Rusya’nın Osmanlı dönemindeki Ermeni politikaları |                                       Rusya’nın Osmanlı dönemindeki Ermeni politikaları – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______03.01.2018_______

Rusya’nın Osmanlı dönemindeki Ermeni politikaları

Ömer Lütfi Taşçıoğlu

 

Ermeni sorunu ile ilgili çalışmalarda genellikle devletin sadık tebaası olan Ermenilerin yabancı devletlerin kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti’ne karşı isyan ederek bağımsız bir Ermenistan kurma hedefine yöneldikleri vurgulanmakta ancak söz konusu devletlerin Ermenileri kışkırtmalarının arka planında yatan sebepler yeterince araştırılmamaktadır. Ermeni isyanlarının çıkartılmasında etkili olan devletler arasında birincil role sahip olan Rusya’nın tarih boyunca Ermenilerle ilişkilerinin dayandığı temellerin ve Rusya’nın Ermenilerden hangi amaçlar doğrultusunda yararlandığının ortaya çıkartılması Ermeni isyanlarının aydınlatılmasına önemli katkı sağlayacaktır.

Rusya’nın gerek kendi topraklarında yaşayan Ermenilerle gerekse Osmanlı Ermenileriyle ilişkilerinin Rus ulusal çıkarları çerçevesinde ele alınarak değerlendirilmesinin yapıldığı bu çalışma Rusya’nın gelecekte de Ermeni sorununda izleyeceği politikaların ipuçlarını ortaya çıkartması açısından önem taşımaktadır.

Çalışma “Rusya’nın Ermenilerle İlişkilerinin Tarihi Seyri, Türk Hanlıklarını Ele Geçirerek Türk Topraklarını Ermenileştirme Politikası, 93 Harbinde Ermenileri İsyan İçin Kışkırtması, Rusya Ermenileri ve Kürtler Konusundaki Politikaları, Birinci Dünya Savaşı’ndaki ve Bolşevik İhtilalinden Sonraki Ermeni Politikaları” başlıkları altında ele alınmış ve sonuç bölümünde incelenen konuların genel bir değerlendirmesi yapılarak Rusya’nın gelecekte izleyebileceği Ermeni politikaları konusunda okuyucuya ve dış politikayı belirleyecek olan unsurlara ışık tutulmaya çalışılmıştır.

Rusya’nın Ermenilerle İlişkilerinin Tarihî Seyri

Rusya’nın Ermenilerle ilişkileri oldukça eskiye dayanmaktadır. 11. yüzyılda Kiev Rusya’sına, 14. yüzyılda ise Moskova Prensliğinin kontrolündeki topraklara göç eden Ermeniler, 14. yüzyıldan itibaren Ukrayna’yı yöneten Letonya Prensliğinden önemli ayrıcalıklar almışlardır. Söz konusu ayrıcalıklar 1667’den itibaren genişletilmiş, ancak 14. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Rus/Slav milliyetçiliğinin gelişmesine paralel olarak Rusya, Ermenilere verilen ticari ve kültürel ayrıcalıkların büyük bir bölümünü daha sonra ortadan kaldırmıştır[1].

Rusya, özellikle nüfusu Slav olmayan bölgelerde yayılmaya çalışırken bu hedefi gerçekleştirmesinde katkısı olabilecek etnik ve dinî grupları kullanmayı tercih etmiş, Kafkasya ve Güney Kafkasya’da varlık gösterebilmek ve bölgeyi elinde tutabilmek için Ermenileri sistemli olarak kullanmaya çalışmıştır. Başlangıçta Gregoryen Ermenilere Rus Ortodokslarının sahip oldukları hakları vererek onları Güney Kafkasya’ya çekmeye ve sayılarını artırmaya çalışan Rusya, bölgedeki Müslüman halkı buradan uzaklaştırarak yerlerine Hıristiyan milletleri ve Ermenileri yerleştirme politikası izlemiştir[2].

Rus Çarı I. Petro Müslümanlara karşı mücadele etmeleri için Hazar denizi çevresine Ermenileri yerleştirmiş, ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun izlediği akılcı dış politika ve Osmanlı askerî gücü karşısında Rusların Hazar bölgesinden çekilmek zorunda kalması sonucu, Ermeniler ortada kalmıştır[3]. Bunun üzerine I. Petro 1724’te Ermenileri Rusya Devletinin güvencesi altına alan bir imtiyaz bildirisi yayınlamıştır[4]. Söz konusu bildiri “Türk hükümranlığı altında yaşayan bütün Ermenilerin kurtarılması ve Ermenilerin yaşadığı tüm toprakların Rusya’ya bağlanması” amacına yöneliktir[5].

19. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu’na karşı gayr-ı Müslim grupları destekleyen ve Ermenileri Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında bir bariyer olarak düşünen Rusya, bu çerçevede nüfus hareketlerini yönlendirerek Ermenileri imparatorluğun doğusunda bir araya getirmeye çalışırken Ermenilerin kendi toprakları içinde belli bir bölgede tek başına çoğunluğu, ya da egemenliği ele geçirmemesi için de gereken tedbirleri almıştır[6].

Rus ulusal çıkarları için Ermenileri kullanma politikası izleyen liderlerin başında Rus Çarı I. Petro gelmektedir. I. Petro Basra Körfezi ve Akdeniz’e inme amacını gerçekleştirebilmek için gerek İran’a gerekse Osmanlı Devleti’ne karşı yürüttüğü savaşta ve siyasette Anadolu ve İran’da yaşayan Ermenilerden faydalanmaya çalışmıştır. Ünlü Rus tarihçi Sergey Mikhaylovich Solovyev “Rus Çarı I. Petro’nun ele geçirdiği toprakları korumanın en iyi yolu olarak bölgedeki Müslüman nüfusu azaltmak ve Hristiyan nüfusu çoğaltmak düşüncesine sahip olduğunu” nakletmektedir[7]. I. Petro bu amacına ulaşmak için Ermenileri kullanmış ve göç ettirdiği Müslümanların yerine Ermenileri yerleştirmiştir.

Çar I. Nikola da aynı politikayı devam ettirerek Ermenilerden yararlanmış ve 1828-1829 savaşı süresince Anadolu’da yaşayan Ermeniler Rus ordusuna önemli katkılar sağlamıştır. Ecmiyadzin (Üçkilise) Ermeni Katogikosu da yoğun propaganda faaliyetlerinde bulunarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Ermenilerin, Paskiyeviç kuvvetlerinin yanında yer almasına önayak olmuş, savaş sırasında Osmanlı ordusunu arkadan vuran Anadolu Ermenileri Müslüman halkın tepkisine neden olurken Rus Çarı ve çevresinin takdirini kazanmıştır[8].

Rusya’nın Türk Hanlıklarını Ele Geçirmesi ve Türk Topraklarını Ermenileştirme Politikası

Rusya’nın İran’la yaptığı savaştan sonra Kaçar Hanedanı[9] ile Rusya arasında 21 Şubat 1828 tarihinde imzalanan Türkmençay[10] Anlaşması’ndan sonra “Revan, Nahcivan ve Talış” Hanlıkları Rusya’nın eline geçmiştir. Rusya, halkının büyük kısmı Türk olan Revan ve Nahcivan hanlıklarını topraklarına kattıktan sonra bölgenin nüfus yapısını sistemli bir şekilde kökten değiştirmeye başlamış ve Türkmençay Anlaşmasını müteakip İran’ın diğer bölgelerinden getirdiği 40.000 Ermeni’yi yeni ele geçirdiği topraklara yerleştirilmiştir[11].

Rus Çarı I. Nikola bölgeye Ermeni göçünü hızlandırabilmek için nüfusunun ezici çoğunluğu Türk olmasına rağmen Nahcivan ve Revan hanlıklarının bulunduğu bölgelerde 1 Mart 1828’de “Ermenistan vilayeti” kurduğunu ilan etmiş, bu karardan sonra bölgeye Ermeni göçü artarak devam etmiştir[12].

Navarin olayını müteakip Osmanlı Devleti’nin Akkerman Antlaşmasını iptal etmesinden sonra baş gösteren Osmanlı-Rus savaşında ise Ruslar batıda Bükreş ve Varna’yı ele geçirerek İstanbul batısına kadar ilerlemiş, doğuda ise Ahıska, Ardahan, Posof, Revan, Kars ve Erzurum’u ele geçirmiştir. Bu savaşlar sırasında Osmanlı Ermenileri hem Eflak-Boğdan cephesinde, hem de doğu cephesinde gönüllü birlikler oluşturarak Rus ordusu saflarında Osmanlı ordusuna karşı savaşmıştır[13]. Doğu cephesinde Beyazıt yöresinin Ruslar tarafından işgalinden sonra Rus işgal kuvvetlerinden cesaret alan Beyazıt Ermenileri Müslüman mahallelerine baskın yaparak 1000’den fazla kişiyi katletmiştir[14].

Savaşın ardından 14 Eylül 1829’da Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Edirne Anlaşması’ndan sonra Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’ndan getirdiği 85.000-90.000 kadar Ermeni’yi Azerbaycan topraklarına yerleştirmiştir[15]. Bu suretle Rusya gerek İran’la gerekse Osmanlı Devleti ile arasında Ermenilerden oluşan birer tampon bölge oluşturmuştur.

Rusya’nın, İran’dan ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan ele geçirdiği toprakları Ruslaştırmak ve Ermenileştirmek konusunda izlediği siyaseti N. İ. Şavrov, Güney Kafkasya’da Rusların Amacına karşı Ortaya Çıkan Tehdit adlı eserinde aşağıdaki sözlerle açıklamaktadır[16] :

“Güney Kafkasya’da istilacılık faaliyetimize buralara Rusları değil, başka dinden olanları göç ettirerek başladık. 1826-1828 yılları arasında devam eden savaş bittikten sonra, 1830 yılına kadar İran’dan Güney Kafkasya’ya 40.000’den fazla, Türkiye’den ise 84.600 Ermeni göç ettirerek onları Elizavetpol[17] ve Erivan[18] Guvernialarında (vilayetlerinde) Ermeni nüfusunun çok az olduğu en güzide devlet topraklarında meskûnlaştırdık.”

Rusya, bu dönemde İran ve Osmanlı vatandaşı Ermenilere çeşitli teşvikler sunmuş ve özellikle Sürmeli Çukuru (Çukur Saad) denilen bölgeye Ermeni Vilayeti adını vermek suretiyle, Ermenilerin kitle halinde buraya göçünü sağlamıştır. 1828–1829 yıllarında Kuzey Azerbaycan olarak adlandırılan Revan bölgesine, İran’dan 6.946 Ermeni ailesi göç etmiştir. Bunların toplam nüfusunu O. Kızılkaya 35.560, N. İ. Şavrov ise 40.000 kişi olarak belirtmektedir[19].

Bölgedeki Ermeni nüfusunu artırma politikalarını Edirne antlaşmasından sonra da sürdüren Rusya 1829–1830 yılları arasında Osmanlı ülkesinden, yaklaşık 14.000 Ermeni ailesini bu bölgeye göç ettirmiştir. Bunların toplam nüfusları 85.000-90.000 kadardır[20]. Buraya göç ederek yerleşen 2.264 ailenin Kars’tan, 4.315 ailenin de (Doğu) Beyazıt’tan geldikleri tespit edilmiştir. Bu gelenlerden bir kısmı, Rusya tarafından Müslüman Türklerin boşalttığı köylere yerleştirilmiş ve savaştan sonra topraklarına geri dönmesi muhtemel Müslüman Türk halkının önü kesilmiştir[21]. Köyleri ellerinden alınan Müslüman Türkler ise Türkiye ve İran’a göç etmek zorunda bırakılmıştır.

Rus Çarı I. Nikola döneminde 1830 yılından itibaren Güney Kafkasya’daki bütün Türk bölgelerinin “Ermenileştirilmesi” siyasetine devam edilmiş ve özellikle Azerbaycan Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Türk Revan Hanlığının toprakları üzerinde suni bir Ermenistan bölgesi yaratılmaya çalışılmıştır. Böylece günümüzde Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmanın temeli, halkının çoğunluğu Türk olan bölgelere Ermenilerin yerleştirilmesi suretiyle geçmişte Rusya tarafından atılmış ve Anadolu Türklüğü ile Kafkasya Türklüğü (özellikle Azerbaycan Türklüğü) arasına etnik bir duvar örülmüştür[22]. Anadolu Türklüğü ile Kafkasya Türklüğü arasında oluşturulmaya çalışılan ve “Kafkas Seddi” olarak adlandırılan bu duvarın yıkılmasının Türkiye açısından taşıdığı önem Atatürk tarafından 5 Şubat 1920’de Kolordu Komutanlarına gönderilen bildiride aşağıdaki sözlerle vurgulanmıştır[23]:

“Kafkas seddinin yapılmasını Türkiye’nin kati mahvı projesi sayıp, bu seddi İtilaf Devletleri’ne yaptırmamak için en son vasıtalara müracaat etmek ve bu uğurda her türlü tehlikeleri göze almak mecburiyetindeyiz. [24]

Atatürk’ün çabaları sonucunda Moskova ve Kars Antlaşmalarında Nahcivan’a Azerbaycan’a bağlı özerk bölge statüsü verilmesinin, Türkiye’nin Nahcivan’ın statüsünde taraf ülke olmasının[25] ve Iğdır vilayetinin Aralık-Dilucu bölgesi ile Nahcivan’ın Sederek ilçesi arasından geçen 11 kilometrelik arazinin Atatürk tarafından İran’dan altın ödenerek satın alınmasının[26] arka planında yatan düşünce, Kafkas seddinin yıkılması ve Anadolu Türklüğü ile Orta Asya Türklüğü arasındaki irtibatın muhafaza edilmesi amacına yöneliktir.

Rusya’nın Ermenileri İsyan İçin Kışkırtması ve 93 Harbi

Bir yandan ele geçirdiği topraklara Ermenileri yerleştirerek kendi topraklarındaki Ermenileri Türklere karşı güçlendiren Rusya, diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Ermenilerin de desteğini sağlayabilmek ve bunları Ecmiyadzin Katogikosuna bağlayabilmek için Ermeni Katogikosluğuna 1836 yılında olağanüstü ayrıcalıklar tanımıştır[27]. Rusya’nın söz konusu faaliyetleri semeresini vermiş ve Kırım savaşı sırasında bölgede yaşayan Osmanlı Ermenileri, Kars bölgesini işgal eden Rusları desteklemiş ve bu durum bölgede yaşayan Müslümanlar arasında büyük tepkiye neden olmuştur[28].

Osmanlı Ermenilerinin Rusya Ermenilerinden daha fazla haklara sahip olmalarına rağmen Osmanlı Ermenilerini devlete karşı kışkırtma politikası yürüten Rusya’nın da teşvikiyle Ermeniler 1860’lı yıllardan itibaren Osmanlı Devleti’ne karşı isyan hazırlıkları içine girmişlerdir. Başlangıçta hayır cemiyetleri olarak kendilerini gizleyen Ermeni cemiyetlerine bağımsız bir Ermenistan kurma hayali içinde olan Rusya’daki Kafkas Ermenileri ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan zengin Ermeniler büyük maddi destek sağlamıştır[29]. Bu kapsamda 1886’da İsviçre’de Kafkasya Ermenilerinden olan Rus uyruklu Avedis Nazarbeg ile karısı Maro ve Kafkasyalı öğrenciler tarafından Hınçak komitesi, 1890 yılında ise Tiflis’te Krisdapor Mikaelyan, Stepan Zoryan, Simon Zavaryan adlı Ermeni kökenli Rus ve Gürcü ihtilalciler tarafından Taşnaksutyun komitesi kurulmuştur[30]. Söz konusu komiteler ilk aşamada özerk bir Ermeni bölgesi, uzun vadede ise bağımsız bir Ermenistan devleti kurma hedefine yönelmişlerdir ve Osmanlı Ermenilerinin isyanında önemli rol oynamışlardır.

Rusya ise 19. yüzyılda Osmanlı Devleti ile yaptığı savaşlar sonunda sıcak denizlere açılmak için Türk Boğazlarını ele geçirme hedefine tam olarak ulaşamamış ve Osmanlı Devleti, Rus etki ve yayılmasının önlenmesinde 19. yüzyıl boyunca sağlam bir engel teşkil etmiştir. Rusya’nın bu engeli aşabilmesi için önünde iki rota bulunmaktaydı. Bunlardan biri boğazlar, diğeri ise Doğu Anadolu istikametiydi. Rusya, boğazlar istikametinde başarılı olamayınca Doğu Anadolu istikametine yüklenmiş ve bu bölgede bulunan Ermenileri hedeflerine ulaşmanın aracı olarak kullanmıştır. Dolayısıyla Rusya’nın Doğu Anadolu bölgesine gösterdiği ilginin merkezinde Ermeniler ve onların sorunları yer almıştır.

Rusya, yayılma hedefinin önündeki en önemli engel olan Osmanlı Devleti’ni kontrol altında tutabilmek için 1871’den itibaren Kafkasya Askerî Bölge karargâhında Doğu Anadolu Bölgesi ile ilgili bilgi toplama ve değerlendirme programları hazırlamış ve bu amaçla 12.800 Ruble kaynak ayırmıştır[31]. Bu kapsamda Osmanlı topraklarında bilgi toplama görevi Rus diplomatik temsilciliklerinde görevli gizli askerî ajanlara verilmiş ve öncelikle Kars ve Erzurum’daki Rus konsolosluklarına konsolos kisvesi altında Rus subayları atanmıştır. Gizli askerî ajan olarak görevlendirilen Rus subayları Rus Dışişleri bakanlığı kadrosuna geçirilerek bunlara askerî unvanlarına uygun rütbeler verilmiştir. Bu kapsamda Rusya’nın Erzurum konsolosu olarak atanan Yüzbaşı D. Malama ile yardımcısı Teğmen S. Zavriyev Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde konsolos görüntüsü altında topoğrafik ve etnoğrafik çalışmalar yürütmüşler, Zavriyev daha sonra İstanbul’daki Rus askerî ajanının yanında 10 yıldan fazla görev yapmış ve görev süresi içinde Anadolu içlerinde de topoğrafik çalışmalarda bulunmuştur[32].

Topoğrafik çalışmaların askerî harekât üzerine etkilerini dikkate alan Rusya’nın Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı Rus topoğraflarını konsolosluk kâtibi olarak görevlendirmek suretiyle söz konusu ihtiyacı da karşılama yoluna gitmiştir. Bu kapsamda 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra bölgeye atanan ilk gizli askerî topoğraf Ermeni kökenli Üsteğmen[33] N. S. Kusikov olmuştur. Kusikov Anadolu topraklarında konsolos kâtibi kisvesi altında 8 yıl görev yapmıştır[34]. Rus askerî raporlarından anlaşılacağı üzere Rusya, Osmanlı devletine savaş açmadan ve Osmanlı topraklarını işgal etmeden çok önce bölgeye diplomat kisvesi altında gönderdiği söz konusu gizli askerî ajanlardan yararlanmış ve bunların bir bölümünü Ermeni kökenli Ruslar arasından seçmiştir. Rus ataşelerinin bir bölümünün Ermeni kökenli oldukları hususu İngiliz diplomatlarının raporlarına da yansımıştır. İngiltere’nin Trabzon Konsolosu Alfred Billiotti 5 Mart 1881’de kendi Dışişleri Bakanlığına gönderdiği raporda Van’ a atanan Rus konsolosunun Ermeni kökenli olduğunu bildirmiştir[35].

Rusların Osmanlı Devleti aleyhine Ermeni kökenlilerden yararlanması sadece konsolosluk ve Askerî Ataşelik görevlileriyle sınırlı değildir. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Doğu Anadolu’yu işgal için taarruz eden Rus ordusuna Ermeni asıllı General Loris Melikov komuta etmiş, Melikov’un yanı sıra A. A. Ter-Gukasov, İ. D. Lazarev ve N. A. Şelkovnikov gibi Ermeni generalleri de Kafkas cephesinde görev almıştır[36]. Başlangıçta Türk Kolordu Komutanı İsmail Hakkı Paşa’nın, Melikov’u geri çekilmek zorunda bırakmasına ve Iğdır’ı Ruslardan geri aldıktan sonra Revan[37] önlerine kadar ilerlemesine rağmen bölgeyi iyi bilen Osmanlı Ermenilerinin Ruslara yaptıkları yardımlar ve verdikleri kılavuzluk desteği nedeniyle Osmanlı ordusu Kars’ın Alacadağ bölgesindeki muharebede Ruslara yenik düşmüş ve Iğdır ovasından çekilmek zorunda kalmıştır. İlerlemeye devam eden Ruslar 6/7 Kasım 1877’de Kars kalesini, 18 Ocak 1878’de ise Erzurum tabyalarını ele geçirmiş, kış şartlarının ağırlaşması üzerine 31 Ocak 1878’de Ayastefanos[38] Barış Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşma sonunda Karadağ, Sırbistan ve Romanya Osmanlı Devleti’nin elinden çıkarken Batum, Kars, Ardahan, Oltu, Eleşkirt ve Beyazıt Rusya’ya bırakılmış ve Anadolu’da Ermenilerin meskûn olduğu bölgeler Rusya’nın himayesine girmiştir. Rusya antlaşmaya “Osmanlı Devleti bu bölgelerde (Ermenilerin bulunduğu bölgeler) ıslahat yapmadıkça Rusya bu bölgelerden çekilmeyecektir”[39] hükmünü koydurmak suretiyle ileride bu bölgeleri ilhak etmenin de yolunu açmıştır[40].

1877-1878 harbinde Osmanlı Ermenilerinin Rus ordusuna katılarak Osmanlı ordusuna karşı savaştıkları ve Ermenilerin verdiği desteğin Rus ordusunun savaşı kazanmasında önemli rol oynadığı M. S. Karapetyan gibi Ermeni yazarlar tarafından da doğrulanmaktadır[41].

Rusya’nın Osmanlı Devleti’nden ele geçirdiği bölgelere Ermenileri yerleştirmesi ve Karabağ bölgesine Ermenilerin göç ettirilmesi sonucu bölgedeki Türkler göçmen durumuna düşerek ata yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Halen günümüzde Kars, Iğdır ve Kağızman’dan Ege Denizi’ne kadar uzanan birçok bölgede, buradan gelen göçmenler nedeniyle “Karabağ” adını taşıyan birçok yerleşim birimi bulunmaktadır[42]. Bunların yanı sıra Rus ordusuna katılmadıkları gerekçesiyle çok sayıda Karabağ Türkü de Rusya tarafından Anadolu’ya sürülmüştür.

Rusya’nın Rusya Ermenileri ve Kürtler Konusundaki Politikaları

Osmanlı Ermenilerini kışkırtan Rusya’nın önünde önemli bir tehdit bulunmaktaydı. Söz konusu tehdit Osmanlı Ermenilerine verilen hakların benzerlerini Rusya Ermenilerinin de talep etmesi tehlikesi idi. Rusya bu tehlikeyi önleyebilmek için kendi vatandaşı Ermenilere, Osmanlı Ermenileri ile Rusya Ermenilerini tek bir çatı altında birleştirme vaadinde bulunmak suretiyle Rusya Ermenilerinin de Osmanlı Ermenilerini desteklemelerine zemin hazırlamış ve bu amaçla özellikle Ecmiyadzin Katogikosluğu’nun Ermeniler üzerindeki dinî etkilerinden yararlanmıştır.

Ermeni asıllı Amerikalı yazar Manoog J. Somakyan’ın Empires in Conflict: Armenia and the Great Powers adlı eserinde verdiği aşağıdaki bilgiler, Rusya’nın Ermenileri ve Kürtleri Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırttığını göstermektedir[43]:

“Aslında reform maskesiyle Osmanlı bünyesindeki Ermenilerin saadeti için çalışıyor görüntüsü veren Rus politikasının öncelikli amacı Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesindeki Ermenileri devamlı olarak katliam tehdidi altında tutmaktı. Zira bu durum Rusya için hayati derecede önem taşıyan bu bölgeye müdahale bağlamında kullanabileceği elverişli bir diplomatik bahane idi. Ermeniler ve Kürtler arasındaki huzursuzluğun farkında olan Rusya, onların arasındaki bu durumu körüklemek yönünde önemli çabalar harcayarak Osmanlı Devleti’ne karşı güvensizlik ortamı yarattı. Öyle görünüyor ki, Rusya’nın bu çabaları Ermeni ve Kürtlerin hükümete karşı düşmanlıklarını artırarak büyük bir başarı kaydetmişti”[44].

Rusya’nın izlediği bu çatıştırma politikası kısa sürede semeresini vermiş ve bir yandan Ermeni ve Kürt aşiretleri arasında gittikçe genişleyen bölgesel çatışmalar bölgenin güvenliğini tehdit ederken diğer yandan bölgeye yeterli güç ayıramayan Osmanlı Devleti’nin bölge halkı nezdindeki itibarı da sarsıntıya uğramıştır.

Rus Konsoloslarının Ermeniler Üzerindeki Faaliyetleri

Rusya’nın Osmanlı Devleti’ndeki konsolosları da görev yaptıkları bölgelerde yaşayan Ermenilerin ve Kürtlerin isyan çıkartmaları için her türlü teşvik ve desteği sağlamışlardır. Yukarıda “Rusya’nın Ermenileri İsyan İçin Kışkırtması” başlığı altında bahsedildiği üzere bölgedeki Rus diplomatları konsolos kisvesi altında görev yapan Rus gizli askerî ajanlarından oluşmuştur. Rusya 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi döneminde Erzurum, Trabzon ve Halep konsolosluklarına ilave olarak Van yöresindeki Ermeniler arasında faaliyet göstermek üzere Van vilayetinde de konsolos kisvesi altında gizli askerî ajanlık kadrosu açmış ve Binbaşı Kamsarakan (1879-1895), A. M. Kolübakin (1884-1889), F. F. Gryaznov (1889-1895), V.T. Maevskiy (1895-1900), A. G. Tumanskiy (1900-1905) ve R. İ. Termen (1905-1907) adlı subayları görevlendirmiştir[45]. Söz konusu askerî ajanlar Türk ordusunun tertiplerinin yanı sıra bölgede Kürtler, Ermeniler, Dürziler, Maruniler gibi gruplar arasında da faaliyet göstererek bunların devlete bağlılıkları, sorunları ve hassas tarafları konusunda araştırmalar yapmıştır. Bunlardan çok iyi Ermenice bilen ve Türkçeyi de öğrenen Kolübakin görev süresi içinde elde ettiği bilgileri ve özellikle Ermenilere ait siyasi, ekonomik, sosyal ve demografik bilgileri içeren araştırma sonuçlarını “Asya Türkiye’sine Ait Askerî İstatistiki Bilgiler” adıyla kitaplaştırmıştır[46].

Rusya’nın Erzurum ve Bitlis konsoloslarının bölgelerindeki Ermenileri kışkırtmaları ve çeşitli vaatlerde bulunmaları sonucu bazı Osmanlı Ermenileri mezhep ve tabiiyetlerini değiştirme talebinde bulunmuştur. Bunlardan Bulanık[47] kazası Ermenileri Osmanlı vatandaşlığından çıkarak Rusya’ya gitmek için pasaport talebinde bulunmuştur[48]. Benzer şekilde Van’da görev yapan Rus konsolosu bölgedeki Ermenileri, firar ederek Rusya’ ya gitmeleri için teşvik etmiştir. İran’daki Ermeni gönüllü birliklerine ise Rusya tarafından silah dağıtıldığı Hakkâri Mutasarrıflığının raporuna istinaden Van valisi Ali Rıza Bey tarafından 11 Nisan 1908 tarihinde merkeze bildirilmiştir[49].

Kars Şehbenderliği tarafından Osmanlı Devleti’nin Petersburg Sefir Yardımcılığına gönderilen 22 Şubat 1913 tarihli yazı; Rusya’nın Kafkasya’ya komşu Osmanlı vilayetlerini ele geçirmek amacıyla Erzurum, Van, Bitlis ve Bayezid’deki Rus Konsoloslarının ve Anadolu’ya fenni araştırmalar yapma bahanesi ile gelen üç Rus profesörünün adı geçen vilayetlerde karışıklık çıkartmaya çalıştıklarını, Van’daki Ermenilerin Ruslar tarafından ihtilale teşvik edildiğini ve Rusya’nın Van, Hoy ve Rumiye konsoloslarının Ermenileri kışkırtarak Osmanlı sınırı civarında karışıklık çıkartmaları için onlarla birlikte çalıştığını göstermektedir[50].

Diğer yandan Rus konsolosu kisvesi altında görev yapan Rus subayları bölgelerindeki Ermeniler arasında Rus sempatisini yayma konusunda da faaliyet göstermişler, bu kapsamda Van başta olmak üzere doğu vilayetlerinde Ermeni çocukları için Rusça eğitim veren okullar açmışlar[51] ve bu okullarda okuyan Ermenilere para yardımında bulunmuşlardır.

Rusya’nın Ermeni Islahat Tasarısı ve Birinci Dünya Savaşı’ndaki Ermeni Politikaları

Ermeni meselesinin Avrupa gündeminde tekrar ağırlık kazandığı 1913 yılında Rusya’nın hazırladığı “Ermeni Islahat Tasarısı” Doğu Anadolu’da Vilayat-ı Sitte denilen altı vilayetin (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput ve Sivas’ın bir kısmı) “Ermeni Vilayeti” ismiyle Ermenilere verilmesini öngörüyordu[52]. Başlangıçta otonomi olarak sunulan tasarı uygulamaya konulduğu takdirde bağımsız bir Ermenistan Devleti kurulacağı açıktı[53]. Bu tehlikeyi gören Osmanlı Devleti, karşı çıktığı tasarıyı Rusya, İngiltere ve Fransa’nın dayatmaları ve uzun pazarlıklar sonunda 1914 yılında kabul etmek zorunda kalmıştır[54].

Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti’nin Rusya ile savaşa girmesi durumunda nasıl hareket edeceklerine dair planlar yapan Ermeni komiteleri, Osmanlı Devletinin silahaltı çağrısına uyulmamasını, silahaltında olanların ise firar ederek Ermeni çetelerine ve gönüllü birliklerine katılmasını, Rus ordusu sınırı geçer geçmez Osmanlı ordusundaki Ermenilerin silahları ile birlikte firar ederek Rus ordusuna katılmasını, İtilaf devletleri lehine casusluk ve rehberlik yapılmasını, cephe gerisindeki 2 yaşına kadar olan tüm Müslümanların katledilmesini[55], Ermenilerin yaptıkları katliamın faturasının Müslüman halka çıkarılarak iç ve dış kamuoyunda yayınlanmasını[56] ve gönüllü Ermeniler tarafından Osmanlı ordusunun gerilerine yapılacak saldırılarla Osmanlı ordusunun iki ateş arasında bırakılmasını kararlaştırmışlardı[57].

İçişleri Bakanı Talat Paşa, I. Dünya Savaşı’nın başlamasından yedi ay önce 3 Ocak 1914 tarihinde Dışişleri Bakanlığına gönderdiği raporda; Rusya’nın bazı Ermeni ihtilalcileri Osmanlı topraklarına göndereceğinin ve bu kapsamda daha önce Muş ve Sason bölgesinde Osmanlı ordusu ile çatışmalara giren ve halen Sofya’da bulunan Zeytun Ermenisi Antranik adlı çete reisinin Rus ve Bulgar subaylarının yardımlarıyla Osmanlı hududundan girmeye çalışacağının öğrenildiğini belirterek bu konuda dikkatli bulunulması gerektiğini bildirmiştir.

6 Eylül 1914 tarihinde ise Antranik’in Rusya Hükümeti tarafından Kafkasya’ya sevk edilmek üzere Rusya’ya davet edildiği Osmanlı Devleti’nin Varna Şehbenderliği tarafından Dışişleri Bakanlığı’na rapor edilmiştir[58].

Harp başlamadan önce Rusya basını da Ermenilerin kışkırtılması ve Rusya safında yer almasını temin etmek amacıyla kullanılmıştır. “Tifliski Listof” adlı gazete 4 Nisan 1914 tarihli nüshasında; Rusların Ermenilerin hamisi olduğunu, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında çıkması muhtemel bir savaşta Ermenilerin eskiden olduğu gibi Ruslara yardım edeceklerini ve rehberlik yapacaklarını, buna karşılık İngiltere ve Rusya’nın, Ermenilerin kurtuluşu için çalışacaklarını yazmıştır[59]. Burada geçen Ermenistan’ın kurtuluşu ifadesinin Osmanlı Devletinden koparılacak topraklar üzerinde bağımsız Ermenistan kurulması anlamına geldiği açıktır.

Rusların kışkırtmaları ile Ermeni gönüllüleri Osmanlı Devleti savaşa girmeden önce Doğu Anadolu ve Kafkasya’da hazırlıklara ve Türklere karşı savaşmak için çeteler ve intikam alayları oluşturmaya başlamışlardır. Osmanlı Devleti’nin her vilayetinden, Rusya’dan, Amerika’dan, İngiltere’den, Fransa’dan, Bulgaristan’dan, Romanya’dan ve hatta Buhara’dan bile Ermeniler Kafkasya’ya akın etmiştir. Rus Hükümeti de Ermeni gönüllü alaylarının kurulması için bazı Rus Subaylarını Kafkasya’ya göndermiş[60] ve bu iş için 242.900 Ruble para ayırmıştır[61].

Bu arada Ermeni gönüllülerinin teşkilatlandırılması için Tiflis Belediye Başkanı A. Khatisyan başkanlığında da bir Ermeni Ulusal Bürosu kurularak gönüllülerin örgütlenmesi sağlanmıştır. Ermeni Katogikosu Keork ise Kasım 1914’te savaş hazırlıklarını denetlemek için Tiflis’e gelen Rus Çar’ını ziyaret etmiş ve bu ziyarette aşağıdaki sözleri kullanmıştır[62]:

“…Şevketlim, cemaatimin ıstıraplarına siz son vereceksiniz. Türk Ermenilerinin kurtuluşu, kendilerini Türk hâkimiyetinden ayırarak bağımsız bir Ermenistan kurulmasından ve bunları da Büyük Rusya’nın kudretli himayesine vermekten başka bir suretle mümkün değildir. Türkiye Ermenilerinde bağımsızlık düşüncesi o kadar olgun bir haldedir ki, bütün milleti yaşatan, canlandıran bu fikirdir. Bütün Türkiye Ermenilerinin kalbi gerek yüksek şahsınız ve gerek Büyük Rusya hakkında derin bir minnettarlıkla dolu olacaktır.”

Ermeni Katogikosu’nun sözlerini dinleyen Rus çarı; “Saygıdeğer Peder, cemaatinize sözleyiniz, Ermenileri en parlak bir gelecek bekliyor” cevabını vermiştir[63]. Bu cevap üzerine Katogikos Keork bütün Ermenilere hitaben bir emirname yayınlayarak Türklere karşı Rusların yanında savaşa hazır olunmasını istemiştir. Osmanlı Devleti topraklarında bağımsız bir devlet kurmak hayalinde olan Ermeniler bir yandan Rusya’nın ve Rusya’daki Ecmiyadzin Katogikosluğunun diğer yandan İstanbul’daki Ermeni Katogikosluğunun teşvik ve tahriklerinden cesaret alarak Rusya’da ve Osmanlı Devleti topraklarında gönüllü birlikler oluşturmaya ve Erzurumlu Antranik, Muşlu Sampat, Vanlı Hamazasp ve benzeri çete başlarının yanında 300-400’er kişilik taburlar halinde Rus subaylarının yönetiminde Hoy ve Dilman yöresinde talime başlamıştır[64].

Osmanlı Ordusu’nun Kafkas Cephesi’nde görevli 3. Ordusu’na mensup birlik komutanlarının Ordu Komutanlığı’na gönderdiği raporlarda Sivas’ta 30.000, Van’da 15.000, Erzurum’da 10.000, Muş’ta 7.000, Diyarbakır’da 5.000, Bitlis’te 5.000 ve Elazığ’da 4.000 olmak üzere yaklaşık 76.000 Ermeni’nin Rusların lehine isyan hazırlığı içinde olduğu bildirilmiştir[65]. Sarıkamış harekâtına katılan toplam Türk askeri sayısının 118.000[66] olduğu düşünüldüğünde sadece Osmanlı topraklarında toplanan Ermeni gönüllü birliklerinin mevcudunun ne kadar büyük bir rakama ulaştığı daha iyi anlaşılmaktadır.

Osmanlı Ordusu Sarıkamış harekâtına katıldığından isyan için hazır bekleyen Ermenileri kontrol altında tutamamıştır. Sarıkamış harekâtında 90.000 kadar Türk askerinin şehit olması üzerine saldırıya geçen Rus kuvvetleri Ermenilere talimat göndererek harekete geçmelerini istemiş, bunun üzerine Osmanlı Ordusu’nda silahaltında bulunan Ermeniler başlangıçta kararlaştırdıkları şekilde silahları ile birlikte firar ederek Rus ordusuna katılmışlardır. Rus Ordusu’na uzakta olan Ermeniler ise çeteler kurarak isyan hareketlerine ve erkekleri askere alındığı için sadece kadın, çocuk ve yaşlıların yaşadığı Türk köylerine saldırarak katliamlara ve çapulculuğa başlamışlardır[67]. Ermeni çetelerinin bu tür faaliyetleri Rusların askerî harekâtını kolaylaştırırken Osmanlı Ordusu’nu geri bölge emniyeti için kuvvet ayırmak zorunda bırakmış ve cephedeki birliklerin harekâtını zorlaştırmıştır.

Ermeni çetelerinin masum sivil halka karşı giriştiği katliam o dereceye varmıştı ki işgalci Rus Ordusu bile cephedeki Ermeni birliklerini cepheden uzaklaştırarak geri hatlara sevk etmek zorunluluğunu hissetmiştir[68]. Bunun bir sebebi de Ermenilerle birlikte hareket eden bazı Rus birliklerinin Ermenilere uyarak masum Türk halkına karşı benzeri katliamları uygulamaları olmuştur. Başlangıçta öncü birlikleri olarak kullandıkları Ermenilerin Rus askerleri ile birlikte katliam yaptıklarını gören Rus Komutanlar, bu durumun önüne geçmek için bir süre sonra Ermenileri geri bölgede kullanmayı tercih etmişlerdir.

Rus Ordusu’nun Van şehrine ilerlemesi sırasında 15 Nisan 1915’te şehirde isyan çıkaran Ermeniler benzer katliamlara başlayınca Türk halkı Bitlis istikametinde şehri terk etmeye başlamış, 15 Mayıs’ta Rus Ordusu içindeki Ermenilerle birleşen Van Ermenileri 23.000 Türk’ü katletmiştir[69]. Van şehrinin 17 Mayıs 1915’te ele geçirilmesini müteakip Rus Çarı 18 Mayıs 1915’te Van Ermenilerine Rusya’ya sağladıkları yardım ve destekten dolayı teşekkür etmiş ve Aram Manukyan adlı Ermeni’yi Van vilayetine vali olarak atamıştır. Ermeniler ise Rus Ordusu başkomutanı General II. Nikolas’ı çiçeklerle karşılamıştır.

Van vilayeti Rus ve Ermenilerin eline geçtikten sonra buradaki Türk halkının maruz kaldıkları mezalim, insan aklının hayal edemeyeceği noktalara ulaşmış, Ruslar ve Ermeniler Van ve civarındaki bütün Türk köylerindeki genç kızlara tecavüz etmişler ve onlarla birlikte yaşlıları da öldürmüşlerdir. Van’da Amerikan tesislerinde toplanan 8.000 Müslüman, Ermeniler tarafından zehirlenerek öldürülmüş[70], Rus ve Ermeni mezaliminden kaçan 2.000 Müslüman ise Edremit köyü civarında kendilerini takip eden Ermeniler tarafından mitralyöz[71] ateşi ile katledilmiştir[72].

Van’ın tüm camileri yıkılmış, Müslüman mahalleleri yakılmış ve Van ile çevresi yangın yerine çevrilmiştir. Van hastanesinde yatan 80 kadar hasta er Ermeniler tarafından diri diri yakılmıştır[73]. Harpten önce 3400 Müslüman evinin mevcut olduğu Van vilayetinde harpten sonra Ermenilerin yıkmadığı, ateşe vermediği ev sayısı sadece üçtür[74].

Benzer olaylar Rusya tarafından işgal edilen diğer Osmanlı vilayetlerinde de yaşanmıştır. Erzurum, Erzincan, Bitlis, Muş, Mamurat-ül Aziz, Trabzon ve Diyarbakır’da da Ruslar ve Ermeniler kadın ve kızlara tecavüz etmiş, Bitlis’te Müslümanlara ait 6500 evin tamamı Ermeniler tarafından yakılıp, yıkılmış[75], öldürülen Türklerin cesetleri köpeklere yedirilmiş[76], Trabzon ve Diyarbakır’da Türk halkı cami ve evlere doldurulup ateşe verilmiş, kaçabilenler mitralyöz ateşi ile öldürülmüştür[77].

Ruslar tarafından silah ve cephaneleri verilen Ermeniler sadece Doğu Anadolu’da değil, Kafkasya’daki Zangezur, Cebrayil ve Karabağ bölgelerinde yaşayan Müslüman Türk halkına da mezalim uygulamıştır. Vaaram (Yeni Beyazıt)’lı bir Taşnak subayının bölgedeki katliama ilişkin raporu şu şekildedir: “Basar-Geçar’daki Türk nüfusunu hiçbir şeye aldırmadan yok ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya. Bu köpeklere karşı en etkili hareket, çatışmadan sonra sağ kalanları toplamak, kuyulara doldurmak içine tıkmak ve dünyadan yok olmaları için yukarıdan üzerlerine ağır kayalar atarak ezmek. Ben de öyle yaptım. Kadınları, erkekleri ve çocukları toplayıp kuyulara attım, kuyuları taşla doldurdum ve onları kayalarla ezerek öldürdüm[78]”.

Rus işgali ve Ermeni katliamları sonucunda Erzurum vilayetinde Müslüman halkın %31’i, Bitlis vilayetinde %42’si, Van vilayetinde ise %62’si hayatını kaybetmiştir[79]. İşgalden ve Ermeni katliamlarından kaçabilmek için topraklarını terk ederek göçmen durumuna düşen bölgedeki Müslüman halkın sayısı ise 1.604.031 kişidir[80] ve bunların üçte ikisi Ermeni katliamları ve Rus istilasından kaçarken hayatını kaybetmiştir.

9. Ordu Komutanı Yakup Şevket Paşa tarafından Doğu Ordular Grup Komutanlığı’na Eylül 1918’de gönderilen rapor söz konusu mezalimin bölgedeki Türk varlığını tamamen ortadan kaldırmak ve Türklerden boşalan bölgede nüfus çoğunluğuna dayanan bir Ermenistan Devleti kurmak amacıyla yürütüldüğünü göstermektedir[81].

Bu kapsamda Ermeniler Birinci Dünya Savaşı’nda kendi devletlerine karşı işgalci Rus kuvvetlerini destekleyerek Rusya’nın desteği ile Osmanlı devletinden kopartılacak topraklar üzerinde önce özerklik kazanmak ve bir süre sonra bu özerk yapıyı bağımsızlığa dönüştürerek Ermenistan Devleti kurmak amacına yönelmişlerdir. Ancak Rusya, kendi topraklarında yaşayan Ermenilerin de benzer isteklerde bulunmalarına yol açar korkusu ile bağımsız bir Ermenistan kurulmasına taraftar değildi. Rusya’nın tek gayesi Osmanlı Ermenilerini isyana teşvik ederek Ermeni gönüllü birliklerini ve Rus Ordusu’na katılan Ermenileri Osmanlı Ordusu’na karşı askerî harekâtta kullanmak suretiyle Osmanlı Devleti topraklarının işgalini kolaylaştırmaktı. Ermeniler Rusya’nın kendilerinden sadece istifade etmek niyetinde olduğunu, işgal ettikleri Osmanlı topraklarında bağımsız bir Ermeni devleti kurulmasına izin vermeyeceğini anlamakta geç kalmışlardı. Rusya’nın Ermeni politikasında meydana gelen bu değişiklik Ermenilerin tepkilerine neden olmuştur. Bu konuda B. A. Boryan adlı Rus Ermenisi şunları söylemektedir[82]:

“Beynelmilel(milletlerarası) vaziyet ve Çarlık Rusya’sının temayülü(niyeti) hiçbir zaman Ermenistan muhtariyetini(bağımsızlığını) vücuda getirmek değildi. Türk Ermenilerinin halâsı(kurtuluşu) ve Ermenistan’ın muhtariyeti(özerkliği) için çalışan partinin hakikat halde(gerçekte) yalnız Rusya’nın Ermenistan’ı almasına çalışmakta olduğunu görmemek mümkün değildi.”

İlk Ermenistan Başbakanı Ohannes Kaçaznuni ise Rusya tarafından aldatıldıklarını aşağıdaki şekilde ifade etmiştir[83]:

“ …. 1915 yılının ikinci yarısı ve 1916 yılı bizim için ümitsizlik devresi idi…. Ruslar bizi aldattılar. Bize hıyanet ettiler… Yalnız şurası malum olmalıdır ki Rusların maksatları her neye mal olursa olsun Türkiye Ermenilerini kurtarmak değildi ve katiyen böyle olmamıştı…. Biz onlara kendi arzumuzla hizmet ettik, sürüklendik. Hakikatte ise onların maksatlarına çalışmış olduk.

Bolşevik İhtilali ve Sonrasında Rusya’nın Ermeni Politikaları

28 Şubat 1917’de Rusya’da büyük Rus İhtilali’nin çıkmasından sonra Ermeniler, Gürcüler ve Azerbaycan Türkleri, Kerenski tarafından kurulan geçici hükümete itaatlerini bildirmiş, geçici hükümet de Ermenileri kazanma yoluna giderek 9 Mayıs 1917’de “Geçici Hükümetin Türk Ermenistanı Hakkındaki Düzenlemesi” adıyla yeni bir kanun kabul etmişti. Kanunla Doğu Anadolu bölgesinde Ermeni nüfusunun nispeten yoğunlukta bulunduğu yerler Rusya’ya bağlı bir komiserlik haline dönüştürülerek başına General P. Averianov, yardımcılığına da Ermeni Zavriyev getirilmişti. 1917 yılının Kasım ayında Kerenski Hükümeti’nin devrilmesinden sonra yerine geçen Sovyet yönetimi Kafkasya’da bir komiserlik kurmuş, Taşnaksutyun ileri gelenleri ise Osmanlı Devleti topraklarında kendi kaderlerini tayin hakkı elde etmek için Rus lideri Lenin’e başvurmuştu.

Rus Meclisi’nde konunun görüşülmesini müteakip Lenin tarafından 13 Ocak 1918’de Ermenistan hakkında altı maddelik bir kararname yayınlanmıştır. “Ermeni İhtilali İçin Teminat-ı Evveliye” başlığını taşıyan ve “13 No.lu Decret” diye bilinen kararnamede; “Rusya ve Türkiye Ermenilerine isterlerse tam bağımsızlığa kavuşma konusunda kendi kaderlerini tayin hakkı tanınmasının desteklenmesi, Türk Ermenistanı sınırından askerî birliklerin çekilerek yerine Ermeni milislerden oluşan unsurların yerleştirilmesi, Ermeni göçmenlerin ve tehcir edilen Ermenilerin yerlerine geri dönmesi, geçici bir Ermeni hükümetinin teşkil edilmesi, tespit edilen hususların gerçekleştirilmesi için Kafkas İşleri Komiseri Şomiyan tarafından Ermenilere yardım edilmesi ve Ermeni topraklarındaki yabancı birliklerin boşaltılması için bir Karma Komisyon kurulması” gibi hususlar yer almaktaydı[84]. Rusya’nın Ermenileri aldatmak amacıyla yayınladığı ve tatbiki mümkün olmayan kararname 3 Mart 1918’de Brest-Litovsk Antlaşması’nın imzalanmasıyla tamamen işlevsiz hale gelmiştir.

Antlaşmanın imzasından önceki süreçte Kafkas cephesindeki Rus Ordusu dağılmış ve Aralık 1917’de 200.000 Rus askeri cepheden çekilmiş, cephede sadece 40.000 asker kalmıştı. Cepheyi terk eden Rus askerlerinin bütün silah ve cephaneleri Ermenilere bırakılmıştı[85]. Ermeniler bu durumu bölgedeki Türk halkına saldırı için yeni bir fırsat olarak değerlendirmiş ve Rusların da taviz vermesinden yararlanarak bölgedeki Müslüman halkın önemli bir bölümünü katletmişlerdir. Ermenilerin Türklere karşı giriştikleri katliamlar 26 Nisan 1920’de Kızıl Ordunun Bakü’yü işgal ederek Azerbaycan topraklarını ele geçirmesinden sonra Kafkasya topraklarında da devam etmiştir.

Özellikle 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşması’nın imzalanmasından sonra antlaşmada kendilerine bırakılan yerleri almak için harekete geçen Ermeniler Kars ve civarındaki 38 köyü yakıp yıkmış ve 14.620 kişiyi katletmiştir. Ermenilerin Sarıkamış bölgesinde 11.000 Türk’ü daha katletmesi üzerine harekete geçen Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Ordusu, 29 Ekim’de Sarıkamış’ı, 7 Kasım’da Gümrü’yü almış ve barış istemek zorunda kalan Ermenilerle 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalanmıştır. 16 Mart 1921’de Sovyet Rusya ile yapılan Moskova Antlaşması ve 13 Ekim 1921’de Kafkas Devletleri ile yapılan Kars Antlaşması ile Türkiye’nin hudutları çizilmiştir. Söz konusu antlaşmaların imzalanmasını takiben Sovyet liderliği Ermeni meselesinin SSCB açısından sona erdiğini ilan etmiştir[86].

Ancak Sovyet Rusya Moskova Antlaşmasından 1 yıl sonra 12 Mart 1922’de Kafkasya Sosyalist Federe Cumhuriyetini meydana getirerek Gürcistan ve Azerbaycan ile birlikte Ermenistan’ı da kendisine bağlamış, 7 Temmuz 1923’te ise Türk toprağı olan Karabağ’da otonom bir Ermeni yönetimi kurmuştur. Lozan Konferansı sırasında ise Rusya’nın Ermenistan’a olan ilgisinin azaldığı ve isteyen Ermenilerin Rusya’ya ve Ukrayna’ya gelebilecekleri görüşü ile yetindiği görülmektedir. Lozan Antlaşması’nda Ermeni meselesi Türkiye’nin istediği gibi çözülmüş böylece Ermeni meselesi o dönem için Türkiye’nin sınırları dışında bir olay haline gelmiştir.

Sonuç

11. yüzyıldan itibaren Ermenilerle irtibatta bulunan Rusya ele geçirdiği toprakları korumanın en iyi yolu olarak bölgedeki Müslüman nüfusu azaltmak ve Hristiyan nüfusu çoğaltmak politikası izlemiş ve bu amaçla Ermenileri kullanarak göç ettirdiği Müslümanların yerine Ermenileri yerleştirmiştir.

Ermenileri Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında bir bariyer olarak düşünen Rusya, özellikle Türkmençay ve Edirne Antlaşmalarından sonra ele geçirdiği bölgelere İran’dan ve Osmanlı Devletinden getirdiği Ermenileri yerleştirmek suretiyle Türk Revan Hanlığının toprakları üzerinde suni bir Ermenistan bölgesi yaratmıştır.

Böylece günümüzde Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmanın temeli, halkının çoğunluğu Türk olan bölgelere Ermenilerin yerleştirilmesi suretiyle geçmişte Rusya tarafından atılmış ve Anadolu Türklüğü ile Kafkasya Türklüğü arasına “Kafkas Seddi” diye adlandırılan etnik bir duvar örülmüştür.

Bölgenin nüfus yapısını değiştirerek Türk topraklarına Ermenileri yerleştiren Rusya bir yandan da “Türk hükümranlığı altında yaşayan bütün Ermenilerin kurtarılması ve Ermenilerin yaşadığı tüm toprakların Rusya’ya bağlanması” amacına yönelmiştir. Bu amacı sağlamak için Ecmiyadzin Katogikosluğu ve Rus Ermenileri vasıtasıyla Osmanlı Ermenileri ile irtibat kurarak onları Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmış ve Ayastefanos Antlaşmasıyla elde ettiği Hristiyan azınlığın hamiliği bahanesiyle Ermeniler lehine ıslahat yapması konusunda Osmanlı Devleti’ne baskı uygulamıştır.

İçinde bulunduğu zayıf dönemde Rusya ve diğer devletlerin baskılarına karşı direnemeyen Osmanlı Devleti’nin Ermeniler lehine yaptığı her bir ıslahatın peşinden yenileri talep edilmiş ve verilen tavizlerle yetinmeyen Ermeniler bağımsız bir devlet kurma hedefine yönelmiştir. I. Dünya Harbi öncesinde isyan eden Ermenilerin bir bölümünün Rus ordusuna katılması, bir bölümünün de silahlı çeteler kurarak Osmanlı ordusunun harekâtını sekteye uğratması ve bölgedeki Müslüman halkı katletmeye başlaması üzerine Osmanlı Devleti isyancı Ermenileri savaş bölgesi dışına çıkarma ve zorunlu göç kararı almak zorunda kalmıştır.

Rusya’nın ve diğer devletlerin bağımsızlık vaadine kanan Ermenilerin kendi devletine karşı isyan ederek teşkil ettikleri çetelerle Türk köylerinde katliamlar yapmaları bölgedeki Müslüman nüfusun önemli bir bölümünün yaşamını yitirmesine ve bölge halkının büyük bir bölümünün de topraklarını terk ederek göçmen durumuna düşmesine neden olmuştur.

Özellikle Rusya’da meydana gelen Bolşevik ihtilalinden sonra Rus ordusunun bölgeyi terk etmesi ve Türk ordusunun 1914 sınırlarına çekilmesinden sonra Ermenilerin tarafından girişilen katliamlar sonucunda bölgedeki Türk ve Müslüman varlığı büyük ölçüde erimiştir.

Bölgedeki Ermeni katliamlarının bölgenin nüfus yapısının değiştirecek boyutlara varması üzerine Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Kafkas Kolordusu Gümrü’yü almış ve barış istemek zorunda kalan Ermenilerle 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalanmış ve daha sonra Sovyet Rusya ile yapılan Moskova Antlaşması ve Kafkas Devletleri ile yapılan Kars Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin hudutları çizilmiştir.

Söz konusu antlaşmaların imzalanmasını takiben Sovyet liderliği Ermeni meselesinin SSCB açısından sona erdiğini ilan etmiş olmakla birlikte takip eden süreçte Kızıl Ordunun Bakü’yü işgal etmesi ve Azerbaycan topraklarının ele geçirdikten sonra Türk toprağı olan Karabağ’da otonom bir Ermeni yönetimi kurması Rusya’nın bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirme hedefinden vaz geçmediğini göstermektedir.

Yukarıda incelenen hususlar kapsamında Rusya’nın Kafkasya ile Güney Kafkasya’da varlık gösterebilmek ve bölgeyi elinde tutabilmek için tarih boyunca Ermenileri sistemli olarak kullanmaya çalıştığı, günümüzde Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmaların temelinin de Rusya’nın söz konusu politikalarından kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.

Bu kapsamda Rusya ve Ermenistan’la ilişkilerimizde Rusya’nın tarihten gelen “Türkistan Türklüğü ile Anadolu Türklüğü arasına Ermenilerden oluşan bir set çekme” politikası ile Ermenistan’ın bölgede Büyük Ermenistan kurma hayallerinin göz önünde bulundurulması bu iki ülkenin gelecekte izleyecekleri politikaların önceden tespitinde ve bunlara karşı izlenecek politikaların belirlenmesinde yol gösterici olacaktır.

KAYNAKLAR

1-Arşiv Belgeleri

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) Belgeleri

BOA, HR. SYS. HU. Şifre No: k.110, dos.12-2, No: 56-62

BOA. HR. SYS. HU. Şifre No: k.110, dos.12-4, 3-4

BOA, HR. SYS. HU. Şifre No: BOA. HR. SYS. HU.k.110, dos.12-2, No: 57-625

BOA., HR. SYS. 2776/76-2

BOA. HR. SYS.2885/29-4

Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri (1914-1919), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın No: 49, Ankara, 2001

Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri (1919-1921), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın No: 50, Ankara, 2001

Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Rus İlişkileri (1907-1921), Cilt III, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Yayın No: 80, Ankara, 2006

Genelkurmay ATASE Arşivi

ATASE No:1/2, Klasör 528, Dosya 2061, Fihrist 21, No:4/3671

ATASE Klasör 2811, Dosya 26, Fihrist 28, No:1/131

ATASE Klasör 2703, Dosya 308, Fihrist 23-1

ATASE Klasör 2818, Dosya 59, Fihrist 2-25

İngiliz Arşivi

FO (İngiliz Dışişleri Bakanlığı) Arşivi (Foreign Office Public Record Office)-424/122, No:54, eki

Rus Arşivi

RATDA (Rusya Askerî Tarih Devlet Arşivi), Fond 401, Liste 3, Dosya 47, Yaprak 23

RATDA, Fond 401, Liste 3, Dosya 47, Yaprak 6b-7b

Kitaplar

Armyanskiy Vestnik (Ermeni Belleteni), No: 39, 1916

Bashanov, Mihail (2013), Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri), Türk Tarih Kurumu yayınları IV/A-1.Dizi-Sayı:5, Çev. Doç. Dr. İlyas Kemaloğlu, Ankara

Başak, Tolga (2008), “İngiltere’nin Ermeni Politikası (1830-1923)”, IQ Kültür Sanat yayıncılık, İstanbul

Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Kafkas Cephesi, II. Ordu Harekâtı, Cilt I (1993), Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara

Cebesoy, Ali Fuat (1953), Millî Mücadele Hatıraları, Vatan Gazetecilik ve Matbaacılık, İstanbul

Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri (2003), Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara

Gürün, Kamuran (1983), “Ermeni Dosyası”, Türk Tarih Kurumu Yayınları VII. Dizi, Sayı.79, Ankara

İlter, Erdal (1995), “Türkiye’de Sosyalist Ermeniler ve Silahlanma Faaliyetleri (1890-1923)”, Turan Kültür Vakfı Yayınları, İstanbul

İstoriya Voyennıkh Deysttviy v Aziyatskoy Turstii (1843), v 1828 i 1829 Godakh, v Tipografi Glyuksberga, Varshava

İşyar, Ömer Göksel (2004), “Bölgesel ve Global Güvenlik Çıkarları Bağlamında Sovyet-Rus Dış Politikaları ve Karabağ Sorunu”, ALFA Basım Yayım Dağıtım, İstanbul

Kaçaznuni, Ovanez (2005), “Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok”, Çev. Arif Acaloğlu, Kaynak Yayınları, İstanbul

Karapetyan, M.S. (1972), “Sovyetskaya Armyanskaya İstoriografiya Armyanskogo Natsionalno-Osvoboditelnogo Dvizheniya Vtoroy Polovinı XIX Veka”, Avtoreferat, Yerevan

Lalayan, A.A. (2006), “Taşnak Partisinin Karşı Devrimci Rolü (1914-1923)”, Kaynak Yayınları, İstanbul

McCarthy, Justin (2014), “Ölüm ve Sürgün”, Çev. Fatma Sarıkaya, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, IV/A-2-2.Dizi-Sayı:31, Ankara

Onur, Hüdavendigar (1999), “Millet-i Sadıka’dan Hayk’ın Çocuklarına Ermeniler”, İstanbul Kitabevi, İstanbul

Öğün, Tuncay (2004), “Unutulmuş Bir Göç Trajedisi Vilayat-ı Şarkiye Mültecileri (1915-1923)”, Babil Yayıncılık, Ankara

Öke, Mim Kemal (2001), “Yüzyılın Kan Davası Ermeni Sorunu”, 1914-1923”, Aksoy Yayınları, İstanbul

Özdemir Hikmet; Çiçek Kemal; Turan Ömer; Çalık Ramazan; Halaçoğlu Yusuf (2004), “Ermeniler: Sürgün ve Göç”, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara

Sakarya, İhsan ( 1984), “Belgelerle Ermeni Sorunu”, Genelkurmay ATASE Yayınları, Ankara

Sertçelik, Seyit (2009), “Rus ve Ermeni Kaynakları Işığında Ermeni Sorununun Ortaya Çıkış Süreci (1678-1714)”, TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları No:131, Ankara

Somakian, Manoog J. (1995), “Empires in Conflict: Armenia and the Great Powers, 1895-1920”, I.B. Tauris Publishers, London and New York

Sonyel, Salahi Ramsdam (1987), “The Ottoman Armenians, Victims of Great Power Diplomacy”, Oxford University Press, Lefkoşa, London

Süslü, Azmi (1990), Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayın No:5, Ankara

Süslü, Azmi; Kırzıoğlu Fahrettin; Yinanç Refet; Halaçoğlu Yusuf (1995), “Türk Tarihinde Ermeniler”, Ankara

Taşcıoğlu Ömer Lütfi (2015), Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, Nobel Akademik yayınları, Ankara

Uras, Esat (1987), “Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi”, Belge Yayınları, İstanbul

Makaleler

Bozkurt, Fatih (2006),” Birinci Dünya Savaşına Kadar Almanya ve Ermeni Sorunu”, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa (Ed. Doç. Dr. Haluk Selvi), Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya

Gasimov, Musa (2001),”Azerbaycan Arşivlerindeki Rus ve Ermeni kaynaklarına istinaden Ermeni Silahlı Gruplarının Hazırlanması ve Terörü (1914-1917), Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul

Göyünç, Nejat (2003), “Osmanlı Devleti’nde Ermeniler”, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, Yıl 4, sayı 38

Habibbeyli, İsa (2000), “Mustafa Kemal Atatürk’ün Nahcivan’ın İstiklali Uğrunda Mücadelesi”, Nahcivan Dergisi, No:2

Kızılkaya, Oktay (2007), “Revan(Erivan) ve Iğdır Yöresinde Demografik Yapının Ermeniler Lehine Dönüştürülme Süreci (1828-1920)”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 22

Kürkçüoğlu, Erol (1997), “Rus Emperyalizmi ve Ermeni Taşeronluğu”, Tarihi Gerçekler ve Ermeniler Uluslararası Sempozyumu, 24-27 Nisan 1995, Ankara, Iğdır Valiliği Kültür Yayınları No:1

Lütem, Ömer E. (2001), “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araştırmaları, Cilt 1, Sayı 3, Eylül, Ekim, Kasım, Ankara

Saray, Mehmet (2001), “Çarlık Rusya’sının Ermeni Siyaseti”, Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul

Saray, Mehmet (2003), “Ermeni Terörü (1887-2002)”, Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri, Cilt 2, ASAM-EREN Yayınları, Ankara

Sarı, Mustafa (2006),” Birinci Dünya Savaşından Sonra Rusya’nın Ermeni ve Ermenistan Politikası”, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa (Ed. Doç. Dr. Haluk Selvi), Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya

Şahin, Enis (2003), “Türkiye’nin Kafkasya Politikalarında Ermeni Faktörü (1914-1918)”, Sekizinci Askerî Tarih Semineri, 24-26 Ekim 2001, İstanbul, Ankara

Şıhalıyev, Emin (2013), “Kars Antlaşması, Nahcivan’la Bağlı Siyasi Meseleler Üzerine Yeni Bir Değerlendirme ve Ermeni İddiaları”, Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası Avrasya Strateji Dergisi 2(1), Çankırı

Uca, Alaattin (2006), “Kurtuluş Savaşı Yıllarında, Kendi İmzasını Taşıyan Belgeler Işığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Ermeni Sorununa Bakışı”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı: 30, Erzurum

Tezler

İzzatov, Elshan, Tarihten Günümüze Azeri-Ermeni İlişkilerinde Karabağ Sorunu, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü, Konya, 2006 (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi)

Gazeteler ve İnternet Kaynakları

New York Times, 24 Aralık 1945

Tasvir-i Efkȃr, 11 Mayıs 1919

[1] Ömer Göksel İşyar, Bölgesel ve Global Güvenlik Çıkarları Bağlamında Sovyet-Rus Dış Politikaları ve Karabağ Sorunu, ALFA Basım Yayım Dağıtım, İstanbul, 2004, s.193-194

[2] Justin McCarthy; Ölüm ve Sürgün, Çev. Fatma Sarıkaya, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, IV/A-2-2.Dizi-Sayı:31, Ankara, 2014, s.16

[3] Seyit Sertçelik, Rus ve Ermeni Kaynakları Işığında Ermeni Sorununun Ortaya Çıkış Süreci (1678-1714), TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları No:131, Ankara, 2009, s. 33

[4] Salahi R. Sonyel, The Ottoman Armenians, Victims of Great Power Diplomacy, Oxford University Press, Lefkoşe, London, 1987, s.11

[5] Sertçelik, age, s.34; Armyanskiy Vestnik (Ermeni Belleteni), No: 39, 1916, s.13

[6] Sedat Laçiner, Türkler ve Ermeniler, Bir Uluslararası İlişkiler Çalışması, Kaknüs Yayınları, İstanbul, 2004, s.237

[7] Sertçelik, age, s.34; Sergey Mikhaylovich Solovyev, Rusya Tarihi

[8] İşyar, age, s.195-202

[9] 1796-1925 yılları arasında İran’ı idare etmiş olan Türk hanedanıdır. 950 yıl süreyle İran’ın yönetimini üstlenen Türkler İngiltere’nin Fars kökenli olan Pehlevi ailesini işbaşına getirmesiyle 1925 yılında yönetimden uzaklaştırılmıştır.

[10] Tebriz yakınlarında bir Türk yerleşim birimidir.

[11] İşyar, age, s.210

[12] Elshan İzzatov, Tarihten Günümüze Azeri-Ermeni İlişkilerinde Karabağ Sorunu, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü, Konya, 2006, s.76-85 (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi)

[13] Sertçelik, age, s.46; Shiskov, Polkovadtsı Kavkazskikh Voyn,, s. 302-303; Agayan, Rol Rossii v İstoricheskikh Sudbakh Armyanskogo Naroda, s.224-225

[14] Sertçelik, age, s.46; İstoriya Voyennıkh Deysttviy v Aziyatskoy Turstii, v 1828 i 1829 Godakh, v Tipografi Glyuksberga, Varshava, 1843, s.179

[15] İşyar, age, s.210

[16] İşyar, age, s.217; Erol Kürkçüoğlu, “Rus Emperyalizmi ve Ermeni Taşeronluğu”, Tarihi Gerçekler ve Ermeniler Uluslararası Sempozyumu, 24-27 Nisan 1995, Ankara, Iğdır Valiliği Kültür Yayınları No:1, 1997, s.33

[17] Ruslar Gence Hanlığını ele geçirdikten sonra Gence’nin adını adını Elizavetpol olarak değiştirmiştir

[18] Ruslar Revan Hanlığını ele geçirdikten sonra buraya Ermenileri yerleştirmiş ve Revan’ın adını Erivan olarak değiştirmiştir

[19] İşyar, age, s.217

[20] Bu rakam N. İ. Şavrov tarafından 84.600 olarak, Azeri tarihçilere dayanarak N. Göyünç tarafından 90.000 olarak verilmiştir. Detay için bakınız: Nejat Göyünç, Osmanlı Devleti’nde Ermeniler, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, Yıl 4, sayı 38, Nisan 2003, s.61.

[21] Oktay Kızılkaya, Revan (Erivan) ve Iğdır Yöresinde Demografik Yapının Ermeniler Lehine Dönüştürülme Süreci (1828-1920) , Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 22, 2007, s.306

[22] İşyar, age, s.217

[23] Alaattin Uca, Kurtuluş Savaşı Yıllarında, Kendi İmzasını Taşıyan Belgeler Işığında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Ermeni Sorununa Bakışı, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı: 30, Erzurum, 2006, s. 200

[24] Ali Fuat Cebesoy, Milli Mücadele Hatıraları, Vatan Gazetecilik ve Matbaacılık, İstanbul, 1953, s.291-292

[25] Emin Şıhalıyev, Kars Antlaşması, Nahcivan’la Bağlı Siyasi Meseleler Üzerine Yeni Bir Değerlendirme ve Ermeni İddiaları, Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası Avrasya Strateji Dergisi 2(1), Çankırı, 2013, s. 15-26

[26] İsa Habibbeyli, “Mustafa Kemal Atatürk’ün Nahcivan’ın istiklali uğrunda mücadelesi”, Nahcivan Dergisi, No:2, 2000, s. 38-43

[27]İşyar, age, s.218-222

[28] Sonyel, age, s.15

[29] İşyar, age, s.237-238

[30] İhsan Sakarya, “Belgelerle Ermeni Sorunu”, Genelkurmay ATASE Yayınları, Ankara,1984, s.87

[31] Mihail Bashanov, Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri), Türk Tarih Kurumu Yayınları IV/A-1.Dizi-Sayı:5, Çev. Doç.Dr.İlyas Kemaloğlu, Ankara, 2013, s. 11 ; RATDA (Rusya Askeri Tarih Devlet Arşivi), Fond 401, Liste 3, Dosya 47, Yaprak 23

[32] Bashanov, age, s.4; RATDA, Fond 401, Liste 3, Dosya 47, Yaprak 6b-7b

[33] Kusikov’un rütbesi Ştabs-Kapitan olarak geçmektedir. Söz konusu rütbe Rusça-Türkçe sözlükte Teğmenden büyük, Yüzbaşıdan küçük rütbe taşıyan subay olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle Üsteğmen olarak ifade edilmiştir.

[34] Bashanov, age, s. 11

[35] Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Türk Tarih Kurumu Yayınları VII.Dizi, Sayı.79, Ankara, 1983, s. 127: İngiliz Dışişleri Bakanlığı Arşivi (Foreign Office Public Record Office-FO)-424/122, No:54, eki

[36] Sertçelik, age, s.98

[37] İsmini Revan Türk Hanlığından alan Revan şehrinin adı, Rusya’nın; Revan, Nahcivan ve Karabağ’ı ele geçirmesinden ve bu bölgeye Ermenileri yerleştirmesinden sonra Erivan olarak değiştirilmiştir.

[38] Ayastefanos (San Stefano) olarak adlandırılan yer Yeşilköy’ün Rum dilindeki adıdır.

[39] Hüdavendigar Onur, Millet-i Sadıka’dan Hayk’ın Çocuklarına Ermeniler, İstanbul Kitabevi, İstanbul, 1999, s.40

[40] İşyar, age, s.264-267

[41]Sertçelik, age, s.98; M.S. Karapetyan; Sovyetskaya Armyanskaya İstoriografiya Armyanskogo Natsionalno-Osvoboditelnogo Dvizheniya Vtoroy Polovinı XIX Veka, Avtoreferat, Yerevan, 1972, s.17-18

[42] İşyar, age, s.251-252

[43]Manoog J. Somakian, Empires in Conflict: Armenia and the Great Powers, 1895-1920, I.B. Tauris Publishers, London and New York, 1995, s.49

[44] Başak, age, s.132

[45] Bashanov, age, s. 7

[46] Kolübakin ilerleyen yıllarda Rus ordusunda Tümgeneral rütbesine kadar çıkmıştır. Benzer şekilde Maevskiy Rus ordusunda general rütbesine yükselmiş ve I. Dünya Harbi sırasında Doğu Anadolu’yu işgal eden Rus Ordu Komutanına danışmanlık yapmıştır.

[47] Muş’un bir ilçesi

[48] Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Rus İlişkileri (1907-1921), Cilt III, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Yayın No: 80, Ankara, 2006, s. 5-9

[49] Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Rus İlişkileri (1907-1921), Cilt III, 2006, s.30-37

[50] Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Rus İlişkileri (1907-1921), Cilt III, 2006, s.81-82

[51] Bashanov, age, s. 231

[52] Hikmet Özdemir, Kemal Çiçek, Ömer Turan, Ramazan Çalık, Yusuf Halaçoğlu, Ermeniler: Sürgün ve Göç, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2004, s.41

[53] Mim Kemal Öke, Yüzyılın Kan Davası Ermeni Sorunu, 1914-1923, Aksoy Yayınları, İstanbul, 2001, s. 108

[54] Fatih Bozkurt, Birinci Dünya Savaşına Kadar Almanya ve Ermeni Sorunu, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa (Ed. Doç. Dr. Haluk Selvi), Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya, 2006, s.296

[55] Ermeni Komitelerinin savaştan önce yayımladıkları talimatın 6. maddesi ile 2 yaşından büyük tüm Müslümanların katledilmesi suretiyle bölgenin nüfus yapısının değiştirilmesini ve böylece bölgede Ermeni çoğunluğuna dayanan bir Ermenistan Devleti kurulması için uygun zemin oluşturulmasını amaçladıkları görülmektedir. Detay için bakınız: Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü Yayın No:5, Ankara, 1990, s. 103-104

[56] Genelkurmay Atase Arşivi, No1/2, Klasör 528, Dosya 2061, Fihrist 21, No:4/3671, Klasör 2811, Dosya 26, Fihrist 28, No:1/131, Klasör 2703, Dosya 308, Fihrist 23-1, Klasör 2818, Dosya 59, Fihrist 2-25

[57] Azmi Süslü, Fahrettin Kırzıoğlu, Refet Yinanç, Yusuf Halaçoğlu, Türk Tarihinde Ermeniler, Ankara, 1995, 196-197

[58] Osmanlı Belgelerinde Ermeni-Rus İlişkileri (1907-1921), Cilt III, 2006, s.89-90-115-116

[59] Mustafa Sarı, Birinci Dünya Savaşından Sonra Rusya’nın Ermeni ve Ermenistan Politikası, Geçmişten Günümüze Ermeni Sorunu ve Avrupa (Ed. Doç. Dr. Haluk Selvi), Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Yayını, Sakarya, 2006, s.76 ; BOA., HR. SYS. 2776/76, Dosya: 2

[60] BOA., DR. ŞFR.45/166

[61] Sarı, agm, s.79-80; Musa Gasimov, “Azerbaycan Arşivlerindeki Rus ve Ermeni kaynaklarına istinaden Ermeni Silahlı Gruplarının Hazırlanması ve Terörü (1914-1917)”, Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2001, s.471

[62] Öke, age, s.149-150

[63] Sarı, agm, s.82; Öke, age, s. 149-150

[64] Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2003, s.170

[65] Mehmet Saray, “Çarlık Rusya’sının Ermeni Siyaseti”, Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu-Bildiriler, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2001, s.262

[66] Sarı, agm, s.83; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Kafkas Cephesi, II. Ordu Harekâtı, Cilt 1, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1993, s. 535

[67] Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2003, s.141-142

[68] Sarı, agm, s.84; Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri age, s. 69-70

[69] Bu miktar sadece Rusların Van’ı işgali sırasında Ermeniler tarafından Van merkezinde katledilenlerin sayısıdır. 1914-1919 yılları arasında Ermeniler tarafından Van merkez ilçe ile Van’a bağlı diğer ilçe ve köylerde katledilen Türk ve Müslümanların sayısı 217.079 kişiye ulaşmaktadır. Detay için bakınız: Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri (1914-1919), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın No: 49, s.375-376-377, Yayın No: 50, s.1054

[70] Sarı, agm, s.91; Başbakanlık Osmanlı Arşivi Hariciye Nezareti Siyasi Kısmı (BOA, HR.SYS. HU. k.110, dos.12-2, No: 56-62

[71] I. Dünya Harbi yıllarında kullanılan bir tür Makineli Tüfek

[72] BOA, HR.SYS. HU. k.110, dos.12-2, No: 56-62

[73] Ermeni Komitelerinin Amaçları ve İhtilal Hareketleri age, s. 5-10

[74] McCarthy, age, s.262

[75] McCarthy, age, s.262

[76] BOA. HR.SYS.HU. k.110, dos.12-2, No: 57-625

[77] Sarı, agm, s.90-91; BOA. HR.SYS.HU. k.110, dos.12-4, 3-4

[78] A. A. Lalayan, “Taşnak Partisinin Karşı Devrimci Rolü (1914-1923)”, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2006, s.45; s.159; Aslan Kevork, “A.A.Lalayan: Revolyutsionnıy Vostok, 1936, Sayı 2-3

[79] Ömer Lütfi Taşcıoğlu, Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihi, Siyasi ve Hukuki Gerçekler, Nobel Akademik yayınları, Ankara, 2015, s.261

[80]Tuncay Öğün, “Unutulmuş Bir Göç Trajedisi Vilayat-ı Şarkiye Mültecileri (1915-1923)”, Babil Yayıncılık, Ankara, 2004, s. 37;” Müslüman Muhacirler”, Tasvir-i Efkȃr, 11 Mayıs 1919, s.2

[81] İşyar, age, s.298

[82] Erdal İlter, Türkiye’de Sosyalist Ermeniler ve Silahlanma Faaliyetleri (1890-1923), Turan Kültür Vakfı Yayınları, İstanbul, 1995, s.70

[83] Enis Şahin, Türkiye’nin Kafkasya Politikalarında Ermeni Faktörü (1914-1918), Sekizinci askeri Tarih Semineri, 24-26 Ekim 2001, İstanbul, Ankara, 2003, s.372-374; Ovanez Kaçaznuni, Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok, Çev. Arif Acaloğlu, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2005, s.33-34-35

[84] BOA.HR.SYS.2885/29-4

[85] Sarı, agm, s.93-98

[86] Sarı, agm, s.100-101