Zazaca konuşan Alevîlerde koç heykelli mezar taşları – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______29.12.2017_______

Zazaca konuşan Alevîlerde koç heykelli mezar taşları

Ali Rıza Özdemir

Toplumların geçiş dönemleri doğum, evlilik ve ölüm olmak üzere üç başlık altında incelenmektedir. Bütün toplumların kültürel yaşamında geçiş dönemleri, renkli törenlere sahne olmakta, her toplulukta değişik maddî kültür unsurları üretilmektedir.

Zazaca konuşan Alevîlerde de, bu geçiş dönemleri ile ilgili birçok tören ve maddî kültür unsuru bulunmaktadır. Bu yazıda başta Tunceli olmak üzere Erzincan, Erzurum, Muş ve Bingöl illerinde yaşayan ve Zazaca konuşan Alevî topluluklarında görülen koç, koyun, dağ keçisi ve at heykelli mezar taşları[i] incelenmiştir.

Anadolu’da koç heykelli mezar taşlarının tarihi

Koç heykelli mezar taşları, Anadolu’da ilk defa 7. yüzyılda görülmeye başlanmıştır. 7. yüzyılda Ermeni tarihçi Moisey Kagankatvasî tarafından yazılan “Ağvan Tarihi” adlı kaynakta Doğu Anadolu ve Azerbaycan arazisinde yurt tutmuş topluluklar şu şekilde anlatılmaktadır: “Bu topluluklar uzun saçlı, mahir ok atan kimseler olup taştan koç, at vb. heykeller yontmakta usta idiler. En büyük ilahlarına Han Tanrı derler[ii].”

Görüldüğü üzere yukarıda sayılan bütün hususiyetler, Türklere ait olan özelliklerdir. Söz konusu kaynakta sözü edilen Türk boyu, tarafımızdan yapılan araştırmada Sabir Türkleri olarak tahmin edilmiştir[iii]. Bu topluluğu Hazar Türklerinden görenler de vardır[iv].

Bu mezar taşlarının 7. yüzyılda yani daha İslâmiyet’in bölgede yayılmadığı dönemlerden itibaren üretilmeye başladığı düşünülürse bunların bir kısmının üzerinde Hıristiyanlığı sembolize edilen işaretlerin bulunması son derece doğal karşılanmalıdır[v].

Sabir Türklerinden sonra bölgede yerleşen ve koç heykelli mezar taşı yontan bir diğer Türk boyu Arap tarihçilerinin Kıpçak dediği Kuman Türkleri olmuştur. Kıpçaklar Anadolu’ya üç göç dalgasıyla gelip yerleşmişlerdir. Birincisinde 10. yüzyılda Bizans devleti tarafından Arap akınlarına karşı sınır boylarına yerleştirildiler. İkincisi 1118-1195 yılları arasında oldu[vi]. Ortodoks mezhebini benimseyen Kuman Türkleri, önce Gürcistan’da yoğunlaştılar, ardından Kür ve Çoruh boylarına ve Çıldır Gölü çevresine yerleştiler[vii]. Buradan da daha güneye Doğu Anadolu’nun kuzeyi ile Karadeniz’in güneydoğu kıyılarına indikleri anlaşılmaktadır. Çünkü bölgede hâlâ koç heykelli mezar taşlarına “Kıpçak mezarı” ya da “Kuman mezarı” denilmektedir[viii]. Üçüncü Kıpçak göçü ise 1239-1240 yıllarında Trabzon’a oldu. Trabzon krallarının en sekçin birliklerini savaşçı Kıpçak Türkleri teşkil ediyordu[ix].

Kıpçaklardan sonra Oğuz Türkleri, Anadolu’ya adeta akın etmeye başladılar. Bilhassa Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hâkimiyet kuran Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletlerinin etkisi büyük oldu. Bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Akkoyunlu Devleti’nin mührü açık şekilde görülmektedir. Bölgedeki birçok tarihî eser Akkoyunlu döneminden kalmadır[x]. Bölgede bulunan koç heykelli mezar taşlarının Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletlerinden kaldığına dair genel bir kanı da bulunmaktadır[xi].

Yapılan araştırmalarda Anadolu’muzun birçok yerinde koç heykelli mezar taşlarına rastlanmıştır. Şimdiye kadar yapılan araştırmalar sonucunda Tunceli, Erzincan, Erzurum, Sivas, Bingöl, Diyarbakır, Malatya, Muş, Erciş (Van), Bitlis, Ağrı, Kars, Iğdır, Reşadiye (Tokat), Akşehir (Konya), Afyonkarahisar, Artvin, Rize[xii], Yüksekova (Hakkâri)[xiii] ve Bayburt[xiv]’ta koç heykelli mezar taşları tespit edilmiştir. Ancak koç heykelli mezar taşları, genel olarak Iğdır-Erzincan ile Van-Rize arasında yoğunlaşmakta, en çok bulunduğu yer ise Tunceli olarak karşımıza çıkmaktadır.

Zazaca konuşan Alevîlerde koç heykelli mezar taşları

Anadolu’da Zazaca konuşan Alevîlerde koç heykelli mezar taşları yaygın şekilde bulunmaktadır. Anadolu’nun diğer yerlerinde bu mezar taşları yerin altında iken, Zazaca konuşan Alevîlerde yerin üstündedir. Diğer bölgelerde kullanımı uzun süre önce terk edilen koç heykelli mezar taşları, Zazaca konuşan Alevîlerde yakın zamana kadar diri şekilde yaşamıştır.

Zazaca konuşan Alevîlerin yaşam sahasında bugüne kadar tespit edilen koç heykelli mezar taşlarının listesi şu şekildedir:

  • Bingöl dağlarının eteklerinde kurulan köy ve mezralarda,
  • Varto, Hınıs, Karlıova ve Suşehri’nde
  • Bingöllerin yamacında olan Kuzik (Görgü), Caneseran (Dağcılar), Şaman (Taşlıyayla), Siğiren (Diktepeler), Köşkar (Yarlısu), Keçan (Seki), Gülükler köylerinde[xv],
  • Tunceli’nin merkez ilçesine bağlı Çılga, Aktoluk, Çalıözü (Vasgirt), Koçpınar, Pınarlar, Aiağı Gülbahçe (A. Kömres), Tozkoporan, Arpalı, Dereköy köylerinde,
  • Tunceli’nin Çemişgezek ilçesine bağlı Oğuzlar, Hıdroz (Hıdır-Oğuz) köylerinde,
  • Tunceli’nin Mazgirt ilçesinin Kupik, Yukari Sindan, İlanlı, Şöbek, Tarpese, Şilik, Ricik, Kurkirik, Kardere, Muhundu, Manekrek, Hodan, Hülüman, Tirkil, Başmezra ve Kale köylerinde,
  • Tunceli’nin Nazımiye ilçesinin Ayranlı köyünde,
  • Tunceli’nin Ovacık ilçesinde,
  • Tunceli’nin Pertek ilçesinin Til ve Zeve köylerinde,
  • Tunceli’nin Pülümür ilçesinin Sağlamtaş ve Süleymanuşağı köylerinde[xvi],
  • Sivas’ın İmranlı ilçesinin Bahadunlu köyünde[xvii],
  • Erzincan’ın Üzümlü ilçesine bağlı Göller köyünde[xviii]

kesin olarak tespit edilmiştir.

Resim: Tunceli’de koç heykelli bir mezar taşı

Şüphesiz bu liste, Zazaca konuşan Alevîlerin kültür coğrafyasında var olan koç heykelli mezar taşlarının çok az bir kısmına karşılık gelmektedir. Yapılan bilimsel ve sistematik incelemeler sonucunda bu listenin en azından birkaç misli daha uzayacağı kesindir.

Koç heykelli mezar taşlarının kaynağı

Yapılan bilimsel araştırmalarda koç heykelli mezar taşlarının Türkistan Türk kültüründen kaynaklandığı ve birçok Türk boyu tarafından yaşatıldığı ortaya konulmuştur. Konuyla ilgili yapılan bütün araştırmalarda da bu hususun ittifakla altı çizilmiştir[xix]. Öyle ki, Zazaca konuşan Alevîlerin yaşam alanlarında bulunan koç heykelli mezar taşları, 5000 yıllık Türk kültürünün en orijinal ürünleri arasında sayılmıştır[xx].

Daha milat öncesinde Türkler, 1000’li yıllarda ölen alplerin mezar taşlarına dağ tekesi, koç, koyun gibi figürler çiziyorlardı. Pazırık kurganlarında lahitler üzerinde bulunan dağ keçileri de bu kültürel unsura örnek olarak verilmektedir[xxi].

Türkler (muhtemelen İskit veya daha düşük bir ihtimal Hun Türkleri) kurganlarına (mezar) mumyalanmış ahşap at heykeli koyuyorlardı[xxii]. Kırgız Türklerine ait kurganlarda ise 7. yüzyıla ait ahşaptan yapılmış koyun heykelleri bulunmuştur[xxiii].

Bugün Alevî Zaza coğrafyasında görüldüğü şekliyle Türklerin koç heykelli mezar taşları, Kök-Türklerden kalma Köl-Tigin mezar külliyesinde de bulunmaktadır[xxiv]. Değerli sanat tarihçisi Emel Esin, oturmuş koç heykellerini Moğolistan’daki Gök-Türk muhitine has görmektedir. Ona göre koç heykelleri, Türk mezarlarının bir hususiyeti olarak, Türklerin göç ettiği yollar boyunca dizilmiş ve Mangışlak’tan geçerek Anadolu’ya kadar uzanmıştır[xxv]

                  Resim: Kök-Türklerden kalma Köl Tigin mezar külliyesinde iki adet mezar taşı
(C. Alyılmaz’dan)

Dede Korkut’un Kazakistan’da bulunan temsili kabrinde de koç heykelli mezar taşı vardır. Moğolistan’da üzerinde tamga bulunan bir koç heykelli mezar taşı değerli bilim insanı Cengiz Alyılmaz tarafından tespit edilmiştir[xxvi].  Yeni Korgan/Kazakistan’da bulunan Horasan Ata türbesinde ve diğer bütün türbelerde de koçbaşı bulunmaktadır[xxvii].

Bunların dışında Askıs Nehri ağzının biraz kuzeyinde bir koyun heykeli ile eski Türk merkezlerinden Minusinsk’te, Türkmenistan’da[xxviii], Altaylarda, Mangışlak’ta, Almaata’da, Azerbaycan ve Nahçivan’da[xxix] çok miktarda koç heykelli mezar taşı tespit edilmiştir.

Koç heykelli mezar taşları, Türklerin yaşadığı ve dağıldığı coğrafyada yaygın şekilde görülmektedir. Doğuda Japon Denizi’nden itibaren Anadolu’nun içlerine kadar yayılmıştır. Hatta bu gelenek, komşu halkları mesela Korelileri[xxx], Gürcüleri ve Ermenileri de kısmen etkilemiştir.

Türk Kültüründe ve Zazaca konuşan Alevîlerde koç motifinin değeri

Türk kültüründe koç, koyun, dağ keçisi ve at gibi hayvanlar önemli yer tutmaktadır. Başta giyim kuşam olmak üzere, süs, mutfak ve ev eşyalarında, savaş, ev ve müzik aletlerinde, at koşumlarında, döğmelerde, tamgalarda ve bengütaşlarda değişik sembol ve tasvirler şeklinde kullanıldığı bilinmektedir[xxxi].

Elbette bunların mukayesesi bizlere birçok ipucu ve bilgi verecektir. Ancak koç heykelli mezar taşları dışında burada sadece Türk kültürü ile Zazaca konuşan Alevîlerde bulunan iki kültürel özellik üzerinde durmakla yetineceğiz.

Bunlardan birincisi Türk toplulukalrının halı ve kilimleri ile Zazaca konuşan Alevîlerin kilimlerinde bulunan koçbaşı damgasının karşılaştırılmasıdır. Türk toplulukalrının halı ve kilimlerinde bulunan koçbaşı damgası ile Zazaca konuşan Alevîlerin kilim ve halılarında bulunan koçbaşı damgası bire bir aynıdır. Hatta bazı Zazacı site ve yayınlarda bu damga, amblem ve figür olarak kullanılmaktadır. Koçbaşı ya da boynuz damgası, Oğuzlar, Avarlar, Kırgızlar, Karakalpaklar, Çuvaşlar, Bulgarlar gibi birçok Türk topluluklarında az değişikliklerle her çeşit malzemeyi süslemek için kullanılmıştır[xxxii].

Resim: Türk halı ve kiliminden koçbaşı damgası
(Mustafa Aksoy arşivinden)

 

Resim: Sovyet Bilimler Akademisinin Altay bölgesindeki Türkler hakkındaki bir kitabının kapağında koçbaşı damgası (Mustafa Aksoy arşivinden)

Zazaca okuma yazma el kitabı kapağı

Resim: Zazalar hakkında bir kitap kapağında koçbaşı damgası
(Mustafa Aksoy arşivinden)

 Resim: Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ambleminde koçbaşı damgası

İkinci husus koç, koyun ve keçi isimlerinin bazı boylara ve aşiretlere verilmiş olmasıdır. Mesela Afşar Türkleri arasında bir kabilenin adı Koçigiri’dir[xxxiii]. Bilindiği üzere Dersim aşiretlerinden biri de Koçgiri adını taşımaktadır. Kazakistan’da Kuday-Berdi-Atagay oymağı içinde bir kabilenin adı Koçkulı’dır[xxxiv]. Yine bilindiği üzere Şeyh Hasanlı aşiretlerine bağlı bir aşiretin adı da Koçuşağı’dır. İşin ilginç tarafı, Koçgiri ve Koçuşağı aşiretleri tarihte önemli isyanların lokomotifi olmuşlardır.

Sonuç

Zazaca konuşan Alevîlerin kültür coğrafyasında güçlü şekilde görülen koç heykelli mezar taşları, Türk kültürünün bir parçasıdır. Kaynağı kadim Türk kültürüdür. Türk kültür coğrafyasının bir parçası olan Zazaca konuşan Alevîlerin yaşam alanlarında bu mezar taşları yakın zamana kadar yaşayarak bugüne kadar ulaşmıştır.

Doğa koşullarının gücü karşısında ve bilinçsiz insanlarımızın zararlarıyla gittikçe tahrip olan koç heykelli mezar taşlarının tespiti, koruma altına alınması ve bilimsel bir dökümünün çıkarılması zorunlu hâle gelmiştir. Sadece Anadolu’dakiler değil, bütün Avrasya’ya yayılan koç heykelli mezar taşlarının tespit edilip, bunların bütün özelliklerinin bilhassa yaşlarının tespit edilmesi, birçok soruya da ışık tutacak hatta bazı hususlarda kesin cevap teşkil edecektir. Ayrıca bu mezar taşları üzerinde bulunan şekil ve sembollerin, uzmanlar tarafından incelenerek köklerinin aydınlatılması her bakımdan faydalı olacaktır.

Zazaca konuşan Alevîlerin kültürü tam olarak tespit edildiğinde ve kadim Türk kültürü ile karşılaştırıldığında daha güçlü benzerlikler bulunacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır.

[i] Yazımız boyunca kolaylık olması bakımından koç, koyun, dağ keçisi ve at heykelli mezar taşlarından “koç heykelli mezar taşları” şeklinde bahsedeceğiz.

[ii] Komisyon, Türk Millî Bütünlüğü İçerisinde Doğu Anadolu, Boğaziçi Yayınları, Ankara, 1992, s.3

[iii] Detaylar için bkz.: Ali Rıza Özdemir, Koç Heykelli Mezarların İzinde: Zazalar ve Türklük, Kripto Yayınları, Ankara, İkinci baskı, 2010, s.79-86

[iv] Dr. Yunus Berkli, “Erzurum’da Yeni Bulunan Haç Motifli Koç Heykelinin Düşündürdükleri”, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı: 34, Erzurum, 2007, s.228-229

[v] Bunlardan birisi için bkz: Dr. Yunus Berkli, “Erzurum’da Yeni Bulunan Haç Motifli Koç Heykelinin Düşündürdükleri”, s.215 vd.

Böyle olmakla birlikte bu taşların yaşı tespit edilerek daha sağlıklı sonuçlar elde edilebilir. Çünkü bugün bizim haç olarak bildiğimiz işaret, eski bir Türk tamgasıdır.

Bir örnek için bkz.: Dr. Cengiz Alyılmaz, (Kök)Türk Harfli Yazıtların İzinde, Karam Yayınları, Ankara 2007, s.71

[vi] Detaylar için bkz.: Ali Rıza Özdemir, Koç Heykelli Mezarların İzinde: Zazalar ve Türklük, s.79 vd.

[vii] Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu, Yukarı Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1992, s.104 vd.

[viii] Prof. Dr. Abdulhalûk M. Çay, Türk Millî Kültüründe Hayvan Motifleri (Koyun ve Keçi Etrafında Oluşan Gelenekler), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1990, s.257

[ix] İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, Ötüken Yayınları, Ankara, 2003, s.191

[x] Detaylar için bkz.: Doç. Dr. Hazma Keleş, “Anadolu’da Akkoyunlu Kültür Mirası: Tarihî Eserler”, www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/0%204hamza_keles.pdf

[xi] Ertuğrul Danık, Koç ve At Şeklindeki Tunceli Mezartaşları, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1990, s.29 vd.

[xii] Bunların tam envanteri için bkz.: Prof. Dr. Abdulhalûk M. Çay, Türk Millî Kültüründe Hayvan Motifleri (Koyun ve Keçi Etrafında Oluşan Gelenekler), s.257

[xiii] http: //www.kenthaber.com/dogu-anadolu/hakkari/merkez/Rehber/anit-ve-heykeller/hakkari-koc-heykelleri

[xiv] http: //www.kanalahaber.com/koc-heykeli-calindi-mi-haberi-55435.htm

[xv] Mehmet Şerif Fırat, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1983, s.63

[xvi] Bunların tam envanteri için bkz.: Prof. Dr. Abdulhalûk M. Çay, Türk Millî Kültüründe Hayvan Motifleri (Koyun ve Keçi Etrafında Oluşan Gelenekler), s.46 vd.; Ertuğrul Danık, Koç ve At Şeklindeki Tunceli Mezartaşları, birçok yer.

[xvii] http: //bahadun.blogspot.com/

[xviii] Tarafımızdan tespit edilmiştir.

[xix] Bunların büyük kısmını içeren bir liste için bkz.: Dr. Yunus Berkli, “Erzurum’da Yeni Bulunan Haç Motifli Koç Heykelinin Düşündürdükleri”, s.215 vd.

[xx] Prof. Dr. Abdulhalûk M. Çay, “Tunceli Mezartaşları ve Türk Kültüründeki Yeri”, Türk Kültürü İbrahim Kafesoğlu Armağanı, Ankara, 1985, s.15,

[xxi] Prof. Dr. Abdulhalûk M. Çay, Türk Millî Kültüründe Hayvan Motifleri (Koyun ve Keçi Etrafında Oluşan Gelenekler), s.37

[xxii] “Altay-Mumya Savaşçısı” Atlas Dergisi, Sayı: 164, Kasım 2006

[xxiii] Dr. Yunus Berkli, “Erzurum’da Yeni Bulunan Haç Motifli Koç Heykelinin Düşündürdükleri”, s.220

[xxiv] Dr. Cengiz Alyılmaz, Orhun Yazıtlarının Bugünkü Durumu, Kurmay Yayınları, Ankara, 2005, s.86-87

[xxv] Emel Esin, “Ötüken İllerinde M. S.Sekizinci ve Dokuzuncu Yüzyıllarda Türk Abidelerinde San’atkar Adları”, Türk Kültürü El Kitabı, Cilt II, Kısım Ia, İstanbul, 1972.

[xxvi] Dr. Cengiz Alyılmaz, (Kök)Türk Harfli Yazıtların İzinde, Karam Yayınları, Ankara 2007, s.71

[xxvii] Dr. Mustafa Aksoy, “Mezar Taşları”,

 http: //www.mustafaaksoy.com/default.asp?inc=mzrtas

[xxviii] Prof. Dr. Abdulhalûk M. Çay, Türk Millî Kültüründe Hayvan Motifleri (Koyun ve Keçi Etrafında Oluşan Gelenekler), s.37-38

[xxix] Dr. Mustafa Aksoy, “Mezar Taşları”,

 http: //www.mustafaaksoy.com/default.asp?inc=mzrtas

[xxx] Prof. Dr. Abdulhalûk M. Çay, Türk Millî Kültüründe Hayvan Motifleri (Koyun ve Keçi Etrafında Oluşan Gelenekler), s.38

[xxxi] Prof. Dr. Abdulhalûk M. Çay, Türk Millî Kültüründe Hayvan Motifleri (Koyun ve Keçi Etrafında Oluşan Gelenekler), s.25-35

[xxxii] Nejat Diyarbekirli, Hun Sanatı, İstanbul, 1972, s.92.

[xxxiii] L. N. Lezina-A. V. Superanskaya, Bütün Türk Halkları, Selenge Yayınları, İstanbul, 2009, s.363

[xxxiv] L. N. Lezina-A. V. Superanskaya, Bütün Türk Halkları, s.363

 

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları