Türk Ekonomisi Hakkında Düşünce ve Öneriler – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______26.05.2018_______

Türk Ekonomisi Hakkında Düşünce ve Öneriler

Mehmet Alp Şirin

Türk ekonomisinin dayanması gereken temel ilkeleri

  1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik ve toplumcu (sosyal) bir hukuk devletidir.
  2. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşları kanunlar karşısında eşittirler ve aynı sorumluluk ve haklara sahiptirler.
  3. Sosyal devlet kapsamında kendi ellerinde olmayan sebeplerden ötürü üretime katkıda bulunamayacak, çalışamayacak vatandaşların hayatlarını onurlu ve toplumun refah seviyesine uygun bir şekilde gerçekleştirebilmelerinden Türk milleti sorumludur. Bunun gerçekleşmesini sağlamak ise Türk milleti adına Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin görevidir.
  4. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşlarının milletlerine ve toplumlarına karşı sahip oldukları sorumlulukları haricinde her türlü kişisel haklarını koruyacaktır. Buna mülkiyet edinme hakkı da dahildir. Devlet, her üreten ve çalışanın, üretimde ve iş hayatında gösterdiği başarı doğrultusunda emeğinin karşılığını alacağı bir ekonomi politikası uygulamakla mükelleftir.
  5. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en büyük sermayesi insan kaynağı ve tabiatıdır. Bu sermayenin maddi ve manevi değerinin korunması ve artırılması ilgili kanunun 1. – 4. maddeleri kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli görevidir.
  6. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk beş madde kapsamında temel ekonomik hedefi vatandaşının başta hayati ihtiyaçlarını Türk olmayan devlet ve kurumlardan tamamen bağımsız (özerk) olarak temin edebilmesini sağlamaktır. Hayati ihtiyaçlar haricinde de ekonomide özellikle temel ihtiyaçlar ve geride kalan her alanda hedef, mümkün olduğu bağımsızlık olmalıdır.

(a) Hayati İhtiyaç olarak tanımlanan şunlardır:

i. Sağlıklı ve temiz hava

ii. Sağlıklı ve temiz su

iii. Sağlıklı ve temiz gıda

iv. Enerji

v. Milli, çağdaş ve adil eğitim

vi. Tıbbi bakım (Gerekli teknoloji ve ilaçlar)

(b) Temel ihtiyaç olarak tanımlananlar şunlardır:

i. Bilgi edinme ve kendini ifade etme hakkı

ii. Seyahat özgürlüğü

7. İlk altı madde kapsamında genel olarak üreten, özellikle tüketim ihtiyacından daha fazlasını üreten bir ekonomi hedeflenmelidir. Ekonominin verimliliğini artırmak ve mümkün olduğu kadar yüksek bir seviyede tutmak için gerekenler şunlardır;

  • devletin ekonomiye mümkün olduğu kadar karışmaması,
  • iç ekonomide milli gelirin adil dağıtımı,
  • adil bir rekabetçi ortamın oluşması için gerekli kanun ve mevzuatları sağlaması.

Türk ekonomisinin uluslararası ortamda rekabetçiliğini artırması ve koruması için gereken adımları uygulaması gerekir. Türk ekonomisi ithal ettiğinden fazlasını ihraç eden bir ekonomi durumuna gelmelidir. Milli eğitim ve ticari hukuk alanlarında kanunlar bu hedefler doğrultusunda düzenlenmelidir.

  1. Çağımızda gelişen ve yerleşmiş ekonomilerin bile karşı karşıya olduğu en büyük tehlike borçlanma oranıdır. Devlet, 20 sene içerisinde kamu ve özel sektörün özellikle dış borçlarını tamamıyla geri ödenmiş olmasını sağlamayı hedeflemelidir.
  2. Türk ekonomisinin itici gücü, üzerine inşa edildiği temel, milli eğitim ve Ar-Ge olmalıdır. Doğru bir milli eğitim sistemi ile Türkiye yenilikçi teknolojilerde söz sahibi ve hatta öncü bir konuma gelerek dünya pazarında vazgeçilmez bir konuma sahip olması ardından da Türkiye’nin ekonomik ve siyasi alanda dünya devleri arasında yerini alması ve koruması kalıcı bir devlet politikası olmalıdır.

Türk ekonomisinin verimliliği için kamuda sorumluluk dağıtımı ve yapılanması

A. Ekonomi anlayışı ve devletin rol modeli

Genel olarak ekonomide hakim olan anlayış masrafın karşılığını bulması ve yapılan masrafın karlı geri dönüşünün sağlanması olmalıdır Bu doğrultuda devletin vazifesi piyasanın arz veya talep tarafında bir aktör olmak değil, piyasa aktörlerinin ticaret yapabilecekleri adil aynı zamanda verimli bir zeminin kurucusu ve aktörlerin kural ve kanunlara uymasının denetleyicisi olmaktır.

Dolayısıyla devletin doğrudan sürekli piyasa aktörü olarak varlık göstermesi, daha doğrusu iş veren olarak var olmasını gerektirecek tek alanlar adalet, iç ve dış güvenlik ve kural ve kanunların uygulanmasını ve denetlemesini sağlayacak ince bir yapılanma olmalıdır. Bu alanlar haricinde devlet ancak hedefleri doğrultusunda çok elzem ve önemli anlarda düzeltmeler yapan bir aktör olarak gerektiğinde piyasaya müdahale etmelidir.

B. Belediyelerin ekonomideki konum ve sorumlulukları

Kamu sektöründe yapılması gereken kapsamlı yatırımlar belediyeler ve yatırımın alanından sorumlu olan kurumlar tarafından yapılmalıdır. Gerekli kaynaklar ve kaynakların denetimi finansman konusunda uzmanlaşmış kurumların sorumluluğunda olmalıdır. Dolayısıyla planlamanın dışına çıkan belediye ve sorumlu kurumlar önceden belirlenmiş yasalar doğrultusunda cezalandırılmalı, devlet böyle bir durumda finans durumunu tekrar plan dahiline çekmek üzere geçici olarak belediye ve sorumlu kurumlara yönetici atayabilmelidir.

Böyle bir ince yapılanma sayesinde hükümetlerin devletin işveren konumlarını kullanarak personellerinin siyasi tercihleri üzerine baskı kullanma potansiyeli de kontrol altına alınacaktır. Böyle bir yapılanmada belediyelerin yetki ve sorumluluk alanı arttığından yerel seçimlerde adayların parti kimlikleri ile değil fikir ve programları ile yarışmalarının önü açılacaktır.

Bu hususta önemli olan, -bu çalışmanın kapsamını aştığı için teferruatlı ele alınamayacak- bir diğer nokta ise gerek yerel gerekse genel seçimlerde adayların makam hamili veya yeni aday olmaları önemsenmeden adaylık süreçlerinde programlarını tanıtmak için tamamen eşit koşul ve şartlarda yarışmalarını sağlanması ve özel sermayenin kaynak olarak kullanımı yasaklanmasıdır. Bu kapsamda seçim kanunu tamamen ele alınmalı, değiştirilmelidir. Bu amacı gerçekleştirmek için geniş kapsamlı ayrı bir çalışma gerekmektedir.

Bu kapsamda genel seçimler için Türkiye çapında parti sayısını parlamenter demokrasinin verimli çalışabileceği, yerel seçimlerde ise il büyüklüğüne göre aday sayısını makul rakamlara indirecek bir kısıtlama tartışılmalıdır.

C. Türk ekonomi ve teknoloji kurulu & bilgeler masası

Üyeleri iş verenlerden, bilim insanlarından, belediye bölge temsilcilerinden ve devlet temsilcileriden oluşan ve sayısı makul bir rakamla sınırlı olan bir Ekonomi ve Teknoloji Kurulu oluşturulmalıdır. Kurulun görevi hükümet ve muhalefete genel küresel gelişmeler, Türkiye’nin durumu ve ihtiyaçları hakkında rapor vermek olmalıdır. Gerek hükümetin gerekse muhalefetin gelecek raporda yer almak üzere veya kurulun zamanı müsait olursa ara raporlarla cevaplandırılmak üzere eşit derecede kurula soru yöneltme hakları bulunmalıdır. Bu kurulda toplumsal veya pozitif bilimlerin mensupları olarak bulunanlardan ‘Bilgeler Masası’ oluşturulmalıdır. Bilgeler Masası’nın üyelerini kurulun raporları haricinde gerek duyduklarında bilimsel ve ekonomik tavsiyelerde bulunmak olmalıdır. Gerek Kurul’un, gerekse bilgeler masasını mensuplarının hükümet, muhalefet, belediyeler ve iş veren temsilcileri tarafından eşit derece tayin edilmelidir ve her kurul üyesinin eşit derece de söz hakkı olmalıdır. Bilgeler Masası üyeleri her dalda biri muhalefet, biri ise hükümet tarafından seçilecek şekilde tayin edilmelidir. Kurula siyasi açıdan tamamen tarafsız olması şartı konulmalı ve bunun takipçisi olunmalıdır. Ayrıca Kurul‘un ve Bilgeler Masası’nın beyan ettiği yazılı veya sözlü görüş her zaman kamuya açık olmalıdır. Kurul üyeleri bir kere tekrar seçilebilmek veya tayin edilebilmek üzere 5 yıllığına görev almalıdırlar.

Kurul’un bir başka önemli vazifesi ise her iki yılda bir kurul üyelerinin alanlarını kapsayan daha geniş çaplı tutulan ve 3 gün süren bir bilim ve ekonomi kongresi düzenlemek ve bu kongrede hem kurul olarak görüşlerini bildirmek ve kongreye katılanların görüşlerini almak olmalıdır. Bu kongreye seyirci olarak sınıfların da katılması teşvik edilmelidir.

 

Yazarın MİSAK'taki yazıları