Ömer Lütfi, “Türk-Ermeni İlişkilerindeki Tarihsel Gerçekler”, Talat Paşa Komitesi Yayın No:1, İstanbul, 2015.

The Armenian Revolutionary Federation (Dashnaksoution) Has Nothing To Do Any More, Armenian Information Service, New York, 1955

Toynbee, Arnold J., “The Western Question in Greece and Turkey “A study in the Contact of Civilizations, Boston and New York, 1922

Uras, Esat, “Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi”, Türkiye Matbaacılık ve Gazetecilik A.O., Belge Yayınları, İstanbul, 1987.

Ünal, Şeref,“Uluslararası Hukuk Açısından Ermeni Sorunu”, Türk Tarih Kurumu Yayınları,  Ankara, 2011

Yıldırım, Bülent, “Bulgaristan’daki Ermeni Komitelerinin Osmanlı Devleti Aleyhine Faaliyetleri (1890-1918)”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2014

D. Makaleler

Atnur, İbrahim Ethem, Osmanlı Hükûmetleri ve Tehcir Edilen Rum ve Ermenilerin  Yeniden İskânı Meselesi, Atatürk Yolu Dergisi IV, 14 (1994)

Çakmak, Zafer, “Mondros Mütarekesi Sonrası Ermeni-Rum-Yunan İşbirliği”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 16, Sayı: 2, Elazığ, 2006.

Çelik, Recep, “Tehcir Sonrası Geri Dönüş: Ermenilerin ve Rumların Yeniden İskânı ve Osmanlı Hükûmetlerinin Aldığı Tedbirler”, Akademik İncelemeler Dergisi (Journal of Academic Inquiries), Cilt/Volume: 10, Sayı/Issue: 2, Yıl/Year: 2015 (67-94)

Çoban, Ebru “Uluslararası Hukukta Soykırım Suçu ve Suça Zemin Hazırlayan Toplumsal Yapılar:    Ruanda Örneği”, Uluslararası İlişkiler Dergisi, Cilt 5, Sayı 17 (Bahar 2008)

Ertürk, Suzan, “I. Balkan Savası’nda Bulgar Ordusundaki Anadolu Ermenileri”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, XII/2 (Kış 2012)

Fein, Bruce, “Lies, Damn Lies And Armenian Deaths”, Huffpost World, June 4, 2009

Sarınay, Yusuf, “What happened on April 24, 1915? The Circular of April 24, 1915, and the Arrest of Armenian Committee Members in Istanbul, İnt. Turkish Studies Vol 14, Nos.1&2, 2008

E. Gazeteler ve İnternet Kaynakları

ARF’s Statement of Demands for Justice for the Armenian Genocide, Asbarez, June 23, 2014

Ati, 23 Teşrin-i Evvel 1334/22 Ekim 1918, No: 10390.

Ati, 28 Teşrin-i Sani 1334/28 Kasım 1918, No: 320.

BDP, ARF Hold High-Level Meeting in Istanbul”, The Armenian Weekly, November 12, 2013.

İleri, 3 Şubat 1336/1920, No:745.

İleri, 16 Şubat 1335/1919, No: 399-17.

Müslüman Muhacirler, Tasvir-i Efkȃr, 11 Mayıs 1919.

The New Near East, Volume 6, Nu 7, January 31, 1920

[1]  Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara 2003, s. 164.

[2]  Horst Brune, Hochverrat und Landesverrat, in rechtsvergleichender Darstellung auf  Grund der neuesten strafrechtlichen Entwicklung Breslau Neukirsch, 1937, s.64.

[3]  Şeref Ünal, “Uluslararası Hukuk Açısından Ermeni Sorunu”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2011, s. 90.

[4]  Yusuf Sarınay, “What happened on April 24, 1915? The Circular of April 24, 1915, and the Arrest of Armenian Committee Members in Istanbul, İnt. Turkish Studies Vol 14, Nos.1&2, 2008, s.78

[5]  Dahiliye Nezareti, Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube, Arşiv No: 10/73 Ek. 2-3

[6] Yusuf Sarınay, agm, s.79

[7] Yusuf Sarınay, agm, s.79

[8] Dahiliye Nezareti, Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube, Arşiv No: 10/73 Ek. 2-3

[9] Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi 54-A/366

[10]Dahiliye Nezareti, Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube, Arşiv No: 63/54, 93/120

[11] Yusuf Sarınay, agm, s.82

[12] Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Türkiye Matbaacılık ve Gazetecilik A.O., Belge  Yayınları, İstanbul, 1987, s.136-143

[13] Hikmet Özdemir, Kemal Çiçek, Ömer Turan, Ramazan Çalık, Yusuf Halaçoğlu,   Ermeniler: Sürgün ve Göç, Türk Tarih Kurumu yayınları, s. 36-37; Kemal Karpat, Osmanlı Nüfusu (1880-1914) Demografik ve Sosyal Özellikleri, İstanbul, 2003, s.226-227

[14]  League of Nations (Cemiyet-i Akvam) Resmî Gazetesi, 21.9.1929

[15]  League of Nations…, 21.9.1929

[16] Justin Mc Carthy, Muslims and Minorities, The New York Press, New York and     London, 1983, s. 129-130

[17] Hikmet Özdemir, vd. age. s. 94

[18] Kemal Çiçek, Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2005, s. 253

[19] Hikmet Özdemir, vd. age. s. 92

[20]  Kemal Çiçek, age, s. 253

[21]  Kemal Çiçek, age, s. 255; NARA 867.4016/207

[22] Hikmet Özdemir, vd. age. S.165; Annual Report of the Commissioner General of Immigration of the Secretary of Labor, Goverment Printing Office, Beginning1895-1932.

[23]  Kemal Çiçek, age, s. 255.

[24] Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918)”, Türk Tarih Kurumu Yayınları Sayı 90, Ankara, s. 72-77; Dahiliye Nezareti Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube Arşivi 68/71, 68/80-83-84, 68/101, 57/110 .

[25] Yusuf Halaçoğlu, age, Ankara, s. 72-77; Dahiliye Nezareti Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube Arşivi 68/71, 68/80-83-84, 68/101, 57/110 .

[26] Kemal Çiçek, age, s. 249

[27]  Hikmet Özdemir, vd., age, s 75; US Archives NARA 867.48/271: Ek 310

[28] Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler, age,  s. 77; Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi: No. 57/51, 57/71, 59/244, 56/140, 55-A/144, 54/406, 54-A/73, 54-A/248

[29] Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler, age, s. 77; Başbakanlık Arşivi ŞFR. No: 57/110;

[30] Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler, age, s. 77; Dahiliye Nezareti, Emniyet Umum Müdürlüğü 2.Şube, Nr: 68/81

[31]  Yusuf Halaçoğlu, age, s. 77

[32] Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayın No:5, Ankara, s.149-150; Dışişleri Bakanlığı Arşivi, Hazine-i Evrak, Karton 178, Dosya:23

[33]  Ferudun Ata, “İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2005, s. 290

[34]   İbrahim Ethem Atnur, “Osmanlı Hükümetleri ve Tehcir Edilen Rum ve Ermenilerin Yeniden İskânı Meselesi”, Atatürk Yolu Dergisi IV, 14 (1994), s. 121.

[35]  Ömer Lütfi Taşcıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerindeki Tarihsel Gerçekler, Talat Paşa Komitesi Yayın No:1, İstanbul, 2015, s.13

[36]  Yusuf Halaçoğlu, age, s. 66; Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi: No. 55-291, 55-341, 55-A/17, 55-A/77, 55-A/135, 57/110

[37]  Yusuf Halaçoğlu, age, s. 66-67; Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi: No: 55-A/17, 53/305

[38] Yusuf Halaçoğlu, age, s.58; Dahiliye Nezareti, Emniyet Umum Müdürlüğü 2. Şube, No: 2D/13

[39] Hikmet Özdemir, vd., age,  s. 72; US Archives NARA 867.4016/193, Copy No: 484

[40] Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler, age, s. 67-68; Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi: No. 54-A/226

[41] Yusuf Halaçoğlu, age, s. 81-82

[42] Dahiliye Nezareti Şifre kalemi, Şifre No: 57/273, 58/124, 58/161, 59/123, 60/190

[43] Yusuf Halaçoğlu, age, s. 81

[44] Dahiliye Nezareti Şifre kalemi, Şifre No: 62/21(EK-30)

[45] Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Bab-ı ȃli Evrak Odası, Şifre No: 341055

[46] İbrahim Ethem Atnur, agm, s.122

[47] İbrahim Ethem Atnur, agm, s.124; Ati, 23 Teşrin-i Evvel 1334(22 Ekim 1918 No: 10390

[48]  Atnur, agm, s.131; İleri, 3 Şubat 1336/1920, No:745

[49]  Recep Çelik, Tehcir Sonrası Geri Dönüş: Ermenilerin ve Rumların Yeniden İskânı ve Osmanlı Hükümetlerinin Aldığı Tedbirler, Akademik İncelemeler Dergisi (Journal of Academic Inquiries), Cilt/Volume: 10, Sayı/Issue: 2, Yıl/Year: 2015 (67-94), s. 81-82

[50]  Atnur, agm. s.136; Ati, 28 Teşrin-i Sani 1334/28 Kasım 1918, No: 320, İleri, 16 Şubat 1335/1919, No: 399-17

[51]  Atnur, agm, s.136; Bilal Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, Ankara, 1978, C.1, s.57

[52]  Bülent Bakar, “Ermeni Tehciri”, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Ankara, 2009, s. 200-212

[53]  Hikmet Özdemir vd., age, s. 141

[54]  Hikmet Özdemir vd., age, s. 137; US Archives, NARA; T1192, Roll 4, 860J.01/431

[55]  Mehmet Perinçek, “Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi”, Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, 2012, s.228, Belge No:100; İrandust, Dvijuşie Silı Kemalistskoy Revolyutsii, Gosudarstvenoe İzdatelstvo, Moskova,-Leningrad, 1928,  s. 67,69

[56]  Hikmet Özdemir vd., age, s. 140; The New Near East, Volume 6, Nu 7, January 31, 1920, s. 28

[57]  Suzan Ertürk, I. Balkan Savası’nda Bulgar Ordusundaki Anadolu Ermenileri, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, XII/2 (Kıs 2012), s.121-140

[58] Bülent Yıldırım, “Bulgaristan’daki Ermeni Komitelerinin Osmanlı Devleti Aleyhine Faaliyetleri (1890-1918)”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2014, s. 148-151

[59] Zafer Çakmak, Mondros Mütarekesi Sonrası Ermeni-Rum-Yunan İşbirliği, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 16, Sayı: 2, Elazığ, 2006,  Sayfa: 403-412

[60] Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden, age, s.141, Belge No: 55; RGVİA Fond 2100, liste 1, dosya 558, yaprak 172

[61] Türkkaya Ataöv, “An Armenian Source: Hovannes Katchaznouni”, Ankara University Faculty of Political Science, Ankara, 1985, s. 3-13

[62]  Ovanes Kaçaznuni, “Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok”, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2005, s. 4-5; “The Armenian Revolutionary Federation (Dashnaksoution) Has Nothing To Do Any More”, Armenian Information Service”, New York,1955

[63] Justin McCarthy, “Ölüm ve Sürgün”, Çeviren: Bilge Umar, İnkılap Yayınları, Ankara, 1995, s. 273

[64] Ömer Lütfi Taşcıoğlu, “Belgelere Göre Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler”, Nobel Akademik Yayıncılık, Yayın No:1174, Ankara, 2015, s.261; Tuncay Öğün, “Unutulmuş Bir Göç Trajedisi Vilayat-ı Şarkiye Mültecileri (1915-1923)”, Babil Yayıncılık, Ankara, 2004, s. 37, 276-279; ”Müslüman Muhacirler”, Tasvir-i Efkȃr, 11 Mayıs 1919, s. 2

[65] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’ nın “Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri Cilt-I (1914-1919) ve Cilt-II (1919-1921), Ankara, 2001, s. 1054

[66]  McCarthy, Ölüm ve Sürgün…, age, s. 273

[67]  McCarthy, Ölüm ve Sürgün…, age, s. 273

[68]  McCarthy, Ölüm ve Sürgün…, age, s. 274

[69]   McCarthy, Ölüm ve Sürgün..age, s. 380

[70]   Bruce Fein , “Lies, Damn Lies And Armenian Deaths”, Huffpost World, June 4, 2009

[71]  Bruce Fein , “Lies, Damn Lies And… agm

[72]  McCarthy, Ölüm ve Sürgün…, age, s. 273

[73]  McCarthy, Ölüm ve Sürgün…, age, s. 273

[74]  Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı…, age, s.102-103

[75]  Genelkurmay ATASE Arşivi, No:1/2, Klasör 528, Dosya, 2061, Fihrist 21, No: 4/3671, Klasör 2811, Dosya 26, Fihrist 28, No: 1/131, Klasör 2703, Dosya 308, Fihrist 23-1, No: 4/3671, Klasör 2818, Dosya 59, Fihrist 2-25

[76]  William A. Schabas, Genocide in International Law: The Crimes of Crimes, National University of Ireland, Galway, Cambridge University Press, 2000, Schabas, 2000, s. 222

[77] Ebru Çoban, “Uluslararası Hukukta Soykırım Suçu ve Suça Zemin Hazırlayan Toplumsal Yapılar: Ruanda Örneği”, Uluslararası İlişkiler Dergisi, Cilt 5, Sayı 17 (Bahar 2008), s. 52.

[78]  Decision of Grand Chamber of the European Court of Human Rights; ECHR 325 (2015) 15.10.2015

[79] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’ nın “Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri Cilt-I (1914-1919) ve Cilt-II (1919-1921), s. 18

[80] Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’ nın “Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri Cilt-I (1914-1919), s. 142

[81]Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri Cilt-I (1914-1919) s. 12

[82]  Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri Cilt-I (1914-1919) s. 2

[83]  McCarthy, Ölüm ve Sürgün…, age, s. 265

[84]  McCarthy, Ölüm ve Sürgün…, age,   s. 265; Arnold J. Toynbee, “The Western Question in Greece  and Turkey “ A study in the Contact of  Civilizations, Boston  and  New York, 1922,  s. 191

[85]  Başbakanlık Osmanlı Arşivi Hariciye Nezareti Siyasi Kısmı: 2487/10, 8 N.1337 (7 Haziran 1919)

[86] Tuncay Öğün, “Unutulmuş Bir Göç Trajedisi Vilayat-ı Şarkiye Mültecileri (1915-1923)”, Babil Yayıncılık, Ankara, 2004, s. 37; ”Müslüman Muhacirler”, Tasvir-i Efkȃr, 11 Mayıs 1919, s. 2

[87]  Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’ nın “Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri Cilt-I (1914-1919) ve Cilt-II (1919-1921), Ankara, 2001, s. 1054

[88]   Bruce Fein , “Lies, Damn Lies And… agm

[89]  Kara Schemsi – Les Turcs et La Question D’arménie, Ceneve, 1918, s.13

[90]  Bruce Fein , “Lies, Damn Lies And… agm

[91]  Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler., age,  s. 77; Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi: No. 57/51, 57/71, 59/244, 56/140, 55-A/144, 54/406, 54-A/73, 54-A/248, 57/110

[92]  Bruce Fein , “Lies, Damn Lies And… agm

[93]  Kara Schemsi , age  s.13

[94] Bu miktarın 518.105’i Anadolu’da, 413.000’i Kafkasya’da Ermeniler tarafından katledilen, 1.000.000’u ise Ermeni katliamından kurtulmak için göç eden ve yollarda hayatını kaybeden Türk ve Müslümanların sayısıdır.

[95]   Bu miktarın 413.000’i Kafkasya’da katledilen Türk ve Müslümanların sayısıdır

[96] ARF’s Statement of Demands for Justice for the Armenian Genocide, Asbarez, June 23, 2014

[97]“BDP, ARF Hold High-Level Meeting in Istanbul”, The Armenian Weekly, November 12, 2013

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları