Cumhuriyet döneminde Rusya’nın Ermeni politikaları ve bu politikaların Türk-Ermeni ilişkilerine etkileri |                                       Cumhuriyet döneminde Rusya’nın Ermeni politikaları ve bu politikaların Türk-Ermeni ilişkilerine etkileri – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______06.01.2018_______

Cumhuriyet döneminde Rusya’nın Ermeni politikaları ve bu politikaların Türk-Ermeni ilişkilerine etkileri

Ömer Lütfi Taşçıoğlu

 

Ermeni sorununun ortaya çıkmasına neden olan olayların 100 yılı aşan bir geçmişe sahip olması, söz konusu olayların ve Ermeni isyanlarını kışkırtan devletlerin izledikleri politikaların tek bir çalışma içinde ele alınmasını zorlaştırmaktadır. Söz konusu devletlerin izledikleri politikaların Osmanlı dönemini ve Cumhuriyet dönemini kapsayacak şekilde iki ayrı bölüm hâlinde incelenmesi ise oldukça geniş kapsamlı olan konunun incelenmesini kolaylaştırmaktadır. Bu kapsamda “Rusya’nın Osmanlı Dönemindeki Ermeni Politikaları” adlı makale daha önce yayımlanmıştı. Bu çalışmada Rusya’nın Cumhuriyet dönemindeki Ermeni politikaları ele alınmak suretiyle Rusya’nın Ermeni politikalarının tamamının incelenme ve değerlendirilmesine imkân sağlanmış olmaktadır.

Çalışmada Rusya’nın Cumhuriyet öncesi dönemdeki Ermeni politikalarının tarihî seyri “Rusya’nın Güney Kafkasya Politikası ve Kafkas Seddi İnşası” adlı bölümde özet olarak verildikten sonra Rusya’nın 1923-1945 Dönemi Politikaları, 1945-1980 Dönemi Politikaları, 1980-1995 Dönemi Politikaları ve 1995 Yılından Sonraki Politikaları ayrı başlıklar hâlinde ele alınarak incelenmiş ve sonuç bölümünde tüm bu politikaların genel bir değerlendirilmesi yapılarak Rusya’nın gelecekte izleyebileceği Ermeni politikaları konusunda okuyucular ve dış politikayı belirleyen kişi ve kurumlar aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Ermenilerin I. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etmelerine ve zorunlu göç kararının alınmasına neden olan ülkeler arasında başat rol oynayan Rusya’nın kendi ülkesinde yaşayan Ermenilerin sahip olmadıkları hak ve özgürlüklere sahip olan Osmanlı Ermenilerini isyan için kışkırtmasının nedeni sıcak denizlere inme hedefi üzerindeki en önemli engel olan Osmanlı Devletini zayıflatmak ve Osmanlı Devleti ile yaptığı savaşlarda Ermenilerin Rusya yanında yer almasını sağlayarak savaşı kendi lehine sonuçlandırma çabası olmuştur. Nitekim I. Dünya Harbinden hemen önce silahaltında olan Ermeni askerleri silahları ile birlikte Osmanlı Ordusu’ndan firar ederek düşman ordularının saflarına katılmışlar, kalanları ise çeteler teşkil ederek savaş başladıktan sonra Türk ordusunun ikmal hatlarına saldırılar düzenlemişler, düşman orduları lehine casusluk yapmışlar, Ermeni fırıncılar yaptıkları ekmeklerle Osmanlı askerlerini zehirlemişler ve Türk ordusunun askerî harekâtını sekteye uğratmışlardır[1].

Rusya’nın tarih boyunca Ermenileri desteklemek şeklinde ortaya çıkan politikalarını değerlendirirken savaşta Ermenilerden yararlanma düşüncesinin yanı sıra Türkiye coğrafyasında yaşayan Ermeniler vasıtasıyla Kafkasya’yı güneyden emniyete almayı ve kendisine yönelik tehditleri başlamadan caydırmayı amaçladığı gerçeği de gözden uzak tutulmamalıdır. Bu nedenle makalede Rusya’nın dönemsel politikaları ele alınmadan önce Güney Kafkasya politikalarına da kısaca yer verilmiştir.

Rusya’nın Güney Kafkasya Politikası ve Kafkas Seddi İnşası

Jeopolitik bakımdan çok önemli bir konuma sahip olan Güney Kafkasya tarih boyunca, gerek Rusya gerekse bölge üzerinde hedefi olan küresel güçler açısından elde bulundurulması ya da kontrol edilmesi gereken bir bölge olarak algılanmıştır[2]. Güney Kafkasya’nın jeopolitik önemini çok iyi değerlendiren Rusya bu bölgede varlık gösterebilmek ve bölgeyi elinde tutabilmek için tarih boyunca sistemli olarak Ermenileri kullanmıştır[3]. Bu kapsamda bölgedeki Müslüman nüfusu azaltarak göç ettirdiği Müslümanların yerine İran’dan ve Osmanlı Devletinden getirdiği Ermenileri yerleştirmek suretiyle Türk Revan Hanlığının toprakları üzerinde suni bir Ermenistan bölgesi yaratmıştır[4].

Böylece günümüzde Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmanın temeli, halkının çoğunluğu Türk olan bölgelere Ermenilerin yerleştirilmesi suretiyle geçmişte Rusya tarafından atılmış ve Anadolu Türklüğü ile Kafkasya Türklüğü arasına” Kafkas Seddi” diye adlandırılan etnik bir duvar örülmüştür[5].

Birinci Dünya Harbinde Rusya ve diğer devletlerin kışkırtmalarıyla isyan eden Ermenilerin savaş bölgeleri dışına nakledilmelerinden sonra Ermenilerle 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalanmış, daha sonra Sovyet Rusya ile yapılan Moskova Antlaşması ve Kafkas Devletleri ile yapılan Kars Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin hudutları çizilmiştir.

Söz konusu antlaşmaların imzalanmasını takiben Sovyet liderliği Ermeni meselesinin SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) açısından sona erdiğini ilan etmiş ancak takip eden süreçte Kızıl Ordu Bakü’yü işgal etmiş ve Azerbaycan topraklarını ele geçirdikten sonra Karabağ’da otonom bir Ermeni yönetimi kurmuştur[6].

Rusya’nın 1923-1945 Dönemindeki Ermeni Politikaları

Lozan’dan iki yıl sonra 17 Aralık 1925 tarihinde Türkiye ile SSCB arasında “Türk-Sovyet Dostluk ve Saldırmazlık Paktı”nın imzalanmasıyla iki ülke ilişkilerinde olumlu gelişmeler meydana gelmiş, ancak Ruslar, Türkler aleyhine Ermeniler üzerindeki faaliyetlerinden vaz geçmemiştir[7].

SSCB’nin Komünist Partisi Kafkas Komitesi 1 Ocak 1927’de Türk toprakları olan Mehri-Cebrayil bölgesinden 24 köyün, Zengazur bölgesinden ise 1000 dekarlık arazinin Ermenistan’a birleştirilmesini karara bağlamıştır[8]. Şubat 1929’da ise aynı komite Azerbaycan, Nahcivan ve sınır bölgelerindeki 20 kadar Türk köyünü il merkezlerine uzaklığını bahane ederek Ermenistan’a bağlamıştır[9] .

1930’lu yıllarda SSCB, “Sovyet Ermenistanı bütün Ermenilerin ana vatanı olduğu için yeryüzündeki bütün Ermenilerin Sovyet Ermenistan’ına göç etmesi gerektiği” şeklinde bir tez ortaya atmış ve bu tezi gerçekleştirmek için Türkiye de dâhil Ermenilerin yaşadığı tüm ülkelerde yoğun bir propaganda faaliyeti yürütmeye başlamıştır. SSCB, bu tezi ortaya atarken planın başarıya ulaşması durumunda Ermenistan’ın nüfusunun artmasına paralel olarak mevcut toprakların yeterli olmadığı gerekçesiyle Doğu Anadolu’dan yeniden toprak talebinde bulunmayı ve aynı zamanda Ermenilerin tek savunucusu ve koruyucusunun kendisi olduğu izlenimi yaratmayı da hesaplamıştır.

Rusya’nın 1945-1980 Dönemindeki Ermeni Politikaları

İkinci Dünya Savaşı yıllarında SSCB’nin Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı istemesi ve Montrö Antlaşmasının değiştirilerek Boğazlarda asker bulundurmasına izin verilmesi talebinde bulunmasından cesaret alan Ermeniler de harekete geçerek Sevr Antlaşması’nda Ermenilere verilmesi öngörülen Türk topraklarını talep etmiştir[10]. Ecmiyadzin Katogikosluğu’nca seslendirilen söz konusu talepler Ermeniler tarafından Potsdam Konferansı’na[11] da iletilmiştir[12].

Ermeni Katogikosu, Aralık 1945’te Moskova’da düzenlenen dışişleri bakanları konferansında Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı sırasında uğradıkları haksızlıkların giderilmesini ve Ermenistan dışındaki Ermenilerin anavatana dönmelerinin teminini istemiştir. Teklife sarılan SSCB yönetimi bu amaçla 1947 yılında New York’ta “Dünya Ermeniler Birliği Kongresi”nin toplanmasını sağlamış[13] ve toplantıda Kars ve Ardahan’ın Sovyet Ermenistan’ına ilhakı kararlaştırılarak BM’ye bu konuda bir muhtıra verilmiştir[14].

Türkiye’nin NATO’ya girmesini müteakip SSCB-Türkiye ilişkileri gerginleşmiş ve SSCB, Ermeni meselesini Türkiye’yi uluslararası alanda sıkıştırmak için bir vasıta olarak kullanma politikasını sürdürmüştür.

Sözde Ermeni soykırımının ellinci yılı olan 1965 yılında uluslararası alanda Türkiye’ye karşı büyük bir saldırı kampanyası başlatan Ermeniler SSCB’nin de yardım ve desteği ile 24 Nisan 1915 tarihini “Ermeni Soykırım Günü” olarak ilan etmiştir[15]. 1967 yılında ise Erivan’da soykırım anıtı inşa edilmiştir.

1970’li yıllarda Ermeniler hedeflerine ulaşmada politik söylemlerin yanı sıra terörü de bir araç olarak kullanmaya başlamıştır. 20 Ocak 1975’te SSCB tarafından Lübnan’da kurulan ASALA[16] örgütü Doğu Anadolu bölgesini Türkiye Cumhuriyeti’nden kopartarak Sovyet Ermenistan’ına bağlamak ve daha sonra tüm Ermenileri SSCB önderliğinde toplamak için harekete geçmiştir. SSCB’ni doğal müttefiki olarak gören ASALA’nın bazı militanları SSCB tarafından Kırım bölgesindeki bir askerî akademide eğitime alınmıştır[17]. Ayrıca örgüte Rus istihbaratı KGB ve Rus Askerî İstihbaratı GRU teorik ve ideolojik eğitim desteği vermiş ve örgütün diğer terör grupları ile iletişimini sağlamıştır[18].

Rusya’nın 1980-1995 Dönemindeki Ermeni Politikaları

Rusya başlangıçtan itibaren yürüttüğü Ermeni yanlısı politikalarına 1980’den sonra da devam etmiştir. Bu döneme damgasını vuran en önemli olay Karabağ sorunu ve Hocalı katliamı olmuştur.

Azerbaycan SSCB yönetimi altına girerken Karabağ ve günümüzde Ermenistan sınırları içinde bulunan Zengazur Azerbaycan sınırları içinde bulunmaktaydı. Moskova, Karabağ ve Zengazur’da cereyan eden çatışmalara çözüm olarak Karabağ’da otonom bir Ermeni yönetimi, Zengazur’da ise otonom bir Türk yönetimi kurulmasını kararlaştırmıştır. Karabağ’da baskılar sonucunda otonom bir Ermeni bölgesi kurulmuş, fakat Zengazur’da kurulması gereken otonom Türk yönetimi kurulamamış ve böylece Zengazur Ermenistan’a terk edilmiştir[19].

Moskova’nın yanlı yönetimi sayesinde Zengazur bölgesini topraklarına katan Ermenistan SSCB dağılmaya yüz tutunca fırsattan istifade ederek Karabağ bölgesinin de Ermenistan’a bağlanması taleplerini tekrarlamış ve Karabağ sorunu yeniden gündeme oturmuştur. Bu dönemde başlangıçta Anayasaya aykırı olduğu için Karabağ’ın Azerbaycan’dan ayrılmasına karşı çıkan Rusya, Ermenilerin yönetim üzerindeki etkilerinin artmasıyla başlangıçtaki politikalarını değiştirmiş ve Karabağ’ın özerkliğine göz yummuştur.

Ermenilerin Rusya yönetimi üzerindeki etkisini daha iyi anlayabilmek için SSCB devlet başkanlarının danışmanlarının kökenine bakmakta da yarar vardır. Kruşçev, Brejnev ve Gorbaçov’un önemli danışmanları ve Gorbaçov’un eşinin Ermeni olmasının yanı sıra SSCB’ndeki en önemli lobi de Ermeni lobisidir[20]. Rusya Federasyonu’nda yaşayan 2,5 milyon Ermeni nüfusunun yanı sıra her yıl yaklaşık yirmi bin Ermeni vatandaşı Ermenistan’dan Rusya’ya göç etmektedir. Gittikçe güçlenen ve büyük bir hızla örgütlenen Rusya’daki Ermeni lobisi ve diasporası Rusya-Ermenistan ilişkilerinde küçümsenemeyecek bir rol oynamaktadır[21].

Ermeni kökenli danışmanların ve Ermeni lobisinin Rus yönetimi üzerindeki etkilerinden yararlanan Robert Koçaryan ve diğer Karabağ Komünist Partisi görevlileri 1988 yılında halkı örgütleyerek Dağlık Karabağ konusunda isyanlar çıkartmaya teşvik etmiş ve 140 üyesinden 110’u Ermeni olan DKÖBS (Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi Sovyeti)’nin 10 Şubat 1988 tarihinde yaptığı toplantı sonucunda DKÖBS Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a bağlanma kararı almıştır[22]. Alınan karar başlangıçta SSCB Merkez Komitesi tarafından anayasaya aykırı olduğu için reddedilmekle birlikte Erivan depreminin ardından oluşan sakinlikten istifade eden SSCB Yüksek Sovyet Başkanlığı, 12 Ocak 1989’da Moskova’da toplanarak Dağlık Karabağ’da özerk yönetim kurulmasını bir kararname ile kabul etmiştir. Kararnameye göre Karabağ Özerk Bölgesi 20 Ocak 1989’dan itibaren lağvedilerek Karabağ’ın yönetimi Merkezî Hükümete bağlı bir komiteye devredilmiş, yönetimin başına Arkadi Volsky adlı bir Ermeni yandaşı atanmış, ancak Ermenistan 1 Aralık 1989’da Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’a birleştirme kararı almıştır[23].

Takip eden süreçte Ermenilerin 12 Ocak 1990’da Karabağ’daki iki Türk yerleşim bölgesine saldırıları sonucunda 12 kişinin öldürülmesi ve 22 kişinin rehin alınması ile başlayan ve özellikle Ermenistan’dan zorla göç ettirilen Türklerin yaşadığı Bakü ve Sumgayıt şehirlerine sıçrayan çatışmalarda çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesini bahane eden merkezî yönetim, Bakü ve Karabağ başta olmak üzere Azerbaycan’ın birçok bölgesinde olağanüstü durum ilan etmiş ve Kızılordu birlikleri üç koldan Azerbaycan topraklarına girmeye başlamıştır. Özellikle Azerbaycan’ın bağımsızlığı için yükselen sesleri bastırmak üzere Bakü’ye giren Rus ordusu 19 Ocak 1990’da yapılan mitinge müdahale ederek 130 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olmuştur[24].

Bu dönemde Petrosyan’ın, Yüksek Sovyet Prezidyumu Başkanlığına getirilmesi, Ermenistan’ın bağımsızlık mücadelesinin anayasal çerçeveye taşınmasına neden olmuş ve hükümet Ermenistan’ın bağımsızlığını talep etmiştir. Ermenistan Yüksek Sovyeti 23 Ağustos 1990’da yapılan ilk toplantısında ‘Ermenistan’ın Bağımsızlığı Bildirgesi’ni[25] kabul etmiştir[26].

23 Ağustos 1990’da Ermenistan bağımsızlığını ilan ederken uluslararası hukuka aykırı olarak Karabağ’ı da kendi sınırları içinde göstermiştir[27].

30 Ağustos 1991’de Azerbaycan da bağımsızlığını ilan etmiş, bu kararın hemen ardından Karabağ Ermenileri “Artsak Ermeni Cumhuriyeti”ni ilan etmiştir[28]. Azerbaycan Parlamentosu Ermenilerin bu kararının Azerbaycan ve Sovyet anayasalarına aykırı olduğunu açıklayarak tepki göstermiş ve takip eden süreçte Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmalar tırmanmıştır.

Azerbaycan, Ermeni saldırılarının devam ettiğini ve Ermenilerin ateşkes kararına uymadıklarını göstermek için bölgeye Rus ve Kazak gözlemcileri davet etmiştir[29]. 20 Kasım 1991’de Azerbaycan Hükümeti’nin üyeleri, adalet ve güvenlik yetkilileri ile iki Rus generali, Rus ve Kazak gözlemciler ve gazeteciler olayları yerinde tespit etmek üzere helikopterle bölgeye giderken helikopter Karabağ üzerinde Ermeniler tarafından düşürülmüştür[30].

Ermenilerin tarafsız gözlemcileri ve gazetecileri bile hedef alan bu saldırısı üzerine Azerbaycan, 26 Kasım 1991 tarihinde Karabağ’ın özerklik statüsünü feshettiğini[31] ve Karabağ’ı doğrudan merkeze bağladığını ilan etmiştir[32].

30 Ocak 1992’de Prag’da yapılan AGİK (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı) zirvesine Azerbaycan ve Ermenistan’ın da üye olması ile Karabağ sorunu uluslararası bir nitelik kazanmış[33] ve sorunun çözümü için AGİK (1994’ten sonra AGİT-Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) de devreye girmiştir[34].

20 Şubat 1992’de Moskova’da bir araya gelen Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları sorunun çözümünde AGİK ilkelerine bağlı kalacaklarını açıklamıştır[35]. Ancak söz konusu açıklamadan sadece beş gün sonra 25 Şubat 1992 tarihinde, üstelik Rusya ve İran’ın arabuluculukla görevlendirilen temsilcilerinin bölgede görev yaptıkları sırada Ermenistan’ın Rusya ile koordineli olarak Hocalı bölgesinde giriştiği katliam gerek Ermenistan’ın gerekse Rusya’nın Karabağ sorununda hakça bir çözümden ziyade Ermenistan çıkarına bir çözümden yana olduklarını göstermiştir.

25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece yarısından sonra 10.000 kişinin yaşadığı Hocalı’daki Türkler, Ermenilerle birlikte hareket eden ve Karabağ’ın Hankendi[36] şehrinde konuşlu bulunan Rus 366. Motorize Alayı’nın planlı saldırısına maruz kalmıştır. Bölgedeki Türk varlığına son vermek ve bölgede yerleşik Türk halkını Karabağ’dan çıkmaya zorlamak amacıyla yapıldığı görülen saldırıda silahsız sivil masum halka karşı ağır toplar, tanklar ve roketlerin kullanılması sonucu 63’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’i yaşlı olmak üzere 613 Türk acımasızca katledilmiş, 487 kişi ağır yaralanmış, 1.275 Türk esir alınmış, esir alınan insanlara türlü işkenceler uygulanmış, organları satılmış, kadınlara tecavüz edilmiştir.

Sağ kalan Türk nüfusu ise canını kurtarabilmek için evini, arazisini, malını, mülkünü geride bırakarak yüzyıllardır yaşadığı vatan topraklarından çıkmak zorunda bırakılmıştır. Katliamdan kurtulabilenlerin bir kısmı yollarda donarak ölmüş ve kurtulabilenler en yakın yerleşim yeri olan Ağdam istikametinde kaçarak Hocalı’yı terk etmiştir. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmî rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Türk sayısının 1.300 kişi olduğu ifade edilmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Yakılarak öldürülen insanların tamamı kadın, çocuk ve yaşlı sivillerden oluşmaktadır[37].

Canlı tanıkların yanı sıra, açık ve ulaşılabilir video kayıtları, fotoğraflar ve röportajlar bu vahşeti belgelemektedir. 3 Mart 1992 tarihli Boston Globe gazetesinden Paul Ouinn’in haberinde, Ruslar’ın 366. Alayının Şuşa’nın işgal edilmesi ve Hocalı katliamının gerçekleştirilmesinde Ermeni kuvvetlerine destek verdiği bildirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de Rus ordusuna ait 366. Motorize Alayının 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, Motorize Alaydan kaçan Rus askerleri[38] tarafından doğrulanmıştır.

Azerbaycanlı gazeteci Cengiz Mustafayev, Fransız Janiv Yunet, Izvestiya gazetesinden V. Bellax yapılan işkenceleri ve işlenen suçları bütün ayrıntıları ile yazarak dünya kamuoyuna duyurmuşlardır. Bu işkencelerde Ermeni çeteleri, Anadolu’da Türklere karşı yapılan Ermeni mezaliminin aynısını tekrarlamışlar, bebekleri, çocukları, yaşlıları, kadınları, başlarını keserek, çivileyerek, canlı iken gözlerini oyarak, canlı iken vücutlarının değişik yerlerini keserek katletmişlerdir[39].

Hocalı katliamından dört gün sonra 2 Mart 1992’de Azerbaycan BM (Birleşmiş Milletler)’ye üye olmuş ve Karabağ sorununun BM’de tartışılmasını istemiştir. BM Genel Kurulu 26 Mart 1992 tarihinde yaptığı toplantıda sorunun çözümü için AGİK’in girişimlerinin desteklenmesi kararını almıştır.

7 Mayıs 1992’de Azerbaycan ve Ermenistan Devlet Başkanları bir araya gelerek sorunun çözümü için bir anlaşma imzalamışlar, ancak anlaşmanın imzalanmasından sadece iki gün sonra 9 Mayıs 1992’de Ermeniler bu defa Nahcivan’a ve Şuşa’ya saldırmış ve Karabağ’ın tamamını kontrol altına almıştır[40]. Ermenistan’ın Şuşa saldırısından hemen sonra 15 Mayıs 1992’de Rusya, Ermenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında savaş durumunda tarafların birbirine karşılıklı yardımını öngören KGA (Kolektif Güvenlik Anlaşması) imzalanmıştır[41].

Çatışmalar Nahcivan’a sıçrayınca Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, Ermenistan’ı uyararak, saldırılarına son vermediği takdirde bunun sonuçlarına katlanacağını açıklamıştır[42].

Bilindiği gibi Nahcivan’a, Azerbaycan’a bağlı özerk bir yönetim statüsü sağlayan 1921 Moskova ve Kars Antlaşmaları, Türkiye Cumhuriyeti’ne de söz konusu statünün korunmasında teminatçı ülke hakkı tanımaktadır. Söz konusu statüden doğan haklarına dayanarak Türk Dışişleri Bakanı’nın yaptığı açıklamanın ardından Cumhurbaşkanı Özal da Nahcivan’a asker gönderme çağrısında bulunmuş ve Ermenistan tarafından işgal edilen Laçin ve Şuşa’nın Azerbaycan’a geri verilmesini talep etmiştir. Türkiye’nin Ermenistan’a yönelik açıklamaları üzerine BDT Silahlı Kuvvetleri Komutanı Yevgeniy Şapoşnikov bir açıklama yaparak, “Türkiye’nin askerî müdahalede bulunması durumunda III. Dünya Savaşı’nın çıkabileceğini ve Kars ve Moskova Antlaşmalarının gözden geçirilebileceğini” belirtmiştir[43]. Türk yetkililer BDT Silahlı Kuvvetleri Komutanının dolayısıyla Rusya’nın yaptığı bu tehdit karşısında müdahaleden vaz geçmişlerdir.

Özal’a göre daha yumuşak bir tutum izleyen dönemin başbakanı Demirel, 25 Mayıs’ta Moskova’ya yaptığı ziyarette Rusya’ya, Türkiye’nin Nahcivan’da asker kullanmayacağı konusunda garanti vermiştir[44]. Nahcivan krizi devam ederken Demirel’in Türkiye’nin konuya müdahil olmayacağı konusundaki açıklamaları hakkında ne düşündüğü sorulan Ermenistan Devlet Başkanı “Biz Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Demirel’in Türkiye’nin konuya müdahil olmayacağına ilişkin açıklamasına güveniyoruz” şeklinde açıklama yapmıştır.

Ermenilerin yeni saldırıları 21 Mayıs 1992’de Helsinki’de toplanan AGİK toplantısında ele alınarak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapılmış ve bölgedeki tüm yabancı askerî güçlerin çekilmesi konusunda hazırlanan karar tasarısı, toplantıya katılan 52 ülkenin temsilcilerinden 51’i tarafından kabul edildiği hâlde, Ermenistan temsilcisinin ret oyu kullanması nedeniyle AGİK kararına dönüştürülememiştir[45].

Helsinki’de söz konusu karar görüşülürken Ermenistan, Rusya ile iki önemli anlaşma imzalamıştır. Anlaşmalardan ilkinde 7. Rus Ordusu’nun Ermenistan toprakları içinde kalması kabul edilmiş, ikincisinde ise Ermenistan BDT’na üye olmuştur. Takip eden süreçte Ermenistan 15 Mayıs 1992’de BDT Ortak Güvenlik Paktı’nı imzalamıştır[46]. Ermenistan bu şekilde Rusya’nın hem siyasi hem de askerî desteğini alarak diğer ülkelerin Ermenistan aleyhine girişecekleri eylemlere karşı kendisini garanti altına almıştır. Nisan 1992’de BDT’na ilk katılan ülke olan Ermenistan gittikçe Rusya’ya daha fazla bağımlı hâle gelerek zaman içinde Rusya açısından bölgedeki Rus çıkarlarının koruyucusu ülke konumuna yükselmiştir[47].

Rusya’nın 1995 Yılından Sonraki Ermeni Politikaları

Ermenistan ile Azerbaycan arasında ortaya çıkan Karabağ sorunu Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkileri gerginleştirdiği gibi Türkiye ile Rusya’nın da arasını bozmuştur. Rusya bu gerginliğin de sağladığı ortamdan istifade ile 15 Nisan 1995’te asılsız Ermeni iddialarını soykırım olarak tanıyan tavsiye niteliğinde bir karar almıştır. Söz konusu karar hâlen yürürlüktedir. 15 Eylül 2001’de ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Erivan’daki soykırım anıtını ziyaret etmiş ve ziyaret defterine yazdığı ifade ile asılsız Ermeni iddialarını tanımıştır[48].

24 Kasım 2015’te Suriye’de hava saldırısı yaparken Türk hava sahasına giren SU-24M tipi Rus uçağının Türk F-16’ları tarafından düşürülmesinden bir gün sonra 25 Kasım 2015’te bazı Rus milletvekilleri Rus Parlamentosu’nun alt kanadı Duma’ya asılsız Ermeni iddialarının inkârını suç sayan bir yasa tasarısı sunmuştur. Rus Hükümetinin olumsuz görüş verdiği tasarı Yüksek Mahkeme tarafından “hükümet ve yargı organları tarafından inceleme için öngörülen sürelere uyulmadığı” gerekçesiyle 10 Mart 2016 tarihinde reddedilmiştir[49]. Türkiye ile Rusya arasında yapılan karşılıklı ziyaretler sonucunda ve özellikle ASTANA sürecinde iki ülke arasındaki ilişkiler düzelmiştir. Ancak Rusya’nın Suriye konusunda Türkiye ile ortak hareket etmesi Rusya’nın Ermeni politikalarını etkilememiştir ve Rusya Karabağ sorunu başta olmak üzere Ermenistan’a destek vermeye devam etmektedir.

Rusya’nın Ermenistan’a her konuda desteğini sürdürmesine karşılık Ermeni liderlerin Rusya’ya ilişkin politikaları farklılık göstermektedir. 1991-1998 yılları arasında Ermenistan devlet başkanlığı görevini yürüten Levon Ter Petrosyan, Ermenistan’ın Rusya’nın desteğinden ziyade kendi ayakları üzerinde durması tezini savunmuştur. 1998’de Petrosyan’dan görevi devralan Robert Koçaryan döneminde ise Rus-Ermeni çıkarları adeta iç içe geçmiş ve Ermenistan Rusya’nın Kafkaslardaki en önemli kalesi hâline gelmiştir[50]. Bu dönemde Ermenistan bir yandan askerî üsler yoluyla savunma açısından diğer yandan aldığı borçlar nedeniyle ekonomik açıdan Rusya’ya tam bağımlı hâle gelmiştir. Rusya’ya ödeyemeyeceği düzeyde borçla­nan Ermenistan, borçlarına karşılık olarak birçok sanayi tesisini ve enerji kaynağını Rusya’nın işletmesine terk etmek zorunda kalmıştır. Aralık 2001’de ise bazı kuruluşlarının Rusya’ya olan 95 milyon dolar borç karşılığı 10 yıllığına Rusya’ya devredilmesi için Ermenistan Rusya ile anlaşma imzalamış ve Ermenistan Parlamentosu’nun 4 Aralık 2002’de yaptığı oylama sonucunda beş Ermeni işletmesinin kont­rolü Rusya’ya devredilmiştir[51].

Anlaşmanın imzalanması sırasında Rus temsilci İlya Lebanov anlaşmanın sadece stratejik önemde olmadığını, aynı zamanda Rusya ile Ermenistan arasında güçlü bir entegrasyon için son on yılda atılmış ilk gerçek adım olduğunu da söylemiştir. Bu tür açıklamalar Ermenistan yönetimini rahatsız etmektedir. Fakat Rusya’ya olan borçları ve güvenlik algılamaları nedeniyle Ermenistan kendisini Rusya’ya mahkûm hissetmekte, bunun sonucu olarak Rusya’ya kendisini bağla­yan her adım yeni bağlanma nedenlerine yol açmaktadır[52].

Ermeni liderler ülkelerinin ekonomik yönden Rusya’ya bağımlı hâle gelmesinden rahatsızlık duymalarına rağmen Rus ordusunun Ermenistan’a sağladığı güvenlik şemsiyesinden dolayı iki ülke ekonomik ilişkilerinde yaşanan dengesizliği görmezden gelmeyi tercih etmektedir. Ermenistan’a göre Rus askerlerinin Ermenistan’daki varlığı bölgede güvenliğin garantisidir. Nitekim Ermenistan Dışişleri Bakanı Oskanian; “Rus askerî üssünün Erme­ni topraklarındaki varlığı Ermenistan’ın güvenliğindeki en önemli faktörlerden biridir” ifadesini kullanmıştır[53].

Ermenistan’ın Rusya’ya olan bağımlılığını en açık şekliyle gös­teren alanlardan biri de enerjidir. Enerji aynı zamanda Rusya’nın bölge politikasını belirleyen önemli unsurlardan biri hâline gelmiştir[54]. Rusya bu kapsamda bölge enerji rezervlerini, petrol ve doğalgaz boru hatları güzergâhlarını denetimi altında tutmak istemektedir.

Rusya ile Ermenistan ilişkilerindeki bir diğer etken ise Rusya’da yaşayan Ermeni Diasporasının büyüklüğüdür. Dünyadaki en büyük Ermeni Diasporası Rusya’dadır ve Ermenistan’ın bağımsızlığından sonra en büyük göç Rusya Federasyonu’na verilmiştir. Hâlen çok sayıda Ermeni’nin Rusya’da çalışması ve bazı dönemlerde ülkelerine dönmeleri çalışan iş gücünün istihdamı açısından da Ermenistan’ı Rusya’ya bağımlı hâle getirmektedir[55].

Ermenistan bir yandan Rusya ile stratejik ortaklık ilişkilerini sürdürürken diğer yandan AB ve Batılı ülkelerle de iyi ilişkiler kurmaya ve dış ilişkilerini ve ekonomisini çeşitlendirmeye çaba harcamaktadır. Bu kapsamda Ermenistan ile AB arasında Nisan 1996’da imzalanan ve Haziran 1999’da yürürlüğe giren “İşbirliği ve Ortaklık Anlaşması” ile “AB-Ermenistan İşbirliği Konseyi” kurulmuş ve faaliyete başlamıştır. Ayrıca Ermenistan ile AB’ye üye devletlerin parlamentoları arasında işbirliğini koordine eden “AB-Ermenistan Parlamento İşbirliği Komitesi” teşkil edilmiştir[56]. 2 Ekim 2017’de ise AB Yüksek Temsilcisi Johannes Hahn, Ermenistan Dışişleri Bakanı ile birlikte yaptığı ortak basın toplantısında, Ermenistan’ın AB ile Kapsamlı ve Genişletilmiş Ortaklık Anlaşması imzalayacak ilk Doğu Ortaklık Devleti olacağını bildirmiştir[57]. Ancak Rusya, Batının Ermenistan başta olmak üzere eski Sovyet ülkeleriyle yakınlaşmasından tedirginlik duymakta ve Güney Kafkasya’daki son kalesi olan Ermenistan’ı Batıya kaptırmamak için büyük çaba harcamaktadır[58].

SSCB’nin dağılmasından sonra eski Sovyet peyki olan birçok ülke AB ve NATO üyesi olma çabası içine girmiş ve bunlardan bir kısmı bu iki örgüte üye olmuştur. Bu ülkelerden bir kısmının ise adaylık statüsü hâlen devam etmektedir. Bu durum Rusya Federasyonu’nun eski bağlılarını kaybetmesinin yanı sıra AB ve NATO unsurları tarafından kuşatılma riskini de beraberinde getirmiştir. Abazya ve Güney Osetya’ya müdahalesi nedeniyle Gürcistan’a ve Kırım nedeniyle Ukrayna’ya askerî harekât icra eden Rusya Federasyonu’nun Güney Kafkasya’da Ermenistan dışında tutunacağı bir dal kalmamıştır. Gürcistan ve Azerbaycan’ın ardından Ermenistan’ın da kaybedilerek Batıya kaptırılması durumunda Rusya Federasyonu’nun bölgedeki hâkimiyeti bir çorap söküğü gibi çözülecek ve kendi topraklarına yönelecek tehditleri durdurması imkânsızlaşacaktır[59].

Bu kapsamda Rusya Federasyonu’nun Ermenistan politikaları sadece Ermenistan ile değil kendi bütünlüğü ile de ilgilidir. 2004 yılında patlak veren ve Gürcistan’da yönetim değişikli­ği ile son bulan gelişmeler Rusya ve Ermenistan’da Batı’nın bir hamlesi olarak değerlendirilmiştir. Gürcistan olaylarının hemen ardından Putin, Savunma Bakanı Sergey İvanov’u Erivan’a göndermiştir. Bu ziyaret sırasında Rusya ile Ermenistan arasında Rusya’nın Ermenistan’daki askerî üslerinin geleceğini garantiye alan anlaşmalar imzalanmıştır[60].

Ermenistan, kendi topraklarında SSCB döneminden kalan Rus askerî üslerinin devamına izin vermekle kalmamış, diğer eski Sovyet ülkelerinden kaldırılan askerî üsleri de kendi ülkesine davet etmiştir. Rusya da Ermenistan’ı Kafkasya’daki çıkarlarına ulaşmasını sağlayacak jeopolitik ve stratejik önemi olan bir araç olarak görmüştür[61]. Bu durumuyla Ermenistan’ı bağımsızlığını kazanmasına rağmen Rusya’ya bağımlılığı bu kadar artan belki de tek eski SSCB cumhuriyeti olarak adlandırmak mümkündür[62].

1992’den bu yana Rusya ile Ermenistan arasında 200 kadar anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmalardan en önemlisi 29 Ağustos 1997 tarihinde imzalanan ve dostluk, işbirliği ve karşılıklı yardımı öngören anlaşma olup, savaş durumunda taraflar birbirlerine karşılıklı yardımda bulunacaklarını taahhüt etmiştir. Azerbaycan ile Türkiye bu antlaşmayı, Rusya’nın Güney Kafkasya’ya müdahalesi olarak nitelemiş ve kınamıştır. Rus ve Ermeni yetkililer bu anlaşmanın üçüncü ülkelere yönelik olmadığını açıklasa da siyasi analizciler Ermenistan’ın bu anlaşmayı komşularına karşı önlem almak amacıyla imzaladığı görüşündedir[63].

Ermenistan, Rus üslerinin bulunduğu ve bu üslerin tahliyesini istemeyen tek ülkedir. 16 Mart 1995 tarihinde taraflar arasında imzalanan anlaşma kapsamında Rusya’nın Gümrü’de 102. Askerî Üssü ve bu üsse bağlı Erivan’daki Erebuni Askerî Havaalanında yer alan 3624. Hava Üssü faaliyet göstermektedir. 102. üssün temelini SSCB dönemindeki “Kafkas Ötesi Birlikleri” oluşturmuştur. Üssün amacı, BDT’nin dış sınırlarını korumak, Rusya’nın çıkarlarına hizmet etmek ve Ermenistan’ın güvenliğini sağlamaktır. 5000’den fazla askerin bulunduğu bu üs 74 tank, 30 MİG-29 av bombardıman uçağı, S-300 ve S-200 füzeleri ve diğer askerî teknolojilerle donatılmıştır. 2006 yılında Ermenistan’daki Rus askerî üssü Gürcistan’dan tahliye edilen Rus üsleri sayesinde gerek nüfus gerekse teçhizat açısından büyümüştür[64]. 10 Mayıs 2017’de ise Rusya’nın Erivan Büyükelçisi İvan Volynkin, son yıllarda yeni nesil savaş uçakları ve helikopterlerle takviye edilen Ermenistan’daki Erebuni Rus askerî üssünün genişletilebileceğini açıklamıştır[65].

Ermenistan’daki Rus askerî üssünün yanı sıra Ermenistan-Türkiye ve Ermenistan-İran sınırlarında Rus muhafız askerleri de görev yapmaktadır. Ermenistan’daki Rus sınır muhafızlarının masraflarının %70’i Rusya tarafından karşılanmaktadır. Ermeni birlikleri Rus uzmanlar tarafından eğitildikleri gibi, 1000’e yakın Ermeni askeri de Rusya’da eğitim görmektedir. Askerî alanda iki ülke arasındaki işbirliği hiç şüphesiz iki ülkenin de çıkarlarını gözetmektedir. Özellikle Gürcistan’daki Rus üsleri kapandıktan sonra, Ermenistan’ın Rusya açısından önemi artmıştır. Ermenistan ise Azerbaycan ile bir sorun yaşadığı takdirde Ermenistan’daki Rus askerlerinin devreye gireceğini düşünmektedir[66].

Son dönemde Rusya ile Ermenistan arasındaki ilişkiler siyasi ve askerî alanda büyük gelişme göstermiştir. Bu kapsamda 20 Ağustos 2010’da Rusya ile Ermenistan arasında imzalanan anlaşma ile Rusya’nın Ermenistan’daki askerî varlığı 2044 yılına kadar uzatılmıştır. 23 Aralık 2015 tarihinde ise Rusya ile Ermenistan arasında Ortak Hava Savunma Sistemi kurulmasına ilişkin bir anlaşma daha imzalanmıştır[67].

30 Kasım 2016’da iki ülke arasında Kafkasya bölgesinde tarafların askerî güvenliğini sağlamak ve Rusya veya Ermenistan’a yönelik silahlı saldırıyı tek komuta, tek fikir ve tek plana göre püskürtmek amacıyla ortak ordu grubu oluşturulması için yeni bir anlaşma imzalanmıştır[68]. Rus İnterfaks ajansı Putin’in bu amaçla bir kararname yayımladığını, buna göre kurulacak ortak ordunun Rusya Federasyonu’nun ve Ermenistan’ın sınırlarını koruyacağını, ordunun başında Ermenistan’ın atayacağı ve Rusya’nın onaylayacağı bir komutanın bulunacağını, ordunun barış zamanında Ermenistan Genelkurmay Başkanına bağlı olarak çalışacağını, savaşta ise emir komutanın Rusya’ya geçeceğini bildirmiştir[69]. 5 yılda bir gözden geçirilmesi öngörülen Anlaşma, Ermenistan Parlamentosu tarafından 5 Ekim 2017 tarihinde onaylanmış, oylamaya katılan Ermeni milletvekillerinden 87’si kabul, yedisi ise ret oyu kullanmıştır[70].

Söz konusu anlaşmayı değerlendiren ATSAM (Avrasya Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı Dr. Hatem Cabbarlı, AA (Anadolu Ajansı) muhabirine yaptığı açıklamada, Rusya ile Ermenistan arasında “ortak ordu grubu” oluşturma anlaşmasının, içerik olarak, iki bağımsız devlet arasında imzalanan anlaşmalardan uzak olduğunu, anlaşma şartlarına göre ortak ordu grubunun komutanlığının barış dönemlerinde Ermenistan, savaş zamanında ise Rusya tarafından üstlenileceğini, anlaşma şartlarında eş komutanlık mekanizmasının bulunmamasının Rusya’nın üstünlüğünü teyit ettiğini ve Rusya’nın son zamanlarda ilişkilerinin gerginleştiği Gürcistan ile savaşa başlarsa Ermenistan ordusunun silahlı operasyonlara katılmasını talep edebileceğini, anlaşmanın amacının Ermenistan’ın güvenliğini korumaktan ziyade Rusya’nın Güney Kafkasya’daki çıkarlarının korunmasına yönelik olduğunu ve Azerbaycan’a karşı baskı aracı olarak kullanılabileceğini[71] belirtmiştir.

Cabbarlı, anlaşmanın Ermenistan ile çatışma hâlinde olan Azerbaycan açısından doğuracağı sonuçları ise şöyle sıralamaktadır:

“İşgal altındaki Dağlık Karabağ’da askerî operasyonlar başlarsa Ermenistan, Azerbaycan sınırlarında da ateşkesi ihlal ederek ve Azerbaycan ile savaş hâlinde olduğunu öne sürerek ortak ordu grubunun olaylara müdahale etmesini isteyebilir. Bu duruma Moskova’nın nasıl tepki vereceği belirsiz, çünkü savaş durumunda komutanlığı Rusya üstlenecek. Bütün durumlarda bu anlaşmanın onaylanması Rusya tarafından Azerbaycan’a baskı aracı olarak kullanılabilir.”

Esasen 15 Mayıs 1992 tarihinde imzalanan KGA ve bu anlaşmaya dayanarak Mayıs 2002’de kurulan “KGAÖ” kapsamında müttefik olan Rusya Federasyonu ile Ermenistan arasındaki ortak ordu iki yıl önce kurulmuş olup iki ülke uzun süredir ortak tatbikatlar düzenlemektedir. 30 Kasım 2016’da imzalanan anlaşma fiili durumun hukukileştirilmesi ve dünya kamuoyuna ilan edilmesinden ibarettir. Rusya-Ermenistan ortak ordu grubunun komutanı General Antranik Markaryan’ın “Ordu grubu Rusya’nın talimatı olmadan da savaşa girebilir” şeklindeki açıklamaları ortak ordu grubunun Karabağ’daki çatışmalarda Azerbaycan’a karşı kullanılma ihtimalini akla getirmektedir[72]. KGAÖ Anlaşması’nın 4. Maddesi; üye devletlerden herhangi birine karşı saldırı olması hâlinde, tüm diğer üye devletlerin askerî yardım dâhil olmak üzere gerekli yardımı sağlamasını öngörmektedir. Ermenistan’a, Azerbaycan topraklarını işgal ederken güvence sağladığı düşünülen bu maddenin işletilmesi ve muhtemel bir Azerbaycan karşı taarruzunda Rusya’nın Ermenistan’ın yanında yer alması Azerbaycan’ı kaybetme endişesi taşıyan Rusya açısından kolay olmayacaktır. Nitekim 2 Nisan 2016 tarihinde yaşanan son Dağlık Karabağ çatışmasında, Rusya’nın KGAÖ çerçevesinde doğrudan Ermenistan’ı desteklemek yerine, AGİT Minsk Grubu çerçevesinde bir arabulucu olma konumunu kullanmayı tercih ettiği görülmüştür[73].

Rusya’nın Karabağ konusunda arabuluculuk mesajı veren tavrına rağmen Rusya ile Ermenistan arasında yapılan ortak askerî tatbikatların artarak devam etmesi Azerbaycan’ı endişeye sevk etmektedir. 2017 sonunda sadece bir ay içinde iki ülke silahlı kuvvetlerinin katıldığı üç önemli askerî tatbikat icra edilmiştir. 7 Eylül 2017’de Astrahan’da yapılan ve gerçek mühimmatın kullanıldığı Rusya-Ermenistan ortak hava tatbikatından sonra Rus Genelkurmay Başkanı ile Ermenistan Hava Savunma Komutanı yaptıkları açıklamalarda iki ülkenin Kafkaslardaki ortak hava savunma ve güvenlik imkânlarının test edildiği bildirilmiştir[74]. Daha sonra 5-7 Ekim 2017’de Ermenistan’da yapılan ve 15 hava aracı ile 1000 askerin katıldığı Araştırma 2017 adlı tatbikatı KGAÖ Müşterek Ordusu Komutanı Anatoly Sidorov ile Ermenistan Genelkurmay Başkanı Movses Hakobyan birlikte yönetmiştir[75]. 9-15 Ekim 2017 tarihleri arasında ise yine Ermenistan’ın Baghramyan askerî tatbikat alanında Ortaklık 2017 adlı askerî tatbikat icra edilmiştir. Rus ve Ermeni Acil Müdahale Ortak Gücü’nün imkân ve kabiliyetlerinin denendiği tatbikata KGAÖ’ye mensup ülkelerin keşif birlikleri de katılmıştır[76].

Ancak Ermenistan Rusya’nın sağladığı güvenceyle yetinmemekte ve ilişkilerini çeşitlendirerek Batı ile de iyi ilişkiler kurmaya çalışmaktadır. Son yıllarda Ermenistan’ın batı ile ilişkilerinde meydana gelen gelişmeler Rusya’yı endişelendirmektedir. Ermenistan’ın Temmuz 2017’de Gürcistan’da yapılan NATO tatbikatına katılması, AB ile ilişkilerini geliştirmesi Rusya’yı Ermenistan konusunda daha dikkatli olmaya zorlamaktadır. Özellikle Türkiye’nin Suriye konusunda Rusya ile işbirliği içinde hareket etmesi ve ASTANA görüşmelerinde Türkiye, Rusya ve İran’ın ortak hareket etmesi, diğer yandan Azerbaycan’ı kaybetme endişesi Rusya’yı Ermeni politikalarında daha dikkatli davranmak zorunda bırakmaktadır. Rusya’yı bu konuda dikkatli davranmak zorunda bırakan bir diğer sebep de Türkiye ve Azerbaycan’la yaptığı silah satış anlaşmalarıdır. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze sistemi satın alması için iki ülke arasında yapılan anlaşma ve Azerbaycan’a silah satışı Ermenistan’ı tedirgin etmektedir. Rusya’nın Türkiye ve Azerbaycan’a silah satışını eleştiren Ermenistan’ın Ukrayna eski büyükelçisi Alexander Bozhko, Rusya’nın Ermenistan’ın stratejik müttefiki olduğunu ve bu kapsamda Ermenistan’a muhasım olan iki ülkeye silah satmasının uygun olmadığını belirtmiştir. Bozhko Rusya’nın Türkiye’ye mi yoksa Azerbaycan’a mı silah satışının daha tehlikeli olduğu sorusuna cevaben her iki satışın da eşit derecede tehlikeli olduğunu açıklamış ve stratejik ortak olan Rusya ile Ermenistan’ın Kürt sorununda da karşılıklı görüşmelerde bulunmaları gerektiğini ilave etmiştir[77]. Ancak Ermenistan’ın silah satışına karşı çıkması Rusya’nın kararını etkilememiş ve Rusya kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutarak bu konuda geri adım atmamıştır.

Son dönemde ortaya çıkan bir diğer gelişme Azerbaycan’ı tedirgin etmektedir. Suriye’de meydana gelen iç savaş döneminde Suriye’den kaçan çok sayıda Suriyeli Ermeni, Ermenistan Cumhuriyeti tarafından Erivan ve Yukarı Karabağ bölgelerine yerleştirilmiştir[78]. Böylece Ermenistan uluslararası hukuka aykırı olarak işgal altında tuttuğu Azerbaycan’a ait yedi bölgedeki ve özellikle Karabağ’daki mevcudiyetini Suriyeli göçmenlere insani yardım adı altında meşrulaştırmaya ve bölgenin nüfus yapısını Ermeniler lehine değiştirmeye çalışmaktadır. Rusya ise Ermenistan’ın uluslararası hukuka aykırı bu uygulamasına karşı herhangi bir tepki göstermemiştir.

İran’ın eski Bakü Büyükelçisi Afşar Süleymani, İran’ın Arman gazetesinde yayımlanan makalesinde, “Ankara ve Moskova arasındaki gerginliğin ardından Rusya’nın, Ermeni piramidini Türkiye’ye karşı kullandığını ve Suriyeli Ermenileri ve PKK’ya bağlı bazı kişileri Dağlık Karabağ’a yerleştirerek bunlardan Türkiye’ye karşı fayda sağlamak istediğini” belirtmiştir[79]. Süleymani, Azerbaycan’ın Batı’ya yönelme sürecinin güçlenmesinin önüne geçmek, Rusya’nın öncülük ettiği Avrasya Ekonomik Birliği ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü gibi yapılara Azerbaycan’ı da dâhil etmek ve Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki nüfuzuna set çekmek için Rusya’nın Ermenistan’ı ve Ermeni göçmenleri kullandığı değerlendirmesini de yapmaktadır[80].

Süleymani’nin Türkiye için tehdit olduğunu belirttiği Karabağ’a yerleştirilen göçmenlerin yanı sıra Türkiye’ye kabul edilen Irak ve Suriyeli göçmenler de Türkiye için önemli bir tehdit hâline gelme potansiyeline sahiptir[81]. Zira Türkiye tarafından kabul edilen Irak ve Suriyeli göçmenler ile Ermenistan’dan çalışmak üzere Türkiye’ye gelenlerin büyük bölümünün 1915’te zorunlu göçe tabi tutulan Ermenilerin ve 1915 ve 1924 isyanlarından kaçan Nesturîlerin torunları olduklarına ilişkin haberler basında sıkça yer almakta ve söz konusu göçmenler kendileriyle yapılan mülakatlarda ana vatanlarına döndüklerini belirterek bir daha asla bu topraklardan çıkmayacaklarını ifade etmektedir[82].

Ermenistan’ın Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Karadeniz bölgesinden 19 ili içine alan toprakları Batı Ermenistan olarak adlandırması ve Karabağ ile Batı Ermenistan’ı da topraklarına katarak Büyük Ermenistan kurma projesi, Ermenistan’ın Kürtlerle yaptığı protokollerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin Türkiye’den koparıldıktan sonra bölgenin Ermeniler ile Kürtler arasında paylaşılması konusunda taraflar arasında yapılan protokoller[83] ve Rusya’nın ülkesinde PYD’ye şube açtırması gibi gelişmeler dikkate alındığında bugün ham bir hayal gibi görünen projenin ileride uygulamaya konulabileceği ve bölgenin demografik yapısı değiştirildikten sonra bölge halkının önce özerklik, daha sonra bağımsızlık talebinde bulunabileceği ve bu durumun Türkiye’nin bekasına zarar verebileceği, Rusya’nın ise Kürt-Ermeni etnik yapıları üzerinden Kafkas seddini Türkiye’ye kadar genişletme imkânına sahip olmayı tercih edebileceği gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır.

Sonuç

Anadolu Türklüğü ile Türkistan Türklüğü arasında Hristiyanlardan oluşan bir tampon oluşturmak için Osmanlı Ermenilerini kullanan ve Kafkaslardaki Türk yerleşim bölgelerinin de nüfus yapısını değiştirerek Türk topraklarına Ermenileri yerleştiren Rusya’nın 18. asırdan beri sürdürdüğü bu politikalarında günümüze kadar önemli bir değişiklik olmamıştır.

Rusya açısından Ermenistan, Batı blokuna yanaşan eski Sovyet Cumhuriyetleri üzerinden Rusya’yı çevrelemeye çalışan NATO ve ABD’ye karşı Güney Kafkasya bölgesindeki Rus çıkarlarının son kalesi ve kilit ülkesi konumundadır. Bu nedenle Ermenistan, Rusya açısından hiçbir durumda gözden çıkarılamayacak özel bir yere sahiptir.

Rusya nezdinde sahip olduğu özel konumu çok iyi değerlendiren Ermenistan ise Rusya’dan aldığı politik ve askerî desteği gerek Türkiye gerekse Azerbaycan ile mevcut sorunlarının çözümünde bir koz olarak kullanma politikası izlemektedir. 1992’de Rus 366. Motorlu Alayının desteğinde Hocalı katliamını yapan ve daha sonra yaptığı saldırılarla Azerbaycan’a ait 7 bölgeyi ele geçiren Ermenistan işgal ettiği topraklardan çıkmasına ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına rağmen hâlen Azerbaycan topraklarının %20’sini işgal altında bulundurmaktadır. Ermenistan’ı Azerbaycan’a karşı izlediği saldırgan politikada cesaretlendiren husus Rusya’nın kendisine sağladığı siyasi ve askerî destek olmuştur.

Karabağ’la birlikte Kelbeçer, Laçin, Kubatlı ve Zengilan bölgelerini de ele geçirerek Türkiye ile Azerbaycan arasına 2. Kafkas Seddini çeken Ermenistan; geçmişte Rusya’nın uyguladığı gibi ele geçirdiği bölgelerdeki Türkçe yer isimlerini değiştirmek ve buralara diğer bölgelerden getirdikleri Ermenileri yerleştirmek suretiyle bölgenin nüfus yapısını fiilen değiştirmektedir.

Rusya ise Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmada tarafsız bir tutum izliyor görüntüsü vermekle birlikte tarih boyunca olduğu gibi Türk-Ermeni çatışmalarında Ermenistan tarafında yer almayı kendi ulusal çıkarlarına uygun görmekte ve Ermenistan’ı desteklemektedir. Bu kapsamda Rusya ile Ermenistan arasında yapılan savunma işbirliği anlaşmaları ve iki ülke arasında ortak ordu kurulması Rusya’nın muhtemel bir Türk-Ermeni savaşında Ermenistan’a verdiği desteği sürdüreceğini göstermektedir. Söz konusu tehdit Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal edilen topraklarını askerî güç kullanarak geri almasını ve Türkiye’nin böyle bir çatışmada Azerbaycan’a askerî açıdan açık destek sağlamasını zora sokmaktadır. Ancak KGA’dan çekilen Azerbaycan’ı Batıya kaptırma ve tamamen kaybetme endişesi Rusya’yı Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ihtilaflarda Ermenistan’dan yana açıkça tavır almada zora sokmakta ve ASTANA sürecinde iyi ilişkiler içinde bulunduğu Türkiye ile olan ilişkilerinde de daha akılcı ve dengeli politikalar izlemeye ve Ermeni soykırım iddiaları konusunda daha temkinli davranmaya zorlamaktadır. Dış politikasındaki bu kısıtlamalara rağmen Güney Kafkasya’daki son kalesi olan Ermenistan’ı Batıya kaptırma endişesi taşıyan Rusya’nın birinci önceliğini Ermenistan’a vermek zorunda olduğu gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır.

Yukarıdaki hususlar kapsamında Rusya’nın Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerini bozmamak için Karabağ ihtilafında ve asılsız Ermeni iddiaları konusunda tarafsız bir politika izliyor görüntüsü vermekle birlikte Anadolu Türklüğü ile Türkistan Türklüğü arasında bir bariyer ve Güney Kafkasya’daki hâkimiyetinin son kalesi olarak gördüğü Ermenistan’ı desteklemeye devam edeceği ve karşılıklı çıkar ilişkisine dayanan Rusya-Ermenistan ilişkisinin ülke yönetimleri değişse bile büyük bir değişiklik olmaksızın devam edeceği değerlendirilmektedir.

KAYNAKLAR

1-Arşiv Belgeleri (Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) Belgeleri)

BOA, HR. SYS. HU. Şifre No: k.110, dos.12-2, No: 56-62

BOA, HR. SYS. HU. Şifre No: BOA. HR. SYS. HU.k.110, dos.12-2, No: 57-625

BOA. HR. SYS.2885/29-4

Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri (1914-1919), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın No: 49, Ankara, 2001

Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri (19149-1921), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın No: 50, Ankara, 2001

Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Rus İlişkileri (1907-1921), Cilt III, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Yayın No: 80, Ankara, 2006

Kitaplar

Armyanskiy Vestnik (Ermeni Belleteni) (1916), No: 39

Başak, Tolga (2008), İngiltere’nin Ermeni Politikası (1830-1923), IQ Kültür Sanat yayıncılık, İstanbul

Cebesoy, Ali Fuat (1953), Millî Mücadele Hatıraları, Vatan Gazetecilik ve Matbaacılık, İstanbul

Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri (2003), Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara

İlter, Erdal (1995), Türkiye’de Sosyalist Ermeniler ve Silahlanma Faaliyetleri (1890-1923), Turan Kültür Vakfı Yayınları, İstanbul

İstoriya Voyennikh Deysttviy v Aziyatskoy Turstii (1843), v 1828 i 1829 Godakh, v Tipografi Glyuksberga, Varshava

İşyar, Ömer Göksel (2004), Bölgesel ve Global Güvenlik Çıkarları Bağlamında Sovyet-Rus Dış Politikaları ve Karabağ Sorunu, ALFA Basım Yayım Dağıtım, İstanbul

Kaçaznuni, Ovanez (2005), Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok, Çeviren: Arif Acaloğlu, Kaynak Yayınları, İstanbul

Karapetyan, M.S. (1972), “Sovyetskaya Armyanskaya İstoriografiya Armyanskogo Natsionalno-Osvoboditelnogo Dvizheniya Vtoroy Polovinı XIX Veka”, Avtoreferat, Yerevan

Laçiner, Sedat (2004), Türkler ve Ermeniler, Bir Uluslararası İlişkiler Çalışması, Kaknüs Yayınları, İstanbul

Mccarthy, Justin(2014), Ölüm ve Sürgün, Çeviren Fatma Sarıkaya, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, IV/A-2-2.Dizi-Sayı:31, Ankara

Onur, Hüdavendigar (1999), Millet-i Sadıka’dan Hayk’ın Çocuklarına Ermeniler, İstanbul Kitabevi, İstanbul

Öke, Mim Kemal (2001), Yüzyılın Kan Davası Ermeni Sorunu, 1914-1923”, Aksoy Yayınları, İstanbul

Özdemir Hikmet (2004), ÇİÇEK Kemal, TURAN Ömer, ÇALIK Ramazan, HALAÇOĞLU Yusuf, “Ermeniler: Sürgün ve Göç”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara

Sertçelik, Seyit (1995), Rus ve Ermeni Kaynakları Işığında Ermeni Sorununun Ortaya Çıkış Süreci (1678-1714), TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları No:131, Ankara, 2009

Somakian, Manoog J., “Empires in Conflict: Armenia and the Great Powers, 1895-1920”, I.B. Tauris Publishers, London and New York

Sonyel, Salahi Ramsdam (1987), The Ottoman Armenians, Victims of Great Power Diplomacy, Oxford University Press, Lefkoşa, London

Süslü, Azmi, Kırzıoğlu Fahrettin, Yinanç Refet, Halaçoğlu Yusuf (1995), Türk Tarihinde Ermeniler, Ankara

Uras, Esat (1987), Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul

Makaleler

Arynbek, Aidana (2016), Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü Açısından Ermenistan– Rusya İlişkileri, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Eurasian Research Institute Weekly e bulletin, No:65, 26.04.2016-02.05.2016

Bozkurt, Fatih (2006),” Birinci Dünya Savaşına Kadar Almanya ve Ermeni Sorunu”, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa (Editör: Doç. Dr. Haluk Selvi), Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya

Gasimov, Musa (2001),” Azerbaycan Arşivlerindeki Rus ve Ermeni kaynaklarına istinaden Ermeni Silahlı Gruplarının Hazırlanması ve Terörü (1914-1917)”, Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul

Göyünç, Nejat (2003), “Osmanlı Devleti’nde Ermeniler”, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, Yıl 4, sayı 38

Habibbeyli, İsa (2000), “Mustafa Kemal Atatürk’ün Nahcivan’ın İstiklali Uğrunda Mücadelesi”, Nahcivan Dergisi, No:2

Kızılkaya, Oktay (2007), “Revan(Erivan) ve Iğdır Yöresinde Demografik Yapının Ermeniler Lehine Dönüştürülme Süreci (1828-1920)”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 22

Lütem, Ömer E. (2001), “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araştırmaları, Cilt 1, Sayı 3, Eylül, Ekim, Kasım, Ankara

Özbay, Fatih (2007), “Rusya-Ermenistan İlişkileri: Yeni Bir Renkli Devrim Mümkün mü?”, TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi), 2 Nisan 2007

Salimipoor, Abdulsalam (2016), Rusya, Suriyeli Ermenileri Türkiye’ye karşı Dağlık Karabağ’a yerleştirdi, Anadolu Ajansı, 6 Nisan 2016

Saray, Mehmet (2001), “Çarlık Rusya’sının Ermeni Siyaseti”, Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul

Saray, Mehmet (2003), “Ermeni Terörü (1887-2002)”, Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri, Cilt 2, ASAM-EREN Yayınları, Ankara

Sarı, Mustafa (2006),” Birinci Dünya Savaşından Sonra Rusya’nın Ermeni ve Ermenistan Politikası”, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa (Editör: Doç. Dr. Haluk Selvi), Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya

Şahin, Enis (2003), “Türkiye’nin Kafkasya Politikalarında Ermeni Faktörü (1914-1918)”, Sekizinci Askerî Tarih Semineri, 24-26 Ekim 2001, İstanbul, Ankara

Şıhalıyev, Emin (2013), “Kars Antlaşması, Nahcivan’la Bağlı Siyasi Meseleler Üzerine Yeni Bir Değerlendirme ve Ermeni İddiaları”, Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası Avrasya Strateji Dergisi 2(1), Çankırı

Taşcıoğlu, Ömer Lütfi (2017), Rusya’nın Osmanlı Dönemindeki Ermeni Politikaları, The Journal of Academic and Social Sciences (Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi), Yıl: 5, Sayı: 51, Ağustos 2017

Uca, Alaattin (2006), “Kurtuluş Savaşı Yıllarında, Kendi İmzasını Taşıyan Belgeler Işığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Ermeni Sorununa Bakışı”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı: 30, Erzurum

Valeyev, Murat (2008), Rusya’nın Güney Kafkasya Politikası Çerçevesinde Rusya-Ermenistan İlişkileri, Ermeni Araştırmaları, sayı 30

Tezler

İzzatov, Elshan (2006), Tarihten Günümüze Azeri-Ermeni İlişkilerinde Karabağ Sorunu, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü, Konya, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi)

Karabayram, Fırat, Rusya Federasyonu’nun Güney Kafkasya Politikası, Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007

Raporlar

Özbay, Fatih (2005), Ermeni Diasporası ve Türkiye-Rusya İlişkileri, TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) Stratejik Rapor No: 5 Nisan 2005

Gazeteler ve İnternet Kaynakları

Ambassador Ivan Volynkin comments on Expansion of Russian Military Base in Armenia, Armenpress, Yerevan, 9 May, 2017

Armenia and Russia Employ Joint Air Defence Forces During Live-Fire Exercizes, https://armenpress.am /eng/news/904480/armenia-and-russia-employ-joint-air-defense-forces-during-live-fire-exercises.html, 7 September 2017

Armenia-Eastern-Partnership-cooperation-agreement-EU/1843495, https://www.panorama.am /en/news/2017/10/02/

Armenian Parliament Ratifies Deal on Joint Troops With Russia, https://www.panorama.am/en/news/2017/10/05/Armenian-parliament-joint-troops-Russia/1845008

Armyanskiye Otnoşeniya, www.rustrana.ru/article.php?nid=29145¬, 11 Ekim 2007

Başaran, Rıfat, Mülteci Göçünün Gizli Hıristiyanları, Hürriyet, 17.12.2015

Cabbarlı, Hatem, Ermenistan-AB İlişkileri, http://www.turkishny.com/dr-hatem-cabbarl/109-dr-hatem-cabbarl/121123-ermenistan-ab-iliskileri, 27.04.2013

Druzhinin, Alexei, Putin: Etnik Katliamın Hiçbir Gerekçesi Olamaz, Sputnik, 10.03.2016

Ermeni Sorunu, İddialar, Gerçekler, PKK_Ermeniİşbirliği, http://www.Ermenisorunu. gen.tr/turkce /teror /pkk.html, Erişim:11.02.2011

Köker, İrem, Ermeniler Türkiye’ye Korkarak Geliyor, Dönmek İstemiyorlar, Hürriyet Haber, 17.02.2010

New York Times, 24 Aralık 1945

Panorama.am, It is inappropriate for Russia to supply arms to Turkey – Former Ukrainian Ambassador to Armenia, https://www.panorama.am/en/news/2017/06/29/Russia-supply-arms-Turkey-Ukrainian-Ambassador-Armenia/1800773

Partnership 2017-Massive CSTO Military Execises Commence in Armenia, Armenpress, 9 October 2017

Rusya ile Ermenistan Ortak Ordu Kuruyor, NTV Haber, 15Kasım 2016

Search 2017 CSTO Drills Continue in Armenian Military Training Facilities, Armenpress, 7 October, 2017

Yukarı Karabağ’da ikinci Ermeni işgali, Yeniçağ, 16 Şubat 2013

 

 

[1] Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara 2003, s. 164

[2] Fırat Karabayram, Rusya Federasyonu’nun Güney Kafkasya Politikası, Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007, s. 1

[3] Justin McCarthy; Ölüm ve Sürgün, Çev. Fatma Sarıkaya, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, IV/A-2-2.Dizi-Sayı:31, Ankara, 2014, s.16

[4] Elshan İzzatov, Tarihten Günümüze Azeri-Ermeni İlişkilerinde Karabağ Sorunu, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü, Konya, 2006, s.76-85 (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi).

[5] Ömer Göksel İşyar, Bölgesel ve Global Güvenlik Çıkarları Bağlamında Sovyet-Rus Dış Politikaları ve Karabağ Sorunu, ALFA Basım Yayım Dağıtım, İstanbul, 2004, s.217

[6] Ömer Lütfi Taşcıoğlu, Rusya’nın Osmanlı Dönemindeki Ermeni Politikaları, The Journal of Academic and Social Sciences (Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi), Yıl: 5, Sayı: 51, Ağustos 2017, s. 34-42

[7] Mustafa Sarı, Birinci Dünya Savaşından Sonra Rusya’nın Ermeni ve Ermenistan Politikası, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa (Ed. Doç. Dr. Haluk Selvi), Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya, 2006, s.105

[8] İzzatov, agt, s.76-85

[9] İzzatov, agt, s. 60

[10] Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul, 1987, s. LXXV

[11] II. Dünya Harbi’nden galip çıkan ABD; Rusya ve İngiltere liderlerinin savaş sonrası sorunların çözümü için 17 Temmuz-2 Ağustos 1945 tarihleri arasında Berlin yakınlarındaki Potsdam’da yaptıkları konferans.

[12] Sarı, agm, s.105-106

[13] New York Times, 24 Aralık 1945, s.4

[14] Sarı, agm, s.106-107

[15] Sarı, agm, s.109

[16] ASALA: Ermenistan’ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Örgütü

[17] Mehmet Saray, Ermeni Terörü (1887-2002), Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri, Cilt 2, ASAM-EREN Yayınları, Ankara, 2003, s.386

[18] Sarı, agm, s.110

[19] İzzatov, agt, s.58

[20] İzzatov, agt, s.58

[21] Fatih ÖZBAY, Rusya-Ermenistan İlişkileri: Yeni Bir Renkli Devrim Mümkün mü, TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi), 2 Nisan 2007

[22] İzzatov, agt, s.61

[23] Savaş Yanar, Türk-Rus İlişkilerinde Gizli Güç: Kafkasya, Kültür Sanat Yayınları, İstanbul, 2002, s.179

[24] İzzatov, agt, s.66

[25] Ermenistan Meclisi’nin 23 Ağustos 1990’da onayladığı Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. maddesinde “Ermenistan Cumhuriyeti 1915 yılında Osmanlı Türkiye’sinde ve Batı Ermenistan’da uygulanan Ermeni soykırımının uluslararası alanda tanınması ve tescilinin sağlanmasını görev olarak kabul etmekte ve bu görevin başarılmasını desteklemekte ve bu faaliyetin arkasında durmaktadır” ifadesi yer almaktadır. Bildiride Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden “Batı Ermenistan” olarak söz edilmekte, yani bu bölgeler Ermenistan toprağı olarak kabul edilmektedir.

Gerek Ermenistan tarih atlaslarında gerekse Ermenistan Dışişleri Bakanlığı’nın web sitesinde “Batı Ermenistan” olarak gösterilen bölge Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin büyük bir bölümü ile Akdeniz ve Doğu Karadeniz bölgelerinin bir kısmını içine almaktadır. Detay için bakınız; Ömer Lütfi Taşcıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, Nobel Akademik yayınları, Ankara, 2015, s.272-273-274

[26] Karabayram, agt, s.220

[27] İzzatov, agt, s.66

[28] İzzatov, agt, s.67

[29] Aslanlı, age, s.403

[30] İzzatov, agt, s.67-68

[31] Filiz Cicioğlu, Azerbaycan-Ermenistan Çatışması: Kafkasya’da Bitmeyen Mücadele, Dünya Çatışma Bölgeleri, Nobel Yayınları, İstanbul, 2004, s.271

[32] İzzatov, agt, s.68

[33] Cicioğlu, age, s.272

[34] İzzatov, agt, s.68

[35] İzzatov, agt, s.68

[36] Ermenistan, Karabağ’ı işgal ettikten sonra Hankendi’nin ismini Stepanakert olarak değiştirmiştir.

[37] Azerbaycan Kültür Derneği Genel Merkezi’nin 26 Şubat 2007 Tarihli Basın Bildirisi

[38] Rus 366. Motorize Alay’ından kaçan ve yakalanarak ifade veren asker sayısı Aziz Arslanlı’nın 2001 basımlı “Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu” adlı eserinin Azerbaycan Özel sayısında 3 kişi olarak verilmiştir. Bu askerler 3 Mart 1992’de düzenledikleri basın toplantısında “beyinlerinin yıkandığını ve Hristiyan Ermenilerin yanında Müslüman Azerbaycanlılara karşı savaştıklarını” itiraf etmiştir.

[39] Azerbaycan Kültür Derneği Genel Merkezi’nin 26 Şubat 2007 tarihli Basın Bildirisi

[40] İzzatov, agt, s.69

[41] 1993 yılında KGA’na Beyaz Rusya, Azerbaycan ve Gürcistan da katılmış, KGA 2002 yılında KGAÖ (Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) adını almıştır. Ancak, bu süreçte Azerbaycan, Gürcistan ve Özbekistan Antlaşmadan çekilmiştir.

[42] İşyar, age, s.423

[43] İşyar, age, s.423

[44] İşyar, age, s.424

[45] Araz Aslanlı, “Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu” Avrasya Dosyası, Azerbaycan özel sayısı, Cilt 7, Sayı 268, İlkbahar 2001, s.405

[46] Aslanlı, agm, s.406

[47] Sedat Laçiner, Türkler ve Ermeniler, Bir Uluslararası İlişkiler Çalışması, Kaknüs Yayınları, İstanbul, 2004, s.238-239

[48] Ömer E. Lütem, Olaylar ve Yorumlar, Ermeni Araştırmaları, Cilt 1, Sayı 3, Eylül-Ekim-Kasım, Ankara, 2001, s.18-19

[49] Alexei Druzhinin, Putin: Etnik katliamın hiçbir gerekçesi olamaz, Sputnik, 10.03.2016

[50] Laçiner, age, s.239

[51] Laçiner, age, s.240

[52] Laçiner, age, s.246

[53] Laçiner, age, s.241-242

[54] Karabayram, agt, s. ii

[55] Laçiner, age, s.238

[56] Hatem Cabbarlı, Ermenistan-AB İlişkileri, http://www.turkishny.com/dr-hatem-cabbarl/109-dr-hatem-cabbarl/121123-ermenistan-ab-iliskileri, 27.04.2013

[57]Armenia-Eastern-Partnership-cooperation-agreement EU/1843495, https://www.panorama.am/en/news/2017/10/02/

[58] Fatih Özbay, Ermeni Diasporası ve Türkiye-Rusya İlişkileri, TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) Stratejik Rapor No: 5 Nisan 2005, s.11

[59] Laçiner, age, s.244

[60] Laçiner, age, s.245

[61] Sarı, agm, s.110-111

[62] Laçiner, age, s.238

[63] Murat Valeyev, Rusya’nın Güney Kafkasya Politikası Çerçevesinde Rusya-Ermenistan İlişkileri, Ermeni Araştırmaları, sayı 30, 2008

[64] Valeyev, agm; Rossiysko-Armyanskiye Otnoşeniya, 11 Ekim 2007, www.rustrana.ru/article.php?nid=29145 ¬

[65] Ambassador Ivan Volynkin comments on Expansion of Russian Military Base in Armenia, Armenpress, Yerevan, 9 May, 2017

[66] Valeyev, agm

[67] Aidana Arynbek, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü Açısından Ermenistan– Rusya İlişkileri, Ahmet Yesevi Üniversitesi, Eurasian Research Institute Weekly e bulletin, No:65, 26.04.2016-02.05.2016

[68] Rusya Federasyon Konseyi, Ermenistan’la ortak ordu kurulmasını onayladı, Sputnik, 26 Temmuz 2017

[69] Rusya ile Ermenistan Ortak Ordu Kuruyor, NTV Haber, 15Kasım 2016

[70] Armenian Parliament Ratifies Deal on Joint Troops With Russia, https://www.panorama.am/en/news /2017/10/05 /Armenian-parliament-joint-troops-Russia/1845008

[71] Sefa Karacan, Rusya ile Ermenistan’ın ortak ordusu, bölge için tehdit oluşturacak, Anadolu Ajansı, 28 Temmuz 2017

[72] Sefa Karacan, agm

[73] Arynbek, agm

[74] Armenia and Russia Employ Joint Air Defence Forces During Live-Fire Exercizes, https://armenpress.am /eng/news/904480/armenia-and-russia-employ-joint-air-defense-forces-during-live-fire-exercises.html, 7 September, 2017

[75] Search 2017 CSTO Drills Continue in Armenian Military Training Facilities, Armenpress, 7 October, 2017

[76] Partnership 2017-Massive CSTO Military Execises Commence in Armenia, Armenpress, 9 October 2017

[77] It is inappropriate for Russia to supply arms to Turkey – Former Ukrainian Ambassador to Armenia, https://www.panorama.am/en/news/2017/06/29/Russia-supply-arms-Turkey-Ukrainian-Ambassador-Armenia/180077

[78] Yukarı Karabağ’da ikinci Ermeni işgali, Yeniçağ, 16 Şubat 2013

[79] Abdulsalam Salimipoor, Rusya, Suriyeli Ermenileri Türkiye’ye karşı Dağlık Karabağ’a yerleştirdi, Anadolu Ajansı, 6 Nisan 2016

[80] Salimipoor, agm

[81] Rıfat BAŞARAN/YOZGAT, Mülteci Göçünün Gizli Hıristiyanları, Hürriyet, 17.12.2015

[82] İrem Köker, Ermeniler Türkiye’ye Korkarak Geliyor, Dönmek İstemiyorlar, Hürriyet Haber, 17.02.2010

[83] Ermeni Sorunu, İddialar, Gerçekler, PKK_Ermeniİşbirliği, http://www.Ermenisorunu.gen.tr/turkce /teror /pkk.html, Erişim:11.02.2011