Türk ekonomisi hakkında düşünce ve öneriler (2) – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______28.05.2018_______

Türk ekonomisi hakkında düşünce ve öneriler (2)

Mehmet Alp Şirin

Millî eğitimin ekonomi için önemi

Hiçbir ekonomi yüksek eğitimli vatandaşı olmadan ayakta duramaz. Aynı şekilde yine her vatandaşı yüksek okul mezunu olan hiç bir ekonomi de var olamaz. Bir ekonominin akademisyenlere ihtiyacı olduğu kadar uzman teknisyenlere ve vasıflı iş gücüne ihtiyacı vardır. Ekonomin kalitesi her alanda aktörlerinin vasıflarının artması ile yükselir. Onun için milli eğitim bu kaliteyi her alanda yükseltecek şekilde tasarlanmalıdır.

Eğitim, pozitif ilimlerde ve toplumsal ilimlerde olduğu gibi din bilgisinde de tamamıyla Türk milletinin, dolayısıyla Türk milletinin kurumsallaşmış yapısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tekelinde olmalıdır. Özel kurumların çok sıkı denetim altında devlet üniversitelerine sınırlı miktarda maddi yardımda bulunmaları ve arzuluyorlarsa isimlerinin bu kapsamda yardımda bulundukları üniversitelerin kampüs, kütüphane, laboratuvar veya benzeri yapılanmalarında kullanılması düşünülebilir. Bunun haricinde özel şahıs veya kurumların özellikle vakıf, dernek veya benzeri yapılanmaların eğitim vermesi yahut eğitime destek hizmet sunması kesinlikle yasaklanmalıdır.

Millî eğitimin her alanda hedefi, düşünen, üreten, toplumla olumlu katkı (burada kastedilen sadece ekonomik katkı değildir) sağlayabilen bireyler yetiştirmek ve bu bireylerin bilgi ve tecrübe birikiminden gelecekteki nesillerinden faydalanabileceği ilim sermayesi oluşturmak olmalıdır. Millî eğitime katılım her Türk vatandaşına toplumsal konumlarından ve bedensel durumlarından bağımsız olarak eşit şekilde sağlanılmalıdır. Ayrıca vatandaşların kişisel yeteneklerini en iyi şekilde gerçekleştirilmeleri için tasarlanmalıdır. Bu doğrultuda millî eğitim Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘nin varlık ve bütünlüğünü tehlikeye sokacak her türlü düşünce ve yapılanmaya karşı korunmalıdır. Bu tür tehditlerin tehlikelerini vatandaşımıza iyi aktarmalı, geri kalan düşünce ve fikirlere de eşit mesafede kalınmalıdır. Hükümetlerin millî eğitimin parti politikaları doğrultusunda yapılandırmasını, kullandırılmasını yasaklamaları gerekmektedir.

Üniversite öncesi eğitim

Okula başlama yaşı 6 olarak belirlenmeli ve milli eğitimin süreci en az 12 yıl sürmelidir. Bu 12 yılın ilk 6 yılı ilkokul, sonraki 3 yılı ortaokul ve sonraki 3 yılı akademik veya mesleki lise eğitimi olmalıdır. Bu on iki yıl eğitimde Türkçe ve Matematik sürekli, Fen Bilgisi, Tarih, Ahlak/Din, İngilizce ve en az bir başka yabancı lisan dersleri de ilkokul 3. sınıftan 9 sınıfın sonuna kadar zorunlu olmalıdır. Bu derslerin zorunlulukları akademik liselerde devam ederken, meslek liselerinde verilen meslek eğitimi doğrultusunda gereklilik üzerine tasarlanmalıdır. Ayrıca ortaokul 3. sınıfta öğrencilerin kendi tercih ettikleri ve buldukları bir iş yerinde 3 haftalık staj yapmaları zorunlu ve bu staj hakkına yazacakları rapor da hayat bilgisi dersinde tam sınav niteliğinde değerlendirilmelidir.

Ayriyeten ortaokullarda 1 haftalık Çanakkale gezisi tarih dersi kapsamında zorunlu olmalıdır. Bu gezi öncesi, esnasında ve sonrası sanayi devrimi, sanayi devrimi sayesinde dış güçlerin Türklere karşı sağladıkları avantaj, bilimin önemi işlenmelidir. Gezi esnasında tarihi anıtlar ve şehitlikler ziyaret edilerek öğrencilere milli ruh aşılanmalı ayrıca bilim de ve teknoloji de geri kalmanın ne büyük felaketlere yol açabileceği vurgulanmalıdır.

Bütün okullarda sınıfların mevcudu 25 çocuğu geçmemeli ve ortaokul sona kadar öğretmen sayısı bir öğretmen ve bir yardımcı eğitici olmak üzere en az 2 olmalıdır. Yardımcı eğitimcinin asıl vazifesi konuları çocuklara anlatmaktan ziyade çocuklar arası huzuru sağlamak, özel ilgiye ihtiyacı olan çocuklarla ilgilenmek, çocukların okul dışında da kişisel gelişimleri için gerekli huzurlu ortamlarda bulunmalarını takip etmek ve çocuğun beden ve ruh sağlığı ve gelişimi için tehlike gördüklerinde harekete geçmek olmalıdır. Lise seviyesinde bir eğitimci öğretmen 2 sınıftan sorumlu olabilir. Bunun yanı sıra okullarda lise sona kadar öğrencilerin giyeceği kıyafet tepeden tırnağa hiçbir şekilde öğrencinin ailesinin maddi gücünü belli etmeyecek şekilde standart olmalıdır. Kıyafetler bu kapsamda hem sağlığa tehlike oluşturmayan, hem de mevsime göre elverişli, kaliteli materyallerden olmalıdır. Kıyafette rahatlığa ve kullanışlılığa önem gösterilmelidir. Erkek öğrencilerde kravat, kız öğrencilerde ise etek zorunluluğu bulunmamalıdır. Kıyafetlerin fiyatı aynı gerekli olan tüm diğer okul malzemeleri gibi asgari seviyede olmalıdır. İmkanı olan aileler kendileri temin etmeli, imkanı olmayan aileler için ise devlet tarafından temin edilmelidir. Bu koşullara uyulması şartı ile kıyafetlerin renk veya başka teferruatları hakkında il eğitim müdürlüğü söz sahibi olmalıdır ve kıyafetler il eğitim müdürlüğünün sorumluluğunda olan tüm okullarda eşit olmalıdır. Önemli olan öğrencilerin özel sosyal çevreleri ve durumlarından bağımsız olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti için eşit derecede değerli olduklarını kavramaları ve yaşamalarıdır.

Eğitim müfredatı nesilleri göz önünde bulundurularak belirlenmeli, bu müfredat doğrultusunda okul kitapları basılmalı, ve her okulda zorunlu olması gereken kütüphanelerde öğrenci sayısına yetecek şekilde bulundurulmalıdır. Öğretim yılı başlarken bu kitaplar öğrencilere teslim edilmeli ve öğretim yılı sonunda bir sonra ki sınıfa dağıtılmak üzere geri toplanmalıdır. Okul kitaplarının geçerliliği 10 sene olacak şekilde tasarlanmalıdır. Emanet aldıkları kitapları kullanım şekilleri öğrencilerin karnelerindeki davranış değerlendirmeleri bölümü kapsamında değerlendirilmelidir.

Meslek okulları

Mesleki liselerin amacı vatandaşlarımıza akademik derecesiz de kendilerini ekonomik açıdan güvenceye alabilecekleri ve rahat edebilecekleri meslek seçme imkanı sunmaktır. Türkiye’de en az 3 yıl eğitimini almadan bir mesleğin icra edilmesi yasaklanmalıdır. Verdikleri hizmette 5 kişi veya fazla çalıştıran kurumlarda, çalışanların en azından birinin bu meslekte ‘ustalık’ belgesine sahip bir eğitimci olması şarttır. Kimsenin ‘ustalık’ belgesi olmadan iş yeri açması yasaklanmalıdır. Beş veya fazla kişi ile mesleklerinde hizmet veren kurumların eğitimci çalıştırmamalarına sadece geçici bir süre (bir eğitimci bulana kadar) müsaade edilmeli aksi takdirde dereceli yaptırımlar ve iş yerine kapatmaya kadar cezai müeyyide uygulanmalıdır. Sadece eğitimci çalıştıran iş yerleri ortaokul 3. sınıfta staj yapmak isteyen öğrencilerin talebini kabul edebilmelidir.

Her meslek grubu kendi yöresinde teşkilatlanmalı, ustalık ve eğitimci belgeler, bu teşkilatların meslek liselerinden sonra gidilebilecek teknisyen yüksek okulları (3 yıl, ustalık belgesi için) ve teknisyen fakülteleri (teknisyen yüksek okulundan sonra ayrıyeten 3 yıl, eğitimci usta belgesi için) ile beraber yaptıkları pratik ve teorik sınavlar sonrası hakedilmelidir. Bu meslek teşkilatları eğitim haricinde temsil ettikleri meslek gurubunun kaliteli , dürüst hizmet vermesini sağlamak ve denetlemekten sorumlu olacaklardır. Ayrıca sorumluluk taşıdıkları meslek alanında açılacak iş yeri lisansı verme, ve lisanslara ihtiyaç halinde kota koyma hakkına sahiptirler.

Meslek liselerinde öğrenciler eğitimlerinin yarısını okulda teorik, diğer yarısını ise bir kurumda eğitimci ustanın gözetiminde uygulamalı gerçekleştirmelidirler. Bu eğitim sürecinde sağlık ve emeklilik sigortaları devlet tarafından ödenirken; uygulamalı eğitim gördükleri iş yerlerinden de meslek teşkilatının belirlediği yükseklikte bir öğrenci maaşı almalıdırlar. Meslek eğitimi veren veren iş yerlerinin o sektörde olan arz talep dengesine göre eğitim verdiği öğrenci sayısı ile orantılı teşvik alması mümkün olabilmeli. Kamu hizmeti veren her meslek grubu için (din hizmeti de dahil) akademik lise mezuniyeti şart olacaktır.

Yüksek öğrenim- üniversite

Üniversite sınavı kaldırılmalıdır. Üniversiteye giriş için değerlendirmenin kişinin özel bir tarihin belirli bir kaç saatinde gösterdiği performansa göre olması büyük bir adaletsizliktir. Dolayısıyla üniversiteye giriş hakkı öğrencinin akademik lisenin son iki yılı ve mezuniyet sınavlarında aldığı ortalama derece, öğrencinin okuyacağı dal seçiminin kabulü ise bu süreçte söz konusu dal için önem taşıyan derslerdeki ortalama başarısı ve o dalda üniversitelerin kapasitelerinin arz ve talep dengeleri gözetilerek değerlendirilmelidir.

Üniversitelerin siyaset değil, bilim yuvası olmaları sağlanmalıdır. Yabancı dil öğretmenlerine üniversitede almaları gereken 4 yıllık eğitimin yanı sıra 4 yıl söz konusu dilin ana dil olarak konuşulduğu bir ülkede yaşama ve çalışma şartı konulmalıdır. Bu öğretmenlerimizin üniversiteden mezun olduklarından sonra o ülkeye Türkçe öğretmeni olarak atanmaları ile başarılabilir. Söz konusu ülkelerde Türkçe eğitimine talebin oluşması için Türkiye Cumhuriyeti devleti o ülkelerle gerekli olan anlaşmaları yapmalıdır.

Her öğretmen en az iki farklı derse girebilecek eğitimi almalıdır. Öğretmenlerin hepsinin eğitimcilik dalında master seviyesi mezunu olması şarttı gerekir. İlk ve orta okul öğretmenleri için öğretmenlik yapacakları dalda ön lisans seviyesi yeterli sayılacak, lise öğretmenleri için vereceklerin dalların en az birinde de master seviyesinde mezuniyet şartı olmalıdır.

Öğretmenlik ve tıp okumak isteyenlerin üniversiteye başlamadan önce ruh sağlıklarıyla alakadar özel bir psikolojik sınavdan geçmeleri şartı konmalıdır. Sosyopat veya başkalarının hayatını tehlikeye atabilecek eğilim gösterenlerin, şiddet eğilimlilerin, öğretmen veya doktor olmalarına müsaade edilmemelidir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığına aday olan insanlar için en az 10 yıl öğretmenlik, 5 yıl il milli eğitim müdürlüğü ve öğretmenler sendikasında 5 yıl yöneticilik yapmış olmak şart olarak konulmalıdır.

Millî eğitimin ülke genelinde yapılanması

İllerde kaç okula ihtiyaç duyulduğundan, okulların inşa ve işletmesinden belediyeler sorumlu olmalıdır. Dolayısıyla öğretmenler devlet memuru değil, belediyelerde çalışan özel personeldir. Bu kapsamda devletin belirlediği eğitim politikası ve müfredata bağlı kalarak görevlerini yaparlar. Özel sektörde çalışan personelin hak ve sorumlulukları öğretmenler için de geçerlidir.

İllerde eğitim kapsamında doğrudan devlet personeli sadece il milli eğitim müdürü olmalıdır. İl milli eğitim müdürünün öncelikli vazifeleri okullarda devletin eğitim politikasına ve müfredatına uygun eğitim verilmesini belediyelerin devlet tarafından şart koşulan eğitim şartlarının sağlamak; bunu denetlemek; devlet tarafından uygulanan teftişleri düzenlemek; Milli Eğitim Bakanlığına düzenli olarak sorumlu olduğu bölgedeki eğitim ihtiyaçlarını bildirmek; şartlar hakkında rapor vermek; özel durumlarda acilen gereken desteği talep etmektir. İl eğitim müdürü olmak için en az 10 yıl öğretmenlik yapmış olmak şart olmalıdır.

Türkiye’de ilkokulu olmayan köy, ilk ve orta öğrenimi sunamayan kasaba, merkezine ve civarında hizmet verecek kadar lisesi olmayan il kalmamalı, öğrencilerin okullara ulaşımının güvenli ve rahat olması sağlanmalıdır.

Üniversiteler talebe yetecek kadar Türkiye’nin her bölgesinin nüfusuna orantılı sayıda olmalı ama Türkiye üniversitelerinin niceliği ile değil niteliği ile bilinmelidir. Üniversitelerin eğitim verdiği dallarda kalite farkı olmaması hedeflenmelidir.

Millî eğitimin küresel ve ülke ekonomisine uyumu

Özellikle fen ve teknik dallarda eğitim veren üniversitelerin uluslar arası rekabetçiliğinin artırılması hedeflenmeli, bu konularda başarılara imza atan üniversitelerin ödüllendirilmeleri ve bilgilerini diğer üniversitelerle paylaşmaları sağlanmalıdır.

Yenilikçi teknolojilere yatırım yapan ve üniversitelerle beraber çalışan Türk şirketleri de teşvik edilmelidir. Aynı zamanda dallarında uzman olan hocaların Türkiye’ye gelmeleri cazip hale getirilmelidir. Ayrıca dallarında öncü olan teknoloji şirketlerinin en azından Ar-Ge bölümlerinin Türkiye’ye gelmeleri teşvik edilmeli, ihtiyaç duydukları alt yapı sağlanmalı ve Türkiyenin coğrafi konumundan faydalanmalı için gereken adımlar atılmalıdır.

Ekonomimizin gerek mesleki, gerekse akademik ihtiyaçlarına cevap verecek milli eğitim düzenlemesinin genel hatları bu şekilde olmalıdır. Bu şekilde düzenlenmiş bir milli eğitim ile okuyamayan veya okumak istemeyen biri de ekonomide kendini gerçekleştireceği yeri bulacağı gibi, akademik eğitim almış biri de vasıflarının altında çalışması engellenmiş olacaktır.

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları