Türkiye’de tarımsal pazarlama, ürün piyasası ve lisanslı depoculuk – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______09.02.2018_______

Türkiye’de tarımsal pazarlama, ürün piyasası ve lisanslı depoculuk

Süleyman Karahan

  1. Tarımsal Pazarlama ve Ürün Piyasası

Tarımsal pazarlama, tarımsal ürünün üreticiden tüketiciye ulaştırılmasına kadar olan aşamaların tümünü içine alan bir sistem olarak adlandırılabilir. Buna göre tarımsal pazarlama, tarımsal ürünlerin üretimi kararından başlayıp, işleme ve nihai tüketiciye ulaştırılmasını da kapsayan bir sistem olarak tanımlanabilir.

Pazarlama kanalları, bir ürünün pazarında yer alan üretici ve aracıların yanısıra genel ekonomik yapı açısından da oldukça önemlidir. Tarım kesiminde faaliyet gösteren üreticiler genellikle pazarlama imkânları kısıtlı olan küçük işletmelerdir. Pazarlama kanallarının etkinliği sayesinde bu kısıtlı imkânlar ortadan kalkabilmekte, üreticiler yerel pazarlar dışındaki pazarlara ulaşabilmektedir.

Ülkemizde tarımsal ürünlerin pazarlama sistemi üründen ürüne farklılık göstermektedir. Kamu kuruluşları ve kooperatifler kimi ürünlerin pazarlama kanallarında yer alırken, sistem genellikle özel sektör ağırlıklı işlemektedir. Genelde kooperatiflerin, belli ürünler dışında ürün pazarlamasında ağırlıkları bulunmamaktadır.

Prof. Dr. Bülent Gülçubuk; “Dünyanın önemli gündem maddelerinden ve de kaygılarından olan iklim değişiklikleri nedeniyle (don, dolu, kuraklık vd.) üretimde azalmalar her yerde var ama çiftçi yine de beklediğini kazanamıyor veya ortaya çıkan kazançtan, değerden hakkı olan payı alamıyor. Çiftçi kazanamıyorsa birleri daha çok kazanıyordur peki kim? Pazarda yer bulamayan çiftçiler yani, pazarlama zincirinin halkalarında yer alamayan çiftçi kazanamıyor ve fiyat artışlarında da sorumluluğu bulunmuyor. Çiftçi dışındakiler yani; marketler, toptancılar, aracılar, spekülatörler, toptancı hallerine rahat girip-çıkanlar, bunlar daha çok kazanıyorlardır. Çünkü ürün işleme, stoklama, bekletme küçük-orta ölçekli çiftçinin gösterebileceği davranışlar değildir.” dedi.

Avrupa Birliği’nde kooperatifler ve birlikler pazarlamada bazı sektörlerde %100’lere varan oranlarda rol aldığını belirten Gülçubuk, “Ülkemizde ürüne göre ve yıldan yıla değişmekle birlikte pazarlamada Tarım Satış Kooperatiflerinin payı pamukta %45-50, zeytinyağında %2-4, şekerpancarında %30-40, incirde yaklaşık %30 olup, kooperatif ve birliklerin yaş meyve ve sebze ile hayvansal ürünlerde işlevlerinin olmadığı ortaya çıkmaktadır. Tarımda kaynakların sınırlı olması, her an risk taşıyan doğal koşullara bağımlı olması, pazarlama alt yapısındaki eksiklikler ve arz ile talebin her zaman örtüşmemesinden kaynaklanan fiyat dalgalanmaları çiftçinin örgütlenmesini zorunlu kılmasıdır. Örgütlenme olmadığında hangi koşul ve ortam olursa olsun çiftçi kazanmakta zorluklar çekecektir. Başta kooperatifler olmak üzere çiftçi örgütlerinin pazarlama zincirinde olmaması, olsa da yetersiz kalması, temsil gücünün zayıflığı, baskı grubu oluşturamaması, girdileri ucuza mal edememesi çiftçinin kazancını doğrudan etkilemektedir.” şeklinde olayı özetlemektedir (Gülçubuk, 2014).

Karahan (2017), Türk Tarımına Genel Bir Bakış konulu raporda; ülkemizde kooperatiflerin, ürün pazarlamasında ağırlıklarının fazla olmadığını rapor etmekte ve pazarlama organizasyonunun iyileştirilmesinde sözleşmeli üretimin de katkılarının küçümsenmemesi ve tarım sektöründe sözleşmeli üretimin özendirilmesi gerektiğini aktarmaktadır.

Türkiye’de tarımsal yapıdaki bozukluklar, tarımsal ürünlerin pazarlama organizasyonuna da yansımakta ve genellikle çok sayıda aracının yer aldığı uzun pazarlama kanalları ile pazarlama hizmetlerinin yetersiz yerine getirildiği, yüksek pazarlama marjlarının görüldüğü bir pazarlama sistemi ortaya çıkmaktadır. Bazı alanlardaki yasal yetersizlikler veya yasal altyapının varlığına rağmen bunların uygulanmasındaki yetersizlikler de etkin işlemeyen pazarlama organizasyonuna zemin oluşturmaktadır. Ticaret borsaları bu konuda örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca standardizasyon, ambalajlama, etiketleme, kalite yönetim sistemleri ve HACCP gibi konularda bilgi yetersizliği, yasal altyapı ve uygulamalardan kaynaklanan önemli sorunlar bulunmaktadır. Gelecekte gerek yurtiçi ve gerekse dış pazarlarda rekabet dezavantajı yaratmamak için ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşların ivedilikle ortak çaba göstermeleri gerekmektedir (Emeksiz ve ark., 2007).

Gökkür (2016); küreselleşen dünya, doğal afetler, tarım ürünlerinin taşınmasında, depolanmasında, pazarlanma aşamasında karşılaşılan zorluklar ve özellikle ürünlerin kayıt dışı yollarla üreticiye sunulması, tarım ürünlerinin fiyatının belirlenmesine, fiyat standardizasyonuna büyük engel oluşturmakta olduğunu iddia etmektedir. “Bunu başarabilmek için örümcek ağı kuramının gerçekleşmesine engel olabilecek, yeni bir pazar kurulmalıdır. Fiyat kanalları arasındaki farkı azaltmayı amaçlayan, üreticiyi ve tüketiciyi koruyan, yeni toptancı hallerinin ve minyatür pazarların kurulacağı bu modelle, sürekli gelişen tarım sektörüne olumlu katkılar sağlanacaktır. Tarım ürünlerinde kaliteye göre ürünlere fiyat standardı getiren, e-devlet sisteminden yararlanılarak, üreticilerin ellerindeki ürünlerin beklemeden pazarlara sunulmasını sağlayan, genç nüfusun tarımda istihdamına katkıda bulunacak, ürünlerin tarladan sofraya gelişinin daha rahat izlendiği, bir modeldir.” şeklinde çözüm önerisi getirmektedir.

Türkiye’de son yıllarda sürdürülebilir pazarlama girişimleri açısından bazı olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelerden birisi, tarımsal doğrudan pazarlama stratejileri içerisinde yer alan Toplum Destekli Tarım üzerine olmuştur. ABD ve Avrupa’da oldukça yaygın bir uygulama alanı bulan toplum destekli tarım sisteminde; bir üretici, işletmesinde ürettiği taze ürünler ile diğer gıda ürünlerinin (yumurta, et, çiçek, bal, süt, vb.) doğrudan satışını gerçekleştirmek için ortak, üye veya paydaş olarak nitelendirilen bir tüketici grubu ile belirli bir fiyat üzerinden anlaşma yapmaktadır. Toplum destekli tarım sistemi programlarının organizasyonu; tek bir tarım işletmesi ile yapılabildiği gibi tarımsal kooperatifler ve çeşitli ortaklıklar (birkaç tarımsal işletme, vb.) ile de gerçekleştirilebilmektedir. Türkiye’deki toplum destekli tarım hareketlerinin bazı gönüllü sivil organizasyonların öncülüğünde yapıldığı görülmektedir. Bu organizasyonların temel hareket noktası, üretici ile tüketici arasındaki karşılıklı güven ilişkisine dayanmaktadır. Bu çerçevede, ürünlerde organik sertifikasyon aranmamakta, bunun yerine tarımsal ürünlerin üretim sürecinde herhangi bir kimyasal girdinin (gübre, ilaç, vb.) kullanılmadığının üreticiler tarafından beyan edilmesi yeterli görülmektedir. Türkiye’deki sürdürülebilir tarımsal pazarlama girişimleri kapsamında gerçekleşen bir diğer olumlu gelişme, yerel yönetimler tarafından organize edilen organik üretici pazarları üzerine olmuştur. Sürdürülebilir pazarlama açısından, bu pazarların sayısının artırılması önemli görülmektedir (Adanacıoğlu, 2915).

Pazarda üreticilerin örgütlü olarak yeterince temsil edilmemesi aracı sayısını artırmakta ve yüksek pazarlama marjlarına neden olmaktadır. Bu durum, pazardaki gelişmelerin yeterince izlenememesine de yol açmaktadır. Ayrıca yabancı sermayeli büyük firmalar ve perakendeciler karşısında etkisiz kalmaktadırlar. İşletmelerin rekabet avantajı sağlamada fiyat, kalite ve maliyet kadar, yeni ürün geliştirme, geleneksel ürünler, yeşil pazarlama kapsamında İTU, organik ürünler, kalite belgeli ürünler, e-ticaretin gelişimi gibi konular alanlarda yoğunlaşmaları önem taşımaktadır. Artık üret-sat anlayışı yerine, sosyal sorumluluk ile tüketici istek ve gereksinimlerini göz önüne alarak modern pazarlama süreçlerinin izlenmesi gerekmektedir. Dünya ticaretinde pay almada farklı ve sağlam pazarlama stratejileri ortaya konulmalıdır. Bu noktada Türkiye’nin sahip olduğu ürün çeşitliliğinin (özellikle geleneksel ürünler açısından) pazar araştırmalarıyla da desteklenerek tanıtımı ve talep yaratılması yönünde çalışmalar yürütülmelidir (Albayrak ve ark., 20109).

Tarımsal amaçlı organizasyonları biraz daha detaylandıracak olursak bunları; kamu kurumları, ticaret borsaları, kooperatifler, ziraat odaları, üretici birlikleri, toptancı halleri, büyük mağazalar,  perakende semt pazarları, hayvan pazarları, sözleşmeli üretim, e-ticaret ve lisanslı depoculuk diye sınıflandırabiliriz (Yılmaz, 2008).

  1. Lisanslı Depoculuk ve Ürün İhtisas Borsaları

Lisanslı depoculuk, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde etkin ve yaygın olarak ürün ticaretinde kullanılmaktadır. Bu sistemde ürün borsaları spot işlem yapan borsalardan gelişerek vadeli işlem yapan borsalara dönüşmüştür. Türkiye’de lisanslı depoculuk sistemi, tarım sektöründe üretici-sanayici-yatırımcı açısından yeni bir dönemi beraberinde getirecektir. Ürünün lisanslı depoya konulması karşılığında, finansman imkânının oluşması, istendiği zaman hedeflenen fiyattan ürün satılabilmesi, ürün fiyatlarının sigortalanabilmesi, veri bankası oluşması, stok miktarlarının takibi, ürünün daha kolay pazarlanabilmesi, hammadde tedarikinde sıkıntı yaşanmaması, ham maddenin istenilen kalite ve miktarda kolay temini, vadeli işlem ve opsiyon borsası ile entegre şekilde çalışılması hedeflenmektedir (Mızrak, 2017).

Bu sistemle yeni bir ticari kültür ve yeni bir düzen kurulacak, orta-uzun dönem iş yapma yöntemleri ile çağa ayak uydurarak, küreselleşme ve iklimsel dezavantajlardan doğan dışsallık ve riskleri minimize etmek mümkün olabilecektir.

Lisanslı depoculuk sistemi:

  • Depolamaya uygun nitelikte ve standardize edilebilmesi mümkün olan tarım ürünlerinin sınıf ve kalitelerinin, yetkili sınıflandırıcı olarak isimlendirilen laboratuvarlarca belirlenmesini;
  • Modern altyapıya sahip sağlıklı ortamlarda depolanmasını;
  • Bu ürünlerin ticaretinin, ürünün mülkiyetini temsil eden ürün senetleri vasıtasıyla; uluslararası alanda da faaliyet gösterebilecek nitelikteki ürün ihtisas borsasında yapılmasını öngören bir sistemdir.

Üreticiler, tacirler, sanayiciler, aracılar ve bunların yanı sıra bankalar, sigorta şirketleri ve yatırımcılar Lisanslı depoculuk sistemindeki aktörleridir.

Hububat, baklagiller, yağlı tohumlar, pamuk, fındık, zeytin, zeytinyağı, kuru kayısı, antepfıstığı sisteme lisanslı depoculuktaki konu ürünleridir.

Lisanslı depoculuk sisteminin hedefleri:

  • Hasat dönemlerinde tarım ürünlerindeki arz yığılması nedeniyle oluşan fiyat düşüşlerinin önlenmesi ve piyasanın dengelenmesi,
  • Özellikle finansman sıkıntısı çeken küçük çiftçiler ile ürün sahiplerinin, lisanslı depolara verdikleri ürünler için karşılığında aldıkları ürün senetleri aracılığıyla bankalardan kredi ve finansman sağlamaları,
  • Tarım ürünleri ticaretinin herkesçe kabul gören, standartları belirlenmiş ürünler üzerinden yapılması; kaliteli üretimin teşvik edilmesi; güvenli bir piyasanın oluşturulması,
  • Tarım ürünleri ticaretinin kayıt altına alınması,
  • Ülkemizde hâlihazırda uygulanmakta olan tarım reformunun başarılması ve tarım ürünleri ticaretinde özel sektör katılımının artırılması,
  • Üretimde ve fiyatlandırmada devlet müdahalelerinin asgariye indirilmesi; bu alana yönelik yapılan yüksek harcamalardan önemli tasarruf sağlanması; serbest piyasa ve fiyat oluşumunu bozan müdahalelerden uzaklaşılması,
  • Tarım ürünleri üreticileri açısından kolay pazarlanabilen, iyi muhafaza edilen ve nakliye masrafları en aza indirilmiş bir sistemle istikrarlı ve daha yüksek bir gelir seviyesi elde edilmesi,
  • Yatırımcılar için dövize, altına, hisse senedine, faize ve benzerlerine alternatif yeni bir yatırım aracı sağlanması,
  • Ürün ticareti ile uğraşan tacir ve sanayicilerimizce, kalitesi bilimsel ölçütlere göre belirlenmiş ve fiyat istikrarı sağlanmış ürünlerin kolayca temini,
  • Tarım ürünlerinin, fizikî mal ve numune gösterilmesine ve teslimine gerek olmaksızın ürün senetleri veya elektronik ürün senetleri aracılığıyla ticaretinin yapılması,
  • Standardı belirlenmiş ürün ve lisanslı depo sistemiyle tarım ürünlerinde vadeli işlem ve opsiyon piyasalarına geçilmesi,
  • Ürün depolanması, bankacılık ve sigorta sektörü açısından yeni iş alanlarının oluşturulması,
  • Ülkemizin yakınında bulunduğu Orta Doğu, Balkanlar, Türk Cumhuriyetleri ve Asya coğrafyasındaki tarım ürünleri ticaretinde de önemli rol üstlenmesi ve pay sahibi olunması hedeflenmiştir.

10/2/2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında faaliyet gösteren lisanslı depo işletmelerinin, aynı kanuna dayanılarak hazırlanan Elektronik Ürün Senedi Yönetmeliği’ne göre düzenlediği elektronik ürün senetleri (ELÜS) karşılığında, üretimini yaptığı ürünü lisanslı depoya teslim eden üreticilere, üretim kapasiteleriyle uyumlu olacak şekilde ve tarımsal amaçlı üretim kooperatiflerine, üyelerinin üretim kapasiteleriyle uyumlu olacak şekilde, senet tutarının %75’ine kadar azami 9 ay vadeli kredi kullandırılabilir.

Bu kapsamda kullandırılan kredilere, üretim konuları bazında belirtilen üst limitler dâhilinde %50 indirim oranı uygulanır.

Ürün ihtisas borsası/borsaları:

  • Lisanslı depoculuk sistemi kapsamındaki tarım ürünlerinin fiziki veya elektronik ortamlarda alım satımına aracılık eden,
  • Gerek ürünlerin fiziki olarak, gerekse ürünü temsilen lisanslı depo işletmelerince çıkarılan ürün senetlerinin ve alivre sözleşmelerin ticaretine aracılık eden,
  • Yeterli alt yapı ve elektronik donanım ile mali alt yapıya sahip olan,
  • Faaliyet alanı bölgesel, ulusal veya uluslararası olabilen,
  • Bakanlar Kurulunca kuruluş izni ve bakanlığımızca faaliyet izni verilen, anonim şirket şeklinde faaliyette bulunacak kuruluşlardır.

Ürün İhtisas Borsası’nın sağlayacağı faydalar:

  • Mudiler ürünlerini, yakın çevrelerindeki sınırlı sayıdaki tüccara satmak zorunda kalmayacak, çok sayıda alıcının oluşturacağı rekabetten yararlanabilecektir.
  • Çok sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu, fiyatın objektif olarak oluşabildiği bir piyasa oluşacaktır.
  • Ürünler, elektronik ürün senetleri vasıtasıyla elektronik ortamda el değiştirebilecektir.
  • Sanayiciler işletmelerinin ihtiyacı olan ürünleri kısa zamanda kolayca tedarik edebilecektir.
  • Ülkemiz, bölgede tarım ürünleri ticaretinin merkezi konumuna gelebilecektir.
  • Ürün senetleri; altın, döviz, hisse senedi gibi alternatif bir yatırım aracı haline gelecektir.
  • Ürün senetleri, faizsiz yatırım araçları olmaları nedeniyle, özellikle Ortadoğu sermayesi tarafından talep görebilecektir.
  • Mevcut ticaret borsaları, ürün ihtisas borsasının acentesi olmalarına imkân tanınmış olması itibariyle, bu borsanın bölgelerdeki temsilcilikleri olarak faaliyet gösterebilecektir.
  • Gelişmiş ülkelerde tarım ürünleri ticaretinde yaygın biçimde kullanılan vadeli işlem araçları, ülkemizde de yaygınlaşabilecektir.

Hedefler, Stratejiler ve Politikalar:

  1. Tarımsal Pazarlama İçin:
  • Pazarın istediği miktar ve kalitede üretim için üretim alanlarının planlanan sınırlar içinde kalmasını, bu alanlardaki doğal kaynakların (toprak, su, flora ve fauna) muhafazasını ve kirletilmemesini sağlamak.
  • Tarım ürünleri piyasasında pazarlama etkinliğinin yetersizliğinin giderilmesi için pazarlama kanallarının geliştirilmesi ve etkinleştirilmesi stratejik amacı kapsamında, ürün işleme ve değerlendirme olanaklarının geliştirilmesi, ürün tanıtımı destek çalışmalarının çeşitlenmesi ve erişimin kolaylaştırılması, pazarlama kanallarının çeşitlendirilmesi ve sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılmasını hedeflemek.
  • Üretimde verimliliği artırmak ve ürün kalitesini iyileştirmek için tavsiye edilen üretim teknikleri ve girdileri kullanmak (İyi Tarım Teknikleri, Organik Üretim, Doğal Ürün Üretimi, Entegre Ürün Yönetimi).
  • Dış pazarlarda kalıcı olmayı hedeflemek, alıcı ülkenin talepleri doğrultusunda üretim yapmak, piyasa kurallarını sıkı bir şekilde takip edilmesini sağlamak.
  • Pazara ulaşımda lojistik imkânların artırılması stratejik amacı kapsamında ise lojistik paydaşlarının sevk ve organizasyonu için gerekli hazırlık planlarının oluşturulmasını hedeflemek.
  • Tarım ürünleri ve işlenmiş gıda ürünlerinin pazarlamasındaki yaşanan aksaklıklar ve bu aksaklıkları gidermek için makro ve mikro düzeyde izlenmesi gereken politikaları belirlemek.
  • Elde edilen ürünleri çeşitlendirmek ve bu suretle yeni tüketim alanları oluşturmak.
  • Elde edilen sağlıklı ve kalite sınıfları belirlenmiş ürünleri iyi ve güvenli şartlarda depolamak, üretimin fazla ve az olduğu yıllarda depolama imkânları etkili olarak kullanılarak pazarın talebine göre ürün arzının ayarlamak, ürün sahiplerinin depolanmış ürünleri karşılığı kredi alabilmelerini sağlamak.
  • İyi işleyen bir pazarlama ağı oluşturmak.
  • Pazarlama anlayışının eskisinden farklı olarak markalaşma kavramı üzerinde yoğunlaştırılması ve bu kavramın tüm tarım ürünleri açısından değerlendirmek ve ürünün pazar değerini attıracak faaliyetlerin yanında gerekli lobi faaliyetleri yürütmek.
  • Yeni pazarlar bulmak.
  • Pazarın istediği miktar ve kalitede üretim için üretim alanlarının planlanan sınırlar içinde kalmasının, bu alanlardaki doğal kaynakların (toprak, su, flora ve fauna) kirletilmeden muhafazasının sağlanmasına yardımcı olmak için gerekli tekniklerin uygulanmasının teşvik edilip desteklenmesini; bu hususta Tarım Bakanlığı, Türkiye Ziraat Odaları, Birlikler, TÜBİTAK ve Ziraat Fakülteleri ile koordineli olarak çalışılmasını ağlayacak şekilde yapılandırmak.
  • Bunlara ilave olarak;
  • Üreticilerin ve tüccarların makul kârlar elde etmelerini,
  • Sanayicilerin talep ettikleri ürünlere kolayca erişebilmeleri ve makul fiyatlara temin edebilmelerini,
  • Tüketicilerin cazip ve makul fiyatlardaki ürünleri pazarda bulabilmelerini sağlayacak fiyat politikaları izlemek.
  1. Lisanslı Depoculuk ve Ürün İhtisas Borsaları İçin:

Ürün piyasasını, yukarıda dile getirilen genel stratejileri hayata geçirerek;

    • Ticaretin canlandırılması için güven duyulan organizasyonların sağlayacağı şartlarda daha fazla alıcı ve satıcının bir araya getirilmesini,
    • Ürünlerin güvenle alınıp satılmasını sağlayacak organizasyonların (Ürün İhtisas Borsalarının)  hakemliği ve garantisinde, ulusal ve uluslararası pazarda kabul görmüş standartlarla ürün kalite sınıflarının belirlenmesini, ürünlerin sağlıklı ve güvenli şartlarda depolanmasını (Lisanslı Depoculuk),
    • Daha fazla alıcı ve satıcıya ulaşılması için pazarlama araçlarının (ürün ihtisas borsalarında salon satışı, elektronik ticaret ve alivre işlemleri vb.) kullanılmasını,
    • Ortaya çıkabilecek olumsuzlukları engellemek için yapılacak ürün tahmini ve Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilecek stratejiler doğrultusunda ürün piyasalarının düzenlenmesini sağlamak.
  • Tarım ürünleri piyasasında pazarlama etkinliğinin yetersizliğinin giderilmesi için pazarlama kanallarının geliştirilmesi ve etkinleştirilmesi stratejik amacı kapsamında, lisanslı depoculuk sisteminin geliştirmek, ürün ihtisas borsalarının yaygınlaştırılmasını sağlamak, piyasa düzenleme ve müdahale kurumlarını etkinleştirmek.
  • Lisanslı depoculuk bazı bölgelerde sektörün gerçeklerine uygun şekilde oluşturulmadığı için hayal kırıklığı yarattığı, üretici açısından cazibeli hale getirilmediği, sektörün diğer paydaşlarının üstlendiği misyonun gereğini yapmadığı için cazip olmadığı iddia edilmektedir.
  • Üreticiyi lisanslı depoculuğa yönlendirmek için ilk üç yıl cazibe haline gelecek çalışmaların lisanslı depoculuk tarafından uygulanmasını sağlamak.
  • Devletin özel sermayenin Lisanslı Depoculuk Sistemine (LDS) dâhil edilmesi için gerekli çalışmaları yapmasını sağlamak.
  • Özel sektörün LDS’ye dâhil edilebilmesi için devletin vergi avantajı, işveren sosyal güvenlik prim desteği, yatırım yeri tahsisi gibi kamu desteklerinde bulunmasını sağlamak.
  • LDS’nin üreticiler tarafından kullanılabilmesi için devletin, tarımsal arazilerinin parçalanmasını önleyecek hukuki düzenlemelerin uygulanmasını titizlikle sağlayarak, üretimi yapan “tek mirasçı” uygulamasını yaygınlaştırmasını gerçekleştirmek.
  • LDS’nin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için ürün ihtisas borsalarının etkin çalışmasını sağlamak.
  • LDS’de işlemlerin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için bilgi akışının sağlanacağı iletişim alt yapısının oluşturulması ve sistemde yer alan taraflar arasında güvenli bilgi akışının gerçekleşmesini sağlamak.
  • LDS’nin işleyişini kolaylaştıracak olan ürün senedinin teminat gösterilmesi suretiyle sağlanacak kredi ve koşullarıyla ilgili gerekli düzenlemeler, bankalar ile devletin ilgili kurumları arasında yapılarak, mudiye finansman imkânı sağlamak (Memiş ve ark., 2015).

 

KAYNAKLAR:

Adanacıoğlu, H. (2015). Sürdürülebilir Tarımsal Pazarlama Girişimleri. Türk Tarım – Gıda Bilim ve Teknoloji Dergisi (file:///D:/Library/Downloads/446-3463-3-PB%20(1).pdf)

Albayrak, M., Taşdan, K., Güneş, E., Saner, G., Atış, E., Çukur, F., Pezikoğlu, F. (2010). Küresel Rekabet Açısından Türkiye’de Tarım Ve Gıda Ürünleri Pazarlama Sistemlerine Bakış: Mevcut Yapı, Sorunlar, Fırsatlar, Hedefler.

Gülçubuk, B. (2014). Tarımsal Ürün Fiyatları Artışlarının Kazanamayanları: Çiftçiler. (http://www.koykoop.org/sektorden.aspx?id=3041)

GTHB 2018-2022 Stratejik Plan.

(https://www.google.com.tr/search?q=tar%C4%B1m+bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1+2018-2022+stratejik+plan%C4%B1&oq=tar%C4%B1m+ba&aqs=chrome.0.69i59l3j0j69i61j69i60.6184j0j7&sourceid=chrome&ie=UTF-8)

Emeksiz, F., Albayrak, M., Güneş, E., Özçelik, A., Özer, O., Taşdan, K. (2007). Türkiye’de Tarımsal Ürünlerin Pazarlama Kanalları ve Araçlarının Değerlendirilmesi. (http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/7968ad196a5085f_ek.pdf)

Gökkür, S. (2016). Fiyat İstikrarına Sahip Tarım Ürünleri Pazarı Modeli. (http://www.apelasyon.com/Yazi/486-fiyat-istikrarina-sahip-tarim-urunleri-pazari-modeli)

Karahan, S. (2017). Türk Tarımına Genel Bir Bakış. (http://misak.millidusunce.com/turk-tarimina-genel-bir-bakis/)

Memiş, S. ve Keskin, H. D. (2015). Tarımsal Mamullerde Lisanslı Depoculuk Sisteminin Rolü.  Yönetim ve Ekonomi Yıl:2015 Cilt:22 Sayı:2 Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. Manisa.

Mızrak G. (2017). Tarımın Temel Stratejileri ve Politikaları (Cumhuriyetimizin 100. Yılına Yaklaşırken Tarımsal Hedef ve Stratejiler). Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği ve Vakfı. Sakarya Caddesi, No:30, Yenişehir/Ankara. Şubat, 2017

Yılmaz, T. “Ülkemizde Tarımsal Pazarlama. http://www.tzymb.org.tr/koseyazilari.asp? yazar=6&yazi=48

http://icticaret.gtb.gov.tr/sikca-sorulan-sorular/lisansli-depoculuk-ve-urun-ihtisas-borsaciligi

http://www.tarim.gov.tr/Konular/Tarimsal-Destekler/Diger-Tarimsal-Amacli-Destekler

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları