Prizren Melami tekkesinde Raif Efendi Baba ile mülakat* – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______14.01.2018_______

Prizren Melami tekkesinde Raif Efendi Baba ile mülakat*

Hasip Saygılı

“60 beste yaptık, 200 Rumeli ilahisi derledik”

Efendim, okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?

1950 Prizren doğumluyum. Fakir bir Türk işçi ailesinden gelmekteyim. 1974 yılı Priştine Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Uzun yıllar hukukçu olarak çalıştım. Genç bir aydın olarak Türkleri temsilen önemli görevlerde bulundum. Bu çerçevede bir dönem milletvekili seçildim. Diğer taraftan daha sonra gazetecilik ve dergicilikle de uğraştım. 1990–1997 yılları arasında Priştine’de Türkçe çıkan tek gazete olan “Tan”ın idareciliği ve yazarlığını yaptım. Kosova Savaşı sonrası “Yeni Dönem” gazetesi ve televizyonunda çalıştım. Ayrıca. 1990 yılından itibaren günümüze kadar 10.000 sayfayı aşkın toplam 25 kitabımız yayınlanmıştır. Türkiye’de ve diğer Balkan ülkelerinde 50 kadar uluslararası sempozyuma katıldım. Bunların yanında 50 yıla yakın müddettir ses ve saz sanatçısı, besteci, derlemeci olarak cemiyete hizmet etmeye çalışıyorum. 22 yıl kadar Prizren’in fen, sağlık, teknik ve ekonomi meslek liselerinde, hukuk dersleri öğretmeni olarak da çalıştım.  Halen Kosova Türk Araştırmacılar Derneği ile ve Prizren Recep Hulusi Efendi Kültür ve Eğitim Vakfı’nın Başkanı ve Prizren Şeyh Recep Hulusi Efendi Melami Tekkesi hadimiyim.

Melamilik denilince neyi anlamalıyız?

Balkanlarda Melamilik denince akla Üçüncü Devre Melamiliği (Melamiye Nuriye) ve kurucusu Pir Seyyid Muhammed Nuru’l Arabî Hazretleri’nin geldiği malumdur. Hazreti Pir Seyid Muhammet Nuru’l Arabi’ye biat eden Şeyh Recep Hulûsî Efendi son dönem Melamiliğin ilk tekkesini 1858 yılında Prizren’de kurmuş ve bu tekkenin ilk postnişini de olmuştur. Bizler Melamilikte bu üçüncü devrenin temsilcileriyiz.

Efendim sizde tekke şeyhi olarak taç, hırka gibi bir kıyafet yok mu?

Melamiler paraya ve gösterişe düşkün olmayan kişilerdir. Bu yüzden Melamilikte taç, hırka, post gibi giyimler bulunmaz. Söylemek zaid, bizler sünnet ehli beş vakit namaz kılan ve oruç tutan insanlarız. Diğer taraftan Melamilikte şeyh evladiye (babadan oğula veya damada geçme) değil, erbabiye yoluyla seçilir. Yani prensip olarak kim layıksa posta o getirilir.

Melamilikte tasavvuf derslerini alan ihvan (müritler) şeyhini mürşid olarak görür. Ancak mürşidden keramet veya doğaüstü güçlere sahip olması beklenmez. Mürşid sadece kapıyı gösterir, geri kalan sorumluluk öğrenciye (müride) aittir. Allah’ın her kişiye yakın olduğunu ve kişiyle Allah arasına mürşid de dâhil kimsenin giremeyeceğini esas kabul ederler. Mürşid ne kadar ilim ve ahlakta yüksek mertebe sahibi olursa olsun, sadece kula ait niteliklerle anılması gerekir. İhvan mürşidlerinden ders ve sohbet şeklinde tahsil ettikleri ilim ve tavsiyelerinin ötesinde bir beklentiye sahip değildir. Hidayet, şefaat, himmet, tevbe gibi taleplerin yalnız Allah’a arz edilmesi gerektiğini savunurlar. Bu ilmin öğretmenleri de öğrencilerinden asla maddi bir karşılık talep edemezler. Melamiler’e göre kisve ve ritüellere boğulmuş zikir meclisleri ve törenlerle Allah’a ulaşmak mümkün değildir. Allah’a ulaşmak, ancak Hakk’a bağlanmak, cemiyet içinde yaşayarak halka hizmet etmek, tevazu ve aşkla gerçekleşir. Bu yolun gerçekleşmesi için de bir Melami, her zaman, herkese karşı daima iyi düşünce besler ve daima iyi fiillerde bulunur, emin kimsedir, yalandan kesinlikle uzaktır, hadiselerin iyi ve güzel yönlerini görür, Allah’ın işine de karışmaz.

Prizren’deki tekkeler söz konusu olduğunda kültür eserleri üretenlerin başında sizin dergâhınız geliyor. Hafızalardan silinmek üzere olan besteleri derlemek, besteleri artık tamamen unutulmuş güftelere uygun makamlarda besteler yapmak gibi hizmetleriniz için biraz ayrıntı rica edebilir miyim? Ama önce lütfen musiki ile ilgili görüşünüzü lütfedin.

Tekke müziği veya tasavvuf müziği, İslam’daki tasavvuf anlayışına uygun olarak, insanın Allah’a olan kulluğunun farkına varmasını sağlamak için yapılır, dini duyguların seslendirilmesidir. Musikimiz bir eğlence vasıtası değildir. Ama neşve ve neşe yaratabilir. Çünkü coşkunluk, psikolojik arınma, olumlu anlamda duygu ve heyecan patlaması yaratabilecek potansiyele sahiptir. Bu müziğin temeli ilahilerdir. İlahi Arapça kökenli bir kelimedir ve “Ey Allahım” anlamına gelmektedir. İlahiler, eskilerde olduğu gibi günümüzde de tekkelerde Allah aşkı ile söylenen ve beste ile terennüm edilen müzik türlerinden biridir. Söyleniş gayeleri, Allah’ı övmek yanında ona karşı duyulan ilahi aşk diyebileceğimiz engin sevgiyi de dile getirmektir.

Musiki, İslamiyette türü ve icra biçimi yönünden dinleyende manevi, yüce duygular uyandırıyorsa ‘‘mubah’’ hatta helal sayılmaktadır. Musikinin ince bir sanat olmakla insanların yüksek duygu ve düşüncelerinin yansıtılma vasıtası olduğu da malumdur. Çünkü tekkede okunan ilahiler zikrullaha revnak vermek içindir. Velilerin nutuklarını besteleyip, dinleyenler hem ağızlarıyla hem bedenleriyle zikir yapsınlar, hem de kulaklarından hakikatler içeriye işlesin diye ilahi okunur, öyle lâlettayin okunmaz.

Bu çerçevede Hakkın lütuf ve keremi ile 200 civarında unutulmuş Rumeli ilahisini derleyip kayda geçirdik, 60 kadar da içlerinde mahalli divan şairlerinin güftelerinden ilahiler de bulunan, uygun makam ve formatta beste yaptık. Bunları nota ve sözleri ile yakında yayınlayacağız kısmetse…

Türkiye’deki Melamiler dışında varlığınız kimlerin ilgisini çekiyor?

Türkiye’de tekkeler yasalara göre yok hükmünde olduğundan, Türkiye’nin hemen her bölgesinden merakla zahmet edip gelen misafirlerimiz mevcuttur. Gelenler arasında Melamiliği yanlış bilenler de vardır. Bu da bugünkü bilgi kirliliği ortamında doğaldır. Biz gerçek Melamilikten konuşunca çoğunun hayranlık duyduğunu hissediyoruz. Japonya’dan, Almanya’dan, Fransa’dan, Bosna Hersek’ten, Sırbistan’dan ve saymadığım başka yerlerden de ziyaretçilerimiz vardır.

Efendim, dün akşam  “Gaflet uykusunda Yatar Uyanmaz”  ilahisini lütfedip icra buyurduğunuz kara düzen ya da gâvur sandığı denilen sazla ilgili biraz bilgi almak isterim. Bağışlayın bu sazı daha önce bendeniz görmedim, hatta duymadım…  (https://www.youtube.com/watch?v=92o4nBtk4sU&t=7s )

Osmanlı döneminde konserler veya müsamereler düzenlenmediği için, bütün olaylar mahallelerde gerçekleşirdi. Hatta tiyatro sahneleri de mahallelerde yapılmaktaydı. Ramazan akşamlarında mahalleliler akşamleyin mahallede toplanarak bu çalgı eşliğinde türküler ve ilahiler söylerdi. Prizren’in çoğu evlerinde genelde tabakçılar esnafında bu çalgı yaygındı O dönemde mevcut olan cemiyetlerde bu çalgının çalındığına dair bilgi yoktur, eski cemiyet fotoğraflarında da çalgı görünmemektedir. Dolayısıyla kara düzen’in bir ev yani aile çalgısı olması yanında, esnaf toplulukların çalgısı olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu çalgının zanaat esnafları tarafından kullanıldığına dair bilgiler mevcuttur. Özellikle de en ziyade tabakçılar esnafı tarafından bu çalgının kullanıldığını aynı esnaf grubundan olan rahmetli babamdan duymuştum. Babam Ramazan gecelerinde teravih namazından sonra sahura kadar Prizren tabakhanesinde toplanan genç tabakların bu çalgı eşliğinde türkü, ilahiler vb. müzik türlerini okuyarak zevkli saatler geçirdiklerini anlatırdı.

Kara düzeni çalmayı nasıl öğrendiniz?

Çalgının ne zaman icat edildiğine dair bilgimiz yoktur. Lakin Osmanlı döneminden kalma bir çalgı olduğu malumdur. Tabak olan Rahmetli babam bu çalgıyı çok güzel çalardı ve ben de çalmayı ondan öğrenmiştim. Bu çalgı bizim evde her zaman vardı. Lakin 1969 yılında üniversite eğitimi esnasında Prizren’de olmadığım bu dönemde maalesef birisi bu çalgıyı numune olarak babamdan almış bir daha iade etmemiştir, öyle ki o dönemden sonra bu çalgının izi kaybolmuştur.

Allah geçinden versin, peki sizlerden sonra bu sazı kim konuşturacak?

Hocam, birileri öğrenmek isterse ona mutlaka çalmasını öğretiriz, Kolay çalınan ve öğrenilen bir çalgıdır. Lakin bu dönemde hangi genç böyle basit bir çalgıyı öğrenmek ister de size sormalıyım..

 Bu çerçevede yeni yetişen gençlerimizin kültür değerlerimize ilgilerinin pek sıcak olmadığı anlaşılmaktadır. Bu ilgiyi yaratmak için neler yapılabilir?

Maalesef bizi en çok düşündüren sorunlarımızdan biri de budur. İşsizlik, aileye katkı çabası, geçim sıkıntısı gibi faktörlerin kültür değerlerimize yavrularımızın vakit ayırmamasında önemli olduğunu görüyoruz. Ancak biz tekkemizde gençlerimiz için internet, bilgisayar ve diğer uygun ortamı sağlayabilirsek tedrici olarak onların da bizim kültür dairemize intibaklarını temin edebileceğimizi düşünüyoruz.

Türkiye’de kamuoyuna iletmemizi istediğiniz bir mesajınız var mı?

 Hocam, biz Prizren Melamileri olarak her sohbetimizden ve zikrimizden sonra anavatanımız için yaptığımız bir duayı sualinize cevap olarak burada da aktarmak istiyoruz: Yâ Rabbi. Bütün Müslümanları ve biz Türkleri dahi ağır imtihanlardan muhafaza eyle. Fitne ateşiyle bizleri tutuşturmak isteyenlere karşı Türkiye’mizi korumakta yekvücut ve tek bilek olmayı nasip eyle. Bizleri günahta ve düşmanlıkta değil, iyilikte ve takvada yardımlaşanlardan eyle. Hak ve hakikatin yolunda olanlardan eyle ki huzuruna tertemiz ve ak yüzle hesabını verebileceğimiz Salih amellerle varmayı nasip eyle Allah’ım. Amin

________________________

* Bu söyleşi Ayarsız dergisinin Ocak 2018 sayısı 22-23. Sayfalarında “Raif  Efendi Baba ile Söyleşi” başlığıyla yayınlanmıştır.

Yazarın MİSAK'taki yazıları