Türkiye’de Bitkisel Üretimin Durumu ve Gelecek Stratejileri – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______11.11.2017_______

Türkiye’de Bitkisel Üretimin Durumu ve Gelecek Stratejileri

Süleyman Karahan

Bitkisel Üretim

Bitkisel üretimde verimlilik ve etkinlik düzeyinde önemli sorunların varlığı söz konusudur ve istenen kalitede standartlara uygun, maliyeti düşük üretim ile söz konusu sorunların hafifletilmesinin mümkün olacağı öngörülmektedir.

Bitkisel üretimde teknik etkinlik azalmaktadır. Bu sebeple tarıma aktarılan teknolojinin artırılması, mutlaka eş zamanlı olarak etkili çiftçi eğitim ve yayım çalışmaları ile çiftçilerin teknolojiden etkin yararlanmalarının sağlanması büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde ticaret ölçütleri ve maliyet ile ortaya konulan bazı ürünlerdeki mukayeseli üstünlüğümüzü sürdürmemiz mümkün olamayacaktır.

Ülke tarımının içinde olduğu bu yapıda sektör vizyonunu; ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan sürdürülebilir üretim ile ülke insanının yeterli ve sağlıklı beslenmesini temin etmenin yanında dünyanın en önemli ihracatçı ülkeleri arasında yer alan, girişimci ve rekabetçi bir bitkisel üretim olarak belirlenmiştir.

Türkiye, tarım üretimi faaliyetini gerçekleştirdiği yaklaşık 23,6 milyon hektar tarım arazisinden yem bitkileri dâhil yıllık yaklaşık 140 milyon tona ulaşan bitkisel ürün elde etmektedir.

2016 yılı istatistiklerine göre, ülkemizdeki toplam işlenen tarım alanı 20,3; tahıllar ve diğer tarla ürünleri için ekilen alan 16,9,  nadas alanı 4,2, sebze alanı 0,8, meyve alanı 2, bağ alanı 0,4, zeytin alanı 0,8 ve çayır-mera alanı 14,6 milyon hektardır. Üretim değerinde en yüksek payı yüzde 40 ile tarla bitkileri almaktadır.

Çizelge 1: Türkiye’de Tarla Bitkileri Üretimi

2016 yılında tahıl ürünleri üretim miktarları bir önceki yıla göre %8,7 oranında azalarak toplam 35 milyon ton civarında gerçekleşmiştir (TÜİK, 2016). Buğday üretimi bir önceki yıla göre %8,8 azalarak 20,6 milyon ton, arpa üretimi %16,3 azalarak 6,7 milyon ton,  nohut %1,1 azalarak 455 bin ton,  patates 4 milyon ton, soya üretimi %2,5 artış göstererek 165 bin ton şeker pancarı üretimi %21,5 artarak 19,5 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2017 yılında bir önceki yıla göre %4,4 oranında artarak yaklaşık 36,8 milyon ton olacağı tahmin edilmiştir.

Makarnalık buğdaylara, ekmeklik buğdaylara göre de %10 civarında farklı fiyat verilmesinde yarar bulunmaktadır.

Tohumculuğun yanı sıra, iklim koşulları, fiyat dalgalanmaları, tarım işletmelerinin küçüklüğü, çok parçalı tarım arazileri, teknoloji kullanımının yetersizliği, sulanabilir alanların azlığı ve üretici örgütlenmesindeki eksiklikler tarla tarımının önemli yapısal sorunları arasında sayılabilir. Bitkisel üretimde ana sorun alanlarını Onuncu Kalkınma Planı’nda belirtildiği şekilde aşağıdaki gibi ortaya koymak mümkündür:

  • Tarım işletmelerinin küçük ve parçalı olması.
  • Etkin olmayan eğitim, yayım ve danışmanlık hizmetleri.
  • Destekleme politika araçlarının dağılımı.
  • Ar-Ge, inovasyon eksikliği, Ür-Ge ve rekabet gücünün zayıflığı.
  • Makro ve mikro (işletme) düzeyde entegre tarım bilgi sisteminin etkin olmaması.
  • Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanılmaması.
  • Bitki ürünleri piyasasında pazarlama etkinliğinin yetersizliği.

Türkiye sahip olduğu ekolojik özellikler nedeniyle bitkisel yağ üretiminde büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu imkânlara rağmen, üretim yeterli düzeye ulaşamamıştır. Bu nedenle zaman zaman bitkisel yağ sıkıntısı çekilmekte ve yağ ihtiyacı ithalatla karşılanmaktadır. Türkiye’de en önemli sorunlardan biri bitkisel yağ açığıdır. Yağlı tohum üretiminde ihtiyacımızı karşılayabilecek üretimin ülkemiz şartlarında gerçekleşebilmesi ve mevcut ekolojik ve ekonomik üretim şartlarında tüm ürünlerde kendine yeterli hale gelebilmemiz mümkün görülmemekte veya oldukça zor olabileceği tahmin edilmektedir. Ayrıca uygulanan fiyat politikaları ve hatalı ithalat politikaları, üretimde yetersizliğin diğer bir nedenidir.

Tohumların, işletmelerde kullanılması ile elde edilen yağlar, doğrudan insan gıdası olarak kullanıldığı gibi sanayide biyodizel ya da diğer sanayi ürünleri hammaddesi olarak da değerlendirilmektedir. Örneğin kanola, içerdiği yüksek orandaki (%22-50) yağ miktarı nedeniyle, önemli bir yağ bitkisidir. Öte yandan, tohum küspelerinin hayvan yemi olarak kullanılması hayvancılığı da teşvik edecektir. Türk çiftçisinin gelir seviyesini yükseltebilmek için yağlı tohumlar konusunda ciddi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Mevcut gereklilik, bir “Yağlı Tohumlar Konseyi” kurulmasını şart kılmaktadır.

Ülkemizde kaliteli kaba yem kaynaklarını, çayır-mer’a ve yem bitkileri alanları oluşturmakta, yaklaşık 21 milyon hektar çayır-mer’a alanı ile yem bitkileri, toplam 15 milyon ton kuru ot karşılığı üretim yapılabilmektedir Uzun yıllardır yapılan gözlem ve deneyimler; hayvancılığımızda girdilerin %70’e yakın bölümünü oluşturan “Yem Harcamalarında” temel sorunun “Yoğun Yemler”den değil “Kaba yemler”den kaynaklandığını ortaya koymuştur.

Yurdumuzda ağırlıklı olarak yonca, korunga, adi fiğ ve burçak gibi geleneksel bir kaç yem bitkisinin tarımı yapılmaktadır. Batı Avrupa’da süt sığırlarının enerji ihtiyaçlarının %50’sinin çayır ve mer’alardan, %25’inin kuru ot ve silajdan, %25’inin de yoğun yem (kesif yem=konsantre yem) ile karşılandığı belirtilmektedir. Aynı şekilde ABD’de yem bitkileri,  çayır ve mera otu besideki et sığırları dışındaki hayvanların rasyonlarında önemli bir yer tutmaktadır.

Tarlanın tüm bir ekim mevsimi veya bir kaç yıl süreyle tamamen yem bitkilerine ayrılması anlamına gelen “ana ürün” olarak yem bitkileri tarımı, kaba yemlerin ülkemizde üretim ve tüketimini düzenleyecek bir pazar ortamının bulunmaması, hayvansal ürün fiyatlarındaki dalgalanmalar ve pazarlama zorlukları gibi birçok nedenle yaygın olarak yapılmamaktadır. Ülkemizde yem bitkileri tarımı, daha çok ara ürün, yan ürün veya ikinci ürün olarak dikkate alınmaktadır.

Buğdayın ana zararlısı sünede havadan ilaçlamaya son verilerek, alınan etkin tedbirler ve biyolojik mücadele çalışmaları neticesinde kimyasal ilaç kullanımı düşürülmüştür.

Süne ile etkili mücadele amacıyla bakanlık teknik elemanlarınca yaşam döngüsü ve popülasyon yoğunluğu izlenmekte, buna göre araştırmalar yapılmakta ve ekonomik zarar eşiğine göre kimyasal mücadele yapılması ve yapılmaması gereken yerler ile ilaçlama zamanı belirlenerek üreticilere duyurulması ve üreticiler tarafından ilaçlama yapılması sağlanmaktadır. 2016 yılında süne için araştırma yapılan alan 46.061.777 dekar ve bu alanların 36.051.000 dekarında uygulama yapılmıştır. Kimyasal mücadele yapılan alanı ise 6.925 dekar olmuştur (Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü).

Süne mücadelesinde 2005 yılında ilk defa biyolojik mücadele amaçlı faydalı böcek üretimi başlatılarak, bugüne kadar milyonlarca parazitoit (faydalı böcek) salınmıştır. Milyonlarca dekar alanda hiç ilaç kullanılmadan biyolojik mücadele ile sünenin kontrolü sağlanmıştır. Ayrıca, biyolojik mücadeleye destek amacıyla keklik salımı yapılmış, faydalı böceklere barınak ve beslenme imkânı sağlamak için milyonlarca fidan dikilmek suretiyle ağaçlandırma yapılmıştır. Konya Şeker gibi STK’lar, Odalar ve Borsaların da çevre koruma ve güzelleştirme amaçlı dikmiş oldukları ağaçlar göz önüne alındığında önemli adımlar atıldığı söylenebilir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde buğdayda süne ve kımıl emgili dane oranı düşürülmüştür. 2010 yılında 1,1 milyon hektar alanda yapılan süne mücadelesi ile ekonomiye yaklaşık 1 Milyar TL katkı sağlanmıştır.

2016 yılında sebze üretim miktarı bir önceki yıla göre  %2,4 artarak 30,2 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

       Çizelge 2: Türkiye’de Sebze Üretimi (Ton)

ÜRÜNLER

2009 2010 2012 2014

2016

Kuru Soğan

1.849.582 1.900.000 1.735.857 1.790.000 2.120.581
Havuç 593.628 533.253 714.280 557.977

554.736

Domates

10.745.572 10.052.000 11.350.000 11.850.000 12.600.000
Hıyar 1.735.010 1.738.191 1.741.878 1.845.749

1.677.032

Patlıcan

816.134 846.998 799.285 827.380 854.049
Biber 1.837.103 1.986.644 2.042.360 2.127.928

2.342.931

Kavun

1.679.191 1.616.695 1.688.687 1.707.302 1.854.356
Karpuz 3.810.305 3.683.103 4.022.296 3.885.617

3.928.892

Fasulye

603.653 587.967 621.036 638.469 638.532
TOPLAM 26.780.395 25.997.195 27.820.207 28.569.781

28.629.023

Kaynak: TÜİK

Sebze ürünleri üretim miktarının 2017 yılında bir önceki yıla göre önemli bir değişim olmayarak yaklaşık 30,3 milyon ton olacağı tahmin edilmiştir (TÜİK).

Dünya pazarlarında yer alan rakip ülkeler karşısında kalite avantajımızın fazla olmayışı dikkate alınarak maliyetler yönünden rekabet edilebilmesi sağlanmalıdır. Taze sebzelerin ekonomik değere dönüştürülebilmesi için dünya pazarlarındaki talebe uygun standart ve kaliteli üretimin gerçekleştirilmesinin yanında bu ürünlerin kendine özgü nitelikleri nedeniyle kısa sürede ve uygun depolama koşullarında pazarlanması amacıyla iyi bir pazarlama organizasyonuna ihtiyaç vardır. Bu amaçla üretici kesim ile pazarlama kanalında yer alan aracı kurumlar arasında sıkı bir diyalog ve işbirliği geliştirilmelidir.

Ürün muhafazası, ambalajlama ve nakliye taze sebze ihracatında çok özel bir öneme sahiptir. Bu nedenle ön soğutma işleminin uygulanması, soğuk hava depo kapasitesinin arttırılması, soğuk zincirin nakliye aşamasında sürekliliğinin sağlanması ve ürün türüne uygun ambalajların kullanılması gereklidir.

Meyve ürünleri üretim miktarları 2016 yılında bir önceki yıla göre %6,8 oranında artarak 18,9 milyon ton olmuştur (TÜİK,2016). Meyve ürünlerinin üretim miktarının 2017 yılında bir önceki yıla göre %9,7 oranında artarak yaklaşık 20,8 milyon ton olacağı tahmin edilmiştir.

Çizelge 3: Türkiye’de Meyve Üretimi (Ton)

ÜRÜNLER

2002 2010 2012 2014 2016
Elma 2.2000.000 2.600.000 2.888.985 2.480.444

2.925.828

Kayısı

315.000 650.000 780.000 680.000 730.000
Kiraz 210.000 417.905 470.887 445.556

599.650

Zeytin

1.800.000 1.415.000 1.820.000 1.769.000 1.730.000
Portakal 1.250.000 1.710.500 1.661.111 1.779.675

1.850.000

Limon

525.000 787.063 710.211 725.230 850.600
Mandalina 590.000 858.669 874.832 1.046.899

1.337.037

Fındık

600.000 600.000 660.000 412.000 420.000
Üzüm 3.500.000 4.255.000 4.185.126 4.175.356

4.000.000

İncir

250.000 254.838 275.002 300.282 305.450
TOPLAM 13.273.359 16.385.745 17.819.942 16.875.201

18.693.529

Kaynak: TÜİK

Çizelge 4: Türkiye Fide ve Fidan Üretimleri (Adet)

Sertifikalı Çilek Fidesi Üretim Miktarı (Adet)

Yıllar

Çiler Fidesi
2002

500.000

2003

1.000.000
2004

1.000.000

2005

1.050.000
2006

30.950.000

2007

36.726.000
2008

43.363.000

2009

31.260.000
2010

32.257.000

2011

30.477.000
2012

32.221.084

2013

51.123.140
2014

95.202.000

2015

68.236.600
2016

68.804.000

Sertifikalı Fidan Üretim Miktarı (Adet)

Yıllar

Meyve Asma

Toplam

2002

2.420.730 1.092.500 3.513.230
2003 2.844.287 1.920.000

4.764.287

2004

6.535.201 428.800 6.964.287
2005 18.672.936 2.276.862

20.949.798

2006

41.534.409 5.179.290 46.713.699
2007 64.230.921 6.157.120

70.388.041

2008

18.279.586 2.958.185 21.947.392
2009 19.914.532 2.032.860

21.947.392

2010

27.953.671 3.407.915 31.361.586
2011 30.895.364 3.499.880

34.395.244

2012

45.394.005 3.393.588 48.787.593
2013 56.027.584 7.129.690

63.157.274

2014

58.384.744 5.465.230 63.842.803
2015 58.861.367 4.981.436

63.842.803

2016 65.047.025 4.349.560

69.396.585

Kaynak: GTHB

Organik-Ekolojik-Biyolojik Tarım; kimyasal gübre ve pestisit gibi yapay dış girdileri kullanmaksızın, sürdürülebilir verimliliğe dayalı, çevreye ve insan sağlığına zarar vermeden, toprak verimliliğini ve gıda güvenliğini esas alan üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve kayıtlı olan sertifikalı bir üretim şeklidir. Organik tarım faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla başta kontrol ve denetime yönelik hizmetlerin iyileştirilmesi olmak üzere, kamu kesimi kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi, üretime ilişkin istatistiki yapının iyileştirilerek Çiftçi Kayıt Sistemi ile eşgüdüm içerisinde yürütülmesi ve ticaretin izlenmesi önem arz etmektedir.

Çizelge 5: Organik Tarım Üretimleri (Geçiş süreci dâhil)

Yıllar

Ürün Sayısı Çiftçi Sayısı Yetiştiricilik Yapılan Alan (ha) Doğal Toplama Alanı (ha) Toplam Üretim Alanı (ha) Üretim Miktarı (ton)
2002 150 12.428 57.365 32.462 89.827

310.125

2005

205 14.401 93.134 110.677 203.811 421.934
2009 212 35.565 325.831 175.810 501.641

983.715

2012

204 54.635 523.627 179.282 702.909 1.750.127
2016 225 67.878 489.671 34.106 523.778

2.473.600

Kaynak: GTHB

Ülkemizde yaygınlaşan İyi Tarım Uygulamaları (İTU), topraktan sofraya kadar uzanan bütün üretim ve pazarlama aşamalarını kapsar ve insan sağlığına zararlı kimyasal, mikrobiyolojik, fiziksel kalıntılar içermeyen, çevreyi kirletmeden veya doğal dengeye zarar vermeden üretilen bir ürünü ifade eder.

Çizelge 6: İyi Tarım Uygulamaları Üretimleri

Yıllar

İl Sayısı Üretici Sayısı Üretim Alanı (da) Üretim Miktarı (ton)
2007 18 651 53.607

149.693

2010

48 4540 781.740
2013 56 8.170 985.099

1.599.636

2016

64 55.609 4.741.075

5.027.892

Bu sistemde; toprak sağlığının korunması, tarım ilaçlarına bağımlılığın azaltılması ve bitki sağlığının maksimum düzeyde sağlanabilmesi için dönüşümlü üretim yapılması esastır.  İlgili sistemde üretilen ürünler, marketlerde özel etiketlerle satılmakta ve yüksek fiyatlardan alıcı bulabilmektedir.

Bitki hastalık ve zararlılarına karşı özellikle entegre mücadele anlayışı benimsenerek, hava, toprak ve su kirliliğinin önlenmesi, ilaç kalıntısı olmayan ürünlerin elde edilmesi, izlenebilirliğinin sağlanması ve bu konudaki kamu-üretici işbirliğinin geliştirilmesi hususları önemini korumaktadır. Bu doğrultuda 2008’de çıkartılan “Bitkisel üretimde Kullanılan Kimyasalların Kayıt Altına Alınması ve İzlenmesi Hakkında Yönetmelik” kapsamında tüm ürünlerde kontrol ve izlenebilirliğin sağlanması için 1 Şubat 2010 tarihinden itibaren bitkisel üretimde kullanılan kimyasalların Üretici Kayıt Defteri’ne kayıt edilmesine başlanmıştır. Buna bağlı olarak zirai ilaç bayii açma ölçütleri yeniden düzenlenerek Reçeteli Zirai İlaç Satışı uygulamasına geçilmiştir. Kamuda ve serbest çalışan yaklaşık 10.574 teknik personel reçete yazma konusunda bakanlıkça yetkilendirilmiştir. İnsan ve çevre sağlığı açısından zararlı olduğu tespit edilen bitki koruma ürünü aktif maddeleri yasaklanmıştır.

Günümüzde ülkelerdeki eğitim düzeyi, fert başına düşen gayrisafi milli gelir değeri ve benzeri kalkınmışlık ölçütleri ile süs bitkileri sektörünün gelişmişliği arasında doğrusal bir ilişki olduğu düşünülmektedir. Buna bağlı olarak dünya üzerindeki rekabet de artmaktadır. Geleneksel pazarlarda bozulmalar görülmekte, diğer yandan ise yeni ülkelerin süs bitkileri sektör pazarında yer aldığı gözlenmektedir. ABD, Japonya, İtalya, Hollanda gibi geleneksel üretim yerlerinin yanında Latin Amerika ve Afrika’da üretim çok hızlı artış göstermektedir. Son yıllarda süs bitkileri üretiminde iklim koşulları ve ucuz işgücü gibi avantajlara sahip olan Kolombiya, Ekvator, Etiyopya ve Kenya gibi ülkeler dünyanın en önemli kesme çiçek üreticisi ve ihracatçısı ülkeleri konumuna gelmişlerdir. Geleneksel merkezlerde ise üretim alanları aynı kalmakla veya azalmakla birlikte, verimlilik artışına gidilmeye başlanmıştır (Yeler 2016).

2015 yılı itibarıyla dünyada 1 milyon 573 bin 167 ha alan ve 50 milyar 275 milyon 700 bin € değerinde süs bitkisi üretimi yapılmıştır. Süs bitkileri ticaretinde ise uluslararası alanda yüksek bir rekabet vardır. 2015 ihracat toplam rakamı 19,5 milyar dolar ve ithalat rakamı 17,6 milyar dolar civarındadır. Hollanda tek başına dünya süs bitkisi ihracatının %47,2’sini gerçekleştirmektedir.

2005 yılında 26 bin dekar alanda yapılan üretim bugün 48,5 bin dekara çıkmış durumdadır. Bu alanın %71,5’inde dış mekân süs bitkileri, %24,5’inde kesme çiçekler, %2,7’sinde iç mekân saksılı süs bitkileri ve %1,2’sinde çiçek soğanları üretimi yapılmaktadır. Süs bitkileri üretim alanları iller bazında değerlendirildiğinde Sakarya ili %27,8’lik pay ile ilk sırada yer alırken, bunu %23,64’lük payla İzmir ve %12,49’luk payla Antalya ili izlemektedir (Kazaz ve ark., 2014). Bu konuda son yıllarda Samsun da önemli gelişmeler kaydetmiştir. 2015 yılında ülkemizde 9,1 milyar dolar değerinde ihracat yapmıştır. 2016 yılında 85 milyon dolar ihracat, 87 milyon dolar ithalat olan süs bitkilerinde 2017 yılı sonunda 100 milyon dolarlık ihracat beklenmektedir. Dolayısıyla son beş senedir sektör, bir dalgalanma yaşanmakla birlikte hem iç pazarda hem de dış pazarda büyüme potansiyeli taşımaktadır. Tüm bu gelişmeler ışığında uluslararası alanda belli bir rekabet düzeyine sahip olan süs bitkisi sektörünün, ekolojik ve lojistik avantajlarını kullanarak mevcut sorunlarının giderilmesi ve uluslararası düzeyde rekabet gücünün arttırılması bu strateji dokümanının temel unsurunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda Süs Bitkileri Üreticileri Birliği’nin vizyonu, “Ekolojik ve lojistik avantajlarımızı kullanarak süs bitkilerinde üretim ve pazarlama üssü olmak” olarak belirlenmiştir.

Türkiye’de 2016 yılında toplam 4 milyar adet fide 138,2 milyon adet fidan, 48 bin 580 dekar alanda toplam 1,5 milyar süs bitkisi üretildi (TÜİK ve SÜSBİR).

Süs bitkileri sektörü bir milyar dolarlık üretim hacmine ve sektördeki tüm paydaşlar düşünüldüğünde yaklaşık olarak 2 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük oluşturmaktadır.

Süs bitkileri sektörünün en büyük müşterisi %70-75 oranlarında kamu kurumları ve yerel yönetimlerdir.

Hollanda’daki Flora Holland benzeri bir mezat sistemi gibi temel amacı üreticiyi korumak ve tüm firmaları bir çatı altında toplayarak süs bitkisi ticaret merkezi oluşturmak olan bir birlik Türkiye’de de kurulmalıdır. Bu sayede üretici firmalar ürünlerinin tek bir pazardan satışını yapabilirler. Bu birlik ile kesme çiçek, dış ve iç mekân süs bitkileri ticareti tüm Türkiye’ye, oradan da Avrupa ve Asya ülkelerine yapılabilir. Aynı zamanda Avrupa’daki mezatlardan gelen ürünler burada sergilenerek Asya ve Uzak Doğu ülkelerine ihracatı sağlanabilir. Ülkemizde sahip olduğu iklim koşulları ve lojistik imkânlar bakımından Antalya ve Mersin böyle bir birliğin kurulması için uygun yerler olarak düşünülebilir (Yeler 2016).

Sorun Alanları, Stratejik Amaçlar ve Hedefler:

  • Ar-Ge, inovasyon ve eko-inovasyon eksikliğinin ve rekabet gücünün zayıflığının giderilebilmesi için teknolojinin tarım üretiminde etkin kullanımı stratejik amacı kapsamında yüksek teknolojili pahalı mekanizasyon ürünlerinin ortak kullanımı ve işletmeciliğini geliştirmek.
  • Tüzel kişilerin doku kültürü, iklimlendirme, bilgi sistemleri ve hassas tarım teknolojilerini kullanımlarını sağlamak ve faaliyetlerini desteklemek.
  • Makro ve mikro (işletme) düzeyde entegre tarım bilgi sisteminin etkin olmaması sorununu halledebilmek için entegre tarım bilgi sisteminin tamamlanması stratejik amacı kapsamında bitkisel üretime ilişkin mevcut tüm kayıt sistemlerinin bir veri tabanında entegrasyonunu hedeflemek.
  • Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanılmaması sorununun çözümü için arazi kullanımının sürdürülebilirliğinin sağlanması stratejik amacı kapsamında şehir merkezlerinde atıl durumda olan tarım topraklarının “kent bahçeciliğinde” kullanılmasını gündeme almak.
  • Bitkisel üretimde yaklaşık %15 olan hasat ve depolama kayıplarının %5’ler seviyesine indirmek.
  • 2023 Vizyonu kapsamında:
    • Nüfus artışı, sektörün ihtiyaçları ve ihracat hedefleri doğrultusunda tarla bitkileri üretimini artırmak, bu amaçla buğday üretimini 25 milyon tona, arpa üretimini 10 milyon tona, çeltik üretimini 1 milyon tona, mısır üretimini 6 milyon tona, ayçiçeği üretimini 1,8 milyon tona, pamuk üretimini 3 milyon tona yükseltmek.
    • Yağlı tohumlar üretimini (pamuk çiğidi, ayçiçeği, soya, kanola, aspir dâhil) toplam 5,4 milyon tona çıkarmak.
    • Meyve ve sebze sektörünü, iç ve dış pazarın istediği kalitede ürünlerin arzını sağlayacak yapıya kavuşturmak; hasat süresini 2-3 aydan 4-5 aya genişletmek üzere ekolojik ve ekonomik olarak uygun ihtisas meyvecilik havzaları oluşturmak.
    • Zeytin üretim alanını 1,2 milyon hektara çıkararak, 650 bin ton zeytinyağı üretmek.
    • Sertifikalı tohumluk üretimini 1,5 milyon tona ulaştırmak ve tohumculukta ihracatçı ülkeler arasında önemli bir pozisyonda yer alan ve dünyanın farklı ülkelerinde AR-GE ve tohumluk üretimi gerçekleştiren güçlü bir tohumculuk sektörü oluşturmak.
    • Yaş meyve, sebze ve narenciye ihracat rakamını 2023 yılında 10 milyar Dolara ulaştırmak.
    • 2023 vizyonu çerçevesinde belirlenen 150 milyar ABD Doları tarımsal gelir, 40 milyar ABD Doları tarım ürünleri ihracatı hedefine ulaşmak.
  • Çevre dostu yetiştiricilik tekniklerinin (İyi Tarım Uygulamaları, Entegre Zararlı Yönetimi (IPM), EUREPGAP ve Organik Tarım vb.) teşvik, kredi desteği vs. yoluyla benimsenmesi ve yaygınlaşmasını sağlamak.
  • Taze sebze ürün muhafazası, ambalajlama ve nakliyede ürün miktar ve kalite kaybını önleyici uygulamaların yaygınlaşmasını sağlamak.
  • İlaç ve gübre kullanımı nedeniyle meyvelerde kimyasal madde birikimi sorunu zirai mücadelede erken uyarı sistemlerinin devreye sokulup yaygınlaştırılması ve bilinçli gübre uygulamaları ile önlemek.
  • Bitki koruma faaliyetleri içerisinde entegre mücadeleyi yaygınlaştırarak, alan bazında yüzde 50 oranında entegre mücadele programı uygulamak.
  • Türkiye’de özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgeleri’nde olmak üzere soğuklama gereksinimi düşük meyvelerin yetiştiriciliğine ağırlık vermek.
  • Organik üretimde ihracatı artırmanın yanında organik ürünlerin iç tüketimini yaygınlaştırmak, tarım alanları içerisinde organik tarım yapılan alanların payını yüzde 5’e çıkarmak, iyi tarım uygulamaları yapılan alanları yüzde 3’e çıkarmak.
  • Ülkedeki mera, yaylak ve kışlaklarının; tespit, tahdit ve tescil işlemlerini tamamlayarak yönetimli ve sürdürülebilir bir şekilde hayvan üretiminin hizmetine sunmak.
  • Hayvancılık sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli kaba yemi elde etmek üzere silaj başta olmak üzere toplam kaba yem üretimini 60 milyon tona ulaştırmak.
  • Süs bitkileri tohumluklarının ülkemizde üretimini sağlamak ve yeni çeşitler geliştirmek.
  • Süs bitkilerinin görselliğinin yanında fonksiyonel kullanımına önem vermek.
  • ‘Betona İnat, Doğal Hayat’ sloganını hayata geçirmek.

Stratejiler, Politikalar ve Eylemler:

  • Üretimde verimlilik artışı ile pazarlamada rekabet gücü artışına yönelik örgütlenmenin geliştirilmesi için makro ve mikro düzeyde alınması gereken önlemler ve izlenmesi gereken politikaların belirlenmesi;
  • Tarım işletmelerinin modernizasyon ihtiyaçlarının belirlenmesi ve desteklenmesi için makro ve mikro düzeyde alınması gereken önlemler ve izlenmesi gereken politikaların belirlenmesi;
  • Türkiye’de temel tarım ürünlerinde ithalata bağımlılığı azaltıcı politikaların belirlenmesi;
  • Başta toprak ve su olmak üzere tarımda doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı için gereken politikaların belirlenmesi;
  • Bitki hastalık ve zararlılarına karşı özellikle entegre mücadele anlayışını daha ileriye götürerek; bitki koruma, ıslah ve yetiştirme uygulamaları tekniklerini bütünleşik olarak araştırma ve uygulamayı kapsayan Entegre Ürün Yönetimi Sistemi’ne önce pilot çalışmalardan başlayarak, zaman içinde tüm ürünlerde geçilmesi;
  • Sürdürülebilir bir tarım yapısı içinde hastalık ve zararlılara dayanıklı, yüksek verimli ve kullanım amacına uygun kalitede, çeşitleri, uygun yetiştirme teknikleri ve mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi ve böylece sürdürülebilir tarım üretiminin sağlanması;
  • Bitkisel üretimde verimlilik ve kaliteyi artırmak amacıyla, genetik potansiyeli yüksek ve üstün vasıflı bitki çeşitlerine ait her türlü çoğaltım materyalinin standartlara uygun, zamanında uygun fiyatlarla ve yurt içi üretimle karşılanması ve kullanımının yaygınlaştırılması;
  • Bitki koruma ilaçlarının; bitki, insan ve çevreye en az zararlı olacak şekilde bilinçli uygulanmasını sağlamaya yönelik olarak sistemin formalitelerden kurtarılıp fonksiyonel hale getirilmesi;
  • Koruyucu tarım (Azaltılmış toprak işleme, anız yönetimi), mikrobiyal gübreler, mikro elementler, su kullanım etkinliği, toprak ve bitki gelişim düzenleyicilerinin etkin kullanımının ve uygulamalarının sağlanması;
  • Biyolojik mücadele yöntemlerinin stratejik AR-GE ve uygulama alanı olarak öne çıkarılması ve özel sektörün üretim ve dağıtım sistemi içine yer alıp önde olmasının sağlanması;
  • Biyolojik mücadele kapsamında toplumun katılımıyla kampanyalar şeklinde ağaçlandırma çalışmalarının artırılması;
  • Ot ilaçlarına mutasyon yoluyla dayanıklı çeşit (İMİ grubu) geliştirmenin öncelikli strateji olarak belirlenmesi;
  • Şeker pancarının havza bazında destekleme kapsamına alınması ve özellikle gıda sanayiinin talebi olan sıvı şeker üretiminin yönlendirilmesi;
  • Şeker pancarının bitkisel üretimde ekim nöbeti içinde ve tarım sanayiinde oynadığı lider rol dikkate alındığında; kamu şeker fabrikalarının işletme hakkının üreticilerin oluşturduğu kooperatifler ile çalışanlara devri yönteminin ön plana çıkarılması;
  • Şeker otu (Stevia) üretiminin bir doğal tatlandırıcı ve diyet gıdası olarak üretime alınmasının yönlendirilmesi ve desteklenmesi;
  • Tüm ürünlerin üretiminde, ülke olarak kendine yeter hale gelebilmek mümkün görülmediğinden özellikle yağlı bitkiler üretiminde komşu ve dost ülkelerdeki Türk girişimciler marifetiyle yapılacak üretimle, ihtiyaçların bir kısmının karşılanması;
  • Organik üretimin yanı sıra, kırsal ve köy koşullarında doğal üretimin ve pazarlanmasının desteklenmesi; bunların yerel yönetimlerle kayıt ve kontrol sistemi içine alınmasının sağlanması;
  • Dünyada üretimlerinin büyük çoğunluğu GDO’lu çeşitlerden sağlanan soya ve mısır gibi ülkemizde gıda olarak kullanılacak ve ihraç edilebilecek ürünlerin Türk Girişimciler tarafından GDO’lu olmayan çeşitlerden üretimlerinin gerçekleştirilmesi;
  • Buğday ve arpada mevcut girdi ve ürün fiyatlarının devam etmesi durumunda Orta Anadolu ve geçitleri ile Güneydoğu Anadolu’nun sulanmayan alanlarında üretimin kârlı olmaktan çıkabilecek, üretimden vazgeçilebilecek ve önemli miktarda üretim açığı ile karşılaşılabilecektir. Bu alanlarda;
    • Bu marjinal alanları mer’a ve çok yıllık yem bitkilerine kaydırılması;
    • Orta Anadolu ve geçitleri ile Güneydoğu Anadolu’nun sulanmayan alanlarında kaliteli buğday üretiminin desteklenmesi ve bu alanlar için özel bir fiyat politikası uygulanması.
  • Baklagil ürünlerinde TMO’nun müdahale kurumu olarak devrede olması, böylece iç ve dış pazar isteğine uygun üretimin teşvik edilmesi, ihracatı artırıcı tedbirlerin alınması;
  • Ülkemizin meyve, sebze, süs bitkileri ve kesme çiçek üretimindeki ekolojik ve ekonomik üstünlüklerinin hayata geçirilmesi; bu çerçevede fide, fidan ve tohumluk üretiminde dış pazar taleplerinin uygun üretiminin teşvik edilmesi;
  • Her mevsimde taze sebze yetiştiriciliğinin geliştirilmesi; bu çerçevede iç ve dış pazar taleplerine uygun nitelik ve nicelikte üretim, muhafaza, standardizasyon, ambalajlanma ve soğuk zincir dâhil pazarlama için gerekli her türlü tedbirin alınması;
  • Yabani zeytinliklerin ve makiliklerin zeytin yetiştiriciliğine kazandırılması;
  • Gübre, zirai ilaç, hormon vs. destek unsurlarının bilinçsiz kullanımını önlemek amacıyla düzenleme ve denetimlerin yapılması, üreticinin bu konuda eğitilmesi. Ayrıca uluslararası akreditasyonu olan analiz laboratuvarlarının özellikle ihracat yapılan bölgelerde artırılması ve üreticilerin bireysel olarak fide üretmek yerine sağlıklı hazır fide üretimi yapan işletmeleri tercih etmeleri;
  • Fide üretimi konusunda uzmanlaşmış firmaların teşvik edilmesi;
  • Organize Süs Bitkileri Bölgeleri’nin (OSB) belirlenmesi;
  • Süs bitkileri sektörüne uzun vadeli kredi ve KDV indiriminin sağlanması;
  • İşletmelerde temel hedefin, bitki tür çeşitliliğini ve fidan sayısını artırmak olmaması; aksine kaliteli ve yüksek standartlara sahip fidan üretmek olması;
  • Doğal çiçek soğanlarının üretiminin projelendirilmesi ve uygulamaya aktarılması;
  • Özellikle büyük kentlerde duvarlarda dikey bahçeler ve çatı bahçeleri sistemlerinin teşvik edilmesi;
  • Çiçek soğanlarının, ihracatçı firmalar tarafından tek tek ele alınması ve cins bazında ihtisasa gidilmesi;
  • Hazine taşınmazlarının sektöre kiralama yoluyla tahsis edilmesi;
  • Süs bitkileri sektörünün yurt dışında üretim yapma ve çeşitlerini kayıt altına aldırma ve pazarlama çalışmalarının desteklenmesi;
  • Süs bitkilerinin Tarım Sigortaları kapsamına alınması;
  • Doğal (sertifikasız) ve organik meyve üretiminin teşvik edilmesi ve yeni pazarlar bulunması;
  • Lojistik ağlarının güçlü olması ve sistemli şekilde çalışabilmesi sonucu ulusal ve uluslararası düzeyde zaman kaybetmeden fidanlıklarda üretilen fidanların bozulmadan, zarar görmeden güvenilir bir biçimde hızlı ve doğru bir şekilde alıcısına zamanında teslim edilmesi;
  • Üretici firmalarının ve özel sektörün Ar-Ge’ye daha büyük önem vermesi;
  • Ürünlerin pazarlanmasında kooperatife artı bir değer kazandıran sertifikasyon sisteminin kurulması;
  • Temel amacı üreticiyi korumak ve tüm firmaları bir çatı altında toplayarak süs bitkisi ticaret merkezi oluşturmak olan mezat sistemini esas alan bir birlik kurulması;
  • Bitkisel üretimin önemli girdilerinden olan gübre ham maddesinin olabildiğince ülke içi kaynaklardan temin edilip üretimin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde çeşitlendirilmesi ve artırılması;
  • Tarım işletmelerinde etkili makine kullanımı için işletme yapılarına uygun mekanizasyon modellerinin belirlenmesi; işletmelere uygun alet ve makinelerin kazandırılmasının teşvik edilmesi; deneme ve denetimlerin etkili tarzda yapılması ve uygun alet ve makineleri üreten sektörün teşvik edilmesi.

Kaynaklar:

2007 Yılı Tarımsal Değerlendirme Raporu. Türkiye Ziraatçiler Derneği.

AB Türkiye Raporu ”Tarım, Gıda Güvenliği, Veterinerlik, Balıkçılık” bölümü.

Avcıoğlu, R.,  Açıkgöz, E., Soya, H. ve Tan, A. (2000). Yembitkileri Üretimi.  Türkiye Ziraat. Mühendisliği, V. Teknik Kongresi. 17-21 Ocak, 2000.

Çakmak, E., Dudu H. ve Öcal N. (2009). Tarım Sektöründe Etkinlik Analizi. TEPAV yayını, Ocak 2008.

DPT 9. Kalkına Planı (2007-2013) 2011 yılı programı

Ekonomik Rapor. (2009). TOBB.

FAO (2016a). The State of Food and Agriculture, http://www.fao.org/publications/ sofa/en

GTHB (2016). http://www.tarim.gov.tr

MTM Medya Takip Merkezi .mailservis@medyatakip.com

Mızrak G. (2017). Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği ve Vakfı Tarımın Temel Stratejileri ve Politikaları (Cumhuriyetimizin 100. Yılına Yaklaşırken Tarımsal Hedef ve Stratejiler).

OECD Tarım Politikaları İzleme ve Değerlendirme Raporu 2016.

OECD‑FAO Agricultural Outlook 2017‑2026.

OECD (2016a). OECD-FAO Agricultural Outlook, http://www.agri-outlook.org/

Okan YELER İtalya ve Hollanda Süs Bitkileri Sektörünün Üretim Yapısı, Pazarlama ve Organizasyon Modeli Açısından İncelenmesi Kilis 7 Aralık Üniversitesi Fen ve Mühendislik Dergisi. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/304071  Alınma tarihi: 10 Kasım 2017.

Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018),  2 Temmuz 2013.

Süsbir Haber. Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği. Yıl 2, Sayı 8, 2017.

Tarım Raporu. 2010. Ankara Ticaret Odası.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Yaptığı Konuşma Metni, 8 Kasım 2010.

  1. C. Kalkınma Bakanlığı Onuncu Kalkınma Planı 2014-2018 Bitkisel üretim Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Ankara, 2014.

Titiz, Ş., Çakıroğlu, N., Yıldırım, T.B. ve Çakmak, S. (2000). Süs Bitkileri Üretim ve Ticaretindeki Gelişmeler.

TOBB Sektörel Haber Bülteni, Türkiye Tarım Meclisi. 10 / 02 / 2011.

TÜBİTAK Vizyon 2023. Bilim Ve Teknoloji Öngörüsü Projesi.

TÜİK (2016a). Ulusal Hesaplar İstatistikleri, http://tuik.gov.tr

Türkiye’nin Tarımsal Gücü ve Geleceği. MÜSİAD, 2010.

Türkiye İhracatçılar Meclisi Tarım Raporu 2016.

Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2013 Projesi “Tarım, Gıda ve Hayvancılık” Stratejik Vizyon Belgesi, 2014.

https://www.tarim.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/BSGM.pdf

http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=27302&tipi=17&sube=0

http://tarim.kalkinma.gov.tr/tarim/

http://www.tarimdunyasi.net/2016/08/14/turkiyenin-tarimsal-uretimi-91-milyar-dolar/

http://www.tarim.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/GKGM.pdf

http://www.tzymb.org.tr/default.asp?hid=381

http://www.tarim.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/BUGEM.pdf

http://www.tarim.gov.tr/Konular/Bitkisel-Uretim/Tohumculuk/Tohumculuk-Istatistikleri

http://www.zmo.org.tr/genel/bizdenıdetay.php?kod=11676&tipi=24&sube=0

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları